'Başörtülü Annenin Yüzüne Nasıl Bakacaksın?'

'Başörtülü Annenin Yüzüne Nasıl Bakacaksın?'
Subay eşlerine muhalefet dersi veren Albay Engin Kabadaş'ın mesai arkadaşı konuştu. Kabadaş'ın birlikte görev yaptığı öğretmen yüzbaşı ağır sözlerle sitemde bulundu...

Subay eşlerine muhalefet dersi veren Kırıkkale Garnizon Komutanı Albay Engin Kabadaş'ın mesai arkadaşı Akit'e konuştu. 1999 yılında Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı'nda Engin Kabadaş'la birlikte görev yapan Öğretmen Yüzbaşı İbrahim Keleş, Kabadaş'a ağır ifadelerle yüklendi.

Albay Kabadaş'la yıllarca aynı odayı paylaştıklarını belirten Keleş “Sen, o dost bildiğim arkadaş, bu sözleri sen mi ettin? Benim; eşimin başörtüsü nedeniyle İzmir'deki öğretmenlik görevinden Kıta'ya sürgün edildiğimi bildiğin halde, benimle dost olan Engin Yüzbaşım. Sırf terfi edebilmek için mi tüm bu sözler? Yarın sorumlu olduğun garnizona bir şehit gelirse o başörtülü annenin yüzüne nasıl bakacaksın? Teselli için o seminerde dediklerini mi diyeceksin yoksa?” şeklinde konuştu.

KURMAY OLUNCA DEĞİŞTİ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşlerinin başörtülü olmasını ağır sözlerle eleştiren Kırıkkale Garnizon Komutanı Albay Engin Kabadaş'ın birlikte görev yaptığı mesai arkadaşı dahi 28 Şubat mağduru çıktı. YAŞ'zede Öğretmen Yüzbaşı İbrahim Keleş 1999 yılında Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı'nda Engin Kabadaş'la birlikte görev yaptığını, aralarından su sızmadığını ifade etti. Kabadaş'ın kurmaylık sınavını kazanıp İstanbul'a gitmesiyle evrim geçirip bugünkü halini aldığını vurgulayan Keleş, bu evrimin arka planında makam mevki hırsının bulunduğunu iddia etti. Haberi okuduktan sonra Kırıkkale Garnizon Komutanı Albay Engin Kabadaş'a mektup yazdığını söyleyen Keleş'in mektubunda şu ifadeler yer aldı:

BÖYLE MİYDİN ENGİN YÜZBAŞIM?

“Engin Yüzbaşım diyorum, çünkü ben seni hâlâ Engin Yüzbaşı olarak hatırlıyorum. O Engin Yüzbaşı ki benim gözümde çalışkan, cevval, samimi bir arkadaştı. Hani Gaziantep'te 5. Zırhlı Tugay'da TOW Bölük Komutanıydın. Ben de Harekat Eğitim Şube'de çalışan bir Öğretmen Yüzbaşı idim. Sonra seni de Harekat Eğitim Şubesine almışlardı. Aynı çalışma odasını paylaşıyorduk. Karşılıklı çay içer, sohbetler ederdik. Seni pek severdim, insana samimi gelen bir tarafın vardı. Zaman zaman birlikte denetlemelere giderdik. Kurmaylık sınavını kazandığında en çok sevinenlerden biri de ben olmuştum. Sen sınavı kazanınca aramızdan ayrıldın, gittin İstanbul'a. Senden sonra beni de ayırdılar Gaziantep'ten. Sen o haki üniformayı giymeye devam ettin. Beni ise senin internete düşen konuşmanda üzerine basa basa dile getirdiğin başörtüsü nedeniyle ayırdılar. Şimdi ben de İstanbul'dayım. Her YAŞ toplantısında Generalliğe terfi eden bir tanıdık var mı diye merakla bakarım. Seni hiç göremedim o terfi listelerinde. Oysa ne kadar isterdim bir dostun terfisini görmeyi.

“YARIN BİR ŞEHİT GELİRSE, O BAŞÖRTÜLÜ ANNENİN YÜZÜNE NASIL BAKACAKSIN”

Seninle uzun yıllar görüşmedik, ne yaptığından haberdar olamadım.. Taa ki 30 Nisan'da senin konuşmaların gazetelerde haber olana dek. Engin Yüzbaşım o sözler senin mi? Sen, o dost bildiğim arkadaş, bu sözleri sen mi ettin? Benim; eşimin başörtüsü nedeniyle İzmir'deki öğretmenlik görevinden Kıta'ya sürgün edildiğimi bildiğin halde, benimle dost olan Engin Yüzbaşım. Biz ki annesi bacısı başörtülü şehit askerlerin cenazesine birlikte gitmedik mi? Namazlarında beraber saf tutmadık mı? Allah aşkına o acılı analara birlikte teselli olmaya çalışmadık mı? Peki bu başörtüsü düşmanlığın neden Engin Yüzbaşım, neden?

Sırf terfi edebilmek için mi tüm bu sözler? Yarın sorumlu olduğun garnizona bir şehit gelirse, o başörtülü annenin yüzüne nasıl bakacaksın? Teselli için o seminerde dediklerini mi diyeceksin yoksa? Benim tanıdığım Engin Yüzbaşı böyle değildi. Yazık, hem de çok yazık.”

YENİ AKİT

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com