Amerika, Ergenekon'u Nasıl Değerlendiriyor?

Amerika, Ergenekon'u Nasıl Değerlendiriyor?
Taraf gazetesinin yayınladığı WikiLeaks Türkiye belgelerinde bugün, Amerikalı diplomatların Washington'a yazdığı Ergenekon telgrafları yer alıyor. İşte o belgeler...

Emniyet, ABD'li diplomatlara verdiği brifingde Ergenekon sanığı Küçük'ü böyle anlattı: Özdemir Sabancı'yı vur emrini verdi, Dink ve Duyar cinayetlerine karıştı.

ABD'li diplomatların merkeze yazdıkları gizli telgraflarda, Ergenekon'u anlama çabası ön planda. Bu çabaya cevap, 24 Kasım 2008'de ABD'li diplomatlarla Federal Soruşturma Bürosu yetkilisine brifing veren polisten geldi: "Küçük, birkaç cinayetin emrini şahsen verdi."

ANAYASA MAHKEMELERİ ÜYELERİ SIRADA

Brifingi Washington'a rapor eden belgede, "Türk Polisi FBI temsilcisine, Ergenekon soruşturmasının, Anayasa mahkemesi hakimleri ile birkaç muvazzaf generali de kapana kıstırabileceğini söyledi" yazıyor.

AKP ORDUYLA ANLAŞABİLİR

ABD belgelerinden: AKP orduyu nötralize etmek istiyor. Ergenekon mahkumiyetlerinin alt düzey komplocularla sınırlı tutulması, AKP açısından bu yönde bir zafer için gayet makul bir maliyet sayılabilir.

DAVAYA DESTEK, TAKTİKLERE KUŞKU

Belgeler, ABD'nin Ergenekon sürecine ikili bir bakışı olduğunu kanıtlıyor: Derin devletten hesap sorulması ve tabuların yıkılması anlamında davaya güçlü bir destek veren ABD, polisin bazı taktiklerini, her taşın altında Ergenekon'un görülmesini ve davanın siyasi manipülasyona açık olmasını eleştiriyor.

İŞTE TARAF GAZETESİNDE BUGÜN 3 SAYFA OLARAK YAYINLANAN BÖLÜMDEN DİKKAT ÇEKİCİ YAZIŞMALAR

ABD'nin İstanbul Başkonsolosu Sharon A. Wiener'ın kaleme aldığı, “Ümraniye baskını, derin devleti hedef alıyor” başlığını taşıyan bu telgrafın “ÖZET” bölümü, Ergenekon soruşturmasının başlangıç aşamasında, bu soruşturma hakkındaki Amerikan resmî görüşüne ilişkin bir fikir veriyor:

“İstanbul'un Ümraniye İlçesi'nde geçen haziranda ortaya çıkarılan cephanelikle bağlantılı olarak, 22 ocakta İstanbul ve diğer kentlerde polisin çok sayıda insanı gözaltına alması olayı, Türkiye'de 'derin devlet'e karşı verilen savaşın bir muharebesi olabilir. 'Derin devlet,' Türkiye'nin 'alternatif' bir devlet gücü oluşturduklarını iddia eden ultra-milliyetçileriyle bağlantıları olan benzer zihniyetteki insanların, (buna emekli askerî personel ve hükümet yetkilileri de dahil) muğlak, iyi tanımlanmamış bir şebekesi. İddialara göre, bu yasadışı grup, kamuoyuna nüfuz ederek, gerçek devlet aktörlerinin, çoğunlukla da ordunun eylemlerine halk desteği sağlamak için çalışıyor. Eski Başbakan ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel gibi bazı kişiler, bu güç merkezine destek bildiriyorlar. Başbakan Erdoğan'ın ise buna (derin devlete) karşı çıktığı ve bütünüyle yok edemese bile yıkmak istediği anlaşılıyor. Şu anki derin devletin mensuplarıyla, halk arasında Gladio Operasyonu olarak tabir edilen ve Soğuk Savaş'ta muhtemel bir Sovyet işgaline direnmek için örgütlenmiş olan 'stay behind' (kelime anlamıyla, 'geride kalanlar') şebekesinin mensuplarının ortak olduğu yönünde spekülasyon yapılıyor. Bir derin devlet şebekesinin başarılı biçimde soruşturulması, milliyetçi dokunulmazlığa darbe indirecek ve hukuk düzenine güçlü bir bağlılık ortaya koyacaktır. Siyasi liderliğin en üst seviyelerinin bu soruşturmaya destek verir görünmesine rağmen, sorgu sürecinin başarılı olması ancak Türkiye'nin herkesten daha milliyetçi olan yargısının işbirliği yapmasıyla mümkün olabilir.”

Eruygur, Tolon, Balbay ve diğerleri

Büyükelçi Ross Wilson'ın onayıyla gönderilen ve Siyasi Müsteşar Carl Siebentritt tarafından kaleme alındığı anlaşılan telgraf, “Hükümet, Derin Devlet'e karşı taarruzda: Eski generaller gözaltına alındı” başlığını taşıyor.

Daha ziyade gözaltına alınanlarla ilgili genel bir döküme ayrılan telgrafın “ÖZET” bölümünde tek cümlelik bir yorum göze çarpıyor:

“Bu gözaltılar, hükümetle 'derin devlet' arasında, yargı üzerinden süren çatışmada ciddi bir tırmanmayı temsil ediyor ve (bunlar) AKP'yi kapatma davasında zirve noktasına yaklaşıldığı bir sırada, siyasi gerilimleri de dikkat çekici şekilde arttıracaktır.” 

Polis, Amerikalılara önceden söylemiş

“İlişkili olduğumuz üst düzey bir Türk Milli Polisi yetkilisi, gözaltıların önizleği olarak, geçen hafta Büyükelçilik LEGATT'ıyla (Federal Soruşturma Bürosu'nun temsilcisi kastediliyor) Paksüt-Başbuğ görüşmesinin(dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ ile Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt arasında 4 Mart 2008'de gerçekleşen ve Türkiye'nin ilk olarak Taraf'ın haberiyle duyduğu gizli buluşma) yarattığı tartışma bağlamında konuşurken, Türk Milli Polisi'nin, birkaç gün içinde Ergenekon kapsamında gözaltılar gerçekleştirmek suretiyle (bu gizli görüşmeye) karşılık vereceğini söylemişti.”

Şüpheliler AKP'ye husumet besliyor

“Tanınmış gazetecilerin gözaltına alınması, namlunun basının üzerine çevrilmesi gibi görünse de, Tercüman'ın Genel Yayın Yönetmeni ve Cumhuriyet'in Ankara Temsilcisi geniş bir kesim tarafından, askerî ve Kemalist fesatçıların sözcüsü olarak görülüyorlar. Gözaltına alınanların çoğu husumet derecesinde AKP aleyhtarı, ve hükümet karşıtı faaliyetlerde bulunmuş olmaları mümkün; ancak ne kadar suçlu oldukları ya da hükümete karşı sürekli ve ciddi bir komploda ne kadar rol oynadıkları ancak haklarındaki iddianameler kamuoyuna açıklandığında netlik kazanacak.”

Bu dava başlı başına reformdur

“Ergenekon şüphelilerinin, eğer suçlu iseler, cezalandırılmaları gerektiği konusunda Türklerin çoğunluğu hemfikir. Ama bunun, yasadışı örgütlerle ve devlet içindeki, hukuku kendi ellerine almaya hazır aşırı milliyetçilerle mücadeleye dönük samimi bir çaba olup olmadığına karar vermeden önce iddianameyi görmek istiyorlar. Daha önce, darbe tertipçilerinden hesap sormaya dönük girişimlerin başarısızlığa uğradığı düşünülürse, savcı, hükümetin desteğinin devamına ve yıllar alabilecek bir süreçte, kovuşturmaların mahkûmiyetle sonuçlandığını görmek için gereken kuvvette bir siyasi iradeye ihtiyaç duyacaktır. Ergenekon, sadece bir avuç muhalifin ev temizliğinden ibaret bile olsa, bu dava, sorumlu biçimde ele alınması halinde, hiç kimsenin hukukun üzerinde olmadığını göstererek Türkiye'nin demokratik sürecini güçlendirebilir. (Her ne kadar gönülsüz de olsalar) yargının ve ordunun işbirliği ile sağlanacak böyle bir sonuç, hükümetin bugüne kadar gerçekleştirdiği en önemli reform olabilir.”

“Sonuç ne olursa olsun, hükümete karşı ciddi suçlar işlemekle itham edilen üst rütbeden emekli subayların (Türkiye'de) ilk kez gözaltına alınmış olması –ve ordunun buna razı olması– geleceğin darbe tertipçilerini caydırmak suretiyle önemli bir rol oynayabilir ve 'Derin Devlet' elitlerinin Türkiye'nin devlet kurumlarındaki demir pençesini zayıflatabilir.”

AKP-ordu anlaşıp davayı kapatabilirler

“AKP, geleneksel yönetici elitle olan mücadelesinde orduyu nötralize edebilmek için büyük bir arzu duyuyor. Ergenekon mahkûmiyetlerinin alt düzey komplocularla sınırlı tutulması, AKP açısından bu yönde bir zafer için gayet makul bir maliyet sayılabilir. Davanın sonucu tamamen bir düzmece gibi algılanmadığı müddetçe, Türklerin çoğunluğu, Ergenekon soruşturmasının da AKP kapatma davasına benzer bir şekilde çözümlenmesinden ziyadesiyle memnun olabilirler; yani cezalar verilir ama ölümcül zarar verilmez.”

Polisten ABD'ye özel brifing

»24 Kasım 2008: Bu tarihte ABD'nin Ankara'daki Siyasi Müsteşarı Daniel O'Grady tarafından kaleme alınan “kişiye özel” telgraf, ABD'li diplomatların Ergenekon soruşturması hakkında bilgi toplama çabasının karşılıksız bırakılmadığını gösteriyor. Bu telgraf, 21 kasımda –ABD'nin resmî yazışmalarında hep yaptığı üzere “Türk Milli Polisi” olarak tabir edilen– Emniyet teşkilatından yetkililerin ABD'nin Ankara Büyükelçiliği yetkililerine ayrıntılı bir Ergenekon brifingi verdiklerini anlatıyor. Ankara'daki Federal Soruşturma Bürosu (FBI) temsilcisinin de hazır bulunduğu toplantı konusunda, Türk polis yetkililerinin “başka hiçbir ülkeye bu kadar ayrıntılı bir brifing verilmediği” şeklindeki açıklaması da telgrafa yansımış. Polis yetkililerinin Amerikalı muhataplarına, Ergenekon'u “aşırı milliyetçi çevrelerden taraftar bulabilmek için Batı karşıtı ve ABD karşıtı propagandaya güvenen, iyi fonlanmış ve iyi örgütlenmiş devasa bir şebeke” olarak tarif ettikleri, telgrafın girişteki “özet” bölümünde yeralıyor. Hemen ardından şu satırlar geliyor:

“Türk Milli Polisi'nin brifingcileri, 2007'de İstanbul'daki bir evde ortaya çıkarılan gizli depodaki el bombalarının aynı imalat serisinden olduğunu ve üretilmelerinden kısa süre sonra kaybolduklarını söyledi. Bu serinin izi sürülünce, çok sayıda saldırıya ulaşılmış, bu da aralarındaki bağlantıyı teyid etmişti. Brifingi verenler, birkaç cinayetin direktifini şahsen verdiğini söyledikleri Emekli General Veli Küçük ile düşünce kuruluşu ASAM'ın eski başkanı Ümit Özdağ'ın oynadıkları asli rolü de vurguladılar.”

Telgrafın devamında polisin brifinginin, Büyükelçilikteki FBI temsilcisinin talebine cevaben gerçekleştirildiği, brifingde görsel malzemelerin de kullanıldığı anlatılıyor. Polis yetkililerinin, Ümraniye ve Eskişehir'de ele geçen cephanelikle ilgili ayrıntılı bilgi verdikten sonra, Amerikalılara “bütün bu malzemenin askerî kaynaklardan geldiğini” söyledikleri de kayda geçmiş.

Veli Küçük örgütün üst kademelerinde

Şimdi telgrafın Ergenekon sanığı Veli Küçük'le ilgili bölümünü, bu bilgilerin Amerikan görüşü değil, Amerikalı yetkililere Türk polisi tarafından aktarılan brifingden notlar olduğunu akılda tutarak okuyalım:

“Brifing veren polisler, Ergenekon'un Türkiye'de kaosu ve istikrarsızlığı kışkırtma hedefini ileriye götürebilmek için muhtelif terörist gruplarla iletişim kurmaya karar verdiğini ve aynı zamanda sahte terörist örgütler kurmayı da önerdiğini söylediler. (Ergenekon'un) irtibatları Türk Mafyası'nı; Halifeliği geri getirmeyi amaçlayan İBDA/C'yi; Hizbuttahrir'i ve sanayici Özdemir Sabancı'yı emekli General Veli Küçük'ün emriyle öldürdüğü 'anlaşılan' DHKP/C'yi de kapsıyordu. Brifingi verenler Küçük'ün, Danıştay saldırısı, Hrant Dink'in ve Mustafa Duyar'ın öldürülmesi dahil birkaç terörizm olayına adının karıştığını söylediler.”

Nuriş, 'Veli abiye sorun' demişti

Telgrafa devam edeceğiz ama önce ilk celsesi 20 Ekim 2008'de yapılan Birinci Ergenekon Davası'nın bir numaralı sanığı olan Veli Küçük'ün, terör örgütü kurucusu ve yöneticisi olma suçundan iki kez ağırlaştırılmış müebbet ve 239 yıldan 524 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığını hatırlatalım. Küçük, hakkındaki suçlamalara ilişkin olarak ilk kez 15 Aralık 2008'de, davanın 26. duruşmasında konuşmuş ve “iddianamedeki Veli Küçük'ün sanal bir Veli Küçük olduğunu” söylemişti. Kocaeli Jandarma İl Alay Komutanı olduğu dönemde, “ölüm üçgeni” tabir edilen bölgedeki faili meçhullerle ilgili olarak sorgulandığında “Benim bölgemde faili meçhul olmaz” diyen Küçük, 29 Ocak 2011'de ise Hrant Dink'le ilgili şunları söyledi: “Hrant Dink'i hiç tanımam. Ne aracılarla ne de doğrudan görüştüm. Tehdit etmedim. Kendisini sevmiyorum. Sevmek mecburiyetinde değilim. Ancak başına gelenleri de kesinlikle kabul etmiyorum. Böyle beynine kurşun sıkılarak öldürülmesi onun cezası değildir. Zaten mahkemeye verilmişti. Varsa cezası çekerdi.” Küçük'ü, Özdemir Sabancı cinayetinin faili Mustafa Duyar'la ilişkilendiren iddia ise, Ergenekon İddianamesi'nin delil klasörlerindeki bir videoya dayandırıldı. Karagümrük Çetesi lideri Nuri Ergin, 11 yıl önce Uşak Cezaevi'nde çıkardıkları isyan sırasında çekilen videoda şöyle diyor: “Bu devlet bana Mustafa Duyar'ı öldürttü, ben öldürdüm. Şimdi canlı söylüyorum. Veli abiyi ara, Veli Küçük'ü ara. Bizi sor! Başka bir şey söylemiyorum. Allah'a emanet olun!”

Velhasıl, Küçük hakkındaki iddialar şu an itibariyle sadece birer iddia iken, polis yetkililerinin Amerikalı diplomatlara verdikleri brifingde daha kesin bir hükümle konuşmuş olmaları ve söz konusu telgrafta bu durumun sorgulanmamış olması bizce dikkat çekici. Nitekim, telgrafın devamında, “Küçük, (Ergenekon'daki) karar verme zincirinde üst kademelerde görünüyor” cümlesi de var.

Anayasa Mahkemesi Üyeleri Yakalanabilir

“NOT: Türk Milli Polisi, Legatt'a (FBI temsilcisi) Ergenekon soruşturmasının, Anayasa Mahkemesi'nin mevcut hâkimleri ile birkaç üst rütbeli muvazzaf generali de kapana kıstırabileceğini söyledi. NOTUN SONU.”

El bombalarıyla balık avlayan sanık

“(10)Brifing verenlere, ısrarla mahkûmiyet elde etmek konusunda iyimser olup olmadıklarını sorduk. Soruşturmayı 'hukuken kuvvetli' ve bir bütün olarak davayı sağlam gördüklerini söylediler ama (polise göre) Türk yargıçlarının ne yapacağı bazen belli olmayabiliyordu. Bir müdafi, el bombalarını balık avlamak için kullanacağını söylediğinde, bunu, polisi şaşkına çeviren bir şekilde, 'mantıklı' bulan bir yargıca dikkat çektiler.

(11) Aynı zamanda, Ergenekon ile PKK arasında olduğu iddia edilen bağlantıyı da sorduk. Brifingi verenler, Ergenekon gözaltılarından sonra, polis ve polis karakollarına yönelik PKK saldırılarında hızlı bir artış gördüklerini belirterek cevap verdiler. Bundan gerekli sonucu çıkardıklarını söylediler. Sembolizm 'açık' görünüyordu.

Deliller kuvvetli, yargı belli olmaz

(12) YORUM: Bu brifing, Ergenekon sanıklarına karşı delillerin detaylı bir anlatımından ziyade, (soruşturmanın bütününe yönelik) enformasyonel ve genel bir bakıştı ama brifingi veren Türk Milli Polis yetkilileri, başarılı bir dava için gereken delilleri biraraya getirdikleri konusunda çarpıcı biçimde kendilerinden emindiler. Bununla birlikte, Türk yargısının, manipüle edildiği ya da sadece kararsız olduğu için ikna olmayabileceği ihtimalini de nispeten kabullenmiş göründüler. Brifingin, Ergenekon'un Batı karşıtı ve ABD karşıtı mesajları üzerinde durması, ABD hükümetinin kovuşturma çabasına doğrudan ya da zımnen desteğini kazanma amacıyla tasarlanmış görünüyordu. Bu, Türk Milli Polisi'nin, davanın muhtelif beceriksizliklerinin Türk kamuoyunda olumsuz bir etki yarattığı yönündeki algısını yansıtıyor olabilir, ki son anketler de bunu teyid ediyor. Türk Milli Polisi, bir Ergenekon sanığının (Emekli Astsubay Mahmut Öztürk kastediliyor) 18 kasımda, 17 ay parmaklıklar arkasına terk edildikten sonra serbest bırakılmasına ve son AB İlerleme Raporu'nda, Ergenekon şüphelilerine yaptığı muamele nedeniyle Ankara'nın eleştirilmesine de üzülmüş olabilir. Ayrıca, Ergenekon Savcısı'nın Başbakan Erdoğan'la haftalık görüşmeler yaptığı haberleri de soruşturmanın arkasında siyasi güdüler olduğu iddialarına inandırıcılık katıyor.”

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com