Başbakan Yardımcısı Arınç: (2) -''Medya ve siyasetin iç içe olmayacağı, birbirlerine alıp satmayacakları, birbiriyle pazarlık yapmayacakları, daha duru, daha temiz, daha steril bir ortama ihtiyaç var''

Başbakan Yardımcısı Arınç: (2)     -''Medya ve siyasetin iç içe olmayacağı, birbirlerine alıp      satmayacakları, birbiriyle pazarlık yapmayacakları, daha      duru, daha temiz, daha steril bir ortama ihtiyaç var&

ANKARA (A.A) - Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Medya ve siyasetin iç içe olmayacağı, birbirlerine alıp satmayacakları, birbiriyle pazarlık yapmayacakları, daha duru, daha temiz, daha steril bir ortama ihtiyaç var'' dedi.
     Arınç, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nca, ''Türk Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması'' etkinlikleri kapsamında bir otelde düzenlenen, ''Medya, İletişim ve Siyaset'' konulu oturumda bir konuşma yaptı.
     RTÜK'ün dünyadaki bütün düzenleyici kurumlarla ilişkisi olduğunu belirten Arınç, Gabon'da yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı Enformasyon Bakanları Toplantısı'nda teşkilat içinde düzenleyici kurullar birliği oluşturulmasının istendiğini ve Türkiye'nin bunda öncü rol üstlendiğini söyledi.
     Avrupa Konseyi'nin de bu konuda bazı organizasyonlarının bulunduğunu belirten Arınç, onlara da katkı vermeye çalıştıklarını bildirdi.
     Arınç, yurt dışı ziyaretlerinde, RTÜK Kanunu'nun yapılmış olmasının takdirle karşılandığını gördüğünü ifade etti.
    
     -''AA 100. yılına büyük bir projeyle hazırlanıyor''-
    
     Anadolu Ajansı'nın çalışmalarına değinen Arınç, ajansın 100. yılına büyük bir projeyle hazırlandığını söyledi.
     ''Şüphesiz ölçü değil ama İslam ülkeleri içerisinde en güçlü haber ajansı Anadolu Ajansı'dır'' diyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
     ''Yurt içindeki muhabirleriyle, yurt dışındaki temsilcilikleriyle, dijital ortamdan yaptığı farklı dillerdeki haberciliğiyle Anadolu Ajansı gittikçe güçlendi. 2020'ye geldiğimizde dünyadaki 5 ajanstan biri olmak azmiyle yeni bir yol haritası çizdi. Yani, bir AP, bir Reuters gibi ve diğerleri gibi... Bunlardan bir eksiğimiz yok. Biz özellikle son bir yıl içerisinde dünyadaki en sıcak bölgelerden, en kritik haberleri anında dünyaya taşıyan bir ajansız. Libya'dan da Tahrir Meydanı'ndan da... Afganistan'da özellikle çatışma bölgelerine ilk girenler hem TRT hem Anadolu Ajansı'nın muhabirleri olarak ilk röportaj yapanlar, ilk haber geçenler, hatta bazen muhaliflerle diğerleri arasında çatışmada kalarak hayatlarını riske atan arkadaşlarımız oldu.''
     Arınç, 2020'ye giderken AA'yı güçlendirmeye çalıştıklarını belirterek, ''Bütün dünyada güçlü, itibarlı, saygın bir ajans olma yolundayız. Bulunduğumuz her yerde, büyük ölçüde, belki 'her yerde' demek iddialı olur ama Anadolu Ajansı adına haber yapan bir arkadaşımız mutlaka vardır'' dedi.
     TRT'nin çok sayıda kanalının yayında olduğunu ifade eden Arınç, bunların arasında Kürtçe ve Arapça yayın yapan kanalların da bulunduğunu anımsattı.
     TRT'nin kanallarının, farklı uydulardan yayın yapıldığı için farklı kıtalardan izlenebildiğini dile getiren Arınç, TRT Avaz'ın 8 farklı dilde yayın yapan önemli bir kuruluş olduğunu söyledi.
     Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü'ne (BYEGM) ilişkin çalışmalara da değinen Arınç, kurumu, kanun hükmünde kararnameyle güçlendirdiklerini vurguladı.
    
     -''Medyanın gücü yadsınamaz''-
    
     Arınç, kamu diplomasi koorditörlüğüne de yardımcı olan BYEGM'nin, bir taraftan sözde soykırıma karşı Türkiye'nin yapabileceği dünya çapındaki bir kamu diplomasi çalışmasını, bir taraftan da ülkenin yakın tarihiyle ilgili araştırmaları gözetecek kurumlardan biri olduğunu söyledi.
     Medyanın gücünün kimse tarafından yadsınamayacağını ifade eden Arınç, şöyle konuştu:
     ''Yasama, yürütme, yargıdan sonra medyanın gücünü kimse yadsıyamaz. Profesör kılıklı bir adam var Türkiye'de. O, 'üç güç' dendiği zaman 'benim üç gücüm, kara kuvvetleri, hava kuvvetleri, deniz kuvvetleri' diyor. Kendisi sivil bir adam, profesör etiketi de var ama yasama, yürütme, yargı yerine onun kabul ettiği üç tane erk kara kuvvetleri, hava kuvvetleri ve deniz kuvvetleri...''
    
     -''Medyaya sipariş verenler...''-
    
     Medyanın, iletişim ve siyasetle birbirine eskiden beri bağlı olduğunu dile getiren Arınç, geçmiş dönemlere bakıldığında, medya patronları, gazeteciler ve köşe yazarlarının siyasilerle sıkı fıkı olduğunu, kalemlerini konjonktürel olarak siyasi güçlerle birlikte kullandıklarını belirtti.
     ''Şunu veya bunu itham etmek gereksiz çünkü herkes her şeyi biliyor'' diyen Arınç, şöyle konuştu:
     ''Türkiye'de devam eden davalardan bir tanesinin de andıçla ilgili olduğunu, sanal alemde bazı internet siteleri kurularak, bu sitelerden yayın yapmak suretiyle hükümeti yıpratma ve düşürme amaçlı olduğunu sağır sultan duydu. Son zamanlarda çok kötü örnekleriyle hükümetler düşürmek ve yerine hükümetler getirmek noktasında birtakım çabaların gözlemlendiğini hepimiz biliyoruz. Siyasette güç sahibi olmayı amaçlayanlar medyaya sipariş vermişlerdir. Medyadan da bunu açık bir sipariş olarak kabul edenler sadece ücreti belirleme noktasında pazarlık yapmışlardır. Kimin ne yazdığını ve kimin bu gücü ne şekilde kullandığını hepimiz çok iyi biliyoruz.''
    
     -İngiltere örneği-
    
     Konuyla ilgili eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in yaşadıklarına ilişkin örnek veren Arınç, Blair'in, telekulak skandalı üzerine kurulan komisyonda ifade verdiğini vurguladı.
     Arınç, Blair'in, ifadesindeki şu sözlerini aktardı:
     ''(Eğer büyük medya gruplarıyla aranızı bozarsanız ondan sonra başınıza gelecekler konusunda çok dikkatli olmanız gerekir. Çünkü size insafsızca ve acımasızca saldıracaklardır. Medya ile karşı karşıya gelmek yerine onlarla iyi geçinmeyi tercih ettim. Çünkü hayatı benim için çok hale getirebileceklerini biliyordum. Açık konuşacağım, İşçi Partisi olarak 92'deki seçimleri medyanın bize şiddetli saldırıları yüzünden kaybetmiştik ve bu alnımıza kazınmıştı. Bir siyasi lider olarak medyayı idare etmeye, onunla zıtlaşmamaya karar vermiştim. The Sun ve sağ eğilimli Daily Mail çok güçlüydü. Özellikle de hemen pozisyon değiştirebilen The Sun. Korkuyordum, onlardan çekiniyordum.)''
     Blair'in sözlerinin bir İngiltere gerçeği olduğuna dikkati çeken Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, şunları kaydetti:
     ''Wall Street Journal'ın Amerika'da yazdığının ne anlama geldiğini, biraz daha geniş düşünmeye başlarsanız orada da bir başka örneğini bulacaksınız. 'Türkiye'de iktidar veya başbakanla birtakım medya kuruluşlarının bir türlü durulmayan tartışma, çatışma ortamı var' derseniz, herhalde Türkiye'nin başbakanı, Tony Blair olmak istememiş. Onlarla iyi geçinmek, uzlaşmak ve anlaşmak yolunu değil, çatışmak ve tartışmak yolunu seçmiş. Dolayısıyla medya, siyasetin iç içe olmayacağı, birbirlerine alıp satmayacakları, birbiriyle pazarlık yapmayacakları, daha duru, daha temiz, daha steril bir ortama ihtiyaç var. Bu gerçekleşir mi bilmiyorum. Herkesin kendi işini yaptığı ve kendi işini daha iyi yapmaya çalıştığı bir ortam, Türkiye ve dünya için herhalde çok daha iyi bir ortamdır diye düşünüyorum.''
     (Bitti)
    
     Muhabir: Mehmet Tosun / Ferdi Türkten
     Yayıncı: Murat Taydaş (ANKARA)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com