Bakanlar Kurulu Toplantısı

Bakanlar Kurulu Toplantısı
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç: (1)

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "Madenlere sahipsek bu madenlerimizi biz bulmalıyız, çıkarmalıyız ve değerlendirmeliyiz. Bu bir ekonomik faaliyettir ama kesinlikle buradan çıkaracağımız 15 milyar tonluk kömür rezervi bir kişinin canının bedeli değildir. Bizim bütün bunlar çalışıyor haldeyken bu kazaları önleyecek tüm tedbirleri de almamız gerekir" dedi.

Arınç, Başbakanlık Merkez Bina'da gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, Soma'daki maden faciasının sonuçlarının değerlendirildiğini ve madencilik sektörü üzerindeki görüşmelerin ağırlıklı olarak ele alındığını söyledi. 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ve kendi alanıyla ilgili olarak da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam'ın, çalışmalarına ilişkin bilgi sunduğunu bildiren Arınç, 4 saat boyunca bakanların değerlendirmeleri olduğunu, yapılanların, bundan sonra yapılacak olanların, üzüntüyü hafifletecek yasal tedbirler konusunda ciddi bir çalışmanın yapıldığını anlattı.

Toplantıda, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın Askeri Ceza Kanunu ve Askeri Mahkemeler Kanun Taslağı üzerinde sunumda bulunduğunu, bu konuya ilişkin çalışmaların devam edeceğini belirten Arınç, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in de EXPO 2016 Antalya konusunda gelinen noktaya ilişkin sunum yaptığını ifade etti.

Arınç, bugünkü toplantının ana gündem maddesinin Soma'daki maden faciası olduğunu yineleyerek bu konuyla ilgili bakanların görevlendirilmelerinin yapıldığını, ek tedbirler olarak neler yapılması konusu üzerinde durduklarını belirterek "Yasalar çıkmıştır, bundan sonra da icap ederse çıkabilir. Önemli olan bunların uygulanması, hayata geçirilmesidir. Yasaların uygulanmaması, hayata geçirilmemesi, bu konuda ihmalleri bulunanların tespit edilmesi bizim açımızdan önemlidir" diye konuştu.

TBMM'deki görüşmelerde Meclis araştırma komisyonu kurulmasının oy birliğiyle karara bağlandığını, Anayasa ve iç tüzükte öngörülen çerçevede çalışmalarını yapacağını ifade eden Arınç, adli yönden de soruşturmanın başladığını, bazı kişilerin tutuklandığını, Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının yönettiği adli soruşturmanın da yakından takip edildiğini kaydetti. 

Soma'daki maden faciasına ilişkin sadece adli yönden soruşturmayla sınırlı kalmayacaklarını, idari yönden de soruşturma başlatıldığını anımsatan Arınç, "Şüphesiz sadece oradaki işveren, işverenin aldığı ihmaller, kusurlar, kabahatler söz konusu değil, bunlar adli yargının alanı içinde kalacaktır. Ancak bazı kurumların da eksikleri, hataları, ihmalleri söz konusuysa kişiler ve kurumlar bazında da bir idari soruşturma yapılmaktadır" dedi.

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının idari soruşturma başlattığını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının da 3 ayrı denetim heyeti oluşturduğuna değinen Arınç, bu kapsamda görevlendirilen müfettişlere kazanın oluşumu, nedenleri, maden ocağında çalışanların iş kanunundan oluşan çalışma süreleri, hakları, komşu ocaklardaki iş sağlığı, güvenliği ve varsa taşeron firma konularında kapsamlı bir inceleme ve denetim yapılması talimatları verildiğini söyledi.

Arınç, Başbakanlığın gerekli gördüğü takdirde başka denetim mekanizmalarını, idari soruşturma mekanizmalarını da harekete geçireceğini bildirdi. 

Madenlerle ilgili 2010 yılında TBMM'de sektörü ilgilendiren bir araştırma komisyonu kurularak raporunu verdiğini, Devlet Denetleme Kurulunun da kapsamlı inceleme yaparak bazı tavsiyelerde bulunduğunu dile getiren Arınç, bu soruşturmalar sırasında o konulardaki inceleme sonuçlarının da dikkate alınacağını aktardı. 

Başbakan Yardımcısı Arınç, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Bir gazetecinin, Soma'daki maden faciasında hayatını kaybedenlerin yakınlarına yapılacak yardımlar ve ölenlerin şehit statüsünde kabul edilmesine ilişkin yasal hazırlığın nasıl olacağına dair sorusu üzerine Arınç, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam'ın konuyla ilgili bir taslağı paylaştığını, maden kazasında vefat edenlerin doğrudan şehit sayılması veya şehitlere tanınan haklardan istifade etmesinin konuşulduğunu ancak bu konuda verilmiş bir karar bulunmadığını belirtti. 

"Bir kişinin ölümü bile yüreklerimizi dağlarken, bir olayda 301 kardeşimiz vefat etmiştir, yani acımız 301 kat fazladır" diyen Arınç, şöyle devam etti:

"Bu insanlar genç insanlardır, hepsi erkektir. Kimisi evlenmemiş, kimisi yeni evlenmiş. Bugün görüyoruz ki birisinin çocuğu bugün dünyaya gelmiştir. Hepsi ya evlattır ya eştir. Bu arkadaşlarımızın ailelerini düşünüyoruz, çocuklarını, doğmamış çocuklarını düşünüyoruz. Kendilerinin büyük bir mesai harcayarak gün yüzü görmeden toprağın 400 metre altında çok zor şartlar altında ekmek parası peşinde koşarken vefat ettiğini biliyoruz. Ölenleri geri getirme imkanımız yok. Peki bunların ailelerine ve hak sahiplerine, aileler derken kapsamı genişletmek istiyorum, devlet olarak biz ne yapacağız? Madeni işleten şirketle ilgili ceza davası da olabilir, tazminat davaları da olabilir. Dava hazırlıklarının da süratle ilerlediğini biliyoruz, bu bizi ilgilendirmez, bu yargının konusudur. Biz devlet olarak hükümet olarak bir iş kazasında hayatını kaybetmiş insanlara ne yapabiliriz, bunu düşünüyoruz."

-Maden kazasında hayatını kaybedenlerin yakınlarına yapılacak yardımlar-

Arınç, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda iş kazaları sonucunda vefat edenlerle ilgili özel hükümler bulunduğunu, bunlardan birisinin "ölüm geliri"nin bağlanması olduğunu ifade ederek burada prim ödeme gün sayısının önemi bulunmadığını, işe başladığı gün iş kazasının mağduru olan insanlara "ölüm geliri" bağlandığını, aynı zamanda prim gün ödeme gün sayısı ve yıla bakılarak "ölüm aylığı" da bağlandığını ifade etti.

Bir işçinin hem "ölüm geliri" hem de "ölüm aylığı"ndan istifade edebileceğini anlatan Arınç, bu konularda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının SGK İl Müdürlüğünce olay anından itibaren takip edildiğini, gerekenlerin yapıldığını kaydetti.

Hayatını kaybedenler için yardım kampanyaları başlatıldığını, toplanan miktarların hak sahiplerine dağıtılacağını, bazı iş adamlarının da 301 aileye yönelik sosyal amaçlı ev ve konut talepleri bulunduğunu anlatan ve bu iş adamlarına teşekkür eden Arınç, Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla "Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na bağlı yapılacak ödemeleri pozitif ayrımcılığa tabi tutarak biraz daha fazla düzenleyebilir miyiz" çalışmasını yaptıklarını söyledi. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burada kanunen şehit sayılmalarından ziyade belki şehitlerimize kanunla tanınan hakları burada vefat etmiş insanımız için de uygulayabilir miyiz? Bugün için bir karara varmadık, çünkü mevcut yasa zaten bu imkanları veriyor ancak bizim benzer olayları da dikkate alarak Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu içerisine yeni bazı hükümler koymak suretiyle hak sahiplerinin alabileceği imkanı devlet olarak biz verebilir miyiz? Bu konuda çalışmalar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Maliye Bakanlığımız tarafından, süratle neticelendirilecek ve inşallah hak sahiplerini memnun edebilecek, acılarını hafifletebilecek, çocuklarının istikbalini garanti altına alabilecek bir düzenlemeyi umarım ki yakın zamanda sizlere açıklama fırsatımız olacak."

Hayatını kaybedenlerin resmi nikahlı olmayan eşlerinin mağduriyetlerinin giderilmesinin nasıl olacağı sorusuna da Arınç, "Benim bildiğim kadarıyla hak sahipliği kavramı medeni nikahla bağlı değildir. Bunu hak sahipliği içerisine alamıyorsak bir mahrumiyet söz konusuysa çözeriz" yanıtını verdi. 

Bülent Arınç, toplantıda Maden Yasası'nın gündeme gelip gelmediği ve madenlerin kapatılmasının söz konusu olup olmayacağı sorusunu da "Çok tehlikeli iş kolu içerisinde maden iş kolunu gösterebiliriz, kanun da bunu gösteriyor. 'Tehlikeli' var 'çok tehlikeli' var, büyük bir risk taşıyan iş kolundan bahsediyoruz, buna yönelik tedbirlerin de o ölçüde ağır ve ciddi olması lazım" diye yanıtladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın mevcut Maden Kanunu'nun 7 maddesinde değişiklik öngö bir taslağı sunduğunu ama meseleye daha kapsamlı baktıklarını anlatan Arınç, şunları söyledi:

"Bu iş kazalarını minimize edecek, hayatı çok daha iyi bir noktaya çıkarabilecek, bunun için alınması gereken tedbirlerle devlet tarafından alınması gereken denetim tedbirlerinin neler olması gerektiği... Yüksek teknoloji kullanan ülkeler var. ABD, Rusya, Çin bunlardan birisi, Avustralya bunlardan birisi. Biz kendimize göre yeterli tedbirler aldığımızı düşündük, buna uygun düzenlemeler yaptık. Ne zaman? 2010'da çıkan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunuyla. Bu kanuna baktığınız zaman ileri düzeyde alınması gereken tüm tedbirler yazılmış oraya.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının müfettişleri, denetimcileri zaman zaman rutin zaman zaman da şikayet üzerine gittikleri bu yerlerde inceleme yapıyorlar. Peki onlar gittikten sonra ne olacak. Kanun onu da düşünmüş. Madenin kendi içinde çalışan, denetçiler koymuş, mühendisler koymuş, bunların çalıştırılması mecburiyeti getirmiş, onlara işi durdurma, işi kapatma yetkisini de tanımış ama bu kaza da olmuş. Adli soruşturma içerisinde bilirkişi incelemeleriyle şahit ifadeleriyle sonradan elde edilen delillerle biz bu iş kazasının sebebini mutlaka öğreneceğiz. İyi ama 301 kişi ölmüş, buna yol açan sebep nedir? Ben de bir hukukçu olarak bunu düşünüyorum. Bir bağ olmalı. 'Şuradan başladı, şurada genişledi, şu tedbirler olmadığı için kaza meydana çıktı.' İşveren bunu düşünmüyor olabilir ama ben hükümetim, ülkeyi yönetiyorum ve benim kurumlarım bu kazaların olmaması için kendisinde bir sorumluluk taşıyor. O yüzden kenar-ı Dicle'de bir kurt bir koyunu aşırsa veya kapsa onun sorulacağı makam olarak Başbakanlık veya hükümet makamındaki kişi diyor ki: Bunu sonuna kadar araştırın, bu idari soruşturmada kurumlara düşen sorumluluklar varsa bunun da tedbirini alalım, suçluları cezalandıralım."

Bülent Arınç, yapılacak işlemlerin sadece Maden Kanunu'nda değişiklikle sınırlı olmadığını, ileri teknoloji kullanılan yerlerdeki yeni gelişmeleri de dikkate alarak bunları da işletmelerin içinde var ve çalışır hale getirmenin bir görev alarak ilgili bakanlıklara verildiğini aktardı. 

-Madenleri kapatılması teklifi-

Arınç, madenlerin kapatılması konusunun geçmişte de gündeme geldiğini anımsatarak, "Biz, bunu gerçekçi bulmuyoruz. Türkiye için özellikle gerçekçi bulmuyoruz. Mesele ekonomi açısıyla sürdürülmesi gereken bir iştir. Niçin? 15 milyar ton rezervi bulunan Türkiye'de her şeyi ithal yoluyla ikame etmeye kalksanız cari açığımız bugünkünden 100 misli daha fazla olur ve bu dünyanın hiçbir yerinde ekonomik karşılanmaz" değerlendirmesini yaptı. 

Madencilik sektörünün tek başına düşünülmemesi gerektiğini, bu sektörden beslenen başka sektörler bulunduğunu dile getiren Arınç, Soma'daki kömür nakliyesinde çalışan başta nakliyatçılar olmak üzere birçok sektörün iyi birer ekonomik değere sahip bulunduğunu söyledi. 

Bülent Arınç, "Madenlere sahipsek bu madenlerimizi biz bulmalıyız, çıkarmalıyız ve değerlendirmeliyiz bu bir ekonomik faaliyettir ama kesinlikle buradan çıkaracağımız 15 milyar tonluk kömür rezervi bir kişinin canının bedeli değildir. Bizim bütün bunlar çalışıyor haldeyken bu kazaları önleyecek tüm tedbirleri de almamız gerekir. Bu tedbirleri alamıyorsak biz her zaman 301 kişinin ölümüyle değil 10 kişinin, 20 kişinin, 30 kişinin göçüktü, grizu patlamasıydı, metan gazıydı bunlarla karşılaşacaksak o zaman madenleri kapatmaktan bahsedebiliriz" dedi.

Her sektörün kendi içinde riskler barındırdığına dikkati çeken Arınç, "Bir insan olarak şunu söylemeliyim: Evet bu şartlar altında bu üretim devam etmemeli, alınan bütün tedbirlere rağmen yetersizse bir yerde ortaya çıkacak sebepse böyle basit şekilde önlenemiyorsa ölüm mukadderse o zaman bizim kapatmayı ve bunun dışındaki tedbirleri düşünmemiz lazım" ifadesini kullandı. 

Maden çıkarmada vahşi bir şekilde üretim yapan ülkeler bulunurken, insan unsurunu asgariye indirmiş, daha çok tekniğe yönelmiş ülkelerin de var olduğunu vurgulayan Arınç, bunlardan örnekler alınarak yapılacak madenleri hemen hemen her gün, her saat denetleyecek bir mekanizmanın kurulmasını gerçekleştirebileceklerini kaydetti. 

Arınç, Başbakan Erdoğan'ın sadece ilgili bakanlara değil, tüm bakanlıklara yerinde görmeyi, takip etmeyi, dinlemeyi ve sektörle ilgili bütün tedbirleri içerecek bir Maden Yasası veya bir başka yasanın hazırlığını en kısa sürede tamamlamaları talimatını verdiğini bildirdi. 

(Sürecek)

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Mersin İdmanyurdulu futbolcuların idmana çıkmaması23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Brezilyada taraftarlara gözaltı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • 12 bin yıl öncesinin taş işçiliğini öğreniyorlar23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)23 Şubat 2015 Pazartesi 15:23
  • Çavuşoğlunun telefon diplomasisi sürüyor23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Ukraynadaki gelişmeler23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Karşıyakada Yusuf Şimşek görevinden istifa etti23 Şubat 2015 Pazartesi 15:13
  • Meteorolojiden çok kuvvetli yağış ve denizlerde fırtına uyarısı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Fabrika işçilerinden eylem23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Sinopta MERS virüsü şüphesi23 Şubat 2015 Pazartesi 14:58
      • Çok Okunanlar
          Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
          Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
          E-Posta: info@sansursuzhaber.com