AK Parti TBMM Grup Toplantısı

AK Parti TBMM Grup Toplantısı
Genel Başkan ve Başbakan Erdoğan: (2)

TBMM (AA) - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  "Bizim kadim tarihimizde utanacağımız, korkacağımız, yüzleşmekten çekineceğimiz hiçbir hadise bulunmuyor. Her hadiseyle yüzleştik ve yüzleşiriz" dedi. 

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'in açıklamalarına işaret etti.

Kendisine "Ülkemizin içişlerine karışılmasına asla  tahammül edemeyiz" dediğini aktaran Erdoğan, "Sadece onu orada kullandı; ne dedi? Yani 'Bu içişlerinize karışmak gibi  anlaşılmasın ama...' Biz ama ile çok çektik. Onun için bizim  ama ile uğraşacak halimiz yok. Onun için devlet adamlığının gereği neyse, onu yapmak lazım. Herhalde hala kendisini rahip zannediyor. Çünkü rahipti bir zamanlar. O anlayışta bakıyor. Olmaz. Bunlar çirkin şeyler, çirkin gelişmeler ve bunları bütünüyle anlattık" diye konuştu.  

Erdoğan, Gauck'a Türkiye'de azınlıklara karşı davranışlarını, A'dan Z'ye neler yaptıklarını anlattıklarını, ama  buna rağmen böyle bir davranışın kendisini üzdüğünü kaydetti.

Başkasının özgürlük alanını ihlal etmediği sürece bütün özgürlükleri yaşamanın herkesin hakkı olduğunu, bundan kimsenin çekinmesine, korkmasına gerek olmadığını belirten Erdoğan, "Çünkü 77 milyon hepimiz aynı devletin vatandaşları, aynı milletin mensuplarıyız. Aynı vatan toprağı üzerinde, aynı bayrağa sahip olarak, aynı devletin sahipleri olarak, aynı milletin mensupları olarak hepimiz biriz, beraberiz, birlikte Türkiye'yiz. Bu ortak değerlerimizin altında herkes farklılıklarını korur, farklılıklarını istediği gibi ifade eder, farklılıklarını istediği gibi yaşar" diye konuştu. 

Bugün hala belli konularda korkuları olan, belli konularda hala korkutulan vatandaşların da bu korkularını cesaretle sorgulamalarını istediğini ve arzu ettiğini söyleyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Asırlardır bizi bölünmekle korkutuyorlar. Hatırlayın; 'bölünürüz, parçalanırız, dağılırız', hep böyle diyerek asırlardır özgürlüklerin önüne set çektiler. İşte şu 12 yılda bizi asırlardır korkuttukları konularda biz cesur adımlar attık. Ne oldu, Türkiye bölündü mü? 'Diyarbakır'a giderseniz, Kürt meselesi derseniz Türkiye bölünür' diyorlardı. Ben 2005'te dedim, ne oldu, bölündü mü? Farklı dil ve lehçelerde yayına izin verirseniz Türkiye bölünür diyorlardı, ne oldu? Bu ülkede yıllarca anneler, babalar çocuklarına istediği ismi veremediler. Niye? Bölünürüz diyorlardı. Biz bunu serbest bıraktık,  ne oldu, bölündük mü? Çıkardığımız her yasa, her reforma Türkiye bölünür diye karşı çıktılar. 12 yıldır yaptığımız hangi reform Türkiye'yi böldü, hangi yasal düzenleme Türkiye'nin dağılmasına sebep oldu?"

 

-"Eğer bu irticaysa yandık, o zaman hepimiz mürteciyiz"

 

Erdoğan, bir başka korku aracının da yaşadıkları "irtica korkusu" olduğuna işaret ederek, 150 yıldır milletin değerlerine sahip çıkmasına, inançları yaşamasına  "irtica gelir" korkutmasıyla karşı çıkıldığını söyledi. 

Mehmet Akif Ersoy'un "Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem / Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem / Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım / Boğamazsam da hiç olmazsa yanımdan kovarım / Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam / Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam / Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale / Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! / Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? / Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum / Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim / Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim / Adam aldırmada geç git diyemem aldırırım / Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım / Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu / İrticaın şu sizin lehçede manâsı bu mu?"  dizelerini okuyan Erdoğan'ı salondakiler uzun süre alkışladı. 

"İşte buyurun merhum Akif, o da böyle anlatıyor. Eğer bu irticaysa yandık, o zaman hepimiz mürteciyiz" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Üniversitelerde başörtüsünü özgür hale getirdik, irtica mı geldi? Kamuda başörtülü çalışma imkanı getirdik, irtica mı geldi? İmam hatip liselerini, Kur'an-ı Kerim derslerinin, Siyer-i Nebi derslerinin önünü açtık, irtica mı geldi? On yıllardır tahkir edilen, horlanan, selam verdiği, namaz kıldığı, oruç tuttuğu için kibirle aşağılanan insanımıza özgürlük ve özgüven temin ettik, irtica mı geldi? Yaptığımız reformlar ne Türkiye'yi böldü ne de Türkiye'yi geri götürdü. Tam tersine Türkiye daha bir oldu, daha bir kardeş oldu, bütün oldu, özgürlüklerle, demokrasiyle Türkiye her alanda çok daha ileri seviyeleri yakaladı. 

Ne diyorlardı; 'uzay çağında başrötüsü mü takılır?' öyle diyorlardı. İşte şu anda başörtüsü serbest. Türkiye de uzay çağını uzaktan izlemiyor. Uzay çağını tam aksine artık yaşıyor. Ardı ardına uzaya uyduları bu iktidar gönderiyor. Başörtüsüne karşı çıkanlar uzaya uydu filan göndermedi. İnsansız hava araçlarını bu iktidar şu anda üretiyor. Niye bizden öncekiler bunları üretemediler? Görüyoruz ki başörtüsü o uyduların kuyruğuna takılmıyormuş. Şu 12 yıl içinde korkuların, endişelerin, çekincelerin ne kadar yersiz, ne kadar asılsız olduğunu gördük. Asırlardır bizi korkuttukları meselelerin çözümünün aslında ne kadar basit ve kolay olduğunu gördük. Bugün bir kez  daha ifade edeceğim; biz korkularıyla yaşayan ve sürekli çoğaltan millet olamayız. 100 yıl öncesine ait korkuların bugün hala toplumu ve siyaseti şekillendirmesi için istismar edilmesine biz müsaade edemeyiz. En az 200 yıldır 'bölünürüz, parçalanırız, dağılırız, geriye gideriz' korkutmalarıyla Türkiye'de siyaset ve toplum baskı altına alınmak istendi. Korkan bir millet geleceği inşa edemez. Korkan bir devlet dünyada iddia sahibi olamaz. Korkularıyla yaşayan toplumlar reform yapamaz.100-200 yıl öncenin korkularını hafızalarından ve ruhlarında söküp atamayanlar, kürsel denklemde kendilerine yer bulamaz. Hep hatırlattım, tekrar hatırlatıyorum; bizim İstiklal Marşı'mızın millete ilk talimatı 'korkma' talimatıdır. 'Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak / O benim milletimin yıldızıdır parlayacak / O benimdir o benim, milletimindir ancak."

 

-"12 yıldır lafta deil, fiiliyatta korkmadık"

    
     Erdoğan, 12 yıldan beri lafta değil filliyatta korkmadıklarını, milletin korku içinde yaşamasının hiçbir nedeni olmadığını da her fırsatta vurguladıklarını söyledi. "Biz geçmişin ağırlıklarından, prangalarından, zincirlerinden cesaretle kurtuluyoruz. Geçmişin korkularını tek tek söküp atıyor, Türkiye'nin önündeki korku duvarlarını yıkıyoruz" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: 
 
             "Allah'a hamd olsun, bizim kadim tarihimizde utanacağımız, korkacağımız, yüzleşmekten çekineceğimiz hiçbir hadise bulunmuyor. Her hadiseyle yüzleştik ve yüzleşiriz. işte Dersim hadisesiyle yüzleştik. Peki anamuhalefetin Gene Müdürü yüzleşebildi mi? Çünkü Dersim'in gerçek destekleyicisi onlardı. O katliamın arkasında, faili onlardı. 'Hayır' diyebiliyor mu? CHP hala bunun hesabını verebildi mi? Veremedi, veremez. Ama bakın CHP'nin Genel Müdürü de kalkıp bu konuda bir cümle edemiyor. Niye, hayatı bu... Faili meçhullerle yüzleştik biz. Diyarbakır Cezaevi ile yüzleştik. Sivas, Çorum, Kahramanmaraş, Gazi Mahallesi olayları ile yüzleştik. Bizim iktidarımızda olmadı bunlar ama biz devletin devamlılığından hareketle bunları da ortaya çıkardık. Korkularla yüzleştik, yasaklarla yüzleştik. Bir siyasetçi olarak biz üzerimize düşeni yaptık, yapmaya çalıştık. Karanlık her hadisenin aydınlatılması için cesaretlendirici, yüreklendirici olduk. Yazılamayanların yazılmasını, konuşulamayanların konuşulmasını temin ettik. Her seferinde korkuların yersiz olduğunu, asılsız olduğunu hem milletimize hem dünyaya gösterdik. Biz korkmayacağız. Biz tarihi farklı yazanlardan, tarihi çarpıtanlardan, tarihinden utananlardan ve korkanlardan olmadık ve olmayacağız. Tarihinde ne yaşanmış olursa olsun hiçbir millet tarihinin esiri olamaz. Tarihinin esiri olan milletler, geleceğin tarihini kendileri yazamaz, kendileri inşa edemez.

1914-1922 arasında dedelerimiz onlarca devletle savaş yaptılar. Rusya, İngiltere, Fransa, Yunanistan, İtaya ile savaştılar, hemen bütün Arap coğrafyasında mücadele verdiler. Gazi Mustafa Kemal, hemen 29 Ekim 1923'ten itibaren tüm bu devletlerle yeni bir sayfa açtı. Gazi Mustafa Kemal, Osmanlı ordusunun bir zabiti olarak neredeyse tüm cepheleri görmüştü, yaşanan acılara şahit olmuştu ama kin gütmedi, küsmedi, uluslararası ilişkileri intikam duygusunun üzerine tesis etmedi. Açık söylüyorum; 100 yıl öncesine kinine takılıp kalsak, bugün bölgemizdeki hemen hiçbir ülkeyle iyi ilişkilerimiz olamaz. Esasen fertlerin, devletlerin ve milletlerin psikolojisi asırlık acıların üzerine de bina edilemez. Asırlık acılar her gün diri tutuluyor, büyütülüyor ya da asırlık acılarla yüzleşmekten korkuluyorsa, bu milletler ve devletler adına sağlıklı bir ruh hali olamaz. 12 yıldır şunu açık açık söylüyoruz; biz tarihimizle yüzleşmeye hazırız. Hafızalardaki korkuları gidermeye hazırız. Bunu başaracak olan siyasetçilerden önce, bilim insanlarıdır. Biz arşivlerimizi açmaya da hazırız. Bakın bizim şu anda arşivlerimiz açık. Diyoruz ki hıçkırıkları durduralım, gözyaşlarını silelim, önyargıları bir kenara bırakalım, taraftar gözlüğüyle değil, objektif biçimde tarihi gerçekleri ortaya çıkaralım. 

Birbirimize karşı korkuları, kini, nefreti çoğaltmayı bırakalım, birbirimizin acılarını anlamaya çalışalım. Biz Türkiye olarak buna hazırız. Bizim korkumuz yok. Büyük devletlerin, büyük milletlerin korkusu olmaz. Bizim de korkumuz yok. Çok büyük acılar çekmiş bir millet olarak yeryüzündeki her milletin, her ferdin acılarını anlarız, acı çekenlerin hissiyatını çok iyi biliriz. Biz tarihi aydınlatmaya hazırız. Biz ortak acıları paylaşmaya ve anlamaya hazırız. Korkmadan, çekinmeden, sıkılı yumruklarla değil, tokalaşarak konuşmaya hazırız. Büyük bir devlet, büyük bir millet olarak tarihinden ve istikbalinden korkmayan bir ülke olarak bir asır önceki hadiselerin aydınlatılmasını isterken, acıları paylaşırken, karşı taraftan da bunu görmeyi arzu ederiz. Umut ediyorum ki gerek Ermenistan devleti gerek Ermeni diasporası bizim bu yürekli adımımızı görür, aynı yürekli, aynı cesur tavrı onlardan da görür ve bekleriz. Biz geçmişin acı hatırası, geçmişin acıları üzerine değil; umut, barış dostluk, dayanışma üzerine bir gelecek inşa etmek istiyoruz. Bu yolda bizimle yürüyen herkesle biz de yürürüz. Bir kez daha 99 yıl önceki hadiselerde hayatını kaybeden  tüm Osmanlı vatandaşlarına taziyelerimizi ifade ediyor, Rabbim bize ve hiçbir millete, bu tür acılar yaşatmasın diye dua ediyorum."


             (Sürecek)     

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Mersin İdmanyurdulu futbolcuların idmana çıkmaması23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Brezilyada taraftarlara gözaltı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • 12 bin yıl öncesinin taş işçiliğini öğreniyorlar23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)23 Şubat 2015 Pazartesi 15:23
  • Çavuşoğlunun telefon diplomasisi sürüyor23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Ukraynadaki gelişmeler23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Karşıyakada Yusuf Şimşek görevinden istifa etti23 Şubat 2015 Pazartesi 15:13
  • Meteorolojiden çok kuvvetli yağış ve denizlerde fırtına uyarısı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Fabrika işçilerinden eylem23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Sinopta MERS virüsü şüphesi23 Şubat 2015 Pazartesi 14:58
  • Çok Okunanlar
      Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
      Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
      E-Posta: info@sansursuzhaber.com