Başbakan TÜSİAD Genel Kurulu'nda

Başbakan TÜSİAD Genel Kurulu'nda
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan TÜSİAD'ın 41. Genel Kurul Toplantısı'nda konuştu.

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) 41. Genel Kurul Toplantısı başladı.

Ceylan Otel'deki Genel Kurul'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, onur konuğu olarak bir konuşma gerçekleştirecek.

Sedat Aloğlu başkanlığında Divan Heyeti'nin toplandığı Genel Kurul'da, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç ve Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner açılış konuşmalarını yaptı.

"SEÇİME GİDİYORUZ, KUTUPLAŞMADAN ENDİŞE EDİYORUZ"
Boyner konuşmasında "6 ay sonra seçime gidiyoruz, kutuplaşmadan endişe ediyoruz. Siyasi partiler eski alışkanlıklarından kurtulmalı. Ülkemizin seçmen haritasına da yansıyan hayat tarzının farklılıklarından kaynaklanan kutuplaşmanın derinleşmesi ihtimali, beni kaygılandırıyor. Bizleri bu topraklarda tutan ortak konular hızla artarken, sosyolojik temeli ciddi derecede tartışmalı bir kıyı bölgesi, iç bölge ayrımını anlamıyoruz, kabul etmiyoruz" dedi.

MUSTAFA KOÇ'TAN ÇARPICI SORU
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç, ''Şu soruyu mutlaka sormamız lazım; Türkiye dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girdiğinde gelişmiş bir ülke olacak mı? Biz 16. büyük ekonomiyiz ama belkide bu tür sıralamaların en önemlisi olarak görülmesi gereken insani gelişme endeksinde de maalesef 83. sıradayız. Acaba dünyanın 10. büyük ekonomisi olduğumuzda bu sıralamalarda yerimiz nereye yükselecek?'' dedi.

Koç, şöyle devam etti: "İnsan hakları ve ifade özgürlüğünü öne çıkaran laik, demokratik bir ülke olarak bölgesinde barışı sağlayan, coğrafyasının nimetlerinden azami ölçüde faydalanan, kuzey güney, doğu batı eksenlerinde ekonomik, sosyal ve kültürel gerçek bir kaynaşma, dönüşme potası olan bir ülkede yaşayalım."

ERDOĞAN'IN KONUŞMASI
"40 yıldır ülkemizin kalkınmasında katkısı olan TÜSİAD'a teşekkür ediyorum. Türkiye dünyanın en büyük 16. ekonomisi konumuna yükselmiş, bölgesinde saygın bir Türkiye manzarası var. Türkiye'nin en önemli işveren örgütlenmesinden biri olan TÜSİAD son iki dönemdir hanımefendiler tarafından yönetiliyor. Kadınların bu denli aktif ve belirleyicisi olması Türkiye'nin katettiği mesafeyi gösteriyor. Nükte olarak söylüyorum, TÜSİAD'ın artık açılımını okunmayacaksınız, çünkü sıkıntı olabilir.

Sayın Mustafa Koç ve Sayın Ümit Boyner Türkiye ve ekonomimiz üzerine değerlendirmelerini paylaştılar. Gerek ben gerek bakan arkadaşlarım hep birlikte notlarımızı aldık. Dile getirilen sorunların önemli bir kısmının yeni olmadığını biliyoruz. Hükümet olarak 8 yıldır Türkiye'nin kronik meseleleri üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Sorunlar listesindeki sıralamanın değiştiğini, enflasyonun, büyümenin, vergi ve istihdam yüklerinin listede yer almadığını ya da geri sıralara düştüğünü görüyoruz. TÜSİAD CEO anketinin Aralık 2010 sonuçlarını yayınladık. Burada birkaç sonuç üzerinde durmakta fayda görüyorum. 2011 yılı ilk üç yılı ve tamamıyla ilgili beklentilerini cevaplıyorum. Daha olumlu yüzde 25, aynı yüzde 75, daha olunmsuz yüzde 0. 12 ay için daha olumsuz yüzde 15, aynı yüzde 45 olur dendi. Yatırım yapma eğilimleri soruluyor. Sonuçlar istihdamla aynı. Yüzde 55 olumlu bakıyor, yüzde 35 aynı, yüzde 10 daha olumsuz diyor."

GÖSTERİCİ GENÇLER
"Son dönemlerde yapılan yumurtalı eylemlerin gençlerin ifade özgürlüğünü yansıtıp yansıtmadığı soruluyor. "Hayır" diyenler yüzde 53. CEO'larla yapılan anket iş dünyasının nabzını tutmak noktasından çok manidar. Dün YÖK Başkanı gençlerle bir toplantı yaptı. Gençlerle yaptığı toplantıya üniversitelerin gençlik konseyi başkanları katıldı. Dışarıda bazı gruplar gösteri yaptı. YÖK Başkanı kimlerle görüşüyor? Üniversitelerin okullardan seçilmiş konsey başkanlarıyla yapıyor. Dışarıdaki gösterileri yapanlar ise tamamen Marksist, Leninist ideolojik bazı gruplar".

"ANA MUHALEFETİN VAADLERİ GERÇEKÇİ DEĞİL"
"Merkez Bankası ve TÜİK'in anketlerinde de olumlu sonuçlar görüyoruz. Türkiye seçime gidiyor. İş dünyası seçin öncesi ve sonrasında istiktarın korunacağına inanıyor.

2011 bütçesinde seçim süresinde ekonominin hiçbir olumsuzluğa maruz kalmayacağını göstermiştir. Tedbir alınması gerektiğinde milletimizle samimi biçimde paylaşıyor, tedbirleri kararlılıkla uyguluyoruz. Ücret artışlarında, yatırımlarda, teşviklerde, vergi indiriminde ihtiyaçları gözetiyor, riskleri inceliyoruz. Adımları ona göre atıyoruz. Anamuhalefet Partisi'nin vaadleri geldi. 100 katrilyonu aşan hesaplamaları da ortaya koyarsanız 200 katrilyonu aşan harcama görünüyor. İşadamları olarak baktığınızda bu tür bir popülizm olur mu? Bunlar bütçeye yük getirebilir. Milletim fark etti. Ciddiye de almadı. Bizler emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz. Edeceğiz. 8 yıl boyunca olduğu gibi, her seçin öncesinde olduğu gibi mali disiplinden asla taviz vermeyeceğiz. Seçim öncesi ve sonrasında ekonomik dengenin sarsılmasına müsade etmeyeceğiz. Küresel finans krizinin en ağır şekilde seyrettiği şu günlerde tüm dünyanın dikkatini toplayan bir büyüme sarfediyoruz. 4. çeyrek açıklandığında 2010 büyüme oranımızın da beklentilerin üzerinde gerçekleşeceğini göreceğiz. Gayri safi milli gelirimiz gerilemedi. 1 trilyon TL seviyesini aştığımızı görüyoruz. 2011'de de küresel kriz öncesi seviyeyi yakalamış belki de aşmış olacağız. Turizmde de Türkiye küresel krizden etkilenmedi. 2002 sonu itibariyle Türkiye'nin 8.5 milyar dolar geliri var turizmden. 2010 sonu itibariyle 22 milyon doları aştık. Kaybımız yok. Türkiye önemli bir destinasyon, ülkemizdeki destinasyonları artırıyoruz, alt yapıyı güçlendiriyoruz."

"REKOR KIRIYORUZ"
2002'de 91 bin adet otomobil satılmıştı. 2009'da rekora ulaştık. 451 bin adet olmuştu. 2010'da 510 bin adet otomobil satışı gerçekleşti. Bazıları "Ne oluyor?" diyor. Geçen akşam sayın Koç'a dedim, "Artık soyadınız gibi marka yaratın. Artık yerli otomobilimizi üretelim. Dünyaya diyelim ki, 'Bu bizim otomobilimiz'. Rica ettim." Biraraya gelerek mi yaparsınız, kendiniz mi yaparsınız bilmem. Ama yapmak gerek. Türkiye'ye bu yakışır.
Merkez Bankası rezervlerimiz 80 milyar doları aştı. Uluslararası Para Fonu'na olan borcumuz şu an itibariyle 5.7 milyar dolara inmiş durumda. Yunanistan, İtalya, İspanya, İngiltere kriz etkisiyle harcamaları, yatırımları kısıtlarken biz tarihi rekorların altına imzamızı atıyoruz. Krizi atlatan ülkeler arasındayız ve ülkemiz parmakla gösteriliyor. Rehavet yok. Asla şımarmayacağız. Türkiye'yi büyütmeye devam edeceğiz. 2002 sonunda hükümeti devraldık. O andan itibarek ekonomiye ilişkin karamsar yorumlar yapıldı. Moral bozmak için türlü kampanyalar ortaya çıktı. "Baharda kriz gelecek", "Yazın kriz olacak" dendi, güvensizlik pompalanmak istendi. 8 yıl sonunda kararlı duruşumuzdan taviz vermedik. Şeffaf yaklaşımımızla güvensizlik pompalayan felaket tellallarını açığa düşürdük. Ekonomide olduğu gibi demokratikleşme, laiklik alanında da güvensizlik pompalandığını görüyoruz. Biz muhafazakar demokrat bir partiyiz. Bizim şahsi olarak, bazı meseleler karşısındaki tavrımız, duruşumuz, bakışımız nettir. Şahsi yaklaşımları, toplumun tümüne empoze etmek baskıdır, zulümdür. Kendi iç dünyamda, alkole karşı tavır belirlemiş olabilirim. Bu muhafazakar kimliğimizin yanında "Biz demokratız. Kişisel yargılarımızı topluma empoze etmemek adına" son derece hassas bir tutum sergiledik. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni Anayasa ve yasalar çerçevesinde yönetiyoruz. Anayasamızda 58. madde, gençliğin korunması maddesi. "Devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar vb kötü alışkanlıklardan, cehaletten korumak için tedbiri alır" diyor. Bizden önce konulmuş bir madde. Bunu yapmak bizim görevimiz. Tütün ve alkollü içkilerle mücadele kurulu bir genelge hazırlamış. Ankara Barosu bunun için Danıştay'a başvurmuş. "Gençleri alkol düşkünlüğünden" diyor, "Bağımlılıktan" demiyor. Bunlar nasıl hukukçu bilmiyorum. Gençleri korumak hükümet olarak bizim görevimiz. Amerika, AB'de uygulama neyse bizdeki de budur. ABD'de 21 yaş sınırı var. Bu yaş altındakilere alkollü içki vermiyor. Bizde önüne gelen alabilir. Bunu engellemeye yönelik adımı "Bunlar şeriat getiriyor ülkeye" diyor. Özgürlüklerin başkalarının özgürlük sınırlarında durmasını biliyoruz. Hani şair diyor ya, "Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük kardeşim" biz de öyle diyoruz.

"ART NİYETLİ KAMPANYA BOZULACAK"
Bir milyon 600 bin dosya Yagıtay'da bekliyor. Orada da bize geldiler kamera şakaları yaptılar. Kamerayla mülakat yapılıyormuş. Şimdi bazı adımlar atıyoruz. Bu işi süratlendirmenin gayretindeyiz. Biz kimsenin kılık kıyafetine, yemesine içmesine müdahale edilmesin dedik. Kimsenin konuşması kısılmasın dedik. Birilerinin son derece yanlış biçimde izah ettiği gibi eğer yaşam tarzına müdahale ederken kendi ilkelerimize uymamış oluruz.
İBB Başkanı iken, "Erdoğan'ın polisleri ılımlı Müslümanları öldürüyor" diye bir başlık atmışlar. Hadi yabancı basın yaptı bunları. Ama bunları Türkiye'de de yaşıyoruz. Trenden düşen vatandaşın haremlik selamlık isteyenler tarafından itildiği yazıldı. "İstanbul'da belediye içkiyi yasaklayacak" dendi. İBB de bu yalanları püskürtmeye çalıştı. Biz damdan düşmenin ne olduğunu iyi biliriz. O yüzden kimsenin yaşam tarzına müdahale etmeyiz, edilmesine de müsaade etmeyiz. Bu noktadaki endişeler, ekonomide yapıldığı gibi kasıtlı bir propogandanın niyet okuyuculuğudur. Tüm milletimiz hükümetimize karşı tam bir güven içindedir. Art niyetli kampanya yüce milletimiz tarafından bozulacaktır.

YARGILAMA ELEŞTİRİSİ
Hukuk sistemi ve yargı alt yapısının ekonomide sorun olduğunu biliyoruz. Yatırımcılar tarafından bu sorun dile getiriliyor. Bu konuda son derece samimiyiz. İdeolojik ithamları son derece haksız buluyoruz. Tüm bunlara rağmen TBMM'de yapılan ve yapılacak olan yeni düzenlemelerde Yargıtay ve Danıştay'da da bazı adımları atıyoruz. Tututkluluk süresinin dolmasıyla ilgili yapılan son tahliyeler yargının yeniden sorgulanmasını gündeme getirdi. Tututklulukla alakalı serbest bırakanları biz mi serbest bıraktık? Süresi gelenleri serbest bıraktılar. Yargıtay'ın yükü çok. Hakim ve savcı alımları sürekli engellendi. Terör örgütü mensupları iş yoğunluğu gerekçesiyle serbest bırakılırken bazı dosyalar öne alınıp jet hızıyla karar alınabiliyor. Benimle ilgili dosya 24 saatte Ankara'ya gelebiliyor. Yargıtay 24 saatte karar verildi, seçime giremedim. Erbakan ile ilgili anında karar verildi. Onları yaparken burada neden ağırsınız? Kimin samimiyet nezdinde imtihanı başarıyla verdiğini belli ediyor. Benim vatandaşım da bunları değerlendiriyor.

YENİ ANAYASA'DA HERKESİN KATKISI OLACAK
Bakınız özelleştirmelerin karara bağlanması yıllarca sürerken sağlık bakanlığının tam gün yasası 1 gün içinde karar veriliyor. En son ALES ile ilgili karar alındı ve keyfi bir karar ve yargıyı güveni sorgulatan bir karar. Hukuk insanların eğitim hakkını kısıtlamaz bu kadar öncelikle hukuksuzluktur. İyi bir Anayasa hazırlamamız gerekiyor, tercümana ihtiyacı olmayan bir Anayasa olmalı. Yeni Anayasa medya, akademisyen, STK'ların her kesimin katkısının olacağı bir Anayasa olacak.

Türkiye'nin gücü artıyor. Bölgesele meselelerin çözümünde Türkiye kilit rol oynuyor. Büyüme, ilerleme ve kalkınma sürecinde bazı kalıpların Türkiye'ye dar geldiğini biliyoruz. İdeolojik yaklaşımları geride bırakarak Türkiye'yi geleceğe hazırlamak zorundayız. İş dünyasında da daha aktif bir rol oynaması gerekir. Katkılarınızı her alanda bekliyoruz. Bir kez daha TÜSİAD'a Türkiye'yi büyüttükleri için şükranlarımı sunuyorum."

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com