2008'den kötü olacak

2008'den kötü olacak
Kütahya'da konuşan Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Ekrem Keskin, 2009 yılına göre 2010 yılında Türkiye'nin de aralarında olduğu gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ülkelere göre daha şanslı olduğunu söyledi.

Kütahya'da konuşan Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Ekrem Keskin, 2009 yılına göre 2010 yılında Türkiye'nin de aralarında olduğu gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ülkelere göre daha şanslı olduğunu söyledi.

Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Ekrem Keskin, 2010 yılında gelişmekte olan ülkelerin sermaye açısından avantajlı olacağını, bu ülkeler arasında yer alan Türkiye'nin de dış sermayeden istifade edeceğini vurguladı. Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası'nın (KUTSO) Aralık dönemi meclis toplantısında konuşan Keskin, Dünya'da ve Türkiye'de yaşanan ekonomik kriz, finansal sıkıntılar, bankacılık sektörü, ekonomik büyüme gibi konularında meclis üyelerine detaylı bilgiler aktardı.
Finans sektörünü kurtarma ve sektörün yeniden çalıştırılması konusunda Dünya'nın oldukça ateşli bir gündemi olduğunu, bankacılık sektöründe yaşanan bu sıkıntının ülkemizde çok fazla hissedilmediğini hatırlatan Keskin, “Finansal sıkıntı çok sayıda ülkenin bankacılık sektörünü ayakta tutmak hükümet gündeminin bir numaralı gündeminde. Sadece bankacılık sisteminin kurtarılmasıyla çalışmıyorlar.
Ayrıca gelişmiş ülkelerde artık ekonomilerin denge durumunda olan finansal sektörün yeniden işlevsel hale gelmesi için bütün kaynaklarını seferber etmiş durumdalar” dedi.
Dünyada ikinci gündem maddesinin “küçülmenin sınırlandırılması” ve yeniden büyümeye başlayabilmek olduğunu söyleyen Doç. Dr. Keskin, küçülmenin ekonomik sorunlar yanında siyasal ve sosyal açıdan da sorunları beraberinde getirdiğini vurguladı.

“İŞSİZLİK, TALEBİ DARALTIYOR”
Gündemdeki üçüncü sorunun ise işsizliğin azaltılması olduğunu belirten Keskin, çok sayıda ülkenin tarihlerinde görmedikleri işsizlik oranlarıyla karşı karşıya olduklarını, bunun da iç talepleri önemli ölçüde daralttığını söyledi.
Enflasyon yaratmadan büyümek için Dünya'nın çıkış yolları arandığını da vurgulayan Doç. Dr. Keskin, “Hepsinin korkusu şu: Acaba çıkışı erken başlatırsak yeniden sıkıntıya düşer miyiz veya çıkışı çok uzun dönemde sürdürürsek acaba büyütmeyi başaramaz mıyız? Bu çalışmalar gündemin son derece hareketli konusu. Türkiye'nin burada önemli bir şansı var.
Türkiye bu tartışmaların göbeğinde G20 ülkeleriyle birlikte bu gelişmelere yön vermeye çalışıyor” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE ŞANSLI”
Türkiye'nin bankacılık sektörü ve finansal sektörünün şu anda işlevini sürdürüyor olmasının ayrı bir şans olduğunun altını çizen Keskin, (IMF'in son raporuna göre) büyümenin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki sıralarına bakıldığında 2000'li yıllardan itibaren, gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelerden kısmen ayrıldığını ve daha iyi performans sergilediğinin gözlendiğini ifade ediyor. “Buna karşılık hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde 2009 yılında ciddi daralmalar var fakat dikkatinizi çekmek istediğim 1970'li yıllardan bu yana dünya ekonomisinin görmediği, yaşamadığı ciddi bir daralma yaşanmış” diyen Keskin, gelişmekte olan ülkelerde daha fazla olmak üzere 2010 yılında 2009 yılına göre büyüme görüleceğini, ancak 2006, 2007 ve 2008 yılları kadar iyi olmayacağını ifade ediyor.

BÜTÇE AÇIĞINDA HIZLI BÜYÜME
Türkiye'nin gelişmiş ülkelere nazaran şanslı olmasına rağmen, işsizliğin artmasının, bütçe açığındaki hızlı büyümenin ve bor stoklarındaki artışın gündemde olduğunu hatırlatan Keskin konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ekonomik faaliyet küçüldü, işsizlik arttı. Enflasyon ve değer faiz olanları düştü. Bütçe açığı ve iç borç çevirme oranı yükseldi. Sermaye oranı azaldı. Türk lirasına talep güçlü kalmaya devam etti ve finansal sektör işlevini devam ettirdi. Bundan önceki yaşadığımız sıkıntılı yıllara göre Türkiye'yi ayıran en önemli özellik ne derseniz, 1980 den bu yana Türkiye'de ekonomide daralma olduğu bir yılda enflasyon da düştü. Geçmiş yıllarda Türkiye'de büyümenin daraldığı günlerde enflasyon artardı özellikle aktiflerinde gayrı menkulleri olan stokları olanlar açısından mutlaka bir canlanma gelirdi. Ama 2008-2009 yılında Türkiye'de küçülme hem ekonomik faaliyette hem de enflasyonda düşüş yaşandı. Gelişmelerin sektörler itibariyle etkilerine baktığımızda şirketler konusunda yeni yatırım yok. Şirketler borçlarını çevirme derdi ile uğraşıyorlar. Gerçek kişiler açısından sorun işsizlik. Beklentilerde önemli ölçüde bozulma var. O nedenle de talebini önemli ölçüde düşürmüş durumda. Bankalar açısından sorunlu kredilerde artış başladı. Dış finansman bankalarda ödemeci durumunda. Dış finansmanın çevirme oranı %75 düzeyinde. Ve bankacılığa getirilen kurallar özellikle risklerin arttığı dönemde bankaların hareket kabiliyetlerini önemli ölçüde daraltmaya başladı. Hükümetin gündeminde ise bütçe açıklarında çok hızlı büyüme, bor stokunda artış ve işsizlik ile mücadele yer aldı.”

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com