Ampul çatlıyor mu?

Ampul çatlıyor mu?
Özellikle içinde bulunduğumuz yılda ARINÇ kişisel görüşü olarak zaman zaman farklı şeyler söyledi. Başbakan da onu medya önünde defalarca ters köşeye yatırdı…

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM
 
AKP’nin vitrindeki dört kurucu üyesinden Abdüllatif ŞENER daha yarı yolda yönetim anlayışından rahatsız olarak partiden ayrılmıştı. 2002 seçimlerinden sonra Bülent ARINÇ Başbakanlık görevini bekliyordu. Daha pasif bir görev olan TBMM Başkanlığını buruk bir şekilde kabul etti. Daha sonraki süreçte özellikle içinde bulunduğumuz yılda ARINÇ kişisel görüşü olarak zaman zaman farklı şeyler söyledi. Başbakan da onu medya önünde ters köşeye yatırdı. Bunları sırası ile hatırlayalım.
 
Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep GÜVEN bir toplantıda “Dağda ölen PKK’lıya ağlamayan insan değildir” deyince ARINÇ destek vererek “Şahsi takdirlerimi sunuyorum” dedi. Bunun üzerine Başbakan da “Askerimizi öldüren teröristlere ağlamayız. Bu böyledir” dedi ve ARINÇ’ı taca attı.
 
BAŞBAKANIN Kuzey Afrika seyahati nedeniyle yurt dışında bulunduğu sırada ARINÇ, Gezi Olayları ile ilgili olarak özetle AVM istemiyoruz diyenlere biber gazı sıkmanın doğru olmadığını, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vermesini doğru bulduğunu, olayları iyi anlatamayan Kültür Bakanlığı ile Belediyenin halka özür borcu bulunduğu şeklinde, ortalığı yatıştıran bir demeç verdi. Başbakanın dış geziden döndüğü gece kamuoyu gezi olayları ile ilgili olarak daha yumuşak ve gerilimi azaltacak bir konuşma yaparak olayları yatıştıracağını bekliyordu. Tam tersi oldu. Atatürk Hava Limanına AKP teşkilatı ve Belediye alanı doldurmak için bindirilmiş kıtaları taşıdı. Yeterli kalabalığın toplanması için uçağın alana inişi geciktirildi. Gece yarısı saat 2 de yasalara da aykırı olarak düzenlenen mitingde Başbakan yağdı gürledi. Bu arada ARINÇ’ı yine taca attı. Olaylar da büyüyerek yurt sathına yayıldı.
 
Son yaşanan olaya geçmeden önce bazı açıklamalar yapma gereğini duyuyorum. Başbakan’ın öğrenci yurtları ile ilgili son sözleri toplumda halen bir kavram karmaşası yaşatıyor. Mevlana’nın “İnsan bir şeyi nasıl görmek isterse öyle bakar” sözünün ne kadar gerçekçi olduğunu bir kere daha görüyoruz. Başbakanın sözlerinin iki farklı yönü var. İlki toplumun sahip olduğu namus, gelenek gibi değer ilkeleri yani sosyolojik yönü. Diğeri ise yasal değişiklikler yapılacağı şeklindeki hukuki yönü. Bugün ebeveynlere çocuklarının farklı cinsten arkadaşlarıyla aynı odada kalmalarına izin verip vermeyecekleri şeklindeki bir soru sorulsa nerede ise tamamı olumsuz bir cevap verecektir. Yine aynı kişiler gece yarısı çocuklarının kapılarının çalınıp denetim yapılmasını da asla doğru bulmayacaktır. Doğal olarak ARINÇ Bakanlar Kurulunda bu konuda herhangi bir görüşme yapılmadığı için Başbakanın sözleri kendisine hatırlatıldığında “Böyle bir şey mümkün değildir. Bu asparagas bir haberdir” diyor. Kanımca bu konuda ARINÇ yerden göğe kadar haklıdır. Zira kendisi hükumet sözcüsü olarak konuşuyor. Başbakanın daha sonraki “Ben dediklerimin arkasındayım” sözleri içeriği hiç hesaba katılmaksızın ARINÇ’ı Bakanlar Kurulu toplantısından bihaber duruma düşürdüğü için şekil itibariyle son derece yanlıştır.
 
Öte yandan Başbakanın kendisine soru soran bir muhabire, “Sen olsan kızının erkeklerle beraber kalmasına izin verir misin?” şeklinde masum görünen tuzak bir soru ile cevap vermesi bir Başbakana asla yakışmayacak seviyesiz ve çirkin bir davranıştır. Zira böyle bir soruya evet denilmesi halinde Adana Valisinin dile getirdiği sıfatı peşinen kabullenmiş olursunuz.
 
Esasen Başbakan böyle bir yasal düzenlemenin yapılamayacağını bal gibi bilir. Onun amacı sözlerine karşı çıkacağı kesin olan muhalefetin bu tavrını vatandaşlara şikâyet edip “Görüyorsunuz nasıl ahlaksızlığı savunuyorlar” gibi bir seçim propagandası imkânı yakalamaktı. Ama muhalefet bir anlamda Başbakanın sözlerine esasta katıldıkları ama Anayasanın bireylere tanıdığı temel hak ve özgürlüklere uygun olmadığı için yasal bir düzenlemenin yapılamayacağı şeklinde açıklamaları işi yine bozdu. Başörtüsünde olduğu gibi tuzağa düşülmemişti ama bu konunun kolaylıkla gündemden düşmeyeceğini ve istismar edileceğini sanıyorum. Her ne ise konumuza dönelim.
 
ARINÇ sonunda patladı ve bildiğiniz detaylı açıklamaları yaptı. Seçimlere kadar geçen süreç içinde parti yararı için belki dışarıya güzel fotoğraflar verebilirler. Ama bildiğim kadarı ile ARINÇ için macun tüpten çıkmıştır. Artık onu tekrar tüpe sokamazsınız. Bu arada ARINÇ’ın 12 Kasım günü yapılan AKP Grup toplantısına kasıtlı olarak katılmadığını tahmin ediyorum. Bir an için ARINÇ’ın her Salı günü yapılan ve özellikle sadece Başbakanın konuşma yaptığı grup toplantısını unutup birbirine yakın saatlerde Deniz Kuvvetleri Komutanını ziyaret için randevu aldığını kabul edelim. Başbakanın isim vermeden bile olsa kendisiyle ilgili mutlaka  bir açıklama  yapacağı bu çok farklı toplantıya mutlaka katılması gerekirdi. Katılmaması halinde çeşitli dedikoduların çıkacağını da bildiği için adı geçen komutan ile olan randevusunu çok kolay bir şekilde farklı bir saat ya da güne alabilirdi. Sanıyorum bu durum da tevile çalışılacaktır.    
 
Şimdi de Cumhurbaşkanının Başbakanı ters köşeye yatırdığı olay üzerinde duracağım. Başbakanın 27 Ekim günü Van’da yaptığı konuşmada “Türk Milleti yoktur. Millet vardır” dediğini hatırlayacaksınız. 10 Kasım günü Cumhurbaşkanı GÜL saygı duruşundan sonra Anıt Kabir Özel Defterine şu satırları yazdı:
 
“Aziz Atatürk, ebediyete intikalinizin 75. Yıl dönümünde sizi saygı ve rahmetle anıyoruz. Türkiye milletimizin büyüklüğüne yakışır bir şekilde ilerlemesini sürdürmektedir. Bugün her alanda güçlenen, başarıları dikkatle izlenen ve dünyada saygınlık kazanan bir Türkiye’ye ulaşmanın kıvancını duyuyoruz. Türkiye’nin geldiği demokratik, siyasi ve ekonomik seviye gösterdiğiniz hedeflere her geçen gün daha da yaklaştığımızın işaretidir. Türkiye bu özgüvenle daha yükselecek Cumhuriyetimizin kazanımlarından, dayandığı esas ve değerlerden güç alarak ilelebet payidar kalacaktır. TÜRK MİLLETİ olarak size şükranlarımızı sunuyoruz. Ruhunuz şad olsun.”
 
Cumhuriyet Bayramındaki benzer bir içeriğe sahip mesaj şöyle bitiyor: “Cumhuriyet Bayramında MİLLET olarak hatıranız önünde saygı ile eğiyor, size minnet duygularımız ile birlikte şükranlarımızı sunuyoruz. Ruhunuz şad olsun.”
 
Dikkat edilirse 10 Kasım mesajında 3 defa Türkiye kelimesi geçmekte daha önce millet denilirken bu defa Türk Milleti denilmektedir. Başbakan’ın “Türk Milleti yoktur. Millet vardır.” sözlerinden hemen sonra GÜL’ün daha önce millet derken  bu defa “Tük Milleti”  demesi bence Başbakanla aynı görüşte olmadığının belirgin bir kanıtıdır. Böylece Gül de Türk Milleti sözünü Ata’nın huzurunda yazı ile tescil etmiş ve ERDOĞAN’ı taca atmıştır.
 
Aslına bakılırsa mesajda Türkiye ve Türk Milleti maksatlı olarak kullanılmaktadır. Zira yazı tekniği açısından Türkiye yerine ülkemiz ve Türk Milleti yerine sadece millet kelimesinin kullanılması daha uygundur. Bu arada bilinmelidir ki; ülkemiz Türkiye adını bu topraklarda yaşayanların Türk diye anılmasından almıştır.
 
Bütün bu yaşananlardan sonra haklı olarak ‘Ampul çatlıyor mu?’ sorusu akla geliyor. Kanımca en az seçimlere kadar her ne yaşanırsa yaşansın her şey tozpembe gösterilmeye çalışılacaktır. Ama çok da uzun olmayacak bir süreç sonunda bu çatlama mutlaka olacaktır.
 
Not: Gerek GÜL’ün ve gerekse ERDOĞAN’ın Anıtkabir defterindeki yazılarında Atatürk’e ‘Sen’ değil ‘Siz’ şeklindeki hitapları bir saygının değil tam tersine duygulardaki samimiyetsizliğin bir sonucudur. Mecliste de biliyorsunuz hakaret ederken bile milletvekilleri ‘Sayın’ kelimesini kullanırlar. Bugüne kadar Atatürk için yazılan binlerce şiirde hiç Siz denildiğini gördünüz ya da duydunuz mu?  Tüm dünyada halklar sevdikleri lideri kendilerinden biri saydıkları için hep Sen  derler. Amerikan halkı 2. Dünya Harbinin muzaffer komutanı Eisenhower’ı çok severdi. Onu Başkan yaptı ve ona sadece IKE dedi. Uzun zamandır dikkatimi çekiyordu. Ne ise yazdım da rahatladım. Oh!

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com