AK Parti 22. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı

AK Parti 22. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı
Genel Başkan ve Başbakan Erdoğan: (3)

AFYONKARAHİSAR (AA) - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Burası bir muz cumhuriyeti değildir. Biz bu ülkenin çıkarlarını, bu ülkenin istiklalini, hürriyetini, algı operasyonlarına, karalama kampanyalarına peşkeş çekmeyiz, buna asla müsaade etmeyiz" dedi.

Erdoğan, partisinin Afyonkarahisar'da düzenlediği 22. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmada, 27 Mayıs’ın 5 hürriyet şehidiyle 12 Eylül öncesinde sırtı sıvazlanarak sokağa gönderilen ve ölenlerin de bugün hatırlanmadığını dile getirdi. 

Erdoğan, "İnanın, biz hatırlamasak,12 Eylül’ün idam ettiği, hem de yaşını büyüterek idam ettiği, o gençlerin ismini dahi kimse hatırlamıyor. Sokağa dökerler, ölmelerini temin ederler, timsah gözyaşlarıyla defnederler, sonra da unutur giderler. Geride sadece acılı anne babalar kalır. İşte onun için gençlerimiz uyanık olsunlar. İşte onun için gençlerimiz, asıl niyeti, asıl gayeyi, perdenin arkasındaki o karanlık yüzleri iyi görsünler" diye konuştu.

Mısır ve Ukrayna'nın durumunun ortada olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Özgürlük diyerek sokaklara dökülen, sosyal medyanın kuralsız ve sınırsız tahriklerine maruz kalan gençler, hem Mısır’da hem Ukrayna’da yüzlerce kişinin ölmesine, bu ülkelerin karartılmasına sebep oldular. Bakın burada şunu açık açık söylüyorum. Bu ülkede öyle medya kuruluşları var ki, öyle yazarlar var ki, öyle sermaye sahipleri, öyle siyasetçiler var ki, onlar için en iyi genç, ölü gençtir. Onlar, gençlerin dirisini değil, ölüsünü severler. Çünkü ölüm üzerinden istismar üretmeyi çok iyi bilirler. 30 yıl boyunca, bu ülkede, işte o malum medya, o malum sermaye çevreleri, o malum siyasetçiler, ölüm üzerinden rant devşirmeye çalıştılar.

Şehit olan kahraman askerimiz üzerinden, dağda bir hiç uğruna ölen gençler üzerinden çıkar sağlamaya çalıştılar. İşte bu 23 Nisan'da biliyorsunuz güya diyerek dağa kaçırılan çocuklar var ve bunların bir çoğunun annesi feryat ediyor. Terör örgütüne yakarışta bulunuyor, bize yakarışta bulunuyor, "Çocuklarımızı bize ne olur getirin" diyor. Bölücü terör örgütünün böyle bir meselesi var mı, böyle bir derdi var mı? Annelerin çığlıklarına cevap vermek gibi bir derdi var mı? Çünkü oradan geçiniyorlar. Kardeşlerim biz ne zamanki şu çözüm sürecinde şu ölümleri durdurduk. Kendilerine başka istismar malzemesi aramaya başladılar. Utanmadan, sıkılmadan, bizi 'katil' olmakla, bizi 'diktatör' olmakla, bizi 'özgürlükleri kısıtlamakla, demokrasi düşmanı' olmakla itham ediyorlar."

-"Bu ülkede özgürlüklerin düşmanı her zaman CHP olmuştur"

Konuşmasında gençlere de seslenen Başbakan Erdoğan, 27 Mayıs öncesinin hadiselerine bakmalarını tavsiye ederek şunları söyledi:

"Bize ne söyleniyorsa, aynısının merhum Menderes ve hükümetine söylendiğini göreceksiniz. Arşivlerden o zamanın gazetelerini getirttim, açtım, baktım aynı şey, aynı başlık, hiç değişen bir şey yok. Aynı kelimelerle, aynı cümlelerle, aynı köşe yazıları ve aynı manşetlerle, merhum Menderes’e nasıl taarruz ettilerse, bize de öyle taarruz ettiklerini görüyorum siz de göreceksiniz. İnanın, aradaki benzerlik sizleri de şaşırtacak. Bu ülkede özgürlüklerin düşmanı her zaman CHP olmuştur, ama başkalarını 'özgürlük düşmanı' diye itham eden de her zaman CHP olmuştur. Medyaya en ağır baskıları uygulayan CHP olmuştur,  'Basın özgürlüğü yok' iftirasını atan da her zaman CHP olmuştur.

Bu ülkenin tarihinde, tek bir diktatör vardır. O da CHP’nin Milli Şef’idir. Ama aynı CHP, merhum Menderes’e de merhum Özal’a da bize de 'diktatör' diyecek kadar yüzsüz olmuştur. CHP şu anda, o hiç değişmeyen tarihi rolünü oynuyor, hiç değişmeyen vazifesini yapıyor. Ne diyorlar 'özgürlük yok', ne diyorlar 'diktatör'. Hem ülkede gerilimi tırmandırmak istiyor, hem de Türkiye’yi uluslararası platformlarda karalamaya çalışıyor. Bir takım uluslararası dernekler de işte bu CHP’nin, CHP yandaşı medyanın algı operasyonlarına kanıyor ve Türkiye’yi basının özgür olmadığı ülkeler sınıfında gösteriyor."

"Hiç kusura bakmasınlar, biz bu algı operasyonlarına boyun eğmeyiz. Bu karalama kampanyalarına pabuç bırakmayız" görüşüne yer veren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye, dünyada, en fazla ulusal gazete ve televizyonun yayın yaptığı ülkelerden biridir. Siz kendi ülkenize bakın. Üstelik bu gazete ve televizyonların çok büyük bir bölümü, her gün manşetlerinden, ekranlarından özgürce Başbakanı, Bakanları eleştirebilen, hatta hakaret edebilen kuruluşlardır.

Ülke ismi vermeyeceğim, ama bu dernekler öyle ülkeleri Türkiye’den özgür gösteriyorlar ki, hadi buyursunlar, o ülkenin başbakanına, cumhurbaşkanına, kralına, diktatörüne, manşetten hakaret etsinler de görelim. O ülkelerden bir tek köşe yazarı çıksın da, yönetimi eleştirsin görelim. 

TRT'nin Hamburg'da meydana gelen olaylarını gösterdiği gerekçesiyle Almanya'da kablolu yayından çıkarıldığını söyleyen Başbakan Erdoğan, "Bir tek eleştiri duydunuz mu? Türkiye'de medyada bir şey duydunuz mu?" diye sordu. 

İngiltere'de telekulak skandalına isimleri karıştığı için 50 gazetecinin gözaltına alındığını, sorgulandığını ve sahibinin de gazeteyi kapattığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bir tek eleştiri duydunuz mu? İngiltere muhalefet partisi liderinin, ülke ülke dolaşıp, 'İngiltere’de basın özgür değil' diye kendi ülkesini şikayet ettiğine şahit oldunuz mu? Amerika Birleşik Devletleri’nde, Avrupa ülkelerinde, Rusya’da, Hindistan’da, Twitter, Youtube, Facebook hukuka uymak, mahkeme kararlarını uygulamak zorunda. Biz de olduğu gibi bir tane itiraz duydunuz mu? 

Daha önceki gün, İngiltere’de bir Twitter hesabının sahibi, öğretmenleri tehdit ettiği için, ırkçılık yaptığı için hapis cezasına mahkum edildi. O ülkelerdeki yüksek mahkemelerin, kendi vatandaşlarının hukukunu bir kenara bırakıp, bu şirketlerin çıkarını, karını, imajını koruduklarını hiç duydunuz mu? Kimse kusura bakmasın, değerli arkadaşlarım, burası bir muz cumhuriyeti değildir. Biz bu ülkenin çıkarlarını, bu ülkenin çıkarlarını, bu ülkenin istiklalini, hürriyetini, algı operasyonlarına, karalama kampanyalarına peşkeş çekmeyiz, buna asla müsaade etmeyiz."

-"Demokrasiden taviz vermedik"

AK Parti hükümetleri olarak 12 yıl içinde sergilenen dirence rağmen tarihi nitelikte reformlar gerçekleştirdiklerini belirten Başbakan Erdoğan, iktidara gelmelerinin ardından sadece 2 ay sonra darbe senaryolarının hazırlandığını bildirdi. Erdoğan, "Nice tahrikler yapıldı, cinayetler işlendi, parti kapatılması, 27 Nisan bildirisi, şantajlar, daha birçok tehditle üzerimize geldiler. Bütün saldırılara rağmen, demokrasiden taviz vermedik, hukuktan taviz vermedik, özgürlük mücadelesinden taviz vermedik" ifadesini kullandı. 

Kısa bir süre öncesine kadar Türkiye'de kadınların kamuda başörtülü çalışmalarının hayal bile edilemediğine dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

"İşte bugün çalışıyorlar. Daha birkaç yıl öncesine kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, asiller gibi vekillerin de başörtüsü takabilecekleri hayal dahi edilemezdi. Önceki dönemlerde işte bu CHP zihniyetinin, aslında aynı zihniyetin mensuplarıdır, Merve Kavakçı kardeşimizi parlamentodan apar topar dışarı atmadılar mı? Atanların kimler olduğu belli. 'Bu kadına haddini bildirin' diyecek kadar ileri gittiler ve aynı şekilde yine o dönemin malum yargı mensuplarından bir tanesi utanmadan, sıkılmadan gidip bizzat evinden alma cüretini gösterdi. Bu ülke bunları yaşadı. Ama şimdi bizim artık parlamentoda başörtülü vekil kardeşlerimiz var. 

12 yıl önce, bu ülkede farklı dil ve lehçelerde konuşmak, eğitim görmek, özel okullarda eğitim vermek, 24 saat devlet televizyonunun yayın yapması, propaganda yapmak hayal bile değildi. Bunu konuşmaya dahi kimse cesaret edemiyordu. Bize 12 yıl önce parti kurma çalışmalarını yaptığımız dönemde Güneydoğu Anadolu'da, Doğu Anadolu'da 'sadece şu olağanüstü hali kaldır yeter' diyenler, kim kaldırdı. İktidara gelir gelmez ilk işimiz olağanüstü hali kaldırmak oldu."

 Kültür ve Turizm Bakanlığının Ahmed-i Hani'nin Mem-u Zin adlı yasaklı kitabını bastığını söyleyen Erdoğan, "Bediüzzaman Said Nursi’nin Risaleleri adeta öcü gibiydi, Diyanet İşleri Başkanlığı şimdi bunları basıyor. Siirt’in Tillo ilçesine Tillo demek adeta suçtu, affedilmez hataydı, bu anlamsız baskılara biz son verdik. 12 yılda sadece hayalleri gerçeğe dönüştürmekle kalmadık; hayali dahi kurulamayanları biz gerçeğe dönüştürdük" görüşünü paylaştı. 

"18 Nisan 1960’da, CHP’nin Milli Şefi İsmet İnönü, Meclis’te dehşet verici bir konuşma yaptı" ifadesini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O kısa konuşması, baştan sona tehdit içeriyor ve adeta 27 Mayıs'ı önceden haber veriyordu. İsmet İnönü, o tarihe kara bir leke olarak geçen konuşmasında özetle şunu söyledi, çok anlamlı ifadeler var. 'Biz ihtilalden yetişmiş insanlarız' diyor, 'Bu yolda devam ederseniz sizi ben de kurtaramam'. Ardından da 'Şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır' diyor. Evet. İsmet İnönü, tam da Meclis kürsüsünden ifade ettiği gibi, ihtilalden yetişmiş bir neslin üyesiydi. 23 Ocak 1913’te, tarihimizdeki ilk darbeyi yapan İttihat ve Terakki Fırkası'nın işte o ihtilalci ruhunu taşıyordu. CHP, 1913’ten bugüne kadar, 100 yıl boyunca, bu ihtilal ruhunu kaybetmedi.

Gazi Mustafa Kemal’in, Meclis’i en yüksek merci olarak tanımlamasına rağmen, hem İnönü hem CHP, halkın iradesini çiğneme alışkanlığından hiçbir zaman vazgeçmedi.

Benim ümidim ve arzum şudur. İnşallah, ilk darbenin 100’üncü yılında yapılmak istenen 17 Aralık darbesi, tarihimizdeki son darbe girişimidir. 30 Mart seçimleri, inşallah, 100 yıllık darbeler tarihini artık kapatmıştır. 30 Mart, CHP’nin sembolü haline geldiği yani ihtilal ruhunun adeta cenaze namazının kılındığı tarihtir. Millet, her seçimde yönetime el koymuştur. Ancak 30 Mart seçimlerinde millet artık sarsılmaz şekilde, geriye gitmeyecek şekilde yönetime el koymuştur. Millet, komploları bozmuştur. Millet, darbeye gerekçe oluşturmak için yapılan sokak eylemlerine sabırla tahammül etmiş, bu eylemleri bozmuştur. 

Yurt dışından, ülkemize maalesef, bu aziz millete karşı yapılmak istenen bu darbe girişimi organizasyonunu milletimiz bozmuştur. Bu aziz millet, ekonomiye, demokrasiye, milli iradeye, istikbalimize ve istiklalimize yönelik saldırıyı görmüş, derin ferasetiyle tüm tuzakları alt üst etmiştir."

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Mersin İdmanyurdulu futbolcuların idmana çıkmaması23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Brezilyada taraftarlara gözaltı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • 12 bin yıl öncesinin taş işçiliğini öğreniyorlar23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)23 Şubat 2015 Pazartesi 15:23
  • Çavuşoğlunun telefon diplomasisi sürüyor23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Ukraynadaki gelişmeler23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Karşıyakada Yusuf Şimşek görevinden istifa etti23 Şubat 2015 Pazartesi 15:13
  • Meteorolojiden çok kuvvetli yağış ve denizlerde fırtına uyarısı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Fabrika işçilerinden eylem23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Sinopta MERS virüsü şüphesi23 Şubat 2015 Pazartesi 14:58
  • Çok Okunanlar
      Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
      Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
      E-Posta: info@sansursuzhaber.com