Askerler tecavüz edecek diye çok korktum

Askerler tecavüz edecek diye çok korktum
Eşcinsel olduğu için askerlikten muaf tutulan Halil İbrahim Dinçdağ, Türkiye Futbol Federasyonu yönergesinin “Sağlık sorunu nedeniyle askerlikten muaf olanlar hakemlik yapamazlar” maddesi sebebiyle hakemlik mesleğine devam edememişti.
Dinçdağ, yaşadığı durumu ve mücadelesini “Şiddet Hikayeleri” adlı siteye anlattı.
 
Şiddet Hikayeleri” sitesinden Doğu Eroğlu’na konuşan Dinçdağ, “10 yıl futbol oynamış, 14 yıl hakemlik yapmış, yıllarca yerel radyo ve televizyonlarda programlar hazırlayıp sunmuş birisiyim. Hakemlik yapmamın engellenmesi ve kamuoyu gündemine gelmemi sağlayan olaylar, zorunlu askerlikle birlikte başladı.” Diyerek askerlik sürecinde yaşadığı zorlukları anlattı.
 
Askere elverişli olmadığını kanıtlamak için oldukça uzun süre mücadele veren Dinçdağ, durumunu anlatmasına rağmen bir süre kışlada kaldığını söyleyerek başından geçenleri şöyle anlattı:
 
“Böyle bir belgeyi herkesten istiyorlar mı yoksa sizin için keyfi bir bürokratik engel mi oluşturuldu?
 
Herkese farklı engeller çıkartıyorlarmış. Sivas’taki doktorum, böyle bir belgeye gerek olmadığını söyledi. Ben de Genelkurmay’a bir şikâyet dilekçesi yazıp Trabzon’a döndüm. Hava değişimi süresi dolduktan sonra da firari durumuna düştüm. O sırada GATA’dan aradılar ve Sivas’taki birliğimden kıta anket formu alıp geldiğim takdirde yardımcı olacaklarını söylediler. Sivas’a geri döndüm ve beni zimmetledikleri bir çavuş ve iki de onbaşı eşliğinde bir haftayı geçirdim. Anket formunu beklerken 10 gün de hastanede kaldım. Sonra komutanın raporu geldi; komutanın raporuna göre askerlik yapmam için herhangi bir engel yoktu. Bunun üzerine doktor komutanı çağırıp eşcinsel olduğumu, kışlada kalamayacağımı söyleyerek raporu değiştirmesini istedi. Rapor değiştikten sonra yeniden GATA’ya gittim. Belgeyi teslim ettiğim doktorlar, “Biz bu belgelerle sana rapor veremeyiz, sana Sivas’taki askeri hastane rapor verecek” dediler.
 
“İNTİHAR EDECEĞİM”
 
Bu yıldırma stratejisi siz nasıl etkiledi?
 
Tüm bunlar 3 ay sürmüştü ve artık sinirlerim çok bozulmuştu. Sivas’a da dönemezdim çünkü oradaki askerlerin tümü artık durumumdan haberdardı. Yıllar önce bir arkadaşım, askerliğini yaptığı sırada eşcinsel olduğu anlaşılınca kışlada 7 kişinin tecavüzüne uğramıştı. Benzer bir şey yaşama ihtimali beni de tedirgin ediyordu. Cesur bir insanımdır ama 10-20 kişi üzerime yürüse ne yapabilirim ki, olup olabileceğim eğitim zayiatı! GATA’da sinirden hüngür hüngür ağlamaya başladım. Oradan ayrılırken görevlilere, “Mektupla aileme her şeyi anlatıp intihar edeceğim, bunun sorumlusu da sizlersiniz” dedim. Korkup çıkışımı imzalamadılar ve beni dekanlığa gönderdiler. Dekanla konuştuktan sonra psikiyatri bölümüne yatırıldım.
 
TSK’nın psikiyatri klinikleri genellikle yıldırma taktiğinin son halkasını oluşturuyor. GATA’da neler yaşadınız?
 
Psikiyatri koğuşunda iki kısım vardı; ilki hastanedeki bölüm, öbürü de ağır hastaların kaldığı demir parmaklıklı bölüm. O ikinci kısımda, hiç dışarı çıkamadan 10 gün geçirdim. Rapor almak için orada olan başka bir arkadaşla dertleşerek geçirdik günlerimizi. Gece olduğundaysa şizofrenler ve tehlikeli hastalar saldırmasın diye odaların kapılarına dolaplarla barikat kuruyorduk. “Bu raporu verelim ama kafayı yesinler, kalıcı iz bırakıp öyle gönderelim” diye düşünüyorlar. GATA’daki koğuşta iki gün daha kalsaydım, belki akli dengemi bile yitirebilirdim. Doktorlar ise çok yargılayıcı değillerdi. Çoğu, “Ne hissediyorsun? Ne zamandan beri böyle hissediyorsun?” gibi sorular yönelttiler. Durumumu anlattığımda, “Öyle yaparsan işte böyle olur!” diyen üst rütbeli bir doktor dışında kimse ters bir ifade kullanmadı. Sıkıntılı bir sürecin ardından psikoseksüel bozukluk yüzünden askerliğe elverişli olmadığıma ilişkin bir rapor verdiler.”
 
Raporu alıp Trabzon’a döndükten sonra bir buçuk ay kadar amatör kümede hakemlik yaptığını belirten Dinçdağ,  profesyonel hakemlik için sınava başvurduğunda ise “Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yönetmeliğindeki 25’inci maddede belirtildiği üzere, sağlık sorunu nedeniyle askerlikten muaf olanlar hakemlik yapamazlar” cevabını aldı.
 
Doktorların “Sağlık sorunu yoktur, hakemlik yapabilir” demesi de verilen kararı değiştirmedi.
 
11 Mayıs 2009’da TFF’ye bir dilekçe yazarak hakemlik haklarının iadesi isteyen Halil İbrahim Dinçdağ, iki gün sonra Fanatik gazetesinde gördüğü haberle sarsıldı.
 
BASINA SIZDIRDILAR
 
Gazetede “Eşcinsel hakem düdüğünü geri istiyor” haberinden sonra olay basına yansımış oldu. Yani TFF, Dinçdağ’ın rızası dışında konuyu basına sızdırmıştı.
 
“TFF sizin rızanız olmadan basına bilgi mi verdi?
 
Evet. Olay basında çıkınca Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği genel sekreteri ve avukat olan Murat Söylemez’i arayıp, özel hayatımı ifşa ettiği için TFF’yi dava edeceğimi söyledim. Dönemin MHK başkanı Oğuz Sarvan, TFF’nin basına bilgi verdiği iddialarını reddetti ve basına bilgi verenin avukatım olduğunu söyledi. Hâlbuki 14 Mayıs’tan önce ne Murat Söylemez’le tanışmıyordum, ne de bir avukatım vardı.
 
İlk çıkan haberlerde isminiz geçmiyordu. Basın sizi nasıl buldu?
 
Dilekçem olduğu gibi onların eline geçmiş, elbette dilekçede ismim ve telefonum da yazıyordu. Tüm spor basını beni arıyordu. Beni çok bunalttıkları için “Ben o kişi değilim” diye demeç vermek zorunda kaldım. Ama Fatih Altaylı, “eşcinsel hakem Trabzonlu H.İ.D.” diye yazınca hemen deşifre oldum. Bunun üzerine sürecin daha fazla kontrolümüzün dışında ilerlemesini istemedik ve televizyona çıkmaya karar verdim. Hayatımın en zor kararıydı. Telegol programında Serhat Ulueren ve Ahmet Çakar’a konuştum ve her şeyi anlattım.
 
AİLEM BİLE TELEVİZYONDAN ÖĞRENDİ
 
O güne kadar çevrenizdekilerin cinsel yöneliminize dair bir bilgisi var mıydı?
 
Kimse bilmiyordu, ailem bile televizyondan öğrendi. Askerlikle ilişkim olmadığına dair raporu aldığımda aileme, “Tanıdıklar vardı, bir şekilde rapor alıp hallettim” demiştim ve çok üzerinde durmamışlardı. Yaşadıklarımı öğrenen ailem önce çok üzüldü ama bana sahip de çıktı. Çevremle hiçbir sorun yaşamadım, zaten ailem destek verdikten sonra başkalarını çok da umursamadım.
 
MAFYA PEŞİMDEYDİ, İŞ BULAMADIM
 
Trabzon’a döndüğünüzde olumsuz tepkilerle veya tehditlerle karşılaştınız mı?
 
Bu olay 1990’larda olsaydı muhtemelen linç edilirdim ama Trabzon da değişti. Pek çok kişi hakkımı aramamı, davamda haklı olduğumu söyleyerek destek verdi. Elbette tehditler ve aşağılamalar da oldu. İnternette kenti terk etmem için kampanyalar yapıldı, avukatıma ve bana tehdit telefonları, mesajları geldi. Hatta Karadenizli bir mafya grubu hakkımda ölüm kararı almış ama sonra hayatımı zorlaştırmaya karar vermişler. Gerçekten de, onların tehditlerinin de etkisiyle 2009’dan beri İstanbul’da yaptığım 150’ye yakın iş başvurusunun hiçbiri kabul görmedi.
 
TÜRKİYE’DE SANA HAYAT YOK
 
İş görüşmelerinizde nasıl tepkiler aldınız?
 
Her gittiğim yer beni güzelce ağırladı, güzelce de uğurladı. Çoğu, “Hocam, müşteriden tepki gelir, sizinle çalışmamız uygun olmaz” gibi şeyler söylediler. Bir arkadaşımın yanında çalışmaya başladığım sıralarda gece eve dönerken 3-4 kişi yolumu kesip “Sana kaç defa çalışmayacaksın diye haber yolladık, Türkiye’de sana hayat yok” dediler. Ben de, “Ne yapacaksınız buyurun yapın, isterseniz öldürün. Bu ülkede mücadelemi sürdüreceğim ve kazanacağım” diye karşılık verdim. Benim yüzümden çalıştığım işyerine zarar gelmesin diye oradan da ayrıldım. Bir basın kuruluşundan ve bir tekstil firmasından iş teklifleri geldi ama olayı “ahlaksız teklif”e vardırdılar. Eşcinsellik deyince, akla doyumsuz bir cinsellik algısı geliyor; sanki eşcinsel kişi herkesle yatmak isteyen, devamlı seks düşünen biriymiş gibi düşünülüyor herhalde. “İş mi vereceksiniz? Tamam, o zaman hemen birlikte olalım!” diyeceğimi mi sanıyorlardı?
 
Halil İbrahim Dinçdağ tüm bu yaşananlardan sonra TFF’yi dava etti ve dava uzun süredir devam ediyor. (BCK)
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com