3 milyon kişi kalp hastası!

3 milyon kişi kalp hastası!
Ama geç değil, Türkiye'nin kalp ve ruh sağlığı konusundaki bu kötü sürüklenişi durdurulabilir.

İstanbul Kalp Cerrahisi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Tayyar Sarıoğlu, şu an 3 milyon civarında vatandaşın koroner kalp hastası olduğunu, her yıl 300 bine yakın insanın kalp krizleri ve enfarktüs nedeniyle hayatını kaybettiğini belirterek, ''Çocukluk döneminden başlatılan önlemler, yaşama sanatı dersleri ve tüm toplumun katılacağı ulusal mücadele programı ile artık Türkiye'nin kalp ve ruh sağlığı konusundaki bu kötü sürüklenişi durdurulabilir'' dedi.

Sarıoğlu yaptığı yazılı açıklamada, her yıl yüz binlerce insanın zamansız ölümüne neden olan, milyonlarca insanı sağlıksız, verimsiz ve mutsuz bir hayata mahkum eden kalp hastalıklarının, Türkiye'nin en başta gelen sağlık sorunu olmasının yanı sıra milyarlarca dolar ekonomik kayba yol açan en önemli sosyo–ekonomik problemlerden biri olduğunu vurguladı.

Dünyada ve Türkiye'de tüm ölümlerin yarıdan fazlasının kalp-damar hastalıkları nedeniyle ortaya çıktığını, Türkiye'de 35-65 yaş arasında, 12 milyondan fazla insanın (her üç kişiden biri) çok ciddi olarak kalp-damar hastalıklarına yakalanma riski altında bulunduğunu belirten Sarıoğlu, şu bilgileri verdi:

''Şu an 3 milyon civarında vatandaşımız koroner kalp hastasıdır. Buna her yıl 90 bin kişinin ilave olduğu kuvvetle tahmin edilmektedir. Her yıl 300 bine yakın insanımız kalp krizleri ve enfarktüs nedeni ile hayatını kaybediyor. Üstelik kalp krizi geçiren insanların yüzde 70'i, 35-65 yaş arasındaki hayatının en verimli ve üretken çağındaki insanlar. Alınacak bazı önlemler ve yapılacak bazı uygulamalarla yüzde 70-80 oranında önlenebilecek bir hastalıktan dolayı milyonlarca insanımızın sağlıksız, mutsuz ve verimsiz bir hayata mahkum olması çok üzücü. Diğer taraftan, kalp damar hastalıkları için harcanan tanı ve tedavi giderleri ile bu hastalığa bağlı iş ve güç kaybının yol açtığı sosyo-ekonomik maliyetin her yıl 20 milyar dolardan fazla olduğu tahmin ediliyor. Zaten kısıtlı olan ülke kaynaklarımız heba olup gitmektedir.''

Sarıoğlu, kalp damar hastalıklarının yol açtığı sağlık ve sosyo-ekonomik sorunların üstesinden gelebilmek için toplumun tüm kesimlerinin katılacağı ulusal bir mücadele programının başlatılmasına şiddetle ihtiyaç bulunduğunu belirterek, ''Devlet ve özel sektör kuruluşlarının katılımıyla yasal dayanığı olan Ulusal Kalp Sağlığı Enstitüsü kurulmalı ve ülkemizin kalp sağlığı politikası bu kuruluş tarafından oluşturulmalıdır'' dedi.

''ULUSAL VERİ TABANI OLUŞTURULMALI''

Okullarda sağlıklı yaşam ve yaşama sanatı dersleri konulması, basılı ve görsel medyada kalp sağlığıyla ilgili kamuoyunu aydınlatıcı filmlerin, uyarı ve duyuruların yayın prensipleri, gıda güvenliği ve denetimi, sigara ve zararlı maddelerin üretimi, satışı ve kullanımı ile ilgili düzenlemelerin etkin yasal dayanaklarla bir an evvel yürürlüğe konulması gerektiğini kaydeden Sarıoğlu, kardiyoloji ve kalp cerrahisi merkezlerinin fiziki altyapı, mimari, teknolojik donanım, tıbbi kadroların yeterliliği ve sunulan hizmetlerin akreditasyonu açısından reorganize edilmesinin önemine işaret etti.

Sarıoğlu, sosyal güvenlik kurumlarının kalp sağlığı ile ilgili kapsam ve uygulamaları ile ilgili düzenlemelerin, maliyetleri dikkate alan gerçekçi bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirterek, Milli Eğitim Bakanlığının, bu konuya, eğitim sistemi içinde gereken önemi vermesi ve zorunlu ders programlarıyla sağlık bilincine sahip nesiller yetiştirilmesinin yeni yasa ve yönetmeliklerle fonksiyonel bir işlerliğe kavuşturulması gerektiğini kaydetti.

Tayyar Sarıoğlu, her konuda olduğu gibi yapılacakları belirlemek, öncelikleri saptamak, kaynakları optimum bir şekilde kullanabilmek için kalp sağlığı konusunda ulusal bir veri tabanı ve enformasyon ağı oluşturulması gerektiğini bildirdi.

''KALP HASTALIKLARI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ÖNLENEBİLİR''
İstanbul Kalp Cerrahisi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Tayyar Sarıoğlu, yapılan çalışmalarla, koroner kalp hastalıklarının yüzde 70-80 oranında önlenebileceğinin görüldüğünü belirterek, şu bilgileri verdi:

''Her şeyden önce toplumumuzda sağlıklı yaşam bilincini geliştirmek, yükseltmek zorundayız. Sağlıklı yaşam bilinci; sağlığın kaybedilmeden önce değerinin bilinmesi, korunması ve geliştirilmesi demektir. Esas olan hastalıktan korunmak, hastalık oluşumunu önlemeye çalışmak olmalıdır.

Sağlık bilinci eksikliğinin en önemli göstergelerinden biri sigara konusudur. Ülkemizde sigara tüketimi korkunç boyutlardadır ve hızla artmaktadır. İnanılmaz, ama sigaranın kalp-damar hastalıkları yanında kanser ve daha birçok hastalığa yol açan başlıca faktörlerden biri olduğunu bile bile ülkemizde sigara tüketimi giderek artmakta, bunun için her yıl 15 milyar dolardan fazla para harcanmaktadır. Hareketli, dinamik yaşam ve düzenli sporun kalp hastalıklarından korunmada çok önemli bir yeri olduğu kanıtlanmış bir gerçektir. Sadece sigara içmemek ve haftada 3-4 gün yarım saat yürüyüş yapmakla kalp-damar hastalıklarının yüzde 30-40 oranında azaltılabileceği belirlenmiştir. Kötü, sağlıksız ve yanlış beslenme sonucunda ortaya çıkan kan yağlarındaki yükseklik kalp-damar hastalığının bir diğer çok önemli nedenidir. Yapılan araştırmalar, yanlış beslenme sonucu oluşan damar sertliğinin, erken çocukluk yaşlarında, hatta 2 yaşından itibaren oluşmaya başladığını göstermiştir.''

''KALP SAĞLIĞI ÇOCUKLUKTAN BAŞLAR''
Sarıoğlu, sağlıklı bir kalp damar sistemine sahip olabilmek için gerekli olan, stresle baş etme, sağlıklı beslenme, hareketli yaşam ve spor, sigara ve diğer zararlı alışkanlıklardan korunma gibi davranış kalıpları ve yaşam tarzının çocukluk döneminden itibaren geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

İlkokuldan üniversiteye kadar ''Yaşama Sanatı'' dersi verilmesi gerektiğini belirten Sarıoğlu, kontrol edilmeyen stresin, başta kalp ve ruh sağlığı olmak üzere genel olarak tüm sağlığı kötü etkileyen başlıca faktörlerden biri olduğunu vurguladı.

Sarıoğlu, ''Yaşama Sanatı'' dersinde stres yönetimi, sağlık bilinci, sağlıklı sosyal ilişkiler, çevre sağlığı bilinci, çalışma ve başarmanın ilkeleri konularının anlatılması gerektiğini bildirdi.

Dünya sağlık teşkilatı raporlarına göre eğer gerekli önlemler alınmazsa, 10-15 yıl sonra kalp hastalıkları ve depresyonun insan sağlığını tehdit eden bir numaralı sağlık sorunu olarak felaket boyutlarına ulaşacağını belirten Sarıoğlu, çocukluk döneminden başlatılan önlemlerin, yaşama sanatı dersleri ve tüm toplumun katılacağı ulusal mücadele programı ile artık Türkiye'nin kalp ve ruh sağlığı konusundaki bu kötü sürüklenişinin durdurulabileceğini bildirdi.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com