5 Yıl Önce Bugün

5 Yıl Önce Bugün
MF yöneticileriyle ile Dünya Bankası'ndan istifa ettirilerek Türkiye'de ekonominin başına getirilen Kemal Derviş arasında bakın nasıl bir konuşma yaşanmış.

Ülke, tarihinin en büyük ve yakıcı ekonomik kriziyle karşı karşıyadır.

MGK toplantısında cumhurbaşkanı başbakana doğru 'oku bak' diyerek anayasa kitapçığını, başbakanlık önünde ise batan bir esnaf yine aynı başbakana doğru artık bir işe yaramayan yazarkasasını fırlatmıştır.

Ve kurtarıcı olarak Kemal Derviş, Dünya Bankası'ndan istifa ettirilerek ekonominin başına geçmiştir.

Yapılacak iş bellidir.

IMF'nin kapısı çalınacak yalvar-yakar kredi istenecektir.

***

Derviş'in para istemek üzere gittiği Washington'da, dönemin IMF yöneticileriyle yaptığı ilk toplantıda konuşulanlara dair özel bilgilere sahibim ve bu özel bilgileri şimdi sizinle paylaşacağım.

Özel bilgi derken bu bilgileri özel bir çaba ile elde ettiğim düşünülmesin.

5 yıl önce, bugün önemli bir başkentte büyükelçilik yapan ve Washington'daki o toplantıya katılan bir diplomattan, bir uçak yolculuğu sırasında dinlemiştim sizlere anlatacaklarımı.

***

Masanın bir tarafında IMF'nin patronu ve ekibi, diğer tarafında Kemal Derviş ve Türkiye'yi temsil eden heyet vardır. (bana bu bilgileri veren kişi de masada)

Daha ilk dakikadan itibaren IMF yöneticilerinin sert sözleriyle masada buz gibi bir hava eser.

Manzara onuru kırıcı, gurur inciticidir.

İMF başkanı, ağır laflar etmeye başlamadan önce Kemal Derviş'e dönerek: “Look at me Kemal! (bana bak Kemal)” diye seslenir.

İkili birbirlerini iyi tanıdıkları için IMF Başkanı Derviş'e ön adıyla seslenmektedir.

Ve şu şok sözleri sarf eder. (diplomatın tercümesiyle aktarıyorum)

“Bu paralar, (Türkiye'nin kredi olarak istediği İMF paraları) Amerikalı 'tax payers'lara (vergi ödeyicileri) aittir. Amerikan vatandaşlarına ait bu paraları size çar-çur ettirmem.”

Masanın karşı tarafındakiler, 'yutkunurlar', başlarını öne eğerler.

Söyleyecek sözleri de yoktur.
Çünkü ne yapıp edip bu parayı almaları gerekmektedir.

Sert sözlerle devam eden toplantının sonunda İMF Başkanı, kendi ifadesiyle biraz da Derviş'in hatırına ve 'son şans olarak' Türkiye'ye kredi vermeyi kabul eder.

***

Bu anekdotu, şu an ekonominin patronluğunu yapan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'a anlattığımda, başını salladı.

“Evet” dedi.

“O toplantılarda o tür şeyler yaşandığını arkadaşlar (dönemin hazine bürokratlarını kast ediyor olmalı) bize de anlattılar.”

Babacan, en büyük krizin 10 uncu yıldönümünü konuşurken, başka bilgiler de verdi.

“Benim siyasete girmenin en büyük nedenlerinden biri bu büyük krizdir. Bu kriz kendi kendimize çıkardığımız tam bir beceriksizlik ürünüdür. O yüzden biz, 2002 yılı seçimlerine hazırlanırken krizin kaynağının yönetim krizi olduğunu anlattık. Kaynak nedir diyenlere kaynak Türkiye dedik. O dönemin yapılan borçları da biz ödedik. En son 2010 yılında o döneme ait borç ödedik” dedi.

Evet, tam 10 yıl geçti.

Cumhuriyet tarihinin en büyük, en yakıcı krizinin üzerinden.

O gün milliyetçilik, vatanseverlik söylemlerini ağızlarından düşürmeyenler, bugün yine aynı şeyleri söylüyorlar.

Bu nasıl bir vatanseverlikse…

HABER 7

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com