Ajda yıllardır hayatımızdaysa bunun nedeni...

Ajda yıllardır hayatımızdaysa bunun nedeni...
Atılım Üniversitesi'nde 'Liderlik Teorileri ve Uygulamaları' kapsamında 'Liderlik ve Yenilikçilik ' konulu konferansın konuğu Sn.Demet Sabancı Çetindoğan oldu.

Moderatörlüğünü Öğr. Görevlisi Sevinç Engin'in yaptığı konferans 24 Mayis 2013, Saat:12:30'da  Cuma  günü Atılım Üniversitesi, İşletme Fakültesi, Mavi Salonda gerçekleştirildi.
 
'Liderlik Teorileri ve Uygulamaları' kapsamında liderlik çeşitli boyutları ile sorgulanmaktadır, anlatılmaktadır. Katılan konuklarla öğrenciler arasında karşılıklı soru ve cevaplarla konular daha çok pekişmektedir.  Bu haftaki konuğumuz Sayın Demet Sabancı Çetindoğan'dı. Lider Öyle Olmaz Böyle Olur kitabi icinde de söyleşi ile yer alan DEMSA Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan , "Lider olunur mu doğulur mu?", İyi bir lider  her zaman iyi bir yönetici midir?'Lider için aile desteği ne kadar önemli?' gibi soruları yanıtladı.

Kitapta röportajı yer alan spor, siyaset, iş, ve medya dünyasının lider isimleri arasında ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu, Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Yıldırım Koç, Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi Arzuhan Doğan Yalçındağ, Vuslat Doğan Sabancı, Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı, Ahmet Çalık, Metin Yüksel,Hüsamettin Cindoruk.'' Yazar Engin: ''Kitap, liderlik ve insanların liderliği nasıl uyguladığı ve süreç içerisinde nasıl lider haline geldikleriyle ilgili''.

SN.DEMET SABANCI'NININ KONUŞMASI
Liderlik, daha çok siyasete maledilmiş bir kavram. Liderlik, çoğu zaman liderin elde ettiği başarıya ve bu başarıya giderken uyguladığı özgün yöntemlerin doğurduğu sonuçlara bağlı olarak olumlu ya da olumsuz değerlendirilen bıçak sırtı bir kavram.
Ama ister istemez insanda uyandırdığı duygu -siyasi terminolojiyi kullanarak söylemek gerekirse- tek adamlık... Bu yalnızca bizim siyasi kültürümüzde böyle değil. Dünya tarihi böyle karizmatik liderlerle dolu. Kimisini çok iyi hatırlıyoruz ama kimisinin adını bile anmak istemiyoruz.

Tek adam olmak öyle  kolay bir şey de değil. Sizi tek adam haline getirebilicek bir özelliğiniz olması gerekiyor. Bu özellik sadece baskıcılık da olamaz. Siyasi tarih ne baskıcı liderler gördü ama onlar uyguladıkları her türlü baskıya rağmen kitleleri bir şemsiyenin altında toplamayı başaramadılar. Biz liderliğin olmazsa olmazlarını aramak için yola çıktık. Siyasi liderlikle söze başladık, çünkü liderlik daha çok bize bunu çağrıştırıyordu. Ama buradan şunu çıkarabiliriz. Sonuçta insanların sizi hatırlamasının ve tarihin sizi yasmasını sağlamanın yolu başarıdan geçiyor. Somut, ölçülebilir. Genel kabul gören bir BAŞARI ortaya çıkarmalısınız. Ne kadar güçlü, ne kadar özgün, ne kadar yetenekli olduğunuz değil, bunların sonucunda ne kadar BAŞARI ortaya koyduğunuz önemli. Şimdi bunu aklımızda tutup devam edelim.

Kanaat önderleri var mesela. Bunlar toplumsal liderler. Onların izlediği yol, onların tercihleri bizim tercihlerimizi etkiliyor, hatta belirliyor. Onlar da birer lider ama biz onları sahip oldukları siyasi güçten dolayı değil, oluşturdukları olumlu etki alanlarından dolayı takip ediyoruz.  Örneğin modayla ilgilenen bir sürü isim var ama birkaç kişinin görüşleri toplumunun tamamının modayla ilgili tercihlerini belirleyebiliyor. Konuyu daha somut anlatabilmek için aslında isim vermek lazım. Aklımda Ajda Pekkan var mesela.

Ajda Pekkan'ı 70'li yıllardan bu yana izliyoruz. Son 40 yıldır her gününü göz önünde yaşayan bu sanatçı bir kez bile toplumun ortalama tercihlerinin gerisine düşmedi. Ne yaptıysa izlendi, takip edildi. Bu kolay bir şey değil. Yalnızca giyim tercihleriyle bunu açıklayamayız. Ajda Pekkan 40 yıldır bizim hayatımızda varsa bunun sebebi onun lider karakteridir. Onun liderliğini belirleyen değer yenilikçiliğidir. Bu yenilikçi yaklaşımı sürekli kendini yenilemek olarak şimdi bir kenara not edelim.
Sanatta böyle başka lider isimler de var. Yine somut bir isimden yola çıkalım. Yine bizden bir örnek verelim. Zeki Müren mesela. Bugün bile Zeki Müren'in sahne kostümlerini giymek cesaret ister. Yine Ajda Pekkan'da olduğu gibi Zeki Müren'i yalnızca giydiği kostümlerle açıklayamazsınız. Oradaki asıl mesele kendi yolunu çizmedeki cesarettir. Şimdi cesareti de not edin lütfen.
Bir örnekle bir özelliği daha eşleştirelim şimdi. Yaşar Kemal'i ele alım. Bu büyük yazar içinde yaşadığı toplumu genlerine kadar tanıyan, kitlesini avucunun içi gibi bilen bir kişi.
O, toplumun zenginliğini açığa çıkarma konusunda eşsiz bir yeteneğe sahip. Demek ki kitleyi tanımayı ve doğru açıklayabilmeyi liderlik hanesine yazabiliriz.

Liderlik kavramı teknolojide de çok sık kullanılıyor. Örneğin bugün salonun yarısının cebinde iphone marka telefon var değil mi? Nasıl oldu da böyle bir marka oldu apple? Herkesin hayal ettiği ama hayata geçiremediği bir yeniliği ete kemiğe büründürdü. Bir hayali gerçek kıldı. Bunun arkasında nasıl bir emek var onu anlamaya çalışmak lazım. Bu beş benzemez denklemi Steve Jobbs'ın nasıl kurduğunu anlarsak liderliğin kodlarına yaklaşırız.

Bu birkaç örnek isim liderlikle ilgili hepimizin kafamızda sarım bir algı oluşturmuştur. Aslında basit bir liderlik tanımından gidebilirdik. Ama google'a liderlik yazdığınızda göreceksiniz karşınıza yüzlerce tarif çıkacak. Üstelik bunların büyük bir kısmı liderlik etmeyi başaramamış bir sürü insanın hezeyanıyla dolu olacak. Böyle bir kavramı sözlük diliyle açıklamak mümkün değil. Önce bunu bir kabul etmek gerekiyor.

Liderliği öyle seçilmiş insanlara da atfetmemek lazım. Kim bilir bu salonda liderlik özelliğine sahip kaç kişi var aramızda. Kim bilir kendi hayatlarında, kendi isimsiz gruplarında liderlik yapan nice yetenekli insan bu salonda bir aradadır. Şimdi tam bu noktada bir özellik daha tarif edebiliriz. Liderlik ortaya çıkarılması gereken bir değer de olabilir. Yani doğuştan getirdiğiniz bir meziyet değil geliştirdiğiniz bir yetenektir liderlik.

Peki ama nasıl geliştirebilirsiniz  baskılanmış liderlik geninizi. Arkadaşlar işinizi, kitlenizi ve kendinizi yeterince tanıyorsanız liderlik yeteneklerinizi uyandırabilirsiniz.

Bu kavramı kendinizden çok uzak bir yere koymayın. Ama şunu da unutmayın.
Lideri seçmek de bir meziyettir. Kendi liderini belirleyemeyen bir toplum, lideri yanlış tarif eden bir kitle ya da her iddia edene lider mazbatasını verenler zarardadır.
Ne kadar karmaşık bir konu değil mi?

Şimdi biraz da yenilikçilik üzerinde duralım. Bu da aslında komplike bir kavram. Şimdilerde çok moda oldu "başımıza yeni icat çıkarma" atasözümüz çok tartışılıyor. Ne var herkes yeni icat çıkarsın deniyor. Yenilikçiliğe karşı durmak artık günümüz dünyasında mümkün değil. Biraz önce not almıştık. Liderler yenilikçidir demiştik. Doğru böyledir. Ama her yenilik üretici, yaratıcı, verimli, faydalı da değildir. Ama bu durum yenilikçiliği olumsuzlamaya yetmez. Önemli olan ayrımı iyi yapabilmektir.

Yenilikçi olmaktan korkan toplumlar yarattı dünya. Orta Çağı hatırlayın. Bunun izlerini modern dünyaya kadar sürebiliriz. Statükodan beslenenler bizi yenilik konusunda korkuttular. Yenilikçiliğin böyle bir ikona kırıcı tarafı var. Bu sebeple bugünün dünyasının yeni kutsalı haline geldi yenilikçilik. Ama biz toplum bilimsel bir yerinden yaklaşmayacağız tabi bu kavrama. O işi toplum bilimcilere bırakıp ben ticaretle ilişkisini kurmak istiyorum.

Aslında bu kavrama kendi özgün dilindeki ismiyle hitap edersek kafamızda yeni şeyler canlanacaktır. İnovasyon diyorlar şimdi. İnovasyonun tarifi aslında biraz daha ticari. Para kazandıran yenilikçi fikir... Para kazandırması şart mı? Biz isterseniz olana fayda sağlayan diyelim. Ola ki yenilik sağlayan bir fikirdir ama para kazandırmamıştır. Fakat insanlar için bir değer yaratmıştır. Bu daha mı kıymetsiz bir şey? Elbette değil.

İnovasyon gerçekten sihirli bir kelime. Bir kez dokunduğunda bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Hiç unutmadığım bir örnek var. Tekerlekli seyahat valizleri. Bu fikri bulan kişinin zengin olmasına kimsenin itirazı olabilir mi? Bu kadar basit aslında. Tıpkı tarifteki gibi yenilikçi ve bir fikir. Üstelik para kazandırıyor veya değer üretiyor. Dilimize yeni giren pek çok kavrama karşı biraz tedirgin yaklaşıyoruz. İnovasyon dedikleri aslında bu kadar basit. Tabii milyar dolarlık yatırımlarla uygulanabilecek fikirler var. Ama yalnızca onlara inovasyon demek bizim tekerlekli valizlere haksızlık olur. Kendimizi kendi önyargılarımızla korkutmanın alemi yok.

Herkes yenilikçi olabilir. Herkes yeni bir fikre sahip olabilir. Burada önemli olan onu hayata geçirecek iradeyi koyabilmektir. Burada tekrar Steve Jobbs'a dönebiliriz. O aklına geleni geldiği yerde bırakmamış. Yarı yolda da pes etmemiş. Bence onun fikrinden daha kıymetli olan şey o fikri hayata geçirecek enerjiyi üretmesidir.

Ticarette, sanatta ve aslında siyasette bu irade belirleyicidir. Ben üst düzey yöneticilerimize  şunu söylerim ''Arkadalar bana iyi fikirlerle gelirken, çalışma programınızla gelin".
Bence değerli olan fikrin kendisi kadar onu hayata geçirecek yolun çizilmesidir. Ötekine olsa olsa cin fikirli denir ve aslında bizim toplumumuzda böyle adamlar da çok sevilmez. Demek ki şu çalışkanlık meselesini de bir kenara not etmeliyiz. Yine planlı programlı olmayı ve iradeli olmayı da...

Görüyorsunuz ya hiçbir şey dışarıdan göründüğü kadar basit değil. Son derece karmaşık kavramlardan bahsediyoruz. Aslında hepimiz bizi başarıya götürecek yolu biliyoruz. Çalışkan, planlı, yenilikçi, cesur, bilgili, açık görüşlü, olursak başarı kaçınılmaz. İyi hadi kolaysa gel hepsini ol. Kolay değil tabii ki. İnsanları buna hazırlayan koşullar var. (AAK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com