AHMET YAKUPOĞLU KÜTAHYA'NIN GURURU..

AHMET YAKUPOĞLU KÜTAHYA'NIN GURURU..
TBMM 2010 Üstün Hizmet Ödüllerini almaya hak kazanan 75 kişi ve kuruluş, TBMM'de düzenlenen törenle ödüllerini aldı. Kütahya'nın ünlü ressamı Ahmet Yakupoğlu'nun ödülü TBMM Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin tarafından manevi kızı Havva Sökmener7

BMM Başkanlık Divanı tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, 5'i dernek ve vakıf, 70'si şahıs olmak üzere toplam 75 sivil toplum örgütü ve şahsa verilen 2010 yılı Onur ve Üstün Hizmet Ödülü Kütahya'dan aday gösterilenler arasından Eserlerini “Ahmet Yakupoğlu Kültür ve Sanat Vakfına” bağışlayan, Kütahya Müzesi kurucularından olması ve ayrıca ünlü ressam, neyzen, tezhip ve minyatür üstadı olan Ressam Ahmet Yakupoğlu'na verildi.
Cumhurbaşkanı Vekili ve TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, törende yaptığı konuşmada, TBMM Onur ve Üstün Hizmet ödüllerinin ilk kez, bundan 5 yıl önce Meclisin kuruluşunun 85. yıldönümünde verildiğini anımsattı. Bu uygulamanın öncülüğünü, dönemin Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın üstlendiğini belirten Şahin, Arınç'a, TBMM ile millet arasındaki sıcak ilişkiler kurma açısından önemli ve anlamlı gördüğü bu hizmeti başlattığı için teşekkür etti.
Şahin, TBMM'nin devlete ve millete ulusal, uluslararası düzeyde üstün hizmette bulunanlara; Türkiye'nin tanıtımına yardımcı olanlara; halkın refahı, eğitimi, mutluluğu, sosyal gelişimi için yararlı hizmetler yapanlara sahip çıkmak istediğini söyledi.
Bu kişilerin sadece kendileri için değil, toplum için bir şey ürettiğini ifade eden Şahin, ''Milletimize yararlı birtakım hizmetler ortaya koyuyorlardı. Dolasıyla milletimiz için yararlı faaliyet ve hizmetler ortaya koyanlara da milletin iradesinin tecelli ettiği TBMM'nin sahip çıkması, takdir etmesi, ödüllendirmesinden daha doğru ne olabilirdi? Bunun biraz daha üstünde çalışılarak
daha da geliştirilerek devamında yarar görüyorum'' diye konuştu.
TBMM Başkanı Şahin, Anayasa'nın 5. maddesinin devlete, kişilerin ve toplumun refahı, huzur, mutluluğunu sağlamayı, maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayı görev olarak verdiğine işaret etti.
Şahin, devlet bu görevi yaparken varlığı olan kişilerin katkılarına ihtiyaç duyduğunu dile getirerek, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde adalet, güvenlik dışındaki her alanda hayır sahibi kişilerin hizmet ürettiğini anlattı. Vakıfların bu şekilde doğduğunu vurgulayan Şahin, Türkiye'nin birçok yerinde eğitim, sağlık gibi alanda faaliyet gösteren vakıfların olduğunu söyledi.
Bunların tamamına yakınının varlıklı kişilerce kurulduğunu anlatan Şahin, ''Bu, aynı zamanda devletin üstlendiği sorumluluğu vatandaşlarımızın da paylaşması, devletine, milletine, ülkesine hizmet etmesi anlamına gelir. Bu anlayış ve kültürün bugün de devam ettiğini görüyorum. Bundan büyük memnuniyet duyuyorum, devam etmesini istiyorum. Biz bu anlayışı canlı tutmalı, yaşatmalı ve özellikle yeni nesillere bu işin ruhunu ve özünü defalarca hatırlatarak, onlar da ileride imkan elde ettiklerinde, bu hizmetlerde bulunmalarını sağlamalıyız'' dedi.
Şahin, 5 yıldır, eğitim, sosyal alanda hizmette bulunanlara ödüller verildiğini, bunun hem millet adına teşekkür etmek, hem de örnek olması açısından teşvik anlamına geldiğini kaydetti. Şahin, teşekkür ve takdir ettiklerini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
''Aynı zamanda bir mesaj daha veriyoruz: İmkanı olanlar, tıpkı bu ödüle layık görülen vatandaşlar gibi imkanlarını, gerekli şartlar sağlandığında kişilerin yararına sunmalılar. Bu geleneği devam ettirmeliyiz demek istiyoruz. Ödül alacak vatandaşlarımız valiliklerimizce, özel idarelerimizce ve milletvekillerimizce Meclisimize önerildi. Bunların nasıl tespit edildiğine dair
zaman zaman tartışmalar oluyor. TBMM Başkanlık Divanı önüne ilgili komisyonumuzca hazırlanarak gelen liste aynen onaylanmıştır. Valiliklerimizden, özel idarelerden, milletvekillerimizden 200 civarında isim bildirilmiş, bunlar içerisinde büyük bir titizlikle yapılan çalışmalar sonucunda bu isimler tespit edilmiştir. Bu isimlerin dışında, bu illerimizde hizmet eden, bu ödüle layık olan başka insanlar yok mu? Tabii ki vardır. Belki daha fazla layık olanlar vardır ama yapılan çalışmalarda bu isimlerin ödüllendirilmesi uygun görülmüştür. Bu uygulamanın daha da tartışmasız yapılması konusunda bundan sonra tabii ki Başkanlık Divanı olarak gerekli önlemleri almanın da görevimiz olduğunu düşünüyorum. ''
TBMM Başkanı Şahin, konuşmaların ardından ödülleri sahiplerine verdi. Törene, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Devlet Bakanları Faruk Çelik, Zafer Çağlayan, Selma Aliye Kavaf, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, TBMM Başkanlık Divanı üyeleri, milletvekilleri ile ilimizden de Kütahya Valisi Şükrü Kocatepe, Kütahya Milletvekili Prof. Dr. Alim Işık ve Ahmet Yakupoğlu'nun ailesi katıldı.
AHMET YAKUPOĞLU'NUN ÖZGEÇMİŞİ
Ahmet Yakupoğlu, 1920'de Kütahya'da doğmuştur. Resim ve musikiye olan ilgisi okul öncesi yıllarında başlar.
1941 yılında Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver'in Kütahya Vahit Paşa Kütüphanesi'ndeki yazmaları tetkik için Kütahya'ya gelişi Yakupoğlu'nun hayatını birdenbire değiştirir. Yakupoğlu, Kütüphane Müdürü Hamdi Efendi vasıtasıyla Ünver'le tanışır. Ünver, kendisine bir konu vererek resimlendirmesini ister, ortaya çıkan çalışma Yakupoğlu'nun sanat kabiliyetini göstermeye yeter. Böylece 1941'de Süheyl Ünver'in yönlendirmesi ile Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne kaydolur. Akademi'de Feyhaman Duran'ın atölyesinde eğitim alır ve 1945 yılında buradan mezun olur.
Yakupoğlu, İstanbul'daki tahsilini tamamladıktan sonra memleketi Kütahya'ya döner ve önceden başladığı Kütahya ile ilgili resim çalışmalarına devam eder. Yaptığı dört bine yakın tablonun önemli bir kısmı bu şehre aittir. Camiler, türbeler, tarihi evler, eski sokaklar, kimi önemli kişilerin portreleri, özellikle Kütahya'nın ve civarının doğal güzellikleri, değirmenler, çağlayanlar Yakupoğlu'nun belli başlı konularıdır. Tablolarındaki renk özellikleri kadar ışık ve gölge oyunları da son derece başarılıdır.
Süheyl Ünver ile yakınlıkları hoca-talebe ilişkisinin çok ötesinde bir zenginlik ve anlam taşımaktadır. Sanat anlayışı kadar sanat bilgisi de Ünver'e benzemektedir. Ünver, Yakupoğlu'nu hem madde hem de manâ anlamında yetiştirmiş, şekillendirmiş; yapmak isteyip de yapamadıklarının gelecekteki temsilcisi olarak görmüştür.
Yakupoğlu'nun resim anlayışında hocası Feyhaman Duran'ın da etkisi büyüktür. Yakupoğlu'nu Kütahya konulu resimlere teşvik etmiş, İstanbul'un tarihi semtlerine ait çeşitli etüdler çizdirmiştir. Yakupoğolu'nda zaten var olan tarih bilinci ve sevgisi bu çalışmalarla daha da pekişmiştir.
Yakupoğlu'nun sanat tahsili İstanbul'da resimle sınırlı kalmamış, bu çalışmalara musikiyi de eklemiştir. Kendisinin çeşitli enstrümanlara olan ilgisini gören Süheyl Ünver'in teşvikiyle ney çalmaya başlamış, devrin büyük neyzeni Halil Dikmen'den ney dersleri almıştır. Klasik sazlar ve özellikle ney konusunda özel bir gayret sarf ederek Kütahya'yı yetiştirdiği neyzenlerle Türkiye hatta dünya çapında anılan bir belde haline getirmiştir. Kurduğu musiki topluluğu ile yaptığı çalışmalar, Kütahya'ya gelen resmi ve sivil erkânın dikkatinin klasik musikimiz üzerine çekilmesine sebep olmuştur.
Yakupoğlu'nun uğraştığı diğer bir saha ise geleneksel Türk süsleme sanatları, özellikle de minyatürdür. Süheyl Ünver'den tezhip ve minyatür dersleri almıştır. Bu yolda da geleneksel çizgiyi sürdüren Yakupoğlu, ortaya önemli çalışmalar koymuş Nasreddin Hoca hikâyelerini minyatürleştirmiş 'Sokağım ve Çinili Camı' adını taşıyan minyatürü 1995 yılında iş Bankası'nın sanat dalında büyük ödülüne lâyık görülmüştür. Bugün de evinde hat, tezhip, ebru, minyatür dallarında yeni öğrenciler yetiştirmeye devam etmektedir.
Yakupoğlu, bir kültür ve sanat adamı olarak şehrinin bütün meseleleri ile ilgilenmiştir. Yaptıklarından dünyevi beklentisi olmadığı için evini, bahçesini ve tablolarının bütün gelirini kurduğu Kültür ve Sanat Vakfına bağışlamış; ikamet ettiği saha içinde bir cami yaptırmıştır. Orta Asya mimarisine uygun inşa edilen bu cami Kütahya'nın sembolü haline gelmiştir.
Çeşitli tarihlerde yapılmış eski eserlerin kayıtlarını tutarak bunların devlet tarafından tescil edilmesini sağlamış, bakıma muhtaç durumdaki pek çok cami, türbe, çeşme v.s.'nin tamirine vesile olmuştur. Bu anlayışla Valiliğin, Belediyenin ve çeşitli özel kuruluşların gönüllü sanat danışmanlığını yapmıştır.
Bize bir yandan geçmişin güzelliklerini hatırlatırken bir yandan da hangi değerlerle geleceğe uzanmamız gerektiğini işaret etmiş, Kütahya'nın bir kültür ve sanat beldesi olma özelliğini pekiştirmiştir.
Sanatçının, İstanbul ve Kütahya'ya ait resim çalışmaları sonradan iki albüm halinde basılmıştır. Bu albümlerden ilki “Ahmet Yakupoğlu'nun Fırçasından Boğaziçi (Anadolu Yakası)”, diğeri de Kütahya'yı konu alan “Rengarenk Kütahya” Albümü'dür. Bu iki eser Türk Petrol Vakfı'nca kültür dünyamıza kazandırılmış önemli çalışmalardır. Ayrıca 2002 yılında Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünce basılmış “Resimde İstanbul” ve “İstanbul Ressamı Ahmet Yakupoğlu” isimli eser de, sanatçının kendi anlatımlarını ve yapmış olduğu İstanbul resimlerini içermesi açısından son derece güçlü ve prestijli bir kaynaktır. Sanatçının yağlıboya eserlerini kapsayan albümler bulunsa da suluboya çalışmalarının yer aldığı herhangi bir katalog bulunmamaktadır.
Sanatçı, İzmir'de manevi kızı Havva Sökmener'in evinde ikamet etmektedir.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com