Başörtü talebine çok kızdı

Başörtü talebine çok kızdı
Başbakan Erdoğan, Kızılcahamam'da partisinin istişare toplantısında konuşuyor.

AKP Kızılcahamam kampı başladı. AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kampa katılan partililere sesleniyor.
 
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

 
Türkiye bizden önce uçurumun kenarına getirilmişti, demokratik mekanizmalar kilitlenmişti, ülkemiz krizden krize sürükleniyordu. Hamdolsun işbaşına geldiğimiz ilk günden itibaren ülkemiz ayağa kalktı, AK Parti ile büyüme ve gelişme geldi. AKP ile kriz kavramı adeta tarih oldu, 9 senelik iktidarımızda geriye doğru tek bir adım hamdolsun atmadık. Sürekli ileri bir demokrasi, ileri bir hukuk için alın teri döktük ve bugünlere geldik. AKP ile birlikte Türkiye çözümsüz görünen sorunların üstesinden geldi, ekonomi ile birlikte halkımızın ekmeği, aşı büyüdü. Şimdi bütün ihlassondakika enerjimizi toplayarak yeni bir başlangıç yapıyoruz, iktidar yorgunluğuna zerre kadar prim vermiyoruz çünkü gücümüzü milletten alıyoruz. Beraber koşuyoruz, nice engeller, nice barikatlar aştık sayısız tahrike dahil olduk ama yolumuzdan dönmedik, bu şarkı burada bitmez dediğimizde ülkemiz için yüreğimizde büyük bir aşk ve heyecan vardı. Ondan sonra yolumuza sayısız barikat konuldu ama Allahın izniyle o şarkı orada bitmedi.
 
Büyük milletimizin teveccühü ile partimizi kurduğumuz gün bundan sonra hiç birşey eskisi gibi olmayacak dedik ve Allaha şükür 9 sene içinde hiç birşey eskisi gibi olmadı. AK Parti ile beraber Türkiye'nin bütün göstergeleri pozitif istikamete çevrildi, yolun başı ile bulunduğumuz yeri sürekli hatırlıyor ve hatırlatıyorum çünkü zeminimizi asla unutmamak zorundayız. Unutmayalım ki zeminlerini unutanlar eylem ve ihlassondakika söylem tutarsızlığı içine düşerler, biz ise düşmedik hiç bir zaman millete düşün peşimize demedik ve bu psikoloji içinde olmadık. Biz Türkiye'de bundan sonra millet siyasetin arkasından gitmeyecek, siyaset milletin arkasından gidecek derken bunu bütün içtenliğimizle söyledik ve bu yolda, bu anlayıştan vazgeçmedik Allahın izniyle başardık ama başarı bizim nihai gayemiz olmadı.
 
Yeni bir dönemin, yeni bir maratonun başındayız. 9 senellik iktidarımızda geriye hiçbir adım atmadım, hep ileri bir demokrasi için alınteri döktük.
 
Bütün enerjimizi toplayıp yeni bir başlangıç yapıyoruz. İktidar yorgunluğuna zerre prim vermiyoruz, çünkü gücümüzü milletten alıyoruz. Nice engeller, barikatlar aştık. Sayısız tahkire muhatap olduk ama yolumuzdan dönmedik. Sayısız tuzakla karşılaştık, yolumuza duvarlar örüldü. Kimsesizlerin kimi olmak gibi ulvi bir idealle çıktığımız yolda milletimizle el ele, gönül gönüle olduk.
 
Tutarsızlığa düşenler siyasetten tasfiye olmaya mahkumdurlar.
 
Şimdi geldiğimiz noktada kendimizi yenileme zamanı. Bizim adlet ve kalkınma idealimiz istatiksel ve idari bir sınır değildir. 2023 hedeflerimize varmak için önümüzdeki dönemleri daha farklı yöentmemiz gerekir. Kaliteye, istikrara daha fazla önem vermemiz gerekiyor.Önümzüdeki öncelikli konu yeni anayasadır. Biz bütün samimiyetimzle öngörülerimiz ortaya koyduk. Biz en güçlü partiyiz demedik. 326 vekilimiz var demedik. 4 grubu olan partininde eşit üye vermesini kabul ettik. 53 üyesi olan da 3 üye, 326 üyesi olan da 3 üye. Niye bağcı ile uğraşmayalım dedk. Üzümü yiyelim diyoruz. Şimdi iyi bir başlangıç yapılmışıtır. Arkadaşlarımız 3 partiyi ziyaret etti. Türkiye'ye yakışan bir olgunlukla bu işi halledelim. Yeni anayasamız bürokratik üyelerin değil, toplumun anayasası olacaktır.
 
1982 yılından beri istisnasın her kesimin tartıştığı bu anayasanın her bedene dar geldiğini görmekteyiz.
 
Geçmişte bu ülkeyi borç arar hale gitirdiler. Gittikleri kapılardan eli boş dönmek zorunda kaldılar. Kökü asırlar öncesine dayana bu millet, kendisine yakıştırılan bu rolü benimsemedi. Milletin önceliği siyasetin önceliği sayan iktidarlar geçmişte yokru. Siyasetçiler bozdu, milletimiz yeniden yaptı. Bu esnada yıllar heba oldu.
 
Biz millet ve hizmet sevdalsı, biz yola çıkarken bunları göze aldık, Aşık olmak gerekir. Aşık olmayan bu işi çözemez.  Milletimizn sesiniz iradesini iktidara taşımaya geldik. Ak Parti ülkesini seven milletine güvenen dünyayı tanıyan bir vizyonla yola çıkmıştır. Ak Parti kendi mutlu azınlıkların, gölge iktidarların iradesine sığınmayan bir iktidardır. Milletin malına göz dikenlerin, vatanın mallarının talna edenlerin bizim aramızda yeri yoktur. Demokrasi oan buna peşkeş çekme alışkanlığı olanların bizim aramızda yeri yoktur. Bizi milleten ayrı düşürecek hiç bir şeyin bizim aramızda yeri asla yoktur. Biz olduğumzu gibi görüncez, göründüğümüz gibi oalcağız.
 
DİNİ ZERDÜŞTLÜK OLANIN BÖYLE BİR DERDİ OLABİLİR Mİ?
 
İşte son haftalarda görüyorsunuz bir grup çıkıyor pat bir önerge veriyor. Aslında öyle bir niyeti yok. Derdi yok. Dini anlayışı Zerdüştlük olanın böyle bir derdi olabilir mi? Benim başörtülü kardeşim istesin gelsin böyle bir problem yok. Bu ülkenin huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yok. Bu iş konuşulmaz yapılır. Ama bu ülkenin huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yok.
 
Terörle mücadelede yeni bir dönem başladı, şartlar neyi gerektiriyorsa o yapılıyor ve yapılacak. Terörün acısını en çok o bölgede yaşayan insanlarımız çekiyor, terörün maliyetini en çok onlar ödüyor. Terör acıyı büyütmek istiyor, terörist polisime, askerime kurşun sıkıyor ve bunu kalleşçe yapıyor. Acıyı büyütmek için hamile kadını bir veda yemeğine giden genç kızların yoluna pusu kuruyor zira o cinayet örgütü kaos istiyor, aklı selimin kaybolmasını, metanetimizi yitirmemizi istiyor ama bu büyük millet bu tuzağa evelallah düşmeyecek. İnsan hayatına kastedeni, hayata, masumiyete pusu kuranları hep birlikte lanetliyoruz. Terör yoluyla bu milleti birbirine düşürmek isteyenler bu karanlık ideallerine hiç bir zaman ulaşamayacaklar.
 
Dış politikada önemli adımlar attık, milletimizin belirlediği istikamette bir dış politika, milletimizin tasvip etmediği hiç bir politikadan gidemeyiz. Halka rağmen hiç bir siyaset meşru sayılamaz, bunu bütün dünyaya duyurduğumuz için bizi eleştirenler bilmelidir ki Türkiye'nin imkan ve kabiliyetlerine büyük haksızlık ediyorlar.
 
Havaalanına inince Türkler geldi, kurtulacağız diye sevinen Somali'li kardeşlerimizin dualarına nail olan bir siyasetten başka bir siyaset kabul edilebilir mi? Üzerine fosfor bomba atılan, açık hava hapishanesine konulan Gazze'li kardeşlerimizin isteklerine cevap vermekten, uluslararası sularda saldırıya uğrayan vatandaşlarımızın hukukunu aramaktan başka daha iyi bir dış politika olabilir mi? Bugün BM'de Türkiye konuşuluyor, Türkiye'nin haklı tezleri konuşuluyor. Türkiye'ye gıpta ile bakıyor bütün Avrupa, Ortadoğu'da, Balkanlar'da, ülkemiz tarihinden aldığı güçle yeniden ayağa kalkıyor. Artık Türkiye alan el değil, veren eldir. Dün 70 Cent'e muhtaç olan bir Türkiye'ydik bugün dünyanın dört bir yanına kalkınma yardımında bulunan kamu, STK, hep birlikte kasalara bağış toplayan bir ülke haline geldik, Allaha hamdolsun. 30 milyon dolar yardım gönderen bir ülke haline geldik, inşallah devamı da olacak.
 
İşte AB süreci ilk resmi başvurumuzu 1963 yılında yapmışız, bir arpa boyu yol alamamışız biz geldik 2 yılda Kopenhag kriterlerini tamamladık, müzakerelere başladık. Türkiye AB standartlarına bugün en yakın olduğu noktadadır aslında sahibiz, niye olmuyor derseniz, onlar çok iyi biliyorlar bizde çok iyi biliyoruz biz yolumuza nasıl olsa devam ediyoruz çokta önemli değil. BM'nin ne halde olduğu şu anda ortada bütün üyeleri dökülüyor, şuanda karşılıksız para basıyorlar bakın ne hale geldiler ama Türkiye onlarla ayakta durmuyor, Türkiye kendisi, milletiyle ayakta ve kredi derecelendirme kuruluşları hergün notunu yükseltiyor. Çarşamba günü yayınlanan ilerme raporu bir kez daha AB'nin akıl tutulması içinde olduğunu gösterdi.
 
Bizim bu kararlılığımız neticesinde özellikle setlerin birbir yıkılması bizim tezlerimizin doğru olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Şunu herkesin bilmesi gerekir ki, her konuda olduğu gibi vize meselesinin de Türkiye'ye bir lütuf olmadığını hatırlatmak istiyorum, Türkiye bu konuda bir lütuf peşinde değildir sadece hakkı olanı talep ediyor Türkiye hakkımızı alana kadarda devam edeceğiz.
 
KIBRIS ARTIK AB İÇİN NAMUS MESELESİDİR
 
Kıbrıs bizim milli davamız, başından beri kazan, kazan ilkesinin hayata geçirilmesini biz savunduk, başından beri yapıcı olan, sözlerini tutan taraf biz olduk ama sürekli işi yokuşa süren Rumlar oldu. Bu süreci çok yakından içinde yaşadık, 2003'ten bu yana Kofi Annan döneminde bu yana bizzat yaşadık, nasıl oyunlar oynandığını bizler yaşadık buna rağmen AB üyeliği ile ödüllendirilen yine Rumlar oldu. AB'ye sesleniyorum hiç rahatısız olmasınlar bu bizim hakkımız, bu sorun artık AB için bir namus meselesidir bunu böyle ele almalıdırlar.
 
Türkiye çok boyutlu dışpolitikasıyla insanlığın dış politikasıyla dünyanın her konumunda ağırlığını hissettirir konuma gelmiştir. Almanya ile biz göreve geldiğimizde yani 2002 sonunda ikili ticaret hacmimiz 13 milyar dolardı, 2010 yılında bu rakam iki kattan fazla artış gösteriyor ve 30 milyar dolara yükseliyor. Keza Fransa 2002'de 5 milyar dolar olan ticaret hacmimiz 2010'da 14,2 milyar dolar oluyor. ABD ile 2010 sonunda 16 milyar dolara yükseliyor yine 2,5 katlık bir artış var bu ülkeyle de.

Bu konumdayken ne yüzle Türkiye'yi eleştirmeye kalkıyorlar bunu anlamıyorum, önce şimdi Kazakistan'a, 1, 2 Kasım'da Almanya'ya iş göçünden dolayı Almanya'ya gideceğiz dile kolay tam 50 yıldır Almanya'nın ekonomisine katkı sağlıyor, Almanya'da yerleşik vatandaşlarımızın sahip olduğu 70 bin civarında işletme şuanda 3 yüz 50 bin kişiye istihdam sağlıyor ve bu işletmelerin cirosu 35 milyar avro. Biz sadece küresel ekonomilerin etkisini bertaraf etmiyor yerine yenilerini de koymayı başarıyoruz, ekonomimizi bir çok ülke için gıpta haline getiren asli faktör budur.
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com