AB ülkelerine vizesiz gidilecekmiş! Duy da inanma!

AB ülkelerine vizesiz gidilecekmiş! Duy da inanma!
Başbakan Trakya gezisi sırasında önümüzdeki günlerde yeni bir müjde vereceğini söyledi. Gündemi takip eden çok kimse müjdenin ne olduğunu hemen anladı. “3,5 yıl sonra AB ülkelerine vizesiz gideceğiz.”

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Bu arada bir gazeteci Cumhurbaşkanı GÜL’e bu konuyu sordu ve biraz da detaylı bir cevap alınca Başbakan’ın müjdesi deşifre oldu. Ama Başbakan yine meydanlarda bu haberle öğünecektir. Şimdi ben sıradan bir vatandaş olarak diyorum ki “3,5 yıl sonra vize kalkmaz.” Şüphesiz koca Başbakan varken bana inanacak haliniz yok. Ne diyeyim o zamana vizeden şikâyetçi olanlar ağızlarına çalınmış bir parmak balın tadı ile sabırla beklesin. Vize kalkarsa mesele yok. Ama kalkmazsa bahane çoktan hazır; “Ey! AB yine her zamanki iki yüzlüğünü gösterdin.” diyerek bir fırça atılır ve o güne kadar avunan balık hafızalı halkımız da olayı unutup gider.

Son zamanlarda yapılmamış işlerle öğünmek moda oldu. Bu da bunlardan biri. Eskiden “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır.” denilirdi. Bu söz de unutuldu. 20 yıldır İstanbul’un trafik sorununu çözememiş bir belediye televizyonlarda haritalar üzerinde sanal trenlerle 2017 ve 2023 için hayal pazarlıyor. Marmaray bile gerekli güvenlik önlemleri alınmadan ve tamamlanmadan alelacele açıldı.  Gitmek istediğin yerde daha raylar bile yok. Gideceğin yerde değil trenin durduğu yerde inecek sonrasını Marmaray ile değil tabanvayla gideceksin. Dikkat ederseniz Başbakan’ın her gittiği yerde sanal toplu açılışlar yapılıyor. Ama ne olduğu belli değil. Sadece kurdele kesiliyor. Eskiden kurdeleler tesislere girmek için kesilirdi. Şimdi şehirlerin göbeğinde platformlarda kesiliyor..  

Her ne ise biz gelelim vizesiz Avrupa masalına..Parti ile Cemaat arasında dershaneler nedeniyle doğan gerginlik gündeme hakim  olunca halkı bir başka gündemle oyalamak gerekiyordu. Tüm komşularla Allah için sorunları sıfıra indiren Osmanlı hayranı Dış İşleri Bakanımız Brüksel’ e gidip AB yetkililerine buzdolabında beklemeye bırakılmış bir konuyu “Hele gelin bu işi bir daha konuşalım.” dedi. Adamlar dünden razı zira konuşacakları konu öncelikle Türk tarafına bazı yükümlülükler getiriyor. O yükümlülükler yerine getirilirse ve AB de bundan memnun kalırsa bize bazı kolaylıklar sağlanacak. Şimdi biraz gerilere gidelim.

1960’lı yıllar… Almanya vasıfsız işçi sıkıntısı çekiyor. Bu nedenle kapılarını yabancı işçilere açıyor. Bu yıllarda yurdumuzdan da çok sayıda işsiz Almanya’ya gidiyor. Gün geliyor Almanya’nın ihtiyacı bitiyor. Bu defa da girişleri kısıtlamak için 1975 yılında bazı ülkelere bu arada Türkiye’ye de vize zorunluluğu getiriliyor. O yıllarda bu karara ses çıkarmıyoruz. Zira ülkede döviz sıkıntısı var. Hükumet ancak 3 yılda bir yurt dışına çıkış izni veriyor. Zamanla Almanya’nın kararına diğer Avrupa ülkeleri de uyuyor ve Türk Vatandaşları vize almadan Avrupa ülkelerine gidemiyor. Geçen zaman içinde Pazar ekonomisine geçen ülkemiz yurt dışına çıkışları sınırlamıyor ama vize üzerinde de fazla önemle durmuyor.

2010 yılında vize konusunda taraflar arasında bir mutabakat sağlanıyor. 2012 yılına kadar konu askıya alınıyor Çünkü çok önemli bir sorun var. O da Türkiye üzerinden çok sayıda kaçak göçmen Avrupa ülkelerine giriyor. Bize “Türkiye üzerinden gelen kaçak göçmenleri geri almayı taahhüt ederseniz biz de vizeleri kaldırırız” deniliyor. Bunun üzerine Haziran 2012 de taraflar arasında “Geri Kabul Anlaşması” parafe ediliyor. Anlaşmanın geçerli olması için parlamentodan geçmesi lazım. Ama görülüyor ki nerede ise yılda sayıları 300 bini bulan kaçak göçmenin geri kabulü ülke için vize sorunundan çok daha önemli Ayrıca iade edilen göçmenlerin ikameti için nitelikli konutların inşa edilmesi gerekiyor. O nedenle parlamentoya sunulmuyor. Şimdi 16 Aralık’ta bu anlaşma önce imzalanacak ve sonra parlamentoda kabul edilerek hayata geçirilecek. Peki, hemen vizeler kalkıyor mu? Ne gezer? 3,5 yıl bizim kaçak göçmenleri ne ölçüde geri aldığımız izlenecek bu konuda AB tatmin olursa önce hastalar, yaşlılar ve öğrenciler için bazı kolaylıklar getirilecek. 1,5 yıldan beri başımız Suriyeliler ile dertte iken özellikle çoğunluğu Afrika kökenli olan kaçakları nitelikli konutlar inşa ederek geri alacağımıza inanıyor musunuz? Ben inanmıyorum. Ne demişler? “Umut fakirin ekmeği, ye Mehmet ye.”

Ayrıca vize sorununun ülkenin en önemli sorunu olduğunu kimse söyleyemez. Bence asıl durulması gereken husus ülkemizin itibar sorunudur. Yoksa ülkede milyonlarca insan şu vizeler kalksa da Londra’ya, Paris’e ya da Milano’ya gitsem diye beklemiyor. Zaten bu seyahatlerde harcayacak parası olanlar vizelerini alıp gidiyor. Ayrıca son 10-15 yıldır turistik geziler için Avrupa önemini bir hayli kaybetti. Şu anda Uzak Doğu ve Hint Okyanusunda ki adalar cazibe merkezi haline geldi. Oraya da vizesiz gidilebiliyor. Kısacası bu anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle Türkiye büyük ölçüde maliyeti de olan ağır sorumluluklar altına giriyor. Ayrıca 3,5 yılsonunda sadece karşı tarafın beğenisine kalmış bir konunun garantisi de yok. Görmüyor musunuz? Biz AB müktesebatı konusunda mesafe aldığımızı iddia ediyoruz ama AB’ ce hazırlanan İlerleme Raporları tam aksini söylüyor. Devlet böyle bir yükümlülüğün altına neden girsin?

Demem o ki Başbakan’ın vereceği bu haberi bir müjde saymak mümkün değil. Çünkü biz sözümüzü yerine getiremeyiz. Burada daha önemli bir konuyu hatırlatmak istiyorum. Bildiğiniz gibi 1996 yılı başında AB ile yaptığımız Gümrük Birliği anlaşması yürürlüğe girdi. Bu anlaşma topal doğdu. Normalde anlaşmaya göre Türk Mal ve Hizmetleri, Türk Sermayesi ve Türk İş Gücü AB ülkelerinde serbest dolaşıma hak kazanacaktı.  Gerek o tarihlerde yurt dışında çalışan işçilerimizin sayısı ve gerekse de ülkemizin nüfusundan korkularak İşçilerin Serbest Dolaşımı anlaşma dışında bırakıldı. Biz de birçok ihraç ürünümüzün vergisiz ve kotasız AB ‘ne girişini kaybetmemek için bu anlaşmaya evet dedik. Bugüne kadar uyum yasaları adı altında AB’nin her istediğini kabul eden Başbakan eğer gerçekten AB nezdinde sözü dinlenen ve itibarlı bir kişi ise öncelikle yurt dışında çalışanlara önemli kolaylıklar sağlayacak olan Gümrük Birliği Anlaşması’nın bu eksik yönünün hayata geçirilmesini sağlamalıdır.

Bildiğiniz gibi 1958 yılında 6 ülke tarafından kurulan o günkü adıyla Ortak Pazar’a üye olmak için 1959 yılında, daha sonra değişen adıyla Avrupa Birliğine tam üye olmak için de 1987’de resmen başvurduk. Kuruluştan bu yana Birliğe 22 yeni ülke katıldı. Biz hala dış kapıda umutla bekliyoruz. AB ‘ne neden giremediğimizi ve önümüzdeki yıllarda da neden giremeyeceğimizi bundan sonraki yazımda ele alacağım.

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Not: Çok önemli bir detayı hatırlatmak istiyorum. Geri Kabul Anlaşmasını imzaladığımız anda örneğin Türkiye üzerinden kaçak olarak Almanya’ya sığınan bir Nijeryalı’yı geri almak zorundayız. Uluslararası kurallara göre sığınmacı statüsünde geri alınacak olan Nijeryalıyı ülkesine iade edebilmek için bizim de Nijerya ile ayrıca bir Geri Kabul Anlaşması imzalamamız gerekmektedir. Nijerya ile böyle bir anlaşma yapılmadığı için bu kişi özel misafirhanede misafir edilecektir. Yıllardan beri birçok ülke ile yapılan görüşmelerde bugüne kadar sadece Suriye ve Pakistan ile anlaşmalar yapılmıştır. Diğerleri kabul etmemektedir. Yunanistan ile de karşılıklı olarak sadece Türk ve Yunan sığınmacılar için yapılmış bir protokol vardır. Diğer ülkelerle benzer  anlaşmalar  yapılmadığı sürece AB ile yapılacak anlaşma sadece ülkemizi sığınmacı cenneti haline getirir. Bakın ben olacakları söyleyeyim. 3,5 yıl geçiş süreci içinde taahhüdümüzü yerine getiremediğimiz için anlaşma hükümsüz kalacaktır. Millet de bu süre içinde umutla bekletilecektir. Ne diyeyim? Nefesine acımayanlar isterlerse Başbakan’ı dinleyip gurur duyduğunuzu haykırsın.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com