'Başbakan'a göre Meclis de fazlalık, yargı da'

'Başbakan'a göre Meclis de fazlalık, yargı da'
CHP'nin hukukçu milletvekili Ali Rıza Öztürk, Başbakan Erdoğan'ın "Kuvvetler ayrılığı önümüzde engeldir" sözlerini çok sert bir dille eleştirdi.

Şeb-i Arus törenlerine katılmak ve bazı açılışlar yapmak üzere dün Konya’ya gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan katıldığı Konya Ekonomi Ödülleri 2012 töreninde, millete hizmet etmelerinin önündeki en büyük engelin bürokratik oligarşi ve yargı olduğunu söyledi.

Başta sağlık konusu olmak üzere bazı hizmetler konusunda bürokratik oligarşi ve yargıyı aşamadıklarını belirten Başbakan Erdoğan, “Dışarıdan bakanlar ’326 milletvekiliniz var yine mi bahane’ diyorlar; ama kuvvetler ayrılığı var ya geliyor önümüze dikiliyor.” dedi.

Başbakan’ın kuvvetler ayrılığını hedef aldığı bu konuşmasına birçok isim tepki gösterirken en serti ise CHP Mersin Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Ali Rıza Öztürk’ten geldi.

Sozcu.com.tr’ye konuşan Öztürk, Erdoğan’ın ‘Kuvvetler ayrılığı önümüzde engel’ sözlerini sert bir dille eleştirdi. Öztürk, “Kuvvetler ayrılığı olmazsa onun adı demokrasi olmaz. Kuvvetler ayrılığını kendinizin önünde engel saymak, faşist diktatör bir yönetim biçimidir.” diye konuştu.

“OTORİTER YÖNETİM TÜRKİYE’YE YERLEŞTİ”

CHP Mersin Milletvekili ve Adalet Komisyonu Üyesi Ali Rıza Öztürk, “Bugün Türkiye’de yasamasız ve yargısız hükmetmek isteyen bir siyasal parti iktidardadır diyerek, “Erdoğan’ın bu sözleri otoriter yönetimin Türkiye’de yerleştiğinin somut göstergesidir. Çünkü otoriter yönetimler kendi meşruiyetleri olarak halk iradesini görürler, halk iradesinden de kastettikleri husus iktidardaki partiye oy veren insanlardır. Bu Türkiye’deki kuvvetler ayrılığından, kuvvetler birliğine doğru güç yoğunlaşmasının somut göstergesidir. Zaten Başbakan, özelikle 2010’daki Anayasa değişikliğinden sonra HSYK’nın ve Yargıtay’ın yapısında yaptığı değişikliklerle ve çıkardığı yargı reformu paketleriyle kendi yargısını oluşturdu. Fiili olarak, kuvvetler ayrılığını yok etti.” diye konuştu.

BAŞBAKAN MECLİSTEN DE RAHATSIZ OLACAK

Türkiye’de yasamasız ve yürütmesiz hükmetmek isteyen bir Başbakan olduğunu söyleyen Öztürk, “Başbakan bu gidişle bakanlardan da rahatsız olacak. Başbakan’a göre Meclis de fazlalık, yargı da, Bakanlar Kurulu da fazlalık. Başbakan kendi yasasını yapacak, kendi yasasını uygulayacak ve bu kanunların uygulanıp uygulanmadığını yine kendisi denetleyecek. Başbakan’ın istediği bu.” dedi.

Danıştay Başkanı’nın, Bülent Arınç’ın verdikçe veriyor dediği, Başkan’ın, “biz idarenin eylemlerini denetlemek ve engellemek durumunda değiliz” demeçlerini hatırlatan Öztürk, "Erdoğan’ın neden hala şikayet ettiğini anlamış değilim. Yargı zaten Başbakan’ın talimatı altında hareket etmektedir.” dedi.

“HUKUKSUZLUKLARIN BAŞINDA TEK ADAM VAR”

“Bugün Türkiye’de avukatsız, savunmasız yargılama sistemi var. Türkiye’de de yargısız ve yasamasız iktidar olan bir parti var. Biz zaten Başbakan’ın bu anlayışının öteden beri var olduğunu biliyorduk. 2010 Anayasa değişikliği ile ve ondan sonraki yargı paketleriyle yapılan değişkiklerin söylediği gibi hukukun üstünlüğünü egemen kılmak için yapılmadığını bu değişikliklerinin Tayyip Bey’in gücünün üstün kılınmak için yapıldığını biliyorduk. Çünkü Başbakan öteden beri yasamanın ve yürütmenin eylem ve işlemlerinin yargı tarafından denetlenmesini milli iradenin vesayet altına alınması olarak kabul ediyordu. Açıktan da halkı yargıya karşı kışkırtıyordu. Ve halkı kışkırtarak, basındaki yandaşlarıyla birlikte yargıyı teslim aldı.” diyen Öztürk, “Bugün bu hukuksuzlukların, kanunsuzlukların, haksızlıkların başında bir tek adam vardır bu da Başbakan’dır.” dedi.

ALMANYA’DA HİTLER, İTALYA’DA MUSSOLİNİ

Bütün otoriter rejimlerin temelde seçimle işbaşına gelmiş partiler olduğunu belirten Öztürk, bu iktidarların da seçimle işbaşına geldiğini ve milli iradeyi esas aldıklarını ancak milli iradeden kastın da kendine oy veren kitleler olduğunu hatırlatarak,”Hukuk devletinde azınlık da çoğunluk kadar eşit alana sahiptir. Siz bugün azınlığı yok sayarsanız kuvvetler ayrılığının yasama yürütmenin kendinizin önünde engel sayarsanız bu düşünce faşist, diktatör bir yönetim biçimidir. Faşizm illa askeri darbeyle, polisle gelmez. Darbenin tanımı hükümetin silah yoluyla veya demokrasinin olanakları kullanılarak devrilmesidir. Almanya’da Hitler, İtalya’da Mussolini seçimle işbaşına geldiler. Parlamentoda çoğunluğu ele geçirdiler ve demokrasinin temeli yerine çoğunluğu esas aldılar. Çoğunluk da kendi iradesini kullanmadı ve vekiller ne diyorsa onu yaptı.” diye konuştu.

“KUVVETLER AYRILIĞI OLMAZSA DEMOKRASİ OLMAZ”

“Siz hukuk devletinin temel eylemlerinin denetlenmesini milli iradenin vesayet altına alınması olarak görürseniz bunu yürütmenin ayağına pranga takılması olarak görürseniz, otoriter faşist bir anlayışa sahipsiniz demektir. Hukuk devleti, yasama ve yürütmenin eylem ve işlemlerinin yargı tarafından denetlendiği devletin adıdır. Bunun temeli, demokrasinin temeli kuvvetler ayrılığı ilkesidir. Kuvvetler ayrılığı olmazsa onun adı demokrasi olmaz. diyen Öztürk, “Bu duruma bakarak Türkiye bir hukuk devletidir diyebilir misiniz?” diye konuştu.

Öztürk, “Dünyanin hangi hukuk devletinde kuvvetler ayrılığı olan hangi ülkesinde bu ülkenin başbakanı kalkıp biz yargıya gerekenleri söyledik yargı gerekenleri yapacak, biz de yapacağız diyebiliyor? Dünyanın hangi demokratik hukuk devletinde Başbakan, “bizim içeri tıktığımız insanlar aydın değildi” diye açıklama yapıyor? Dünyanın hangi hukuk devletinde siyasi iktidara muhalif insanlar terörist olarak görülüyor? AKP sayesinde Türkiye terörist tarlası haline geldi. Herkes mağdur. Dünyanın hangi demokratik hukuk devletinde Başbakan, “Biz yargıya söyledik, gereken yapılacak” diyebilmektedir? diye sordu ve “Parasız eğitim isteyen öğrenciler terörist, pankart asanlar terörist, heslere karşı direnen kadınlar saçlarından sürükleniyor bunlar terörist olarak görülüyor, milletvekilleri terörist, bilim adamları terörist, gazeteciler terörist.

Türkiye’de teröristlere karşı savaşan, mücadelede etkin rol oynayan insanlar terörist; teröristler de o mahkemelerin gizli sanığı, insan hakları savunucusu.” dedi.

Balyoz davasında savunmasız karar verildiğini hatırlatan Öztürk, aynı olayın Ergenekon’da da savunmasız götürüldüğünü, hukuksuzlukların devam ettiğini, savunma yapmak isteyen avukatların hakim tarafından suçlandığını belirterek, “Türkiye’de adaletsizlik almış başını gidiyor. Türkiye bugün hukuk devleti olmaktan çıkmıştır. Hukuk devletini hiçe sayan bir demokrasi olamaz. Demokrasinin özünü hukuk devleti oluşturur. Hukuk devletinin temeli de kuvvetler ayrılığıdır” diye konuştu.

DENİZ FENERİ HATIRLATMASI

Erdoğan hala yargının neresinden rahatsız oluyor?” diye soran Öztürk, “Yargı istediği gibi karar veriyor. İstediği gibi karar vermeyen hakimler de süründürülüyor. Deniz Feneri Davası’nda Almanya “asrın büyük yolsuzluğu” deyip isimleri veriyor ve bunun esas faillerinin Türkiye’de olduğu bir mahkeme kararıyla sabit hale geliyor. Bununla ilgili soruşturma yapan savcıların bir şekilde dosya ellerinden alınıyor bir de iftira atılıyor. Yargılama bitiyor, hala daha o zekat hırsızlığını yapan insanlar hakkında dava açılmıyor. Bu yargılamayı yürüten, davayı yürüten savcılar da suç işlediği için yargılanmadılar zaten. O savcıların elinden alıp, davayı sürüncede bırakmak için soruşturma açtılar.” diye konuştu.

KUVVETLER AYRILIĞI NEDİR?

Fransız aydınlanmacı düşünür Baron de Montesquieu tarafından ortaya atılan kuvvetler ayrılığı modeli demokratik devlet yönetimini düzenleyen bir modeldir.

Bu model içinde devlet, ayrı ve bağımsız gücü ve sorumluluk alanları olan çeşitli birimlere ayrılmıştır. Bununla birlikte her birim bir diğerinin güç kullanımı üzerine sınırlamalar getirebilmektedir. Devlet birimleri genel olarak yasama, yürütme ve yargıdan oluşur.

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin taraftarları bu ilkenin demokrasiyi koruduğunu ve zorba, totaliter hükümetlere engel olduğunu savunurlarken bu ilkenin karşıtlarına göre ise ilkenin demokrasiyi koruması bir yana bırakılırsa, kuvvetler ayrılığı aynı zamanda yönetimi yavaşlatmakta ve/veya yürütme diktatörlüğünü desteklemekte; hesap verilebilirliği düşürmekte ve yasamanın gücünü azaltmaktadır. (TOK)

www.sozcu.com.tr

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com