107 yıllık lezzet!

107 yıllık lezzet!
Soyadları ''güllaççı'' Kütahya'da yaşayan Güllaççı ailesi, dedelerinin Osmanlı Sarayı'nda öğrendiği güllacı 1903 yılından bu yana yapıyor....

Güllaşçı ailesinin dördüncü nesil ferdi Hamdi Güllaşçı (54), yaptığı açıklamada, özellikle ramazan aylarının vazgeçilmez tatlısı güllacın üretimini 107 yıldır sürdürdüklerini bildirdi.
Babasının dedesi Güllaşçı Ahmet'in, 2. Abdülhamit döneminde Osmanlı Sarayında aşçı yamağı olarak çalıştığını, güllaç yapmayı da burada öğrendiğini belirten Güllaşçı, onun daha sonra 1903'te Kütahya'da güllaç imalatına başladığını söyledi.
Güllaşçı, babasının dedesinin saray mutfağında öğrendiği güllaç yapımının atalarının ve kendilerinin kaderini değiştirdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
''Dedemin babası saraydan Kütahya'ya döndüğünde orada öğrendiği güllaç tatlısından birkaç kez yapıp eşine dostuna ikram ediyor. Çok beğenilince bu işten para kazanabileceğini hissetmeye başlıyor. Kendi çapında yılın bir iki ayında, özellikle ramazanlarda ve kış günlerinde bu işi yapıyor, 1903'te ise imalathanesini açıyor. Böylece Güllaşçı Ahmet diye anılmaya başlıyor. Bu iş sonraki yıllarda önce dedeme, ondan babama intikal ediyor. Onlar da biraz biraz geliştiriyor. Pazarlamayı Kütahya ile sınırlı tutmayıp Afyonkarahisar, Uşak, Eskişehir'e dağıtıyorlar. Tabi bundan 40-50 yıl önce nakliye şartları şimdiki gibi değil. Çocukluğumda küfelerle istasyona götürürdük, sipariş edilen yere yere trenle giderdi. Ramazandan bir hafta önce verdiğimizde ramazanın 15'inde ulaşırdı.''
14 kişinin çalıştığı fabrikada her gün 300-350 kilogram arasında tatlı yapılmaya hazır güllaç yaprağı ürettiklerini ve Almanya, Mısır, Hollanda, Tunus, Rusya, KKTC'ye ihraç edip yurt içinde Orta ve Doğu Karadeniz hariç tüm bölgelere pazarladıklarını ifade eden Güllaşçı, ''Almanya'daki gurbetçilerimiz sayesinde Alman vatandaşları da güllacı çok sevdi. Özellikle buradan yoğun talep alıyoruz'' dedi.

-''RAMAZAN BİTİNCE KİMSENİN AKLINA GELMİYOR''-
Güllaşçı, güllacın son yıllarda özellikle ramazan aylarında yoğun şekilde tüketildiğini, yılın diğer 11 ayında pek rağbet görmediğini bildirdi.
Önceden ramazan ayı kış mevsimine rastlayınca 6'şar ay süreyle tatil bölgelerindeki otellere ve ramazanda tüketilmek üzere stok yaptıklarını, ancak ramazan yaza denk geldiği için birkaç yıldır 10-11 ay sadece ramazan süresince hem piyasaya hem otellere satış yapabildiklerini anlatan Güllaşçı, şunları kaydetti:
''Güllaç bilhassa ramazan gelince popüler bir tatlı oluyor ama ramazan bitince kimsenin aklına gelmiyor. Ramazan bitince satışı biter, bayramda dahi yenmez. 11 ay stok yapıp ramazana bir ay kala dağıtım yapıyoruz. Biz istiyoruz ki, güllaç ramazandan sonra da baklava, tulumba, tel kadayıf nasılsa öyle güncelliğini korusun. Aslında güllaç çok hafif bir tatlı. Baklava gibi yağ oranı çok değil, sadece sütteki yağı var. Hazmı çok kolay. Hatta, (Akşamdan yedim güllaç, sabah karnım yine aç) diye bir söz bile var. Öyle olunca ramazanda daha çok tercih ediliyor. Ramazanda 30 gün güllaç yiyen müşterilerim bile var. Her nedense satışı ramazandan sonra duruyor. Belki aş eren bir hamile kadın isterse talep ediliyor.''
Güllaşçı, Soyadı Kanunu çıkmadan önce bu mesleği yapmaya başladıkları için ailesinin bu soyadını aldığını belirterek, ''Soyadı Kanunu çıkınca bir büyüğümüze ne iş yaptığını sormuşlar. O da güllaç yapımıyla uğraştıklarını söylemiş. (Öyleyse sizin soyadınız Güllaşçı olsun) demişler. Soyadımızı sonradan değiştirdiğimizi düşünüyorlar ama çakma değil, gerçek soyadımız Güllaşçı'' diye konuştu.
-MERDİVEN ALTI ÜRETİM-
Güllaşçı, merdiven altı üretimin kanun ve nizamlara uygun çalıştırılan birçok sektördeki işletmeyi olduğu gibi kendilerini de zor durumunda bıraktığını anlattı.
Güllaca talep sadece yılın bir ayı olduğu için merdiven altı üretim yapanların sağlıksız koşullarda ürettiği malları kısa sürede piyasaya verdiğini dile getiren Güllaşçı, şöyle dedi:
''Bu merdiven altı üretim öyle bir şey ki, mesela 60 gram kağıt ambalaja 180-190 gram güllacı koyup 350 gram diye satıyorlar. Hiçbir şekilde denetim yok. Biz devletimizin belirlediği her ölçüte uyalım derken büyük sıkıntılar yaşıyoruz. 11 ay bu işin sıkıntısını çekiyoruz. Bir ay satışımız oluyor, onda da devlet olarak merdiven altına denetim yapılmıyor. Para kazanacağımız zaman mantar gibi bitiyorlar. Bunlar devlete vergi vermiyor, sağlıksız koşullarda üretim yapıyorlar. Bunu vatandaşa satış yapanların da denetlemesi lazım. Bazı marketler ucuz diye alıyor, bakıyorsunuz içinden çamur gibi güllaç çıkıyor. Albenisi, ambalajı çok güzel ama içindeki güllaç değil. Yani tüketiciden önce pazarlayanın dikkat etmesi lazım.''

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com