Abdullah Gül gazetecilerin sorularını cevapladı

Abdullah Gül gazetecilerin sorularını cevapladı
BM Genel Kurulu katılımı için New York'ta bulunan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türk Evi'nde gazetecilerle buluştu.
İşte sohbette öne çıkan bazı sorular ve Gül’ün cevapları:
 
Salı günü öğle yemeğinde Obama ile aynı masadaydınız. Neler konuştunuz? 
 
Gül: Yemekte epeyce konuşma fırsatımız oldu. Bir ikili görüşme yapsak ancak o kadar konuşurduk herhalde. “Konuşmanı dinledim” dedi. Bazı konuları, mesela kimyasal silahlarla ilgili sürecin BM Güvenlik Konseyi’ne sağlam bir şekilde bağlanmasını o da dile getirdi. “Ben biraz daha ileri giderek söyledim” dedim. “Özellikle Suriye konusunda dediklerinin hepsini dinledim” dedi. Suriye ile ilgili düşündüklerimi tekrar doğrudan Suriye’de boşluk oldukça normal insanlar da radikalleşir. O şartlar insanı öyle yapar. Yanında sevdiklerinin öldürüldüğünü gören insan ne hale gelir? Bu ileride büyük sorun olur. Onun için bunu iyi düşünmelerini ve kararlarını alırken bunu gözden kaçırmamalarını söyledim. Onlar uzakta ama bunun bize doğrudan etkisi var. Sonra biraz da İran konuştuk. Aslında daha önce de kendisiyle bunu konuşmuştuk. İlk seçildiğinde “İran’ın yeni lideriyle yeni bir dönem başlıyor” diye çok anlatmıştım. İyi niyetle başlayan bir kişi var. Fikirleri de ortada. Yeni bir uzlaşma için bu fırsatı iyi değerlendirmek gerek. Onları hatırlattı zaten sen konuşmuştun diye. Bu yakınlaşmanın da doğru olduğunu söyledim. Mektup gönderdiler. O faydalı oldu epeyce. 

Fransa Cumhurbaşkanı ile ikili görüşme nasıl geçti? 
 
Gül: Çok kapsamlı, çok verimli bir toplantı oldu. Fransa’nın AB konusunda bazı fasılların, örneğin yargıyla, temel haklarla ilgili fazılların açılmasında olumsuz pozisyonları vardı. Bunları dondurmanın ne çıkarı olabilir ki! Onlarla ilgili müspet anlamda çok önemli bir pozisyon değişikliği gördüm. Tabii Suriye konusunu, örneğin kimyasal meselesini sağlam bir yapıya kavuşturulmasını çok konuştuk. Fransızlar Suriye’de şimdiki durumun devam etmesi halinde radikalizmin daha da gelişeceğini ve daha ılımlı olanların giderek küçüleceğinin farkında. Sonuçta Fransızları birçok şeyde tereddütsüz gördüm. 
 
İran’ın Cenevre’ye davet edilip, edilmeyeceği konusu netleşti mi? 
 
Gül: Genel kurulda da söyledim. Daimi 5 üye önemli tabii ama bölgedeki aktörlerden birisi de İran. Türkiye ve İran’ın orada olması lazım. 
 
Fethullah Gülen ile görüştüğünüz söyleniyor? 
 
Gül: Ben de bir gazetede gördüm. Ne söyleyeyim artık? Yok öyle bir şey. Bazı haberlerin nasıl kaleme alındığını biliyoruz, artık alıştık. Söyleyecek bir şey yok. 

Peki, Merrill Lynch'te yaptığınız konuşmanızdaki Gezi Parkı olayları ile ilgili söylediğiniz şeyler medyada geniş yankı buldu ve medyada tartışıldı, biliyorsunuz. Özellikle ‘başlangıcıyla gurur duydum’ sözünüz…
 
Gül: 10 senedir buralar giren bir insanım, Türkiye’nin algılanmasıyla ilgili çok sıkıntı olacağını tahmin etmiştim. Burada görüyorum bunu. Herkes ayaküstü de olsa Cumhurbaşkanı, Başbakan, yazar, çizer hepsi geliyor “ne oluyor?” diye soruyorlar. Ben de “bir şey olmuyor” diyorum. 
 
Ruşen Çakır -BM Genel Kurulu vesilesiyle New York’ta temaslarını sürdüren Cumhurbaşkanı Abdullah GülYatırımcılar, finansçılar, bankacılarla iki toplantı yaptım. Birinde onlar hiç sormadan şöyle dedim: Size anlatıyorum şimdi Türkiye’nin ekonomisini, gelin yatırım yapın diye anlatırken gözünüzden de okuyorum, “siz bunları söylüyorsunuz ama esas gel bakalım şununla ilgili ne diyeceksin?” diye düşündüğünüzü tahmin ediyorum. Bir kişi soru sordu böyle. Kafasında şu var: Uluslararası televizyonlar gereğinin ötesinde bir ağırlık verdiler.

Ve bütün bu olaylar Mısır’da, Ortadoğu’da olan olaylarla aynı döneme rastladı. Bütün insanlar kafalarında bir benzerlik kuruyor. Uluslararası bir dergi Türkiye ile ilgili bir resim basıldığında nasıl bir resim basılırdı? Türkiye hep el arabasıyla sürülen öteki tarafta çarşaflı hanımlar öbür tarafta elinde değnek olan insanlar… Hep bu resimler çıkardı Türkiye ile ilgili. Ama son senelerde böyle değil. İstanbul’un silüeti, Türkiye’nin büyük fabrikaları, büyük havaalanları, büyük turistik tesisleri çıkmaya başladı. Kafalarında böyle şeyler olduğu için birdenbire eski şeyler akla geliyor, yanlış bir algılama oluşuyor. Bakın dedim hepsine. Türkiye’nin problemleri 10-15 sene önce az gelişmiş ülkelerin problemlerine benzerdi: İnsan hakları ihlalleri, işkenceler, işsiz insanlar, sokaklara kasa fırlatanlar gibi... Bu gördüğünüz olayın Arap Baharı ile ilgisi yok. Temel hak ve hürriyetlerle ilgili değil. En gelişmiş ülkelerde, New York’ta, Paris’te, Londra’da gördüğünüz tipte problemler söz konusu. İşte biz ülkeyi buradan buraya getirdik. Bununla da gurur duyarım dedim. Türkiye’nin problemleri artık gelişmiş ülkelerin problemlerine benzer hale gelmiş. O noktadan bu noktaya gelmiş bir Türkiye’den gurur duyarım dedim. Türkiye’nin geleceği parlaktır. Türkiye’de bir siyasi risk yoktur. Bu da en büyük avantajımızdır. Oradan nasıl yansıdı bilmiyorum. 

Böyle yansıdı. Gezi olaylarının başlangıcıyla gurur duyarım diye yansıdı. 
 
Gül: Herkes başka tarafa da çekebilir. Ondan da bir sıkıntım yok açıkçası. Ben 10 sene Avrupa Konseyi’nde milletvekilliği yaptım. Her gittiğimizde acil oturum olurdu Türkiye aleyhinde: faili meçhuller, işkenceler. Türkiye böyle bir gündemde olurdu veya ekonomik olarak fakir bir ülkenin portresi çizilirdi. Ayrıca “5. Cadde’ye gelip de gündüz 1’de lastik yakarlarsa ne yaparsınız?” diye de sordum. New York’ta ne yapılırsa bizde de polis onu yapıyor. Aşırı güç kullandığı zamanlar olmuş. Bununla da ilgili soruşturmalar yapılıyor. 
 
Bu yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili çok soru soruyorlar mı? 
 
Gül: Bunu da çok soruyorlar. Ben de diyorum ki bir değil üç seçim olacak iki sene içerisinde. Hiç heyecanlanmaya gerek yok. Hepsinin tarihi ve kuralları belli. Nasıl yapılacağı da belli. Günü geldiğinde bunlarla ilgili kararlar alınır ve tartışmasız şekilde yapılır, geçer gider. Türkiye’nin geleceğiyle ilgili siyasi bir risk yok. Bunun altını çok çizdim. 
 
Cumhurbaşkanın mevcut yetkileriyle halk tarafından seçilmesi bir sıkıntı yaratır mı? 
 
Gül: Daha fazla bu konuya girmek istemem. Daha erken. Daha çok tartışılacak. Tabii ki başta siz olmak üzere tartışmak herkesin hakkı ama şu anda daha erken. 
 
Siz genel olarak Suriye konusunda iyimser misiniz? 
 
Gül: İyimser olmam için hiçbir sebep yok ortada. Onun için çok daha fazla çalışmak gerekiyor. 

İran’ın Suriye’deki iç savaşa Türkiye’den çok daha farklı ve aktif bir şekilde yer aldığını biliyoruz... 
 
Gül: Çünkü İran için bir varoluş sebebi. Bu nedenle İran’ı işin içine çekmek lazım. İran’ın tehdit algılamasını görmek lazım. Ona bu savaş biterse, oradaki bu kötü düzen biterse, oradaki artık sürdürülemez rejim giderse kendisine bir tehdit olmayacağını göstermek lazım. 
 
Değişimden söz ederken İran’ın İslam Cumhuriyeti niteliği değişmeden vurgusu çok önemli. Çünkü dün Obama’da konuşmasında sizin rejiminizi değiştirmeyeceğiz vurgusunu yaptı. 
 
Gül: Bu konuları epey konuştuk biz onunla. Ben Başkan Bush’a söyledim. O çok sık sorardı. Dini liderle görüşen var mı diye? Ben de herhalde aranızda bir ben varım derdim. Gerçekten onların kendi rejimlerine bir tehdit algılıyor. Ben haklı, haksız diye konuşmuyorum. Ben biraz reel politik yapıyorum size. Ben neticeye nasıl ulaşmak gerekir onu söylüyorum.

(DSE)


Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com