32 yıl sonra yargılanıyor

32 yıl sonra yargılanıyor
Bursa'da, 12 Eylül askeri darbesinin ardından tutuklanan bir okul müdürüne işkence yaptıkları iddia edilen sanıkların 32 yıl sonra yargılanmasına başlandı. Yaşadıklarını anlatırken gözleri dolan müşteki öğretmen, "Hiç bir suçum yokken 11 yıl hapis yattım.

2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, "işkence" suçundan 12 yıla kadar hapsi istenen ve şu an İmralı Cezaevi'nde başgardiyan olarak görev yapan Ş.Ü. (55) ilk kez hakim karşısına çıktı. Davanın diğer tutuksuz sanıkları olan dönemin cezaevi müdürleri R.Ç., N.B. ve idari yöneticiler Z.B. ve G.Y. ise duruşmaya katılmadı.

Hakkındaki iddiaları yalanlayarak, suç tarihinde işkence yapmadığını ifade eden tutuksuz sanık Ş.Ü., "Zaten kendisini tanımıyor ve hatırlamıyorum" diyerek mahkemeye yazılı bir savunma verdi.

 "12 EYLÜL MAĞDURLARINDAN BİRİYİM"
 
 Duruşmaya müşteki olarak katılan S.Ö. (63) 32 yıl sonra ilk defa sivil bir mahkemenin huzurunda olduğunu ifade ederek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü.
 
 "12 Eylül'de mağdur olan yüzlerce aileden biriyim. Ordu'daki Aybastı İlköğretim Okulu'nda müdür olarak görev yaparkan sadece Türkiye Öğretmenler Birliği üyesi olduğum için yüzlerce öğretmen gibi ben de gözaltına alındım. İlçe karakolununun kömürlüğünde 40 gün zincire bağlı olarak işkence gördüm. Ardından 11 yıl boyunca bir çok cezaevine nakledildim. 1988 yazında Bursa H Tipi Cezaevi'nde getirildim. Burada bir süre sonra baskılar, aramalar ve koğuş değiştirmeler başladı. Bir gün arama bahanesiyle koğuşlardan biri alıp yarı çıplak vaziyette ağustos güneşinin altında sabahtan akşama kadar tuttular. Bundan dolayı cildim rahatsızlandı. Hala cildimde rahatsızlıklar devam ediyor. Bize işkence yaparken 'Bunların etkisini 20-30 yıl sonra göreceksiniz' dediler. 1 Ekim'de cezaevi doktoruna bu cilt rahatsızlığım sebebiyle çıktım ve beni hastaneye sevk etti. Fakat hastaneye götürülmedim" dedi.

 "MİLLETVEKİLİ GELMEMİŞ OLSA BELKİ ŞU AN ÖLMÜŞTÜM"
 
 Yaşadığı zulmün sona ermesi için 1 ay boyunca açlık grevine girdiğini ifade eden S.Ö., "Dönemin SHP Diyarbakır Milletvekili Hikmet Çekin, Ankara'dan gelerek görüştüm ve gereve son verdim. Belki o gelmeseydi şuan burada olmazdım. Bana işkence yapan sanıklardan biri de şuan huzurunuzdaki kişidir. Ve ondan şikayetçiyim" diye konuştu.

 Duruşmada şahit olarak dinlenen S.Ö.'nün eşi S.Ö. (56) eşinin tutuklu olduğu dönemde defalarca cezaevine gittiğini belirterek, "Cezaevinde eşimle görüştürülmüyordum. Mahkumların 'İnsanlık onuru işkenceyi yenecek' şeklinde bağrışmalarını duyuyordum. 29 Ekim günü açık görüş izni verildi. Eşim çok zayıflamıştı. Battaniyeye sarılmış ve ayakta duramayacak halde yanıma geldi. Hatta çocuklarım babalarını tanıyamadılar. Eşim cezaevinde gördüğü kötü muamele sonucu Solar Keratoz isimli cilt kanseri rahatsızlığına yakalandı. Bunların yaptıklarını Alman Nazileri yapmaz" şeklinde konuştu.
 
 S.Ö.'nün kardeşini de şahit olarak dinleyen mahkeme heyeti, Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'ne yazı yazılarak, suç tarihindeki cezaevi görevlilerinin isimlerinin istenmesine karar verdi. Ayrıca dönemin milletvekili Hikmet Çetin'in adresinin tespiti için meclise yazı yazılmasına da hükmeden mahkeme, duruşmayı eksikliklerin giderilmesi için erteledi.

 Bu arada duruşmaya müşteki S.Ö.'ye destek için Eşitlik ve Demokrasi Partisi yöneticilerinin de katılması dikkatlerden kaçmadı.

 "ADALET ADINA YAPTIĞIM BU İŞ SAMANLIKTA İĞNE ARAMAKTIR"
 
 Adliye önünde konuşan S.Ö., "12 Eylül dönemini yaşayanlar ve bu döneme karşı söyleyecek sözü olanlar, bedeninde, ruhunda halen 32 yıl sonra olsa bile işkence izlerini taşıyanlar için dönemin suçluları hakkında şikayette bulundum. Diğer illerdeki müracaatlarım halen devam ediyor. Bursa, burada bir ilki başlattı. Bursa Cezaevi'nde 1988 yılında yapılan kötü muamele ve insanlık dışı uygulamalarla alakalı açılan davanın görülmesine başlandı. O gün 'Sosyal demokratım, ilericiyim ve aydınım' diyen öğretmen olup da TÖB-DER üyesi olan herkes bu durumları yaşamıştır. Ben bu yönlerimden dolayı 11 yıl boyunca hapiste kaldım. Başka işlediğim hiçbir suç yoktur. Bu bir ülke için akıl tutulmasıdır. Kimseye kızgınlığımız, küskünlüğümüz yoktur. Bu davadaki amacımız ülkemizin ve toplumumuzun geleceğine bir avuç aydınlık bırakmaktır. Binde bir umudumuz da olsa biz bu umudumuzu kullanmış oluyoruz. Adalet adına yaptığımız bu iş, samanlıkta iğne aramaktır. Biz bu iğneyi bulmak için herşeyi yapacağız" dedi. (VİK)
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com