AKP'nin darbe dönemlerini aratmayan cezaevi gerçekleri!

AKP'nin darbe dönemlerini aratmayan cezaevi gerçekleri!
Ağbaba: “Erdal’ı da Gezidekileri de katleden aynı zihniyet”

Meclis Genel Kurulu'nda, Adalet Bakanlığı ve Enerji Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın bütçesi görüşülüyor.

CHP  Malatya Milletvekili Veli Ağbaba 13 Aralık'ın önemine dikkat çekerek, "Otuz üç yıl önce bugün, 13 Aralık 1980'de on yedi yaşında gencecik bir fidan yaşı büyütülerek asıldı. Faşist General Kenan Evren "Asmayalım da besleyelim mi?" dedi, Erdal Eren dar ağacına gönderildi. Bugün buradan bir kez daha Erdal Eren'i ve onun yolunda yürüyen Gezi eylemlerinde öldürülen gençlerimizi saygıyla anıyorum. Unutmayalım ki Erdal'ı da, Gezi'de kaybettiklerimizi de katleden aynı zihniyettir"dedi.

13 YAŞINDAKİ ÇOCUK YARGILANIYOR

Cezaevleri Türkiye'nin görünmeyen ama oluk oluk kanayan yaralarından biri olduğunu belirten Ağbaba, "Cezaevleri Türkiye'nin âdeta turnusol kâğıdı gibi. Türkiye'de ne kadar demokrasi varsa, ne kadar hukuk varsa cezaevlerinde de ancak o kadar var. Parasız eğitim ve özgür üniversite istedikleri için 3 bine yakın öğrenci içeride ama Ali İsmail Korkmaz'ı katledenler dışarıda. On üç yaşında "Kahrolsun Faşizm." diyen bir çocuk yargılanıyor ama Ethem Sarısülük'ü yakından vuran polis dışarıda. "Adalet" diyen avukatlar içeride, "demokrasi" diyen sendikacılar içeride, katliamlarda rolü olan polis şefleri dışarıda" dedi.

Cezaevlerindeki sorunları, sıkıntıları üçe ayırarak anlatacağını söyleyen Ağbaba sözlerine şöyle devam etti:

"Cezaevlerindeki sorunlar çözülecekse eğer, önce orada tecrit içerisinde yaşayan infaz koruma memurlarının sorunları çözülmelidir.

Bugün maalesef AKP'li hiçbir konuşmacı infaz koruma memurlarıyla ilgili konuşmadı çünkü onların umurunda değil infaz koruma memurları. İnfaz koruma memurları tartışmasız memurlar arasından en şansız olanları. Jandarmanın, polisin yıpranma payı var ama maalesef infaz koruma memurlarının yıpranma payı yok. Yıllardır söylüyoruz ama bu, Sayın Bakanının da umurunda değil. Memurlar içerisinde fazla mesai yapıp mesai almayan tek memur infaz koruma memuru. Cezaevindeki memur, müdür emekli olmak istiyor ama olamıyor. Neden? Çünkü, emekli oldukları gün maaşları yarı yarıya düşüyor. Memurlar içerisinde bayram tatili yapmayan memurlar bir tek infaz koruma memurları. Sosyal yaşamları sıfır. Tam olarak tecrit altında bir hayat sürüyorlar. Emekli olunca silahları ellerinden alınıyor, sokak ortasında bırakılıyor.


AKP'NİN DARBE DÖNEMLERİNE TUR BİNDİRDİĞİ İCRAATI

AKP'nin on yılda en çok büyüttüğü, darbe dönemlerine bile tur bindirdiği bir icraatı var ki o da mahpuslar, o da mahpushaneler; icraat ortada. Değerli milletvekilleri, sayın grup başkan vekilim, lütfen,  bundan sonra AKP'yi bu konuda eleştirmeyin çünkü bu konuda hakikaten 12 Eylül rejimine de tur bindirdi. 2003 Ocağında 57 bin olan mahpus sayısı bugün 145 bin, 2 katından fazla. Niye? Hani hep övünüyorsunuz ya "Ekonomi büyüdü, Türkiye büyüdü" diye ama büyüyen bir şey daha var ki bu sizi tamamen yalanlıyor, o da cezaevinde bulunan mahpus sayısı.

Bir mesele daha var ki bunu dikkatlerinize sunmak istiyorum. 2017'ye kadar cezaevlerinin kapasitesinin 255 bin olacağı söyleniyor.

Bakın, aman dikkat çünkü bu oyunu daha önce görmüştük; Silivri'de bir kampus yapıldığı zaman, büyük bir mahkeme salonu yapıldığı zaman herkes sordu "Niye  bu  salonlar yapılıyor?" diye. Önce salonlar açıldı, sonra o salonlara göre davalar açıldı. Balyoz, Ergenekon, KCK davaları bu salonlar için açıldı değerli arkadaşlar. Onun için üç yıl içerisinde kapasite artıyor. Buradan avukatlara, öğrencilere, sendikacılara çağrı yapıyorum, aman dikkat edin.


"SOYUYORUZ AMA UTANDIRMIYORUZ"

Cezaevlerinde her şey sorun. CHP Cezaevi Komisyonu olarak, bıkmadan usanmadan, hiç kimseyi ayırmadan iki buçuk yıldan beri söylüyoruz ama maalesef Hükümet körleri, sağırları oynuyor. Cezaevinde girişte çıplak arama var, kadınlara çıplak arama dayatılıyor.

Mahpusları, kadınları erkekleri ayırmadan arıyorsunuz. Sayın Bakana soru sordu Sayın Aygün, aynen verdiği cevap şu arkadaşlar:

"Soyuyoruz ama utandırmıyoruz." Geçtiğimiz günlerde İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeleriyle birlikte gittiğimiz Antalya Cezaevinde bir mahkûm dedi ki: "Sayın Bakana lütfen söyle, bizim üç dakikada, dört dakikada yaşadığımız o çıplak aramada ömrümüzden bir yıl, iki yıl gidiyor." Onu da sizlerin vicdanlarına sunuyorum.


Mahpuslarda kadın-erkek ayırmadan "Otur, kalk", oturup kalkarken de "3 kez öksür." deniyor. Pozantı'da, Antalya'da çocuklara tecavüz ediliyor, hem de devlet gözetiminde. Bir cezaevinde çocuğa tecavüz ediliyor, Adalet Bakanlığı çocuğu suçluyor, diyor ki: "Neden bağırmadın, neden acil butonuna basmadın?" Bir başka cezaevinde süngerli, halılı odalarda kaba dayaklar atılıyor. Bir başkasında, kendisine jilet atan çocuğun yarasına tuz basılıyor.

BUNLARI YAPAN HÜKÜMET

Bunları kim yapıyor? Bunları infaz koruma memurları mı yapıyor? Hayır, bunları bürokratlar, cezaevi müdürleri mi yapıyor? Hayır. Değerli arkadaşlar, ne kadar çok cezaevi yaptığıyla övünen Hükümet, duble yolları yapan Hükümet, çıplak aramayı da, Pozantı'daki tecavüze de göz yuman aynı insanlar. Kadınlarımıza, annelerimize, bacılarımıza oyuk araması yapanlar ile hastane yaptığıyla övünenler aynı kişiler.

Cezaevlerinde her şey sorun...


AKP Yalova Milletvekil Temel Coşkun'un AKP sıralarından 'Ayıp Ayıp' diyerek sataşması üzerine Ağbaba, "Ayıp nedir, biliyor musunuz? Ayıp, bunlara göz yummaktır. Ayıp, bunları iki buçuk yıldan beri söylediğimiz hâlde bunları görmezden gelmektir" yanıtını verdi.

"Cezaevlerinde sağlık hizmeti almak sorun, diş çektirmek sorun -altı ay sonraya gün veriliyor- yemek sorun, infaz koruma memuru için de sorun, orada kalan insanlar için de sorun, sohbet etmek sorun, yatmak, uyumak sorun. Antalya'da 510 kişilik cezaevinde tam 1.800 kişi kalıyor, 35 kişilik C5 koğuşunda 82 kişi yatıyor. Birçok cezaevinde üst üste yatanlar, birçok cezaevinde nöbetleşe uyuyanlar, hatta hatta nöbetleşe nefes alanlar var" diyen Ağbaba sözlerini şöyle sürdürdü:

60 YIL ÖNCE NAZIM HİKMET'İN KULLANDIĞI DAKTİLO YASAK

"Kitap sorun, her cezaevinde farklı, kiminde 5, kiminde 10. Senin gibi seçilmiş bir milletvekili Engin Alan'a 10'dan fazla kitap verilmesi yasak. Değerli arkadaşlar, daktilo kullanmak yasak, İnternet çıktısı, fotokopi yasak. Altmış yıl önce Nazım Hikmet'in kullanmış olduğu o daktiloyu güvenlik sebebiyle cezaevine sokmuyorlar. Bakın, Tuncay Özkan, Deniz Yıldırım, Hikmet Çiçek, Doğu Perinçek yazarak geçimlerini sağlayan insanlar ama cezaevlerinde maalesef bunlar yasak.

Sakal bırakmak yasak; size serbest, cezaevinde yatanlara yasak. Nakil olmak, sevk olmak yasak. Hele bu sevk, hele bu sevk... Yıllarca kendi şehirlerinden uzakta yatan mahkûmlar var. Örneğin, Süleyman Salman diyor ki Antalya Cezaevinden: "İki buçuk yıldan beri annemi göremiyorum. Hasta ve yaşlı olduğu için, imkânımız olmadığı için gelemiyor." Adanalı Ergün Köroğlu "Doğan çocuğumu bir buçuk yıldan beri göremiyorum." diyor. Başka bir örnek daha vereyim: Kastamonulu yaşlı bir teyze, Kocaeli'de kalan bir teyze yokluktan, yoksulluktan sizin büyütmüş olduğunuz, ekonomisini büyütmüş olduğunuz Türkiye'de altı yıldan beri çocuklarını görememiş.

12 EYLÜL'DE MARŞLAR ŞİMDİ AYNI KANALLAR

12 Eylül cezaevlerinde herkes aynı marşları söylüyordu, şimdi de herkes aynı kanaldan bilgi almaya zorlanıyor. Cezaevlerinde yandaş kanallar serbest, Ulusal TV, Halk TV, İmc, Cem, Yol TV yasak.

Cezaevlerinde dört duvar arasında başka sorunlar var ki, onları da hemen kısaca söyleyeyim: Sağa baktın sorun, sola baktın sorun, yüksek sesle konuştun sorun, türkü söyledin sorun. Marş söylersen karşılığında bir ay görüş cezası, milletvekillerine mektup yazarsan karşılığında üç ay iletişim cezası, slogan atarsan bir yıl görüş cezası. Onlarca keyfî uygulamalar var.

Adaleti simgeleyen sembolün gözleri kördür. Öyle olması da gerekir ama bizler gözlerimizi açmak zorundayız. Meclis uyuma, sadece el kaldırma, Hükûmeti övme, küfretme, milletvekiline saldırma ve kimin cennete gideceğinin kararlaştırıldığı bir yer değildir, Meclis ülke sorunlarının çözüm yeridir. Bu nedenle, yarın cezaevine kimin girip çıkacağı belli olmaz.

Bu sorunların çözümü konusunda hepinizin duyarlı olacağınıza inanıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum."  (LAK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com