2 Bin Metrede Tabancayla Savaştılar

2 Bin Metrede Tabancayla Savaştılar
Osmanlı Devleti'nin havacılığa daha başından önem vermesine rağmen, Çanakkale Savaşı başladığında bu cephede tek uçağı vardı.

Çanakkale Cephesi'nde tayyarelere önemli görevler verileceğinin ilk işareti kısa sürede verildi. Bölgede bulunan Royal Ark uçak gemisindeki 12 uçağa ilaveten 24 Mart 1915 tarihinde Binbaşı Charles Samson komutasında 18 uçaktan oluşan Kraliyet Deniz Hava Servisi'nin (R.N.A.S) 3. Filosu da bölgeye sevk edildi. Bu esnada Türk tarafında Çanakkale'ye tahsis edilen diğer iki uçak da mart sonunda bölgeye getirilerek Türk hava gücünün ilk cephe birliği olan “1'inci Osmanlı Uçak Bölüğü” kuruldu. 25 Nisan günü düşman kuvvetleri karaya asker ihraç etmeye başladı. Çıkartma günü bölgede görevlendirilen müttefik uçak sayısı İngilizlere ait 20, Fransızlara ait 10 ve Royal Ark'taki 12 olmak üzere 42 uçağa yükseldi.

Havada tabancayla savaştılar

2 Mayıs 1915'te Alman Pilot Yüzbaşı Serno ilk uçuşlardan birini gerçekleştirdi. Seddülbahir üzerinde keşif ve bombalama yapmak isteyen Serno'ya bölgede uçuş yapan bir düşman uçağından tabanca ile ateş açıldı, Serno da otomatik tabanca ile mukabele ederek Seddülbahir üzerinde ilk “hava muharebesi” yapılır. O günlerde uçaklarda kullanılan silahların başında bombalar gelmekle birlikte, özellikle konserve kutularına yerleştirilmiş 100-150 tane çelik çividen oluşan fleşetler de uçaktan aşağıya atıldığında etkili oluyordu. Ancak, uçakların havada karşılaşmaları durumunda birbirlerine karşı sadece tabanca veya tüfek gibi ateşli silahlar kullanmaktan başka alternatifleri bulunmuyordu. Her ne kadar makinalı tüfeklerin uçaklara yerleştirilmesi düşünülse de öne doğru ateş eden makinalı tüfeklerin uçaklara yerleştirilmesinde yaşanan en büyük sıkıntı makinalı tüfeğin mermi atış sıklığı ile uçağın pervanesinin senkronize edilememesi idi. Bu silahı savaşın ilk günlerinde cephede kullanma imkânı olmamış, ancak 1915 sonuna doğru mümkün olmuştu.
Temmuz ayında müttefik kuvvetlerinin makinalı tüfeklerle donatılmış ve oldukça yeni 55 uçağına karşılık, Osmanlı 1. Uçak Bölüğü'ndeki silahsız faal tayyare sayısı ortalama üçtü. Düşman uçaklarıyla karşılaşıldığında da eldeki sınırlı sayıda uçağın kaybedilmemesi için çatışmaya girmemeye dikkat edilirdi.

İngiliz başkumandana hava

İstihbarat elemanlarının verdiği bilgilere göre İngiliz kuvvetlerinin başkomutanı Ian Hamilton'un karargâhı İmroz Adası, Kefalo Koyu'nda bir yattaydı. 18 Temmuz'da Deniz Yüzbaşı Hüseyin bölgeye giderek beş adet bomba attı. İlk iki bomba yatın yakınına düşmüş, diğer üç bomba da başka bir gemiye isabet etmişti. Neticesi istenildiği gibi olmasa da moral motivasyon açısından önemli bir taarruzdu ve Galata'ya da hasarsız dönüldü.
Aylar geçti ve cephedeki savaş kilitlendi. Kışın gelmesiyle şiddetli rüzgâr ve yağışlar uçakların faaliyetlerini engellemeye başladı. 14 Aralık günü İmroz Adası üzerinde yapılan bir uçuş sırasında Hamilton'ın yatının yerinde olmadığı, kıyıdaki çadırların ve balon hangarlarının sökülmüş olduğu rapor edilse de, çekilme durumu kara gözcüleri tarafından teyit edilemedi. Bunun da en önemli sebebi İngiliz birliklerinin çekilme faaliyetleri sırasında uyguladığı aldatma hareketleriydi. Ocak ayının ilk günlerinde Serno ile cepheye gelen Alman Hava Birlikleri Müfettişi Binbaşı Siegert bölge üzerinde keşif uçuşu yaptı. O uçuşa dair Binbaşı Siegert'in değerlendirmeleri Yüzbaşı Körner'in not defterine “Binbaşı Segert, .... üç gün içinde İngilizlerin çekip gideceğini söyledi” şeklinde yansıdı. Siegert durumu 8 Ocak 1916'da Enver Paşa'ya arz etti. Ertesi gün Binbaşı Siegert İstanbul'a gelen bir telgrafta şu satırları okudu: “Allah'ın yardımıyla bugün Gelibolu'da bir tek İngiliz ve Fransız yok.” Sonra bu telgrafı günlüğüne geçirdi ve altına şu cümleyi ekledi: “Allah'ın yardımıyla 30 bin esir alabilirdiniz.”

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com