Balyoz'da Zihinlerde Soru İşareti Kalmayacak!

Balyoz'da Zihinlerde Soru İşareti Kalmayacak!
Balyoz tutuklamalarıyla ilgili olarak konuşan Başbakan Erdoğan, 'Bütün iddialara son verilecektir' dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin IMF'ye olan borcunun şu an itibarıyla 5,5 milyar dolara gerilediğini bildirdi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya vatandaşların Mevlit kandilini kutlayarak başladı. Afşin'deki kömür sahasında hayatını kaybeden iki işçiye Allah'tan rahmet dileyen Erdoğan, toprak altında kalanların kurtarılması için her türlü imkanın kullanıldığını söyledi.

TBMM'nin son dönemde çok başarılı bir performans ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, ülke ve millet için son derece önemli kanunlar çıkarıldığını ifade etti. Başbakan Erdoğan, Ticaret ve Borçlar Kanunu gibi iki önemli kanunun yanı sıra bu ay polisi askerlik vazifesinden muaf tutan kanun, Danıştay, Yargıtay ve Adli Tıp Kurumunun yapılarını düzenleyen kanunlar ile son olarak da bazı kanunlarda değişiklik yapan düzenlemenin (Torba) çıkarıldığını anımsattı. Erdoğan, milletvekillerine özverili çalışmalarından ötürü teşekkür etti.

2010 yılı Kasım ayı istihdam verileri açıklandığını hatırlatan Erdoğan, ''İşsizlik oranı Kasım ayında yüzde 11 olarak gerçekleşti. Bu oran geçen yıl yüzde 13,1 düzeyinde idi. Yani, işsizlik geçen yıla göre 2,1 puan gibi çok yüksek oranda gerileme kaydetti'' dedi.

IMF'ye olan borçta da gerileme yaşandığını ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Şu an itibarıyla IMF'ye olan borcumuz 5,5 milyar dolara gerilemiş durumda. Bildiğiniz gibi göreve geldiğimizde bu borç 23,5 milyar dolardı. MHP, DSP ve ANAP iktidarından IMF'ye olan borcu 23,5 milyar dolar olarak devraldık. Onlar borçlandı, biz ise onların borçlarını temizleye temizleye buralara geldik. Bu gelişmelerin hayırlı olmasını diliyorum'' şeklinde konuştu.

BALYOZ DAVASI

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, isim belirtmeden, ''Balyoz'' ve ''Ergenekon'' davaları kapsamında sürdürülen soruşturma ve gözaltı sürecine de değinerek, şunları kaydetti:

''Son günlerde bazı iddialarla ilgili başlatılan yargı sürecini biz de dikkatle izliyoruz. Emekli ve muvazzaf bazı askerlere yönelik bir süreç başlatıldı. Bu süreç yargının tasarrufu altında ilerliyor.

Çok sık tekrarladığımız bir ilkeyi burada bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyoruz: Aksi kanıtlanmadığı sürece herkes masumdur. Gözaltına alındığı, sorgulandığı, tutuklandığı, yargılandığı için hiç kimse suçlu kabul edilemez. Hakkında kesin hüküm bulunmadıkça hiç kimseye suçlu gözüyle bakılamaz. Ancak, ak ile karanın ortaya çıkması; sürecin hassasiyetle ilerlemesi, kamuoyuna tatmin edecek kararların verilebilmesi için herkesin bu noktada yargıya ve yargı süreçlerine saygı duyması şart. Bu konuda duyarlı, hassas olması herkes için geçerli.

Bu işleri hükümetle ilişkilendirenler, kusura bakmasınlar hezeyan içindedirler. Birileri yargıya, siyasi müdahalelerde bulunmaya, davalara yön vermeye alışık olabilir. Bizim de böyle yaptığımızı düşünebilir veya birileri böyle bir temenni içinde olabilirler. Bizim yürütme olarak görevimiz bellidir, yetkimiz bellidir. Kimse hükümeti bu tür spekülasyonlara alet etme yanlışına düşmesin.

Başta anamuhalefet partisinin genel başkanı olmak üzere, herkesi bu noktada sağduyulu ve özellikle de sorumlu davranmaya davet ediyorum. Yargının işleyişini güçleştirecek, yargıya töhmet altında bıraktıracak, çalışmasın engelleyecek girişimler adaletin tecellisine katkı sağlamayacağı gibi, şüphelerin aydınlığa kavuşmasını da engelleyecektir.''

''SİYASİ FALCILIK YAPMAYA BAŞLAMIŞ OLMASI''

Erdoğan, CHP yöneticilerinin açıklamalarını da eleştirerek, şöyle konuştu:

''CHP Genel Başkan Yardımcısının, onun ardından tutuklu yakınlarının askere karşı, Türk Silahlı Kuvvetlerimize karşı takındıkları tavır ve kullandıkları üslup tahrik edici, tahkir edici bir üsluptur.

Şundan hiç kimsenin endişesi olmasın, bu yargı süreci sonucu ne olursa olsun TSK'yı daha da güçlendirecek, bütün iddialara net bir şekilde son verecek, zihinlerdeki soru işaretlerini ortadan kaldıracak bir süreçtir.

Hukuka güvenmek, yargıya güvenmek Türkiye Cumhuriyeti'ne inanan, güvenen herkes için, her vatandaşımız için tek çıkar yoldur, en doğru olandır.

Bir kez daha, başta anamuhalefet partisi olmak üzere herkesi sorumlu davranmaya davet ediyorum. Zira son birkaç gündür, CHP Genel Başkanı, Haziran seçimleri sonrasına ilişkin hayali bir tablo kurguluyor. Daha önce Anayasa Komisyonunda milletvekillerinin yaptığı 'sokak sokak direnme' çağrısına benzer bir şekilde, CHP Genel Başkanı da Haziran sonrasına ilişkin tahrik edici açıklamalar yapıyor. Belli ki, CHP, bizzat genel başkan düzeyinde Haziran seçimlerinde başarı sağlayamayacağını artık kanıksamış durumda. Daha şimdiden seçimlere dört ay süre olmasına rağmen başarısızlıklarına kılıf aramaya, seçim sonrasına ilişkin kaos senaryoları çizmeye başladılar. CHP'nin, en üst düzeyde, genel başkan düzeyinde artık siyaseti bırakıp falcılık yapmaya başlamış olmasını da ben milletin takdirine bırakıyorum.''

Erdoğan, Meclisin son dönemde attığı adımlarla, yasal düzenlemelerle yürütmenin işini kolaylaştırdığını ifade etti. Yürütme olarak kendilerinin de gece gündüz demeden çalışmalarını, performansı artırmak suretiyle devam ettirdiklerini kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Türkiye'de bazı siyasetçiler, bazı siyasi partiler seçim sandıkları kapandığı anda her şeyin bittiğini düşünürler. Kendilerine gelecek seçim tarihine kadar uzun mu uzun bir tatil verirler. Tatile çıkarlar. Biz 3 Kasım'dan 22 Temmuz'a 22 Temmuz'dan da bugüne kadar çok yoğun bir çalışma içerisinde çalıştık, çalışıyoruz. Bizim bu heyecanımızı, bu çalışma azmimizi anlamayan, buna anlam veremeyen muhalefet, 8 yıl boyunca çalışmaları engellemek, yavaşlatmak, komisyonları ve Genel Kurulu, sözlü ve fiili şiddete başvurarak çalışamaz hale getirmek için yoğun gayret sarfettiler. 8 yıldır her fırsatta bize şunu söylüyorlar, 'Aceleniz nedir? Gecenin bu saatine kadar niye çalışıyoruz? Normal zamanda bunları yaparız. Saat 3 oldu, saat 4 oldu nedir bu? Bak hala uyuyorsunuz' gibi bu yapılan çalışmaları küçümseme noktasında gayret içerisine girerler.

Halbuki bir gün bu halk çıkar da size şunu söylerse, 'Beyler siz haftada 3 gün çalışıyorsunuz. Sadece Salı, Çarşamba, Perşembe... Normalde haftanın günleri Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma'dır. İKi gün tatil yetmiyor mu size? Gelip de seçildiğiniz yerleri dolaşsanız' dese, ne cevap vereceksiniz? Beyler, 'Biz sizi doğru dürüst tanımıyoruz, siz seçildiğiniz yerlere gelip gitmiyorsunuz' derse, ne diyeceksiniz? Bu milletvekillerinin çoğunun durumu böyle. Ama bu söz, bu soru son derece manidardır.

TBMM Genel Kurulu çalışmalarında bu yoğun gayretlerimiz ve yoğun mesaimiz karşısında muhalefetin sıkça dile getirdiği 'Aceleniz ne?' sorusu adına, statüko dediğimiz yalın geçeğin de en bariz şekilde tezahürüdür. CHP'si, MHP'si, BDP'si, statükodan o kadar memnun, statükoyla o kadar barışık bir halde ki...Değişimi, dönüşümü, ilerlemeyi, kalkınmayı 'Aceleniz ne' diyerek engellemeyi kendilerine doğal hak olarak addedecek kadar ülke ve millet gerçeklerinden kopmuş haldeler.''

''BİZDE TRİBÜNLERDEN İZLENDİ''

Erdoğan, 2. Dünya Savaşı'nda neredeyse bütün Avrupa büyük çöküntü yaşamış, yanmış yıkılmışken bazı ülkelerde taş üstünde taş kalmamışken, milyonlarca insan hayatını kaybetmişken, savaş sonrasında dünyanın en güçlü ekonomileri ve demokrasileri ortaya çıktığını, tarihi nitelikte dönüşümler yaşandığını anlattı. Savaştan, iki atom bombasına maruz kalan ve yenilen Japonya'nın bugün dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer aldığına işaret eden Erdoğan, duvarların yıkıldığı, demir perdenin çöktüğü 90'lı yılların ardından bir çok ülkenin toparlandığını, köklü değişim gerçekleştirip rekabet sahnesinde yerini aldığını söyledi.

Başbakan Erdoğan, ''Bizde ise on yıllar boyunca bu değişim süreçleri; dünyadaki bu gelişme, ilerleme maalesef tribünlerden izlendi. İşte bugün 'Aceleniz ne?' diye soranlar, bu soruyu sadece bugün değil on yıllardır soranlardır ve on yıllardır her türlü değişime, yeniliğe karşı çıkarak Türkiye'nin yerinde sayması için mücadele edenlerdir'' dedi.

AK Parti olarak kendilerine 2023 vizyonu belirlediklerini, bunu açıkladığında ''muhalefet de anamuhalefet de aynı şekilde 2023'u konuşmaya başlayacak'' dediğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''8 yıldır bu vizyon, bu büyük hedefler için ter döküyoruz. Haziran seçimleri öncesinde bu hedeflerimizi daha somut hale getiriyor, daha ayrıntılı şekilde kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bizim AK Parti olarak 2023 olarak belirlediğimiz bu hedefleri Türkiye, 60, 70, 80 veya 90'lı yıllarda yakalamış olması gerekirdi. Türkiye bu hedefleri 10 yıl önce gerçekleştirmiş olsaydı, -bu halkımızın hakkıydı- bu ülke, bu büyük hedeflerle çok daha önce kucaklaşmak için her türlü imkana sahipti. Fakat bunu yapmadılar. Biz iktidara geldiğimizde define filan bulmadık, uçsuz bucaksız petrol rezervi bulmadık. Biz hortumları kestik, delikleri kapattık. 'Kaynak Türkiye'dir' dedik, 'kaynak Erdoğan'dır' demedik. Biz yola böyle koyulduk. 'Kaynak Türkiye'dir, Türk milletidir' dedik. Ama bakın birileri çıkmış, zatı şahanelerini söylüyor, 'kaynak filancadır' diyorlar.''

Erdoğan, iktidarları döneminde 13 bin 600 kilometre bölünmüş yol yaptıklarına işaret ederek, ''Matematik olarak hesaba girersek rakam çok büyük. 79 yılda 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapıyorsun, ama geliyorsun 7 yılda 13 bin 600 kilometre yol yapıyorsun. Matematik hesabına bunu koyarsan, 13 bin 600'ı asgari 10 ile çarpılması lazım. Olayın ne denli büyük olduğu ortada'' dedi.

''BİRİLERİ ÜLKEYİ PAÇASINDAN TUTUP ÇEKMESEYDİ''

Eğitimle ilgili verilerden de söz eden Erdoğan, 160 bin derslik yaptıklarını, 80 yeni üniversite kurduklarına işaret etti. Erdoğan, 8 yeni üniversiteyle sayının 88'e çıkacağını, vakıf üniversiteleriyle birlikte toplam üniversite sayısının ise 164'e ulaşmış olacağını belirtti.

Başbakan Erdoğan, iktidarları döneminde 480 bin konutun inşasına başladıklarını, 350 binini sahiplerine teslim ettiklerini, milli geliri 3 kattan fazla arttırdıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

''Bütün bunlar yapılırken hiçbir zaman bunları görmediler, göremediler. Bu gayret, bu emek, bu vizyon, 1960'lı yıllardan itibaren gösterilseydi, acaba Türkiye bugün nerede olurdu? Eğer birilerinin acelesi olsaydı, eğer birileri 'Aceleniz ne?' diyerek, bu ülkeyi paçasından tutup çekmeseydi biz bugün 2023'te 2 trilyon dolar değil, 3-4 trilyon doları konuşurduk. Bizim acelemiz var, hem de çok acelemiz var. Binlerce susuz köye ulaştık, yolu olmayan köylere ulaştık. Daha çok ulaşmak için acelemiz var. Daha da fazlasını götürmek, daha da modern şekilde yolları tahkim etmek için acelemiz var. Mili geliri 2 trilyon dolara, ihracatı 500 milyar dolara çıkarmak için acelemiz var. Yüzde 100 okullaşma, 15 bin yeni bölünmüş yol, yeni hızlı tren hatları, 500 bin daha yeni konut inşa etmek için bizim acelemiz var. Hiç kimse de çıkıp bizi ecelle korkutmaya kalkmasın. Biz bu yola başımızı, canımızı, ruhumuzu, sadece elimizi değil, bütün bedenimizi koyarak çıktık.''

BAHÇELİ'YE YANIT

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kendilerine yönelik sözlerine, ''Tehdit savurmayı bırak. Takdir etme olgunluğuna sahip değilsen, hiç değilse milletin takdir edeceği bir siyaset ortaya koy. Milletin kınamayacağı bir siyaset üslubu kullan'' dedi.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kendilerine yönelik eleştirilerine yanıt verdi. Erdoğan, Bahçeli'nin, ''İktidara geldiğimizde, TOKİ'nin bütün çalışmalarını didik didik inceleyeceğim, hükümetin kademelerinde görev alan AK Parti'lilerin malvarlıklarını inceleyip fitil fitil burunlarından getireceğim'' dediğini belirtti.

''Bu beyefendi, daha önce TOKİ'nin bağlı olduğu Başbakan Yardımcısıydı'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''Adama sormazlar mı, sen kaç konut yaptın? Önce bunun hesabını ver. Sormazlar mı, Sayın Bahçeli TOKİ sana bağlıydı, sen ne yaptın? Önce bunun hesabını ver. Bir de adama sormazlar mı 450 bin konut, kibrit kutusu değil bunlar. Bunlar nereden, nasıl yapılıyor, bu binalar neyle yükseliyor? Bunun kaynağı nerede, sormazlar mı? Demek ki bir şeyler var. Eğer bu ülkede geçmişte olduğu gibi yolsuzluklar devam etmiş olsaydı bunlar yapılabilir miydi? Eğer bu yolsuzluklar devam etmiş olsaydı, bu bölünmüş yollar, okullar, hastaneler, enerjide dağılım ağı, KÖYDES, BELDES yapılabilir miydi, tarımda bu teşvikler verilebilir miydi? Bunlar sorulmaz mı? Siz pislediniz, siz borçlandınız, biz sizin borçlarınızı temizliyoruz. IMF'den 30 milyar dolar borç aldınız, 23.5 milyar dolar ile bize devrettiniz, biz şimdi bunu 5.5 milyar dolara indirdik. Siz borçlandınız, biz ödedik. Merkez Bankası, döneminizde 27 milyar dolar döviz rezervine sahipti, şu anda altın hariç 82 milyar dolar döviz rezervine sahip. Sizin lügatinizde 'insaf' diye bir kelime yok mu? Adama sorarlar; Merkez Bankası buralara nasıl geldi? Sürekli olarak görev zararı diye yutturulan Ziraat Bankası, Halk Bankası'nın durumu... Şimdi bunlar Türkiye'nin en çok kar eden bankaları haline geldi. Bu nasıl oldu diye sormazlar mı? Bunları biz böyle devraldık. Ama el vicdan, el insaf yok. Bunlar ortaya ne bir vizyon koyabiliyor ne bir siyasal proje koyabiliyorlar ne de toplumun kabullenebileceği bir siyaset üslubuna sahipler. 'İktidara gelince yol yapacağım, 500 bin konut üreteceğiz, Türkiye'nin milli gelirini 2 trilyon dolara çıkaracağız, Türkiye'yi büyüteceğiz' diyemez bunlar. Çünkü bunların böyle bir vizyonu yok.''

Erdoğan, TOKİ'nin 2023 yılı için ikinci bir 500 bin paketini önüne koyduğunu belirterek, yeni önemin çok daha farklı olacağını vurguladı. ''Artık biz köprü altında, kenarda, köşede vatandaşımızı görmek istemiyoruz'' diyen Erdoğan, imkanı hiç olmayan vatandaşlara yönelik 45-50 metrekarelik özel daireler yapacaklarını söyledi. Peşinatsız, ayda 100 lira taksitle, 20-22 yıl vadeyle vereceklerini, iş teminini de sağlayacaklarını anlatan Erdoğan, vatandaşı bu ezilmişlikten kurtaracaklarını ifade etti. İkinci paketin ağırlıklı olarak bu şekilde olacağını belirten Erdoğan, ''Bu ülkenin vatandaşı bu yaşamı hak ediyor. Biz de sosyal devlet olmanın gereğini yerine getireceğiz'' dedi.

''ABDESTİNDEN ŞÜPHESİ OLANIN NAMAZINDAN ŞÜPHESİ OLUR''

CHP, MHP ve BDP'lilerin kürsüye çıkıp ''Siz sadaka dağıtıyorsunuz, bu ülke sadaka devleti değil'' dediklerini hatırlatan Erdoğan, ''Bu devlet sosyal devlettir; demokratik, laik sosyal bir hukuk devletidir. Sosyal devlet yokluk içindeki vatandaşına ulaşacak. Onun yiyeceğini, giyeceğini, soğuksa sobasını ulaştıracak. Yapılan budur, devletin görevidir. Bunu sadaka diye niteleyenler, önce gitsinler 'sadaka'nın tanımını öğrensinler'' diye konuştu.

Sadakayı hali vakti yerindeki insanların yaptığını, ''bir elin verdiğini öbür elin görmediğini'' belirten Erdoğan, devletin yaptığının ise asli görevi olduğunu söyledi. Mümkün olduğunca devletin de bunu göstere göstere yapmaması gerektiğini, valilere de bu telkini yaptıklarını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Yanlışlar, eksikler olabilir ama yapılan budur. Bunu hiçbir zaman sadaka olarak nitelemeye de kimsenin hakkı ve salahiyeti yoktur. Ama bunların lügatinde, kitabında 'sadaka' diye bir kavram olmadığı için bunlar bunu böyle tanımlayabilirler. Bu kervan yürüyor, fakir fukara, garip gurebayı bulacağız, onlara valilerimiz, kaymakamlarımız vasıtasıyla, Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Fonu'ndan gerekli destekleri vermeye devam edeceğiz. İşte bunlar, bütün bu yapılanları takdir edecekleri yerde, bunlara nasıl bir kılıf uydururuz, bunun gayreti içinde. Çıkmış 'fitil fitil burnundan getireceğiz' diyor. Her zaman söylüyorum; abdestinden şüphesi olanın namazından şüphesi olur. Bizde böyle bir şüphe, dert yok. O senin derdin. Onun için her zaman tavsiye ediyorum; aynaya bak karşımıza öyle gel.''

''MECALİNİZ KALMADI KAÇTINIZ''

Erdoğan, koalisyon hükümetinin 3.5 yıl iktidarda kalabildiğini ifade ederek, şunları söyledi:

''3.5 yıl iktidarda kalabildin, niye ayrılıp erken seçime gittiniz? Mecaliniz kalmadı, kaçtınız. Halbuki 5 yıllık göreviniz vardı, daha 1.5 yıl kalabilirdiniz. Ama kalamadınız, gittiniz. Şimdi vatandaş AK Parti'ye görev veriyor. Şu anda hamdolsun 8. yılın içindeyiz. Niye rahatsız oluyorsunuz? Vatandaş bize bu görevi verdi ama biz birilerine benzemeyiz. Bizim vatandaşımız, milletimiz bizi görevlendirir, milletimiz bizi görevimizden alır. Görevlendirdiği zaman görevdeyiz, aldığı zaman 'eyvallah' deriz. Bizim farkımız bu. Birileri bazı çirkin benzetmeler yapıyor. O benzetmelerin muhatabı değildir AK Parti. Biz iktidarı 2002 sonunda devraldığımızda incelenecek bir TOKİ bile bulamadık. Halbuki o dönemde TOKİ, Sayın Bahçeli'ye bağlıydı. O dönemde çalışanlar anlatıyor; 'sabah saat 10-11'de işe gelirdik, kahvaltımızı yapardık, Karanfil Sokak'taki kafelerden çıkmazdık, saat 3-4 gibi de mesai biter giderdik.' TOKİ'nin kapısına fiilen kilit vurulmuştu, resmi olarak da neredeyse kilit vurulacaktı. İşte o kurum bugün 480 bin konut rakamına ulaştı, bir 500 bin konut daha hedeflenmiş durumda. Bugün artık çok iyi anlıyoruz ki, birileri o dönemde bunları çok kötü korkutmuş ki 'fitil fitil burnunuzdan getiririz' demiş, onlar da bu korkuyla TOKİ'nin kapısına kilit vurmuşlar. Bunların niye acele etmediği belli. Bunların iktidarları döneminde taş üstüne taş koyamadıkları belli. Belli ki korkutulmuşlar, korkmuşlar. Belli ki siyasi tecrübeleri bunlara, korkunun ecele faydasının olmadığını bir türlü anlatamamış. Biz korkmadık, korkmayacağız. Bu ucuz tehditlere de pabuç bırakmadık, bırakmayacağız. Alnımız ak. Verilemeyecek hiçbir hesabımız yok. Bu tehditleri savuran beyefendiye de samimi şekilde söylüyorum; tehdit savurmayı bırak. Takdir etme olgunluğuna sahip değilsen, hiç değilse milletin takdir edeceği bir siyaset ortaya koy. Milletin kınamayacağı bir siyaset üslubu kullan.''

ESERLERİMİZİ GÖRMÜYORLAR

Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, illerde toplu açılışlar yaptıklarını hatırlattı. Sakarya'da bir açılış içinde 60 köye yapılan çocuk parklarının açılışlarını gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, ''54 açılış derken aslında 200 açılışı yapıyoruz. 212 milyon TL'lik işi Sakarya'lılara kazandırıyoruz'' diye konuştu.

Çankaya'da bir parkın açılışının, CHP Genel Başkanı, Genel Sekreteri, grup başkanvekilleri ve milletvekillerinin tam kadro katılımıyla gerçekleştirildiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bir tek küçük parkın açılışı... Bizim eserlerimize bunların hayalleri dahi erişemez. Türkiye'ye kazandırdığımız, eserleri, hizmetleri, yatırımları görmekte zorlananlar varsa, onlara tek bir tavsiyem var; gözlük numaralarını değiştirsinler. Nazar etme ne olur çalış senin de olur. Bunlar Meclisle Anayasa Mahkemesini arasında mekik dokumaktan, Türkiye'nin nasıl değiştiğini bir türlü göremediler. Anayasa Mahkemesinin yolunu su yolu haline getirdiler. Bugün yine Anayasa Mahkemesine gidiyorlar. Bahçeye çadır kurdular. Anadolu'dan, Trakya'dan bihaber günlerini gün ettiler. Aylardır 'CHP değişti' diyorlar. CHP'nin de CHP zihniyetinin de değişmediğinin en son delili, yine Anayasa Mahkemesinin yolunu tutmalarıdır. CHP, eski tas eski hamam. Bir yandan 'yargıda iş yükü fazla' derler, bir yandan yargının tasarrufu ile serbest bırakılan zanlılardan bizi sorumlu tutarlar. Bir yandan da yargıdaki değişimi engellemeye çalışır, Anayasa Mahkemesinin yolunu tutarlar. Bir yandan, siyasallaşmış yargının tarafsız hale gelmesi için reformların önünde dururlar, sonra da çıkıp her platformda yargı siyasallaşıyor diye feryat ederler. Kendileri bugüne kadar yargıda kadrolaşmak dışında hiçbir şey yapmadı. Yapamazlar, bugün de yapılmasını istemiyorlar. Bizim reformlarımıza karşı ayak diretiyorlar. CHP'deki bu kafa karışıklığının, tutarsızlığın, çark etme siyasetinin bir an önce son bulmasını istiyoruz. Tutarlı, ilkeli ne dediği belli, siyaseti belli bir muhalefet, demokrasi adına gereklidir. Biz de CHP'den demokrasi adına bunu bekliyoruz.''

MISIR'DAKİ GELİŞMELER

Başbakan Erdoğan, önce Tunus'la başlayan, ardından Mısır'a sıçrayan gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyledi.

Hüsnü Mübarek'in, Mısır Devlet Başkanlığından istifa ettiğini ve yeni bir dönemin başladığını anımsatan Erdoğan, Mısır'da olaylar başladığı zaman samimi bir şekilde hissiyatlarını ortaya koyduklarını ve bu kürsüden dile getirdiklerini kaydetti. Erdoğan, ''Birileri susarken, birileri tepkisiz kalırken, 'bekle gör' politikası izlerken, biz cesaretle Mısır halkının haykırışlarına karşılık verilmesi gerektiğini savunduk'' dedi.

Mübarek'in istifasının ardından açıklama yapanların, aslında mahcubiyetlerini, çifte standartlı tavırlarını örtme gayreti içinde olduklarını ifade eden Erdoğan, ''Biz ise haysiyetli, onurlu, ilkeli duruşumuzla Mısır karşısında mahcup değil, gururluyuz. Mısır'ın coşkusunu, Mısır'la birlikte haklı olarak paylaşan bir ülkeyiz'' diye konuştu.

Recep Tayyip Erdoğan, bazı ülkeler, Ortadoğu'nun, Mısır'ın ve İslam coğrafyasının demokrasiyi hak etmediğini; onlar için demokrasinin henüz erken olduğunu dile getirirken, Türkiye'nin, ''Mısır için demokrasi ve özgürlük'' demekten asla çekinmediğini bildirdi. İleri demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, temel hak ve özgürlüklere inanan bir siyasi anlayışa sahip olduklarını belirten Erdoğan, ilkeli ve samimi olma değerlerini her zaman ve herkes için istemeyi bildiklerini kaydetti.

''Biz nasıl, sandık yolu ile iktidara gelmenin faziletine inanıyorsak, sandık yoluyla, halkın takdiri ile iktidarı bırakmayı da bir erdem olarak görüyoruz. İktidara halk getirir, iktidardan halk götürür'' diyen Erdoğan, kendileri için ne istiyorlarsa, komşuları için de onu isteyen bir millet olduklarını söyledi. Erdoğan, Mısır için istediklerini, bölgedeki bütün dost ve kardeş ülkeler için, tüm halklar için de istediklerini ifade ederek, bu tavsiyelerini, görüştükleri bütün liderlere samimi bir şekilde ilettiklerini belirtti.

Başbakan Erdoğan, tarihiyle, medeniyetiyle, tecrübesiyle büyük bir ülkeye yaraşan neyse onu yaptıklarını söyledi.

''BUGÜN DE AYNI DURUMDALAR''

Başbakan Erdoğan, Mısır'da yeni bir süreç başladığını ama Anamuhalefet Partisi'nin dünyadan habersiz bir şekilde, Mısır'da devlet başkanının istifasından sonra ''Başbakan aceleci davrandı'' dediğini belirterek, şunları kaydetti:

''İşte nasıl Mecliste aceleleri yoksa, dış politikada da aceleleri yok. On yıllar boyunca Türkiye'nin doğusuna, güneyine nasıl baktılarsa bugün de aynı şekilde bakıyorlar. On yıllar boyunca nasıl umursamadılarsa, ilgilenmedilerse bugün de aynı durumdalar. Daha da vahimi, on yıllar boyunca Arapları, Ortadoğu'yu nasıl küçümsedilerse maalesef bugün de aynı yerdeler. İşte en son... Arap hanımlarını, Arap kadınlarını tahkir edecek kadar vicdansız ve izansızlar. Böyle bir yaklaşım olabilir mi? Sizin, hiçbir ülkenin kadınına, Yaradan'ın yarattığı insanlara bu şekilde yaklaşma hakkınız olamaz. Ondan sonra kadın haklarından bahsediyorsun. Sizin kadın hakları dediğiniz olay sadece bu ülkenin kadınları için mi geçerlidir? Bu ülkenin dışındaki kadınlar için böyle bir şey geçerli değil mi? Bunları anlamak mümkün değil. Bunlar tornadan çıkmış hanımlar, CHP zihniyeti bu. Var mı böyle bir şey ya? Biz, 'Yaratılanı Yaradan'dan ötürü seviyoruz' derken ayırım yapmıyoruz.''

''EN KISA ZAMANDA SERBEST VE ŞEFFAF SEÇİMLERİN YAPILMASI''

Erdoğan, en başından beri Mısır'la ilgili kaygılarını dile getirdiklerini de ifade etti.

Karar aşamasında olan Mısır'da, en kısa zamanda serbest ve şeffaf seçimlerin yapılmasını, anayasal bir demokrasinin tesis edilmesini, katılımcı, çoğulcu bir anlayışla Mısır'ın yeni bir döneme girmesini arzu ettiklerini belirten Erdoğan, Mısır'ın ekonomik sorunlarını aşması için, uluslararası donörler toplantısı yapılması gerektiğini her platformda vurguladıklarını söyledi.

Başbakan Erdoğan, Mısır'ın kalkınmasına, huzur ve istikrar içinde aydınlık bir geleceğe ilerlemesine her türlü katkıyı sağlamaya hazır olduklarını bildirdi.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com