Aileden ayrılma kaygısına dikkat...

Aileden ayrılma kaygısına dikkat...
UZMANLAR, ÇOCUĞUN OKULA UYUM SAĞLAMASI İÇİN ANNE BABALARIN KAYGIYI ARTIRICI DAVRANIŞLARDAN KAÇINMASI, ÇOCUĞA GERÇEK DIŞI ŞEYLER SÖYLENİLMEMESİ, OKULA GİTTİĞİ İÇİN ÖDÜLLENDİRİLMEMESİ, OKULDAN ALIŞ SAATLERİNE MUTLAKA UYULMASI GEREKTİĞİ UYARISINDA BULUNUYOR

UZMANLAR, ÇOCUĞUN OKULA UYUM SAĞLAMASI İÇİN ANNE BABALARIN KAYGIYI ARTIRICI DAVRANIŞLARDAN KAÇINMASI, ÇOCUĞA GERÇEK DIŞI ŞEYLER SÖYLENİLMEMESİ, OKULA GİTTİĞİ İÇİN ÖDÜLLENDİRİLMEMESİ, OKULDAN ALIŞ SAATLERİNE MUTLAKA UYULMASI GEREKTİĞİ UYARISINDA BULUNUYOR
İlköğretime başlayan ve anne ya da babasından ayrılma kaygısı yaşayan çocuklarda ''okul reddi'' görülebiliyor.
Uzmanlar, çocukların uyum sorunu yaşamaması için ailelerin kaygıyı artırıcı eylemlerden kaçınması, çocuğun okula ayrılmakta zorlandığı kişi yerine bir başkası tarafından bırakılması, çocuğa gerçek dışı şeyler söylenilmemesi, okula gittiği için ödüllendirilmemesi, çocuk çok yoğun kaygı yaşıyorsa kademeli olarak okula gönderilmesi, okuldan alış saatlerine mutlaka uyulması gerektiği uyarısında bulunuyor.
Uzmanlar, yaptığı açıklamada, okul fobisi ile ilgili bilgi verdi.
Yeni okula başlayan çocukların ailelerin, en az çocukları kadar heyecan, mutluluk ve endişe duyguları yaşadığını belirten Taner, ''en iyi'' arayışına girilmesinin aileleri daha çok kaygılandırdığını söyledi. Taner, çocukların her zaman ebeveynlerinin duygu ve düşüncelerini hissettiğini vurgulayarak, ''Çocuğunuzun okula başlaması, yaşamındaki en önemli dönüm noktası olarak görülmemeli, ancak çok önemli bir adım olduğu da gözden kaçırılmamalı'' dedi.
İlköğretimin, çocuğun gelecekteki hedefleri, vicdan gelişimi, sorumluluk anlayışı, çalışma alışkanlığı, ahlak gelişimi ve bilgi düzeyi için önemli olduğuna dikkati çeken Taner, ilköğretim döneminde çalışma alışkanlığı gelişmemiş çocukların liseye geldiklerinde ders çalışma prensibinin çok zor oturtulduğunu belirtti.
Uzmanlar, ilköğretimde çocuğun bilmediği ve yeni girdiği bir dünyayla karşılaştığı için endişe yaşayabildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
''Çünkü çocuk için olayın yönü eğitim ve öğretimden ziyade, yeni insanlara, yeni bir sosyal çevreye ve sınıfa alışmaktır. Daha önce kreş ya da anaokuluna gitse bile ilköğretim daha farklıdır. Ruhsal gelişimi gereği aklı daha oyunda olan çocuk için ilköğretim 'okul' demektir. Dışarıda oynamak yerine, 40 dakika kıpırdamadan günde en az 4-5 saat ders dinlemesi, ev ödevi yapması, yeni şeyler öğrenmek zorunda olması demektir. 6 yaşındaki bir çocuk içinse tüm bunlar kaygı vericidir.
Çocuktaki kaygının okul fobisine dönüşmemesi için kaygının giderilmesi, kaygının anne baba tarafından artırılmaması gerekir.''
Son iki yıldır uygulanan ilköğretime uyum programı çerçevesinde çocukların öğretime başlanmadan bir süre önce anne babaları ile okula gittiğini, bunun çocuk için çok olumlu olduğunu dile getiren Taner, ilk haftalarda çevreye uyumda çok sıkıntı yaşanmadığını belirtti.
Uzmanlar, okulların açılmasından yaklaşık birkaç gün içinde uyum sorunlarının ortaya çıkmaya başladığını ifade ederek, ''Okul fobisi, en fazla okulların açılmasından sonraki 2-3 hafta içinde kendini gösteriyor. Ayrılma kaygısına bağlı okul korkusu (okul reddi) tanısı konulabilmesi için yoğun kaygının en az 4 hafta devam etmesi gerekiyor'' diye konuştu.
Okul reddinin altında yatan birçok sebep olduğunu belirten Taner, çocuğun öğretmeni, arkadaşları ile uyum sorunun ve ders başarısının, dışarıda olumsuz bir arkadaş gurubunun olması, internet bağımlılığı, alkol-madde kullanımı gibi faktörlerinden de çocuğun okuldan uzaklaşmasına yol açabileceğini vurguladı.
-AYRILMA KAYGISI BOZUKLUĞUNA DİKKAT-
Çocukların okula gitmek istememelerinde ''ayrılma kaygısı bozukluğu''nun yattığına dikkati çeken Taner'in verdiği bilgiye göre, ayrılma kaygısı bozukluğu yaşayan çocuklar, şu davranış biçimlerini sergiliyor:
''Ayrılma kaygısı bozukluğu geliştiğinde kendine yakın gördüğü, bağlandığı kişilerden ayrılığında ya da böyle bir ayrılık beklendiğinde mutsuz, keyifsiz oluyor. Sık sık ağlıyor, sabırsız ve çabuk sinirleniyor, anneye babaya yapışıyor, okula gitme zamanı geldiğinde karın ağrısı, mide bulantısı, baş ağrısı gibi şikayetleri ortaya çıkıyor. Gece kabuslar görüyor, daha önce çok yanında biri olmadan ev içinde başka bir odaya gidebilirken, artık bunu yapamıyor. Daha önce var olmayan yeni korkuları başlıyor, huysuzluklar edinebiliyor, oyun arkadaşlarının yanına gitmek isterken anneyi çağırıyor, anne baba olmadan oyun oynamaktan dahi kaçınıyor. Bu bozukluğun bir uzantısı olarak kimi çocuklar, okula başladıklarında benzer davranışları sergiliyor ve okula gitmemek için ciddi direnç gösteriyor.''
Ayrılma kaygısı bozukluğu, okul öncesinde, kreş döneminde de kendini gösteriyor. Kreşe başladıktan 3-4 ay sonra çocuğun hala isteksiz davranması ve gitmek istememesi, ayrılma kaygısının olduğunu gösteriyor. Bu tür durumlarda, ailelerin çocukları ''alışamadıkları'' gerekçesiyle geri almaması öneriliyor. Çünkü, ilköğretimde sorun yaşayan çocukların daha önceki öykülerinde sıklıkla kreş ya da anaokuluna gönderip, geri alma hikayesi bulunuyor. İlkokulda da çocuğu okuldan geri alma söz konusu olmadığından çocukta ve ailede kaygı ve stres daha çok artıyor.
Okul öncesinde çocuğun devam ettiği kreş ya da anaokuluna uyumsuzluk gösterdiğinde, kararlı bir şekilde devam etmesi gerekiyor.''
-OKULA KADEMELİ SAATLERDE GÖNDERİLMELİ-
Çocukların yaşadığı kaygının aile tarafından destek bulmaması gerekiyor. Bunun için anne ya da babanın, çocuklarından ayrılırken uzun uzun sarılmaması, dönüp dönüp arkaya bakmaması, çocukla birlikte ağlamaması tavsiye ediliyor. Bu gibi durumlarda, çocuğun ayrılmakta zorlandığı kişi anne ise, o zaman çocuğu okula babanın bırakması öneriliyor.
Kaygının aşırı olması halinde ise okul yönetimiyle de görüşülerek, çocuğun kademeli saatlerle okula gönderilmesi isteniyor. Annenin, ilk günlerde sınıfta, ardından sınıf dışında oturarak çocuğunu beklemesi, kaygının azalmasına yardımcı oluyor. Anne ya da babanın mutlaka, ''Seni dışarıda bekliyor olacağım, ''Son dersten sonra hemen kapının dışında seni bekleyeceğim', ya da ''Öğretmenine sor, saat 16.00'da ben dışarda olacağım'' diye sözler verdiğinde, kesinlikle bunların dışına çıkılmaması gerekiyor. Çocuğun anne babasının verdiği sözde durmadığını gördüğünde güveni sarsılıyor ve kaygısı daha çok artıyor.
Çocuğa kesinlikle gerçek olmayan şeylerin söylenmemesi isteniyor. İşe gitmek zorunda olan bir anne ya da baba, onu bekleyeceğini söylerken ''iş yerine bakkala gideceğinin'' söylememesi gerekiyor. Çocuğun, her koşulda doğru ile yüzleşmesi gerekiyor.
Kademeli alıştırma metoduna rağmen, çocuğun okul reddi halinde ise bir çocuk psikiyatri uzmanına başvurulması tavsiye ediliyor.
-ÖDÜLLENDİRMEKTEN KAÇINILMALI-
Anne babaların, çocuğun okula devamını sağlayabilmek için çeşitli ödüllendirmelerden de kaçınılması isteniyor.
Okula gitmenin bir sorumluluk ve zorunluluk olduğunun, bunun ödülle teşviklendirilecek bir şey olmadığının çocuğa anlatılması gerekiyor.
Ödülün, örneğin, okul başarısını gösteren takdir belgesi ya da bir yarışmada ödül alması halinde verilebileceği vurgulanıyor.



Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com