Başbakan Yardımcısı Arınç (2):

Başbakan Yardımcısı Arınç (2):
Bana sorarsanız, biz yine en yüksek oyu alacağız. AK Parti'ye olan ilgiden, destekten, güvenden bir milimetre geriye gidiş yok. Hatta meydanlara bakarsanız kalabalık da bir misli artmış görünüyor"- "Kanun dışı dinlemelerin hepsi ahlaksızlıktır, hepsi

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Biz yine en yüksek oyu alacağız. AK Parti'ye olan ilgiden, destekten, güvenden bir milimetre geriye gidiş yok. Hatta meydanlara bakarsanız kalabalık da bir misli artmış görünüyor" dedi.

Arınç, Bursa'da yerel bir televizyon kanalında yayımlanan "Seçim 2014" programında yaptığı konuşmada, milletvekili İlhan İşbilen'in AK Parti'den istifasını duyduğunda çok üzüldüğünü, daha önce Ertuğrul Günay, Erdal Kalkan'ın istifa ettiğinde de "Oh ne iyi oldu, iyi ki gitti" demediğini söyledi.

İstifa eden kişileri de severek ve onlara güvenerek partiden aday gösterdiklerini belirten Arınç, "İşbilen de bu arkadaşlarımızdan biridir. Şahsen istifasına çok üzüldüm. Aslında istifasını en sona geciktiren arkadaşlardan biriydi. Çünkü bu istifalar başladığında bütün projektörlerin ona döndüğünü ve 'Acaba ne zaman istifa edecek' diye beklendiğini biliyorum" diye konuştu.

İşbilen'in çok sevilen ve sayılan biri olduğunu dile getiren Arınç, şunları kaydetti:

"Son yaşadığımız süreçte, şüphesiz kendisinin Fethullan Gülen Hocaefendi ile de bu cemaatle de çok yakın ilişkileri var. 'Bütün gözler, ona dönmüştü' derken boş söylemiyorum. 'O nasıl hareket edecek acaba' diye düşünüldü. O da partisine bağlılığını bu tarihlerde ifade etti. Hatta 'Siz beni kovana kadar ben bu partide kalacağım' dediğini arkadaşlarım nakletmişti. Demek ki son yaşanan gerilim içinde daha fazla dayanamadı ve istifasını verdi. İyi bir arkadaşımızdı. Parlamentoda da en müdavim milletvekillerindendi. Arkadaşlarımızla da ilişkilerinin iyi olduğunu söyleyebilirim."

Arınç, daha önce Bursa'da yaptığı konuşmada ne demek istediğini "sağır sultan"ın bile duyduğunu belirterek, "Ama görüyorum ki, İlhan İşbilen kardeşimiz buradan cemaat aleyhinde bir sonuç çıkartmış olmalı. Burada yanılmış. Yanıldığına da ayrıca üzüldüm. Çünkü o 1975'den beri bizim ne düşündüğümüzü, cemaatle ilişkilerimizin ne derecede güçlü olduğunu herhalde ondan başka iyi bilen insan yoktur" dedi.

İşbilen'in evine dinleme cihazı konulduğuna dair iddiaları da değerlendiren Arınç, "Eğer evinde dinleme cihazı varsa, bizi de dinlemişlerdir mutlaka. Çünkü o evde biz de bulunduk. Bunlar iyice sokağa dökülen, iyice artık insanların iflah ettiği bir noktaya geldi. Kim, nerede, kiminle konuşmuş? Bu rezaletin önüne geçmek için aslında kanuni düzenlemeler de yapıyoruz. Yani İlhan Bey bunu niçin söyledi, gerçek midir, değil midir bilmiyorum" diye konuştu.

-"Özel hayatı tespit etmek fevkalade yanlış"

Yasal olarak da kayıt altına alınmış kayıtlarının olabileceğini, buna rağmen birilerinin bunu dışarıda yayabileceğini belirten Arınç, şunları kaydetti:

"O da Türk Ceza Kanunu'na göre suçtur. Bu suçu bilerek işleyenler var şu anda Türkiye'de. Yasal dinlemenin dışında çok küçük ses aygıtları her yere konabilir. Bu, bazen kesme şeker bazen dolma kalem büyüklüğünde olur, bazen saksının içine yerleştirilebilir, bazen bir kapı mandalı içine konabilir.

Bunlar yasa dışı dinlemeler. Bunların amacı nedir? Bu, insanın özel hayatına, kişilik haklarına saldırı ve bunu bir şekilde kullanmaktır. Nasıl kullanacaksınız? Şantaj veya tehdit ile kullanılır. Bu, para sızdırmaktan tutun, bir insanın sevgilisiyle veya başkasıyla olan ilişkisine kadar... Kanun dışı dinlemelerin hepsi ahlaksızlıktır, hepsi büyük bir suçtur. Çünkü insanın özeline girmenin bu kadar çirkin olduğunu herkes kabul eder. Bunlara karşı yasal tedbirler var ama bunları uygulamakta zorluk çekiliyor. Kim ne yaptı, ne amaçla yapıldı, nasıl ifşa edildi? Bazen kasetler yoluyla milletvekillerinin adaylık süreci etkilendi. Bunlara karşı tedbir almak lazım. Kim ne yaparsa yapsın, özel hayatı tespit etmek, hele hele bunu ifşa etmek fevkalade yanlış."

-"Yolumuz doğrudur, yaptığımız işler güzeldir"

Arınç, "17 Aralık'ta başlayan operasyonların sandığa yansıması"nın nasıl olacağı sorusu üzerine şöyle konuştu:

"Bana sorarsanız, biz yine en yüksek oyu alacağız. AK Parti'ye olan ilgiden, destekten, güvenden bir milimetre geriye gidiş yok. Hatta meydanlara bakarsanız kalabalık da bir misli artmış görünüyor. Her yerde toplantılar yapıyoruz, nabız yokluyoruz. Bu seçimlerde de açık ara önde olacağız. Buna inanıyoruz. Şüphesiz bu münakaşalar sırasında gönülleri, kalpleri kırılan insanlar, farklı tercihlerde de bulunabilir. Onların tercihlerine de saygı duymak lazım ama bizi gerçek anlamda bilmelerini, anlamalarını, bize karşı yöneltilen bu hareketin de temelinde hangi düşmanca hareketin yattığını bilmeleri lazım. Onlardan eksilecek oyları Allah dilerse başka taraflardan takviye eder. Unutmayalım ki hükümetin bu aşamada yıprandığını düşünenler, asıl o camiaya karşı da fevkalade bir yıpratma kampanyasının mevcudiyetini de gözardı etmesinler. 17 Aralık'a kadar Türkiye'de kimse bu camiayı tartışmazdı, en azından bu kitle içerisinde. CHP, her zaman eleştirir, her zaman tehlikeli bulurdu. Unutmayalım ki 'fetoş' diyenler de onlardı, 'fethullahçı' diyenler de onlardı, 'f tipi örgütlenme' diyenler de onlardı. Sayın Bahçeli'nin ağzından ve MHP'den camiaya karşı bir sevgi ifadesi duymak mümkün olmadı, bir başkasından da aynı şekilde. Şimdi camiayla hükümet arasındaki çekişmeye bakıp hükümetin yıpranmasını amaçlayanlar, camianın yanında yer almaya başladı. Bunu her şeyde görmek mümkün. Cemaatin o güzel insanlarına 'Sizin geçmişte her türlü hakaretini gördüğünüz ve göğüslediğiniz bu insanlarla şimdi aynı safa gelmek hoş bir şey değil. Yani yapılanın içinde bir yanlışlık var. Lütfen biraz daha bunu idrak edin' demek istiyorum. Biz siyasi partiyiz, seçimlerde kaybetmek de kazanmak da bizim işimiz ama onlar, siyasi bir parti değil. Biz bugün kaybederiz yarın kazanırız.

Biz yıpranırsak, Türkiye bundan çok şey kaybeder. Yerimize bizden daha iyisi gelecek gibi görünmüyor. Ne böyle bir parti var ne de böyle bir partinin şansı var ama camianın yıpranması, hatta dindar kesimlerin bir kısmının onları eleştiriyor hale gelmesi, hocaefendi hakkında hiç müstahak olmadığı halde birtakım eleştirilerin yapılması, hoş bir şey değil. Ben bu seçimlerde AK Parti aleyhinde sonuç çıkacağını kesinlikle düşünmüyorum. Yolumuz doğrudur, yaptığımız işler güzeldir. İnşallah bu seçimlerden de başarıyla çıkacağız."

-Tutukluluk süresi

Tutukluluk sürelerinin 5 yıla inmesi halinde Ergenekon sanıklarının durumun ne olacağı sorusunu da yanıtlayan Arınç, şunları kaydetti:

"Özel yetkili mahkemelerin ve katalog suçların muhakemesinde, yani terörle bağlantılı suçlar veya kanunda sayılan suçları işleyenler hakkında 10 yıla kadar tutukluluk süreleri vardı. Bunlar bir miktar daha aşağıya indirilmişti. 2012'nin sonunda zannediyorum süre sınırı olmayanlar da tahliye edilmişti. Şimdi şahsa özel bir hukuki düzenleme yapamazsınız, genel bir hüküm koyacaksınız. Genel hüküm koyduğunuz zaman da bunun içinden herkes istifade edecek. Bu yüzden ben şahsen 3 seneden beri şunu söylüyorum, 'Tutukluluk istisnaidir, tutuksuz yargılamak da esastır'. Siz soruşturmayı yapar, davayı açarsınız. Sorgular biter, durumuna bakarsınız sanığı tahliye edersiniz.

Biz dedik ki 'Bu kadar uzun tutukluluk süresi olmasın, kanun çıkarmayalım. Ey hakim, savcı tahliye kararını siz verin çünkü biz kanun koyduğumuzda bunun içinden herkesi ayıramayız, genel hüküm koymamız lazım.' Ama bizim güzel hakimlerimiz, bizi dinlemedi. Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru üzerine verdiği karara kadar hiç tahliye kararı vermedi. Yalvardık, yakardık. 'Yapmayın bu, sonunda kötü işler getirecek başımıza, siz insanları şahsi hürriyetinden mahrum ediyorsunuz, sonra bunlar karşımıza çıkacak, toplumsal bir yara meydana gelecek. Ne olur, tahliyeleri geciktirmeyin' diye ısrar ettik. Geciktirmek şöyle dursun, hükümlülük süresini bile geçenler oldu. Hadi bakalım madem öyle, işte böyle. Şimdi bir kanun teklifi geliyor. Göreceksiniz, 'Komisyonda bundan kim istifade edecek' diye bunu çok savunanlar bile endişelerini ortaya koyacaklar. Biz bunu 3, 4 sene evvel söyledik. Dilimde tüy bitti."

Arınç, tutukluluk süresinin 5 yılla sınırlanması halinde herkesin bundan istifade edeceğini dile getirerek, "Öyle Ergenekon sanıkları var ki kimse bunlar için ağzını açmıyor. Mesela 'Veli Küçük çok yattı içeride, çıksın' diyen var mı ? Ama İlker Başbuğ için herkes, 'çıkmalı bu şahıs, genel kurmay başkanlığı yapmış' diyor" dedi.

(Bitti)

Muhabir: Büşra Nur Özcan
Yayınlayan: Hüseyin Doğru

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Mersin İdmanyurdulu futbolcuların idmana çıkmaması23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Brezilyada taraftarlara gözaltı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • 12 bin yıl öncesinin taş işçiliğini öğreniyorlar23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)23 Şubat 2015 Pazartesi 15:23
  • Çavuşoğlunun telefon diplomasisi sürüyor23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Ukraynadaki gelişmeler23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Karşıyakada Yusuf Şimşek görevinden istifa etti23 Şubat 2015 Pazartesi 15:13
  • Meteorolojiden çok kuvvetli yağış ve denizlerde fırtına uyarısı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Fabrika işçilerinden eylem23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Sinopta MERS virüsü şüphesi23 Şubat 2015 Pazartesi 14:58
  • Çok Okunanlar
      Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
      Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
      E-Posta: info@sansursuzhaber.com