Aylardır beklenen belge gelmedi!

Aylardır beklenen belge gelmedi!
Odatv davasında tutuklu gazeteciler aylardır belge bekliyor. TÜBİTAK ise ağırdan alıyor.
Soner Yalçın, Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu gazetecilerle, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın yargılandığı Odatv davasında 5 aydır beklenen TÜBİTAK raporu mahkemeye ulaşmadı. Prof. Dr. Yalçın Küçük de “Davamızın bilirkişi raporlarıyla ilgisi yok. Bu dava üç kişi üzerine kurulu. Nedim Şener, Ahmet Şık ve Hanefi Avcı. İddianameye bakarsanız, kitap yazmışlar, kötülük yapmışlar... Siz Şık ve Şener’i tahliye ettiniz ve bu davayı bitirdiniz” dedi. Oturuma, Avrupa Parlementosu’ndan iki milletvekili, gazeteciler Orhan Bursalı, Mine Kırıkkanat, Şükran Soner, Ferai Tınç, Ayşenur Arslan, CHP Milletvekili İlhan Cihaner, Melda Onur ve Oktay Ekşi ile Levent Kırca da izleyici olarak katıldı.
 
İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 12. oturumuna tutuklu gazeteciler Soner Yalçın, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Müyesser Uğur ile Hanefi Avcı, Yalçın Küçük, Ahmet Şık ve Nedim Şener’in de aralarında bulunduğu tutuksuz sanıklar katıldı. Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci, Odatv bilgisayarlarına virüs yoluyla yüklendiği ileri sürülen dijital verilere ilişkin TÜBİTAK’tan istenen raporun hazırlanmadığını belirterek, “Bir kez yazı yazdık, 4-5 kez de telefon ettik. Elimizden geleni yaptık. Yetiştiremediklerini söylediler” dedi. Başkan Ekinci ilk söz hakkını Yalçın Küçük’e vererek, “Yalçın Bey’le başlayalım. Yalçın Bey’i özledik” dedi. Yalçın Küçük, bu tür davaların en önemli özelliğinin isnatların ortadan kalkmaması olduğunu dile getirerek şöyle konuştu: “Bu davalarda suçumuzu bilmeyiz. Bunlar siyasi davalardır. Tuncay Özkan sendromu. Özkan her duruşmada kalkıyor ‘bana suçumu söyleyin’ diyor. Bu tür davalar, imzasız adı olmayanların mektuplarıyla açılır. Ne olacağımızı, kaç yıl yatacağımızı, alacağımız cezayı hiçbirimiz bilmiyoruz. 100 yıl tutun beni, umurumda değil. Görüyorsunuz, ne kadar tutarsanız beni, o kadar gençleşiyorum”
 
Medyadaki gücünüz ne?
 
Mahkeme heyeti, Soner Yalçın’a da “Medyadaki gücünüz nedir? Deniz Baykal’ın bilemeyeceği medyadaki gücünüz nedir” diye sordu. Yalçın da “Halk TV’yi almak istiyordum. Medyada bir arkadaş çevrem var. Sayın Baykal bunu anlamıyor sanırım” dedi. Yalçın, “PKK’yi zor durumda bırakacak bir haber var. Siz bunu Odatv’de yayımlatmamışsınız” sorusuna da “Biz Odatv olarak hiçbir zaman hiçbir örgüt, hiçbir kişi veya kurumla ilgili özel hayata ilişkin haber yapmadık” yanıtını verdi. Yalçın şöyle konuştu: “Gerçek şu, 21. yüzyılın başında yazı yazmak, haber yapmak, kitap yazmak suçundan 1.5 yıldır cezaevinde yatıyoruz. Tarih bunu böyle yazacak. Zaten şimdiden dünya kamuoyu buna isyan ediyor. Burada, Türkiye’nin en iyi ceza avukatları, niye tutuklu olduğumuzun yanıtını, yasalarda, koca ciltli kitaplarda bulamıyor. Çünkü adaletin üzerinde bir hayalet dolaşıyor. Başbakan bile bunu söylüyor. Adalet yoksa özgürlük de yoktur. Gazetecileri yargılamak hiçbir dönemde mahkemelere onur vermemiştir.”
 
Balbay’la görüşmek
 
Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu da Odatv’nin daimi yazarı olmayan bir kişinin yazı gönderdiğini, yazıda PKK içindeki cinsel hayatın anlatıldığını kaydederek, “Yazıyı yayımlamaya değer bulmadık. İşte bu yayımlanmamış haber de iddianamede suç. Böyle bir suç olabilir mi? Eğer yayımlasaydım da savcı beni örgütü cazip hale getirmekle suçlar mıydı? İddianamenin 57. sayfasında savcılık bu olayı anlatırken ‘PKK’li kadınların s… hayatı’ diye yazıyor. İddianamede seks kelimesini açıkça yazamayan iddia makamı, yazıyı niye yayımlamadın diye bana soruyor” diye konuştu.
 
Savcının, gazeteci ve milletvekili Mustafa Balbay’ın kendisine yazdığı bir mektubu suç delili olarak gösterdiğini belirterek, şöyle devam etti: “Ben tutuklu Balbay’a davasına ilişkin soru gönderiyorum. Yanıtını Odatv’de yayımlıyorum. Pek çok gazetecinin yaptığı gibi… Silivri Cezaevi’nde 394 gün tecrit altında kalan Balbay’a haftada 45 dakikalık spor arkadaşı verilmesine karar verildiğinde cezaevi yönetimi beni seçti. Her hafta birlikte spor yaptık. O güne kadar da tanışmıyorduk. Balbay’la mektupla röportaj yapmamı terör suçu sayan da beni Balbay’la tanıştırıp buluşturan da aynı devlet. Balbay’la iletişimi suç sayan devlet bana suç işlemem için yardım ve yataklık mı ediyor.” Barış Pehlivan “Bir kez kanıtlasanıza şu suçlarımızı. İddia makamına sesleniyorum” derken Müyesser Yıldız, barodan avukat istenmemesini talep ederek artık bu davadan umudunu kestiğini söyledi. (NSK)
 
Cumhuriyet
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com