"20 milyar dolarlık hırsızlıktan vazgeç"

"20 milyar dolarlık hırsızlıktan vazgeç"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında milletvekillerine seslendi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan’a seslenerek, “Eğer sen Deniz Feneri hamileri için, fitre, kurban, zekat hırsızlarının kankası olmaktan vazgeçersen, yetmiyor, iki; yalan ve iftira atmaktan artık vazgeçersen, o da yetmiyor, üç; cami soyguncularından hesap sorarsan, ihale soyguncularından hesap sorarsan ve o eğitim yasasının içine koyduğun o 20 milyar dolarlık hırsızlıktan vazgeçersen, söz veriyorum Diyanet İşleri Başkanı için kullandığım ‘onurlu bir Başkan’ ifadesini senin için de kullanacağım ve 'Onurlu bir Başbakan' diyeceğim” dedi.

Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, bu hafta Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan gazeteci-yazar Soner Yalçın’ın “Samizdat” adlı kitabını okuduğu ifade etti. Bu kitabın “Silivri Toplama Kampının” artık bir akademiye dönüştüğünü “gösterdiğini belirten Kılıçdaroğlu, Yalçın’ın kitabındaki “Benim ülkemde, düşünce hayatın düşmanı, kötülüğün simgesi olarak görünür. Düşünsel değerlere tutkuyla bağlı, soru soran, arayan, kovalayan zihne sadece düşmanlık edilir. Düşünen insanın korunağı yoktur. Benim ülkemde, iktidar ve güç uğruna hiçbir şeyden çekinmeyen her zorba güç, yalnızca kendi isteğinin onaylanmasını, gururunun okşanmasını ister. Benim ülkemde, kafasıyla değil, ağzıyla konuşan yorumcular, açıklayıcılar, gerçekleri başka kalıplara sokarak özgürlüğü çürütmenin gönüllü aracılığını yaparlar. Benim ülkemde, bir gazeteci - yazar hapse atılarak yayınevine, gazetesine baskı yapılarak, sonsuza kadar sessizliğe, unutuşa mahkum edilmeye çalışılır. Ama benim ülkemde, gerçekler de inatçıdır. Mutlaka yazılır” cümlelerini okudu.
“Onun kavgası bizim kavgamız” diyen Kılıçdaroğlu, “Soner Yalçın, hiç üzülme, ben ‘Yalçın gibi adam, kaya gibi adam’ dediysem, benim bir bildiğim var. Sen kaya gibi adamsın, yürekli adamsın. Her zaman bu toplum seni şükranla anacaktır” dedi.

YURTTAŞTAN İLETİ

Konuşmasında zamlara tepki gösteren Kılıçdaroğlu, bir yurttaşın kendisine bir ileti gönderdiğini belirterek, “Diyor ki; biz üç kişilik bir aileyiz. Mutfak aylık harcamalarını veriyor, mutfak gideri 250 TL, ısınma gideri 100 lira, kira 150 kira, tüp 60 lira, elektrik 65 lira, su 22 lira, iletişim 40 lira, ekmek 36 lira, çocuk bezi, mama, süt 120 lira, giyim 60 lira, ilaç hastane 20 lira, pazar 120 lira. Toplam 953 lira. Ben diyor, şoförüm, elime geçen 750 lira. Her ay 203 lira açık veriyorum. Ben bu maaşla geçinmeyi başarıyorum, bu yüzden tebrik ediyorum diyor. Biz bu yurttaşın halinden söz ediyor muyuz, Başbakan bu yurttaşın halini soruyor mu, hayır sormuyor. Çünkü o köşkünde villasında oturuyor, keyfi yerinde. Dostlarının keyfi yerinde, dünyalıkları tamam. Peki ya vatandaşın, çiftçinin esnafın durumu ne? Bunları görmüyorlar. Bunları anlatmak bizim görevimiz” dedi.

“17 YAŞINDAKİ ÇOCUK DEDESİNİN MAAŞINI ALABİLSEYDİ BU CİNAYETİ İŞLEMEYECEKTİ”

Gaziantep’te hasta yakını tarafından öldürülen Doktor Ersin Arslan olayına da değinen Kılıçdaroğlu, “17 yaşındaki bir çocuk geldi bu doktoru öldürdü. Maktule bakıyorsunuz, 17 Yaşında bu çocuk kim? 84 yaşında bir dedesi var, kanserden vefat ediyor. Ölümünden emekli aylığı için bankaya gidiyor, çekemiyor. Emekli aylığını çekememenin gerekçesi olarak gidiyor, gidip doktoru öldürüyor. Türkiye bu noktada. Recep Tayyip Erdoğan bunu duysun, ne oluyor bu ülkeye, insanlar niçin hale geldi? O 17 yaşındaki çocuk dedesinin maaşını alabilseydi bu cinayeti işlemeyecekti. Bu yapıyı acaba Recep Tayyip Erdoğan tahlil edebiliyor mu? AKP milletvekillerinin vicdanına sesleniyorum, böyle bir tabloyu siz nasıl uygun görüyorsunuz?” dedi.

"SAYIN BAŞBAKAN, DOKTORLAR SENİN DİLİNDEN ANLAMIYORLAR”

Başbakan Erdoğan’ın Doktor Ersin Arslan’ın katledilmesinden sonra, görüşü ne olursa olsun, Türkiye’deki büyün doktorlar ve sağlık çalışanlarının en demokratik şekilde haklarını arayarak, yürüyüş yaptıklarını belirten Kılıçdaroğlu, “Sayın Başbakan çıkıyor, tarihe not düşmek için, utanç verici bir dönemin, ilkel bir düşünceyi sizin önünüze koymak için söylüyorum. Diyor ki, ‘Doktor Ersin Arslan’ın ölümünün ardından yapılan yürüyüşü kınıyorum’. İleri demokrasi diyor, demokrasi diyor, darbecilik diyor. Yürüyüş yapmışlar, cinayete kurban giden arkadaşlarının haklarını arıyorlar. En azından acıyı paylaşıyorlar, sen o acıyı paylaşan doktoru, ebeyi, hemşireyi, sağlık çalışanının tamamını kınıyorsun. Kafaya bakın siz. Demokrasi kültürünü bırakın, samimi söylüyorum, vicdan yok, vicdan muhasebesi yok” diye konuştu.

Sağlıkta Türkiye’nin geldiği nokta açısından, sağlıkla ilgili özel gündem belirleyeceklerini belirten Kılıçdaroğlu, “Dayakla kötekle, insan öldürmekle bir yere varılmaz. Diyordu ya Sayın Başbakan ‘Hangi dilden anlıyorlarsa o dilden konuşacağız’. Sayın Başbakan doktorlar senin dilinden anlamıyorlar” dedi.

“BİZ, HIRSIZLIKLA YOLSUZLUKLA, KURAN’I VE HZ. MUHAMMED’İ BİR ARAYA GETİRMEYİZ"

Kılıçdaroğlu, eğitimde 4+4+4 modeliyle, 20 milyar dolarlık yolsuzluk yapılacağını iddialarını tekrar gündeme getirdi. Başbakan’a haftalardır kürsüden “Arkadaş sen 20 milyar dolarlık ihaleleri Kamu İhale Yasasının dışına niye çıkardın?” diye sorduğunu, ancak hala cevap alamadığını belirten CHP Lideri “Kaç haftadır soruyorum, tık yok. Ne yapıyor, bağırıp çağıyor. Vay efendim ‘Siz Kuran’a karşısınız’. 20 milyar dolarlık ihale ile Kuran’ın ne alakası var? ‘Siz camilere karşınız’. 20 milyar dolarlık ihale ile camilerin ne ilgisi var? ‘Efendim, siz Hz. Muhammed’e karşınız’. 20 milyar dolarlık hırsızlık ile Hz. Muhammed’in ne ilgisi var? Biz Hz. Muhammed’i de sayarız, Kuran’ı Kerim’e de saygı gösteririz. Bizim bu konularda hiçbir tereddüdümüz yok. Ama biz hırsızlıkla yolsuzlukla, Kuran’ı ve Hz. Muhammed’i bir araya getirmeyiz. Yolsuzluk yapacaksın, kılıfını hazırlayacaksın, kanun maddesi düzenleyeceksin, biz İtiraz edeceğiz, sen hemen Kuran’a sarılacaksın. Sen bırak din iman edebiyatlarını. Senin din iman edebiyatı yaparak köşeyi nasıl döndüğünü en iyi ben bilirim. Senin kirli çamaşırlarının hepsini dökerim ortaya ben. İstanbul Belediye Başkanlığı yaptığın dönemde, bütün belgeleriyle, raporlarıyla ortaya koyarım ben” dedi.

Başbakan Erdoğan’a meydan okuyan Kılıçdaroğlu, “Ben SSK Genel Müdürlüğü yaptığım dönem, o da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı artı Başbakanlık yaptığı dönemle ilgili olarak yüreği varsa, kendisine güveniyorsa devletin arşivleri elindedir, karşıma çıkar. Çıkar mı? Önce yürek lazım, temiz olması lazım bir adamın karşıma çıkması için. Temiz olmayan adam karşıma çıkabilir mi? Kalkmış ahkam kesiyor” diye konuştu.

"“TİPİK BİR AHLAKSIZLIK”

Kılıçdaroğlu, “Size altın değerinde bir bilgi vereceğim” derken, Başbakan herhangi bir konu hakkında bağırarak konuşuyorsa orada ya bir yolsuzluğun, ya da bir kanunsuzluğun olduğunu söyledi. Geçtiğimiz grup toplasında da Diyanet İşleri Başkanı için Konya’daki Ulu Cami ile ilgili iddialara yanıt verirken, “onurlu bir din adamı olarak, bunları açıkla” ifadelerini kullandığını fakat Başbakan Erdoğan tarafından bu sözlerinin çarpıtıldığını belirten Kılıçdaroğlu, Başbakan’a bu kez de “iftira makinesi” dedi. Kılıçdaroğlu, “Efendim, diyor, ‘Siz Diyanet İşleri Başkanına hakaret etmişsiniz, onun şerefiyle oynamışsınız. Ya bir insan bu kadar çarpıtmayı nasıl yapabilir? Tipik bir ahlaksızlık, tipik bir iftira” dedi. Kendisinin Diyanet İşleri Başkanına ve kamuda görev yapan, Merkez Bankası Başkanına da, BDDK Başkanına da, Gelir İdare Başkanına da saygı duyduğunu söyleyen, böyle bir çarpıtmayı “kuldan, Allah’tan korkmayanların” yapacağını ifade etti.

“20 MİLYAR DOLARLIK HIRSIZLIKTAN VAZGEÇERSEN, SÖZ VERİYORUM SANA ‘ONURLU BİR BAŞBAKAN’ DİYECEĞİM”

Başbakan Erdoğan’a bir çağrıda bulunduğunu ifade ederek, Erdoğan’ın “Sen Diyanet İşleri Başkanını bırak, ona söylediklerini bana söyle’ dediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Yani bana söyle ki, onurlu bir Başbakan’a söyle. Sana söylemem kusura bakma. Ama ne söylerim, bir; eğer sen Deniz Feneri hamileri için, fitre, kurban, zekat hırsızlarının kankası olmaktan vazgeçersen, yetmiyor, iki; yalan ve iftira atmaktan artık vazgeçersen, o da yetmiyor, üç; cami soyguncularından hesap sorarsan, ihale soyguncularından hesap sorarsan ve o eğitim yasasının içine koyduğun o 20 milyar dolarlık hırsızlıktan vazgeçersen, söz veriyorum Diyanet İşleri Başkanı için kullandığım ‘Onurlu bir Başkan’ ifadesini senin için de kullanacağım ve “onurlu bir Başbakan” diyeceğim” ifadelerini kullandı.

“YAŞAMIM BOYUNCA HİÇ KİMSENİN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKMEDİM”

Erdoğan’ın kendisini için “Süleyman Demirel’in önünde diz çökmüş” dediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Şunu herkesin bilmesini isterim, yaşamım boyunca hiç kimsenin, hiçbir makamın önünde diz çökmedim. Recep Tayyip Erdoğan’a bir tavsiyem var. Benim Genel Müdürlük yaptığım dönemde, iki bakan hariç bütün bakanlarla kavga ettim ben çünkü diz çökmedim” dedi. Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’a “Ama ben senin kimin önünde diz çöktüğünü çok iyi biliyorum” derken, Başbakan Erdoğan’ın Kutbettin Hikmetyar ile birlikte fotoğrafının bulunduğu gazete kupürünü gösterdi. CHP Lideri, “Ne diyordu, ‘biz kimsenin önünde diz çökmeyiz’ diyordu. Bu ne? Biz bunu unuttuk mu sanıyorsun” diye konuştu.

“SEN HALA O ÇÖKTÜĞÜN NOKTADASIN”

Kılıçdaroğlu, ardından 4 milyon TL yolsuzluk yapıldığını iddia ederek, Süleymaniye Cami’nin onarıldıktan sonra, Kurban Bayramı’nda açılışı yapılırken çekilen bir fotoğrafı göstererek, “Diyanet İşleri Başkanını görüyor musunuz, ben de görmüyorum. Tayyip Bey’in kafasının arkasında bir beyaz sarık var. Diyanet İşleri Başkanına sözde bunlar önem veriyor. Cami açılışını yapıyorsunuz kardeşim, bari Diyanet İşleri Başkanını aranıza alın, almıyorlar” dedi. Kılıçdaroğlu, onarımının ardından Hacı Bayram Camii’nin açılışından da bir fotoğraf gösterirken, Diyanet İşleri Başkanının yine arada elini zorla uzattığını ifade ederek, “Şimdi ben Diyanet İşleri Başkanına ‘onurlu bir insan olarak’ diyorum, sözlerimi çarpıtıyorlar ve diyorlar ki ‘Sen Diyanet İşleri Başkanına söylediğini bana söyle’, az önce de söyledim, sen ağzınla kış tutsan bu yolsuzlukların devam ettiği sürece sana ‘Onurlu bir Başbakan’ demeyeceğim. Sen git Hikmetyar’ın dizinin dibinde çök, sen hala o çöktüğün noktadasın. Seni o noktaya ben mahkum ettim, sen o noktadan çıkmazsın. Çünkü senin kafanda çağdaş bir düşünce yok, demokrasi yok. Sen karanlığa mahkumsun. Türkiye’yi bu hale getiren senin o diz çökmendir” diye konuştu. (NSK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com