Asıl darbe Gül ve Gülen'e

Asıl darbe Gül ve Gülen'e
AKP iktidarı, Taraf'a yönelik operasyonla neyi amaçlıyor? Taraf AKP'ye nasıl teslim oldu?

Bariş Yarkadaş yazdı işte o yazı:

Yaklaşık beş yıl önce CHP kökenli Arslan Ailesi'nin yayın hayatına soktuğu Taraf Gazetesi dramatik sona yaklaşıyor. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan ile Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar'ın istifa kararı alması, Taraf'ı var eden temel çizgide önemli değişiklikler olacağını gösteriyor. Gazete bundan sonra yayın hayatına devam etse bile; eski ilgiyi uyandırmayacak. Altan ve arkadaşlarının siyasi baskı yüzünden istifa etmek zorunda kalması, okurlarının yeni yönetime ve patronaja olan güvenini de sarsacak. Gazetenin yaptığı her habere, kuşkuyla bakılacak.

Taraf Gazetesi, kurulduğu ilk günden beri medyanın hep ilgi odağı olmayı başardı. Ergenekon operasyonları öncesi kurulan ve adeta bu operasyonların ''sesi'' olma misyonunu üstlenen Taraf, gazeteciliğin temel kurallarını binlerce kez ayaklar altına aldı. Toplumu önce Ergenekon, ardından ise Balyoz adı verilen operasyonlara hazırlamak ve kitle desteği sağlamak için yayın hayatını sürdüren Taraf, bu işlevini başarıyla yerine getirdi.

Fethullah Gülen'e yakın medyanın yazmadığı ve yazmak istemediği hangi bilgi varsa, bunların tamamı Taraf'ta değerlendirildi. ''Sözde liberal'' Ahmet Altan ve arkadaşları, yıllar boyunca AKP ile Fethullah Gülen Hareketi'nin gizli ajandasının uygulanabilmesi için çaba gösterdi. AKP karşıtı tüm çevreleri "Ergenekoncu'', ''darbeci'' , ''ırkçı'' , ''faşist'' diye nitelendiren Taraf, Hrant Dink davasındaki gerçekleri örtme misyonunu da üstlendi. Gazete, Dink'i kimlerin ne için katlettiğini görmek yerine, cinayetin ardındaki gerçekleri karartmaya çalıştı.

Bunları hem bu köşede, hem de Gerçek Gündem.com'daki haberlerde bu gerçeği belki yüzlerce kez ele aldık. Ahmet Altan ve arkadaşlarına ilişkin en sert eleştirileri yine bu sayfalardan yönelttik. Bu yüzden, Taraf'ın misyonunu analiz etmek yerine, ''istifalar''ın arka planına bakmak daha faydalı olur diye düşünüyorum...

Taraf'ta istifaların yaşanmasına yol açan süreç, AKP'nin iktidara üçüncü kez gelmesinin hemen ardından başladı. Erdoğan, genel seçim öncesi yapılan Anayasa referandumunda yüzde 58'lik bir destek almayı başardı. Bu desteği koruyan ve 12 Haziran seçimlerinde yüzde 50 oy alan Erdoğan, kendisini var eden ''ittifak''ları yük olarak görmeye başladı. Son genel seçimlerde Abdullah Gül'e yakın hiçbir ismi listeye koymayan, Fethullah Gülen Hareketi'nin ise sadece dört temsilcisini TBMM'ye taşıyan Erdoğan, ''tek adam''lığını da zımnen ilan etti.

AKP'yi oluşturan ittifaktaki kavga da burada başladı. Tasfiye edildiğini ve AKP'deki etkisinin sıfırlandığını gören Abdullah Gül, Fethullah Gülen Hareketi ile olan ilişkilerini sıklaştırdı. Taraf çevresi de bu yeni ve dar koalisyonun sesi oldu. Erdoğan'a karşı muhalefet etmeye başlayan Taraf, bir yıl önce yaşanan Uludere katliamı sonrası AKP'ye adeta bayrak açtı. Bu yayınlar o denli etkili oldu ki; Başbakan Taraf'ı birkaç kez eleştirmek zorunda kaldı.

Fethullah Gülen Hareketi ile Abdullah Gül cephesinin söyleyemediklerini yayın yoluyla dolaşıma sokan ve kamuoyu oluşturan Taraf, bu misyonunu da hakkıyla yerine getirdi.

Erdoğan'ın sinirlerinin nerede bozulacağını bilen Taraf, "Başbakan Köşk'e çıkamıyor, halk Erdoğan'ı Köşk'te görmek istemiyor'' içerikli bir anket yayınladı. Bu anket, AKP cephesinde Taraf'a olan öfkeyi adeta bine katladı. Tabii bu süreç içinde, tarihe 7 Şubat krizi olarak geçen MİT - KCK tartışmasını da es geçmemek gerekir. Taraf, bu krizde de Gül - Gülen Cephesi'nin yanında saf tuttu. Erdoğan, hem KCK - MİT ilişkileri üzerinden eleştirildi, hem de Aziz Yıldırım'ın şike davası dolayısıyla AKP'nin içine girdiği tutum yerden yere vuruldu.

İşte tüm bunlar, bugüne dek eleştirilmeye tahammülünün olmadığı bilinen Başbakan Erdoğan'ın kimyasını bozmaya yetti. Erdoğan, Taraf'a bir gazete olarak değil, altını oymaya çalışan bir "provokatör'' olarak bakmaya başladı. Ergenekon ve Balyoz döneminde yaptığı yayınların ''yıkıcı etkisi''ni gören Erdoğan, gazeteye ilişkin tüm bilgileri mercek altına aldırdı.

Ve öldürücü darbe, Aralık ayının ilk günlerinde vuruldu. Yapılan araştırma sonucu, Taraf Gazetesi'nin İstanbul Kadıköy'deki binasının ''kaçak'' olduğu ortaya çıktı. İddiaya göre, binanın ''iskanının olmadığı'' anlaşılınca, AKP'li Büyükşehir Belediyesi Taraf'ın sahibi Başar Arslan'a "Binanız yıkılacak'' yazısı gönderdi.

Yine iddialara göre, Başar Arslan binanın yıkımının durdurulması için CHP'li bazı siyasetçileri devreye sokmaya çalıştı. Eski bir CHP'li olan Arslan'ın bu çabası da fayda etmedi. Yaklaşık 15 milyon dolar değerindeki binasının tehlikede olduğunu gören Başar Arslan, durumu Ahmet Altan'a açtı. Altan, patronunun ne istediğini anladı. Ancak yayın politikasından taviz vermedi. Patron Arslan da bunun üzerine mali kıskaca başladı.

Gazeteciler bilirler... Bir patron, çalışmak istemediği yayın yönetmeninin gitmesini isterse, ondan yapamayacağı şeyleri talep etmeye başlar. Örneğin; yayın yönetmeninin sağ kolunun işten çıkarılmasını ya da maaşının düşürülmesini ister. Bazen de haber merkezinin ihtiyaçları karşılanmaz. Muhabirler habere gidemeyecek duruma getirilir.

Başar Arslan da aynı yolu izledi. Son 15 günde haber merkezinin bütçesini tamamen kıstı. Öyle ki; gazeteyi var eden Ergenekon davasında mütalaa veriliceği gün, Taraf muhabirleri Silivri'ye gidecek araba ve benzin bulamadı. Taraf, bu yüzden Silivri'de ne olup bittiğini ajanslardan izlemek zorunda kaldı.

Ahmet Altan, önceki gün ortaya çıkan bu tablo sonrası, gazeteyi yaşatamayacağını ve istenmediğini anladı. Bunun üzerine istifa etmek zorunda kaldı.

Altan'ın gitmesiyle birlikte aslında kaybeden Fethullah Gülen Hareketi ile Abdullah Gül Cephesi oldu. Zira; bu ittifak, AKP'yi ve Başbakan Erdoğan'ı medya yoluyla kontrol ediyor, istediği gündemi yaratabiliyordu. Şimdi bu olanaktan yoksunlar...

Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı ve Başkanlık seçimleri öncesi, önemli bir muhalifini etkisiz hale getirerek, ''işi şansa bırakmayacağı''nı gösterdi. Altan'ın istifasından sonra ise AKP'yi eleştirmek daha da zorlaştı. Artık hiçbir medya patronu, Erdoğan'ı eleştiren yazar çizerini koruyamaz.

Anlayacağınız, kaybeden sadece Gül - Gülen değil, aslında hepimiz olduk... Haber alma hakkımız ''iktidar gücünün kötüye kullanımı'' yüzünden bir kez daha gasp edildi. Erdoğan, kendisine uzun yıllar boyunca koşulsuz - şartsız destek veren Altan'ın elindeki kalemi aldırarak, topluma büyük bir gözdağı verdi.

Bariş Yarkadaş/Gerçekgündem.com

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Yandaş medya açık açık hedef gösterdi14 Ocak 2015 Çarşamba 12:45
  • Havuz yazarı konferanstan kovuldu13 Ocak 2015 Salı 13:24
  • Economist: Türk medyası için zor zamanlar09 Ocak 2015 Cuma 11:04
  • “AKP basını bitirdi“09 Ocak 2015 Cuma 10:26
  • "Bu ayıp, bu kan asla temizlenemeyecek"08 Ocak 2015 Perşembe 16:50
  • Atilla Taş'tan olay yaratan 'Yüce Divan' tweeti!06 Ocak 2015 Salı 11:11
  • Hülya Avşar'dan Sözcü'ye dava!25 Aralık 2014 Perşembe 10:49
  • Milliyet'te deprem, hangi isimlerin görevine son verildi?17 Aralık 2014 Çarşamba 11:27
  • Abdülkadir Selvi'nin kafası karıştı15 Aralık 2014 Pazartesi 10:54
  • Zaman kara manşetle çıktı!15 Aralık 2014 Pazartesi 10:38
  • Çok Okunanlar
      Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
      Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
      E-Posta: info@sansursuzhaber.com