Başbakan'ı Islıklayan 40 Bin Kişiden Biriyim!

Başbakan'ı Islıklayan 40 Bin Kişiden Biriyim!
Süheyl Batum, Erdoğan'ın TT Arena'nın açılışında ıslıklanması sırasında kendisinin de orada olduğunu söyledi...

CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, Vatan Gazetesi'nden Deniz Güçer'e çarpıcı açıklamalarda bulundu...

40 BİN KİŞİDEN BİRİSİ BENİM
"Olaylı stat açılışına katıldım. Türkiye'de birilerinin 'Kral çıplak' demesi gerekiyor. 40 bin kişinin biri benim. Kaçırıncaya kadar uğraşacağız. Bana daha önce 'Ergenekoncu' deniliyordu, şimdi provokatör deniliyor..."

Haftanın en çok konuşulan isimlerinden CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, olaylı stat açılışına da katıldı. Türkiye'de birilerinin "Kral çıplak" demesi gerektiğini belirten Batum, "Sen çıplaksın diyorum. 40 bin kişi yuhaladı, kaçtın. 40 binin bir tanesi benim. Kaçırıncaya kadar uğraşacağız" ifadesini kullandı.

Galasataray Stadı'nın açılışına siz de gittiniz değil mi?

Gittim. Bu iktidar işadamını korkutuyor. Aynısını G.Saray'a yaptılar. O kadar inanmış ki Başbakan. Yanındakiler, 'Böyledir sayın Başbakanım' diyor, o da inanıyor. Çıkıp, "Size 600 kağıt verdim, yol yaptım" diyor. Hiçbir başbakandan duydunuz mu, 'Benim yolumdan gidiyorsunuz. Şu kadar para verdim' diyen? 40 bin kişi oraya maç izleyeme gelmişti. TOKİ Başkanı, 'acz içindeydiniz' deyince millet ayaklandı. Bu gösteriyor ki, hayal dünyaları boş.

Provokasyon olduğuna inanıyor musunuz?

Hiç inanmıyorum. Diktatörlüklerde olur bu da. 'Atarım kulağından' dediğinde bakanlardan biri, 'Sen kimi atıyorsun. Sen başbakansan ben de bakanım' dese o dünya gümbür gümbür yıkılacağı için 'provokatör' derler.

Öyle bir Bakan olabilir mi?

Hayır yok. Bütün rejimler kendi mantığını yerleştirir. 10 yıldır, 'Erdoğan'a karşı çıkmayın. Geçmişle, askerle yüzleşecek, ileri demokrasiye geçecek' deniyor. Cumhuriyet de gelirken eskiyi kötüledi. 'Bütün padişahlar kötü, cumhuriyet iyi' dedi. Doğaldır bu. Şimdi Erdoğan rejimini getirirken, önceki kötü diyorlar. Ergenekoncusun diyorlardı, provokatör denmeye başladı. 10 genç bir araya gelince 'Ucunda terör örgütleri var' dedi. O liberallerden biri de, 'Kim abi bu örgüt. MİT, polis senin emrinde?' diye sormuyor.

Sadece TOKİ başkanına tepki miydi ıslıklamak?

O gün bana göre Türkiye'nin tarihinde önemli bir gündür. 30 bin kişi ıslıkladığında totaliter rejimi yerleştirmek isteyenlerin pılısını pırtısını toplayıp kaçtığının görüntüsüdür. 300 kişi bunu yaparsa dünyanın her yerinde döverler. 30 kişi yaparsa polis üstteyken 'Öğrenci polis dövüyor' derler. Ama 30 bin kişi yaparsa pılılarını pırtılarını toplayıp kaçarlar.

Size 'Ergenekoncu' dendiğinde rahatsız oluyor musunuz?

Hiç olmuyorum. İlk başlarda oldum. Susurluk'ta çocuklarımla ışıkları yakıp söndüren, tencere çalanlardan biriydim. Hayatımda haksızlığın arkasında olmadım. Üniversite kurarken Şahin Alpay'ı, Mehmet Altan'ı alın diye öneren benim. Çünkü onlara haksızlık yapıldığını düşünüyordum. Ama bugün eğitim görmüş bir insanın bugün görülen haksızlıkların tamamını görmezden gelerek 'Başbakanımız yapıyor' demesini kabul etmiyorum.

Dava açtığınızı da biliyorum

Gerekirse dava açıyorum. Mehmet Metiner'e, Şamil Tayyar'a açtım. Çünkü basın olarak kabul etmiyorum.

Kürt realitesi yok sayılamaz
İmralı'ya ev hapsi olur mu?

Şu aşamada herhalde mümkün değil. Türkiye'de iki tarafın kayıpları da çok taze. Kürt sorununu 'çözülebilir' diye düşünüyorum. Türk ve Kürt vatandaşlarımızın, birbirlerini çok irite edecek, rahatsız, huzursuz edecek söylemlerden kaçınmaları gerekir. Mesela, 'Muğlalı adı verdiniz' diyoruz ama tersi de önemli. "Öcalan bırakılsın" diyenler var. Bu da bir tarafı huzursuz ediyor. Türkiye gibi terörün bu kadar kanlı olduğu ve uzun sürdüğü bir ülkede AKP iktidara gelene kadar çok yoğun değildi. PKK ve Kürtler vardı.

Durum pek öyle görünmüyor...

Bizlerin hatası yok muydu? Kürt varlığını hakikaten tanımıyorduk. Anadilini konuşması yasaktı. 2002 yılında bir rapor hazırladım ve anayasa değişmeli, televizyonlarda konuşma hakkı verilmeli dedim. Buna bugün de inanıyorum ama artık ilk şey birbirini rahatsız edecek şeyleri söylememektir. Öcalan'ın eve çıkması insanlarda huzursuzluk yaratır. Hala idam edilsin diyenler var. Aslında Türkiye bunları çözebilecek bir ülke olduğunu göstermiştir. Apo yakalandığında partiler 'Kürt realitesini tanımalıyız' diyordu. 2001'de Kürtçe konuşma yasağı, sonra OHAL kaldırıldı. Daha ortada AKP yoktu.

MHP'ye hak veriyorum
Çözülebilir diyorsunuz ama Bahçeli "AKP, CHP ve PKK'nın aynı çizgide olacağı görünüyor" dedi...

MHP'ye hak veriyorum. Şundan dolayı: MHP yaşam mücadelesi veriyor ve vermesi lazım. Çünkü dost müttefik ülkelerin ve AKP'nin tek planı var: MHP'yi baraj altında bırakmak. Referandum sürecinin ilk bir ayında Erdoğan, 'Kadınlar, işçiler size hak getirdim' diyordu. ABD ile çok yakın ilişkileri olan bazı liberaller ona, 'Sen kaybettin. böyle olmaz' dediler. Güzel bir şey önerdiler: MHP'yi anmak zorundasın, 12 Eylül'e oyna. Başbakan da kendisine verilen mektupları okudu ve kendisine söylendiği şekilde ağladı. O gün MHP'yi çözdüklerini gördüler.

Fatura CHP ve askere...
İktidar partisini eleştiriyorsunuz ama yüzdeler pek öyle göstermiyor

Gösterecek. Bakın, Başbakan çıkıp 'Oturun ulan' deyince herkes oturuyor. Buna parti diyoruz. Komedi. Başbakan yanlış harita gösteriyor, alkışlıyorlar. Buna parti diyoruz. 340 milletekilli AKP, 1 Mart tezkeresini çıkartamadı. ABD bundan iki kişiyi sorumlu tuttu. Zaten ondan sonra iflahını kesti. Bir CHP, iki Asker. Ondan sonra bütün bu numaralar başladı.

'HAYATIMDA BİR GÜN BİLE MERKEZ SAĞCI OLMADIM...'
Süheyl Batum, "DP'ye genel başkan olacaktı, ama birden CHP'ye geçti" eleştirileri için şunları söyledi:

"Ben hayatımda hiçbir gün merkez sağcı olmadım. 2008'e kadar siyasete ilgi duymadım. Taş yerinde ağırdır, akademisyenim diyordum. Ama Türkiye'ye giydirmek istedikleri gömleği gördüğüm zaman bir şeyler yapılması gerektiğini düşündüm. O dönemde CHP'nin 'Yüzde 20 oy bana yeter, iktidar olmak istemiyorum' dediğini düşünüyordum. Merkezde CHP'-den, DSP'den, Hüsamettin Cindoruk'u da içine alarak bir siyasi oluşumun kurulabileceğini düşünüyordum. Bu nedenle hepsiyle görüştüm. Fakat Hüsamettin Bey, 'Ben DP'nin Başkanı olacağım. Burada yapalım' dedi. Ve öyle de oldu. Ben DP'nin ilk kurultayına da, ANAP'la birleştiği kurultaya da gitmedim. Ben merkez sağ desem karım, çocuklarım bana oy vermez bir kere. Kılıçdaroğlu'nu mütevazı, her şeyi ben bilirim havasında olmadığı için seviyorum. Tüm siyasetçiler böyle olmalı. Çünkü biz başbakan gibi siyasetçilerden bıktık. Yanındaki kralın soytarılarından sıkıldık. Bunun üzerine CHP'ye girdim."
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com