Başbakan Yardımcısı Atalay: (1)

Başbakan Yardımcısı Atalay: (1)
"Aslında, güya hedefi siyaset olmayan, yahutta siyasetle fazla uğraşmayan, öyle görünen falan, bir şey tam siyasetin ortasında. Ve bu seçim ortamında en fazla siyaseti onlar yapıyor"

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, "Aslında, güya hedefi siyaset olmayan, yahutta siyasetle fazla uğraşmayan, öyle görünen falan, bir şey tam siyasetin ortasında. Ve bu seçim ortamında en fazla siyaseti onlar yapıyor" dedi.

Atalay, Kanal 7'de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

Bu yerel seçimlerin önemini ve Türkiye'nin geleceğini çok etkileyeceğini herkesin bildiğini dile getiren Atalay, AK Parti'nin 12 yılda çok çetin yollardan geçtiğini ifade etti. 

Atalay, Türkiye'nin vesayet mekanizmalarını temizleyen, millet iradesini yönetimde hakim kılan, çeteleri, mafyaları hepsini temizlemiş bir Türkiye'ye doğru gittiğini belirtti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Son çete bunu da atlattık mı düzlüğe çıkacağız" dediğinin hatırlatılması üzerine Atalay, "Bu da bir gerçeğimiz. Doğru, şu anda büyük bir örgütsel yapı var. Muhalefet partilerinden daha yoğun bir şekilde ve maalesef daha fazla iftira, yalan vesaire içinde alanda çalışan, bir yapı var. Paralel yapı" diye konuştu.

Muhalefet partilerinin alanda kendi siyasetini yürütmesinin normal olduğunu vurgulayan Atalay, bütün bunların dışında görünen ama alanda en aktif olarak AK Parti aleyhine çalışan bir yapı bulunduğunu belirtti. 

"Başbakanımız ne dese haklıdır" diyen Atalay, AK Parti döneminde tüm STK'ların, bütün yapıların, cemaatlerin ve dini grupların en özgürce çalıştığı bir dönem olduğunu aktardı. 

"Paralel yapının" gazete, dergi ve televizyonlarına bakıldığında, Aydınlık veya Sözcü gazetelerinden bir farkları olmadığını belirten Atalay, "Hatta daha ileri. O duruma geldi. Yani bunlara baktığınızda aslında, güya hedefi siyaset olmayan, yahutta siyasetle fazla uğraşmayan, öyle görünen falan, bir şey tam siyasetin ortasında. Ve bu seçim ortamında en fazla siyaseti onlar yapıyor. Bir dini cemaat, bir dini yapıdan, bir dini gruptan öte bütün iftiraları, bütün yalanları, takiyyeyi hepsini içine almış bir çalışma var" diye konuştu. 

 

-"Dinlemelerle şantajlarla cemaat bir korku merkezi oldu"

Dinlemelere de değinen Atalay, şunları kaydetti:

"Şu günlerde bakıyorsunuz, dinlemeler, şantajlar yani burası bir korku merkezi, karanlık bir merkez. Yani insanlar korkuyor, iş adamları korkuyor acaba bizimle ilgili dinleme mi var, bir kayıt mı var. Herkes hayatının içinde bir çok şeyi konuşuyor, özgürce yaşıyor ama bir bakıyorsunuz; bir dinleme endişesi herkesi sarmış. Bunlardan dolayı, devletten değil. Devletin mekanizmaları içinden değil. Türkiye'de şu anda dinlemeyle ilgili nerelerde ne konuşuluyorsa, o şeyler, endişeler, kaygılar hepsi buradan kaynaklanıyor. "

Atalay, kendisiyle ilgili "İrancı" iddialarının ortaya atıldığının hatırlatılması üzerine 11-12 yıldır İran'a hiç gitmediğini söyledi. 

 

-"Eski Türkiyecilerin hepsi birleşti"

Bu olayın dershane olmadığını, yapının giderek devlet kurumlarında yapılanarak söz sahibi olmak istediğini kaydeden Atalay, şöyle konuştu:

"Şuna kesin olarak inanıyorum, bu bir koalisyon. Bu bir sadece paralel yapı olayı değil. Dışarısı, içerisi hepsi birleşmiş. AK Parti'yi, AK Parti hükümetini ama esas olarak Türkiye'yi yolundan alıkoymak. Gittiği büyük yürüyüşten vazgeçirmek. Türkiye'yi tekrar eski Türkiye'ye doğru götürmek. Aslında eski Türkiyecilerin hepsi birleşti şu anda. CHP'si, MHP'si, BDP'si, sermayesi, basın kesimi, paralel yapı, dışarıdan, şimdi zikretmiyorum ben onları. Zikredilebilir şeyler ama bunlar herkesin bildiği şeyler. Konuşulan şeyler. Dolayısıyla bu büyük bir koalisyon." 

Kriptolu telefonların dinlenmesine ilişkin soru üzerine de Atalay, devletin bunu ciddi bir şekilde ele aldığını söyledi. 

Bunun Milli Güvenlik Kurulu'nun açıklamasında da geçtiğini dile getiren Atalay, her çalışmalarında hukukun içinde olmayı çok önemli gördüklerini vurguladı.

Dinlemelere ilişkin ciddi incelemeler yapıldığını kaydeden Atalay, "Düşünebiliyor musunuz, özellikle 2011'in ikinci yarısından itibaren, 2012-2013'te sayıları artık milyonun üzerine çıkan dinlemeler var, yapılmış. Bu kadar dinleme kararını hakimler nasıl verebilmiş? Ve hiçbir ciddi delil olmadan" dedi. 

Yaptıkları yeni düzenlemeyle dinlemelere somut delil şartını getirdiklerinin altını çizen Atalay, bunun ağır cezaya girecek bir durum olmadığını bildiklerini ama bunu bilerek yaptıklarını, bireyi korumak istediklerini söyledi. 

Atalay, "Bu kadar kararı veren, o adliye, o yargı, bunları izleyen emniyet, istihbarat, MİT, TİB bunların hepsi şu anda mercek altında ve hepsi inceleniyor. Silinmişler var. Tespit edilmişler. Kişiler de tespit ediliyor. Bütün bunlar görülecek, bütün bunların hesabı sorulacak. Tespit edildi. Hukukun içinde, şu anda dosyaların netleşmesi, şekillenmesi bekleniyor" dedi.

Bir ülkede Adalet Bakanı ve Başbakanın konuşmalarının dinlenmesinin "affedilemez" olduğunu kaydeden Atalay, konuşmaların içeriğinin önemli olmadığını, bunun ciddi bir ulusal güvenlik sorunu olduğuna dikkati çekti. 

 

-"Bu tahliyeler bir beraat değil"

Atalay, bir gazetede yer alan ve dinlemeleri sızdıran polislerin tespit edildiği, bir kısmının görevden uzaklaştırılmasının isteneceği haberine ilişkin, "Yurt dışına çıkan var, burada olan var, hepsi çalışılıyor, hepsi hemen hemen tespit edildi, bütün bunlar yürüyor" ifadesini kullandı.

Atalalay, Ergenekoncularla 17 Aralık sürecinde örtülü bir anlaşma yapıldığı ve bu doğrultuda tahliyelerin gerçekleştiği iddialarının sorulması üzerine, "Bu konuda kafa karışıklığı var, vatandaşımızın da kafasını karıştıranlar var. Burada çok farklı boyutlar var. Her şeyden önce, bu tahliyeler bir beraat değil, sadece tutuksuz yargılanma yani dava devam ediyor, Ergenekon devam ediyor, temyiz safhasına gelecek, ilk mahkeme kararını verdi ama gerekçe yazmadı. Onların mahkemede aldıkları cezalar belli, bu temyize gidecek ve ondan sonra kesinleşecek, herkes cezasını çekecek" diye cevapladı.

Kimseyle el altından görüşmediklerini, AK Parti ve hükümet olarak her şeyi açık yaptıklarını belirten Atalay, yargıyı tam bir özgür, demokratik alan getirmeye, yargıyı demokratikleştirmeye çalıştıklarını söyledi.

Atalay, Özel Yetkili Mahkemeleri kaldırdıklarını, tutuklama ve gözaltına almak için zorlukları getirdiklerini ve uluslararası alanda eleştirilen 10 yıl azami tutukluluk miktarını Avrupa standartlarına indirme adımlarını attıklarını hatırlattı.

 

-"Dava asla çökmedi

Darbe girişimleriyle ilgili Balyoz ve Ergenekon davalarına işaret eden Atalay, Balyoz'da alt mahkemenin kararlarını verdiğini, gerekçesini yazdığını, temyiz edildiğini ve üst mahkemenin de kararını verdiğini dolayısıyla bu tahliyelerin bununla bir ilgisinin olmadığını kaydetti. 

Atalay, Ergenekon davasının açıldığı 2007 yılından beri eklemelerle giderek karmaşık ve kim suçlu, kim suçsuz ayırt edilemez hale geldiğini söyledi. 

"Aslında o dava kendi başına bir rezalet" diyen Atalay, yıllar sonra ilk mahkeme kararını verdiğini ama aradan 7,5 ay geçmesine rağmen, Ceza Muhakemeleri Kanunu'na göre 15 gün olan gerekçeli yazma süresinin çok uzadığını kaydetti. 

Atalay, bu süreçte eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un bireysel başvuru hakkını kullanarak Anayasa Mahkemesine başvurduğunu ve tahliye gerekçesinin "özgürlükten yoksun bırakmanın hukuki olmadığı iddiasının, mahkemesince etkili biçimde incelenmeden reddedilmesi ve mahkumiyete ilişkin gerekçeli kararın açıklanmamasından dolayı Yargıtay önüne götürülmemiş olması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği kapsamında Anayasa'nın 19. maddesinin 8. fıkrasının ihlal edildiği" şeklinde olduğunu bildirdi.

Burada en temel nedenin tutukluluk süresi değil, gerekçeli kararın yazılıp temyize gönderilmemesi olduğunu belirten Atalay, bunu emsal gösteren Ergenekon tutuklularının mahkemelere başvurduğunu söyledi. 

Atalay, tutukluluk süresi ilk mahkemenin kararına göre hesap edildiğini, ondan sonra hükümlünün hükmen tutukluya geçtiğini ve 5 yıl süresinin artık bittiğini bildirerek, "Bunlarla ilgili de alt mahkeme kararını vermiş ama gerekçeli kararı yazıp Yargıtay'a göndermemiş. Dolayısıyla sorun orada ve o gerekçeyi göstererek tahliye yanlıştır. Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de kararı var, Anayasa Mahkemesinin ve Yargıtay'ın içtihadı var. Bizim orada çıkardığımız tutukluluk süresini 5 yıla indirmenin bu tahliyelerle bir ilgisi yok ve olmaması gerekiyor. Ondan dolayı tahliye edilebilenler olabilecek ama alt mahkemenin karar vermediği, KCK için de olabilir, başka yerler de olabilir. Var zaten 150-160 tane var ama onlar bunlar değil" diye konuştu. 

Paralel yapının medyasında "dava çöktü" denildiğine işaret eden Atalay, "Dava asla çökmedi, bu dava devam ediyor" dedi.

 

-"Bu millet bir risk gördüğünde bütün varlığını ortaya koyuyor"

Atalay, 17 Aralık sürecinden sonra davalara bakışın değişip değişmediğinin sorulması üzerine ise ilk baştan beri İlker Başbuğ'un tutuklanmasına olumsuz baktıklarını dile getirdi. 

Özellikle Ergenekon'da masumla suçlunun birbirine karıştırıldığına kanaat getirdiğini ifade eden Atalay, Zirve Yayınevi davasının 7 yıldır hala süründüğünü anımsatarak, "Müebbet isteyenler bir bakıyorsunuz, o yasa çıkınca birdenbire bunları tahliye ediyorlar. Böyle bir şey olur mu? Zirve davasında bunlar cani insanlar, gitmişler öldürmüşler, kesmişler insanları ve suçüstü yakalanmışlar, suçlarını itiraf ediyorlar, belli. Bunlara neden cezasını vermiyor da şimdi tahliye ediyorsunuz?" değerlendirmesinde bulundu.

Danıştay davasını da anımsatan Atalay, "Ben bu yargının neresine güveneceğim" diyerek, bunları analiz edip, kimin hangi rolleri oynadığını görmeye çalıştıklarını kaydetti.

Atalay, "Ergenekoncular geri döner, geçmişte gördüğümüz tehditler ortaya çıkar mı?" sorusuna ise "Bizim bir endişemiz yok, Türkiye çok değişti artık. Türkiye'yi kimse geriye döndüremez" yanıtını verdi. 

30 Mart'tan sonra çok daha farklı bir Türkiye olacağını belirten Atalay, Türkiye'de tekrar darbe, darbe teşebbüsü, hükümete uyarı mektubu yazma döneminin bittiğini dile getirdi.

Beşir Atalay, son anketlerde durumun nasıl olduğuna ilişkin soru üzerine de son yıllardaki seçimlerden daha canlı seçim ortamı gördüğünü ifade etti.

Miting ortamlarına vatandaşın ilgisinin çok fazla olduğunu bildiren Atalay, Kırıkkale ve Gaziantep mitinglerine işaret ederek, şöyle devam etti:

"Bu millet bir risk gördüğünde, kendi geleceğine, çocuklarının ve ülkesinin geleceğine dair bir risk gördüğünde bütün varlığını ortaya koyuyor ve bu riski göğüsleyenlere, buna meydan okuyanlara öyle bir destek veriyor. Ben şu anda Başbakanımızın mitinglerini öyle görüyorum. Tam fiili bir destek. Size bir koalisyon var, sizi yolunuzdan durdurmak isteyen, Türkiye'yi bu yükselişinden ilerlemesinden durdurmak isteyen. 'Biz yanındayız' diye fiilen kendisini orada göstermek istiyor insan."

(Sürecek)

 

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Mersin İdmanyurdulu futbolcuların idmana çıkmaması23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Brezilyada taraftarlara gözaltı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • 12 bin yıl öncesinin taş işçiliğini öğreniyorlar23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)23 Şubat 2015 Pazartesi 15:23
  • Çavuşoğlunun telefon diplomasisi sürüyor23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Ukraynadaki gelişmeler23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Karşıyakada Yusuf Şimşek görevinden istifa etti23 Şubat 2015 Pazartesi 15:13
  • Meteorolojiden çok kuvvetli yağış ve denizlerde fırtına uyarısı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Fabrika işçilerinden eylem23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Sinopta MERS virüsü şüphesi23 Şubat 2015 Pazartesi 14:58
  • Çok Okunanlar
      Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
      Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
      E-Posta: info@sansursuzhaber.com