BDDK: "2012 YILININ İKİNCİ YARISINDAN İTİBAREN TÜRKİYE'NİN POTANSİYEL BÜYÜME HIZINA ERİŞİLMESİ YÜKSEK İTHİMAL"

BDDK: "2012 YILININ İKİNCİ YARISINDAN İTİBAREN TÜRKİYE'NİN POTANSİYEL BÜYÜME HIZINA ERİŞİLMESİ YÜKSEK İTHİMAL"
BDDK: "2012 YILININ İKİNCİ YARISINDAN İTİBAREN TÜRKİYE'NİN POTANSİYEL BÜYÜME HIZINA ERİŞİLMESİ YÜKSEK İTHİMAL"

BDDK'nın Mart 2012 Finansal Piyasalar Raporu'na göre halihazırda etkilerini gösteren parasal ve bankacılık tedbirlerine ilaveten uygulamaya sokulan, büyüme, istihdam ve yurtiçi tasarrufu artırıcı teşvik politikaları sayesinde, 2012 yılının ikinci yarısından itibaren Türkiye'nin potansiyel büyüme hızına erişilmesi yüksek ihtimalli gözüküyor. -Mart 2012 Finansal Piyasalar Raporu'na göre uluslararası derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'nin ülke notuna ilişkin analizlerinde, ekonomik temellerindeki gözle görülür iyileşmeyi ve Türkiye'nin ihracatı, istihdamı be büyümeyi artırıcı teşvik politikalarını yeterince tarafsız bir bakış açısıyla ele almadıkları değerlendirildi.

ANKARA (ANKA) -Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Mart 2012 Finansal Piyasalar Raporu'na göre halihazırda etkilerini gösteren parasal ve bankacılık tedbirlerine ilaveten uygulamaya sokulan, büyüme, istihdam ve yurtiçi tasarrufu artırıcı teşvik politikaları sayesinde, 2012 yılının ikinci yarısından itibaren Türkiye'nin potansiyel büyüme hızına erişilmesi yüksek ihtimalli gözüküyor. Küresel sermaye hareketlerindeki olası sıkışıklıkların, yerel teşvik politikaları ve içsel büyüme dinamikleriyle rahatlıkla aşılabileceği öngörülüyor.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Üç aylık Finansal Piyasalar Raporu'nun 25. sayısını yayınladı. Mart 2012 Finansal Piyasalar Raporu'nda dünya ekonomisinin, merkezinde gelişmiş ekonomilerin olduğu ve dolaylı olarak da gelişmekte olan ekonomilerin de maruz kaldığı bir büyüme sorunu içerisinde yer aldığına dikkat çekildi. Küresel krizin ardından gelişmiş ekonomilerin belirgin bir çıktı açığı ile karşı karşıya olduğunun görüldüğünün vurgulandığı raporda, açıklanan en son verilerin başta AB ülkeleri olmak üzere, gelişmiş ekonomilerin bir türlü yeterli üretim ve istihdam artışı sağlayamadıklarını gösterdiği belirtildi. Öncü göstergeler de bu eğilimin kısa vadede süreceğine işaret edildiğinin dile getirildiği Raporda, gelişmiş ülkelerin yaşadıkları bu durgunluk riskine ek olarak, kamu borç stokuna yönelik sorunların, söz konusu ekonomilerin kırılganlıklarını artırdığına dikkat çekildi. Rapora göre söz konusu kırılganlıkların azaltılması ve sağlıklı bir büyüme ortamına geçişe yönelik olarak, uluslararası platformlarda, kısa ve orta vadeli perspektif içeren politika ve tedbirler geliştirildi.

-"DÜNYA HASILA BÜYÜMESİNİN 2012'DE YÜZDE 3.5, 2013'TE YÜZDE 4.1 ORANINDA ARTACAĞI ÖNGÖRÜLDÜ"-

Bu tedbirlerin ana ve orta vadeli hedefi gelişmiş ülkelerin yeniden rekabetçi bir dinamik kazanarak, küresel ekonomide yer almalarını sağlamak olarak gözüktü. Ancak kısa vadede devam eden sorunlar çerçevesinde, IMF, bu ekonomiler için 2012 yılı büyüme tahminini yüzde 1.4, 2013 yılı için ise yüzde 2 olarak açıkladı. Gelişmekte olan ekonomilere bakıldığında ise, küresel görünümdeki bozulmaya ve bazı ülkelerde aşırı ısınma riskine yönelik tedbirlere paralel olarak, büyüme hızlarında göreli azalmalar izlendi. Küresel ekonomik aktivitenin toparlanamaması, enerji ve emtia fiyatlarında oynaklığa neden oldu. Bu sebeplerle, birçok gelişmekte olan ekonomi için kısa vadede riskler, dışsal bir yapı arz etti. Bu risklerin yönetilmesi çerçevesinde, söz konusu ülkelerin, ekonomi ve makro ihtiyat politikaları hususlarında, manevra alanlarının olduğu görüldü. Nitekim gelişmekte olan ekonomiler için 2012 ve 2013 yılı büyüme tahminleri, sırasıyla, yüzde 5.7 ve yüzde 6 olarak ifade edildi. Böylece, dünya hasıla büyümesinin 2012 yılında yüzde 3.5 oranında, 2013 yılında da görece artarak yüzde 4.1 oranında olacağı öngörüldü.

-"TÜRKİYE EKONOMİSİ DENGELİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR BÜYÜME PERFORMANSI SÜRDÜRDÜ"-

Küresel eğilimlerle mukayese edildiğinde, 2011 yılını çok daha güçlü bir büyüme performansıyla tamamlayan Türkiye ekonomisi, uygun tedbirlerin geliştirilmesi ve 2012 yılına yumuşak geçiş yapılması suretiyle, dengeli, istikrarlı ve sürdürülebilir bir büyüme performansını sürdürdü. 2011 yılının ikinci yarısından itibaren, net ihracatın büyümeye olan katkısının pozitife dönüşmesi sayesinde, yurt içi ekonomik faaliyetlerin daha sağlam bir yapıya kavuştuğu gözlendi. Başta sanayi üretim endeksi ve kapasite kullanım oranı olmak üzere, 2012 yılının ilk beş ayına ilişkin öncü göstergeler bileşik olarak değerlendirildiğinde, global beklentilere göre daha güçlü seyretmesi yüksek olasılıklı olan bir yurtiçi ekonomik büyümenin ilk işaretleri görüldü. Ayrıca, 2012 yılının ilk çeyreğinde, dış talebin zayıflamasına rağmen ihracat performansının arttığı, iç ve dış talep arasındaki dengelemenin devam ettiği, enerji fiyatları ve ithalatı hariç tutulduğunda, enflasyon, dış ticaret dengesi ile cari açık görünümünün çok daha olumlu bir hal aldığı ve Türkiye'ye yönelik doğrudan yabancı sermaye girişlerinin yıllık bazda yukarı yönlü olmasıyla, dış finansman kalitesinin belirgin biçimde iyileştiği izlendi. Alternatif ihracat pazarlarının ortay çıkması, dış ticaret dengesindeki düzelmenin daha da artmasını sağlayarak, büyümeyi yukarı yönlü desteklemesi beklendi.

-"İKİNCİ YARIDAN İTİBAREN POTANSİYEL BÜYÜME HIZINA ERİŞİLMESİ YÜKSEK İHTİMAL"-

Mart 2012 Finansal Piyasalar Raporu'na göre halihazırda etkilerini gösteren parasal ve bankacılık tedbirlerine ilaveten uygulamaya sokulan, büyüme, istihdam ve yurtiçi tasarrufu artırıcı teşvik politikaları sayesinde, 2012 yılının ikinci yarısından itibaren potansiyel büyüme hızına erişilmesi yüksek ihtimalli gözüküyor. Bu nedenlerle küresel sermaye hareketlerindeki olası sıkışıklıklar, yerel teşvik politikaları ve içsel büyüme dinamikleriyle rahatlıkla aşılabilecek düzeyde. Ancak uluslararası derecelendirme kuruluşlarının ülke notuna ilişkin analizlerinde, ekonomik temellerindeki gözle görülür iyileşmeyi ve Türkiye'nin ihracatı, istihdamı be büyümeyi artırıcı teşvik politikalarını yeterince tarafsız bir bakış açısıyla ele almadıkları değerlendirildi.

-MART İTİBARIYLA FİNANSAL SAĞLAMLIK GÖSTERGELERİNİN GENELİNDE OLUMLU BİR SEYİR SÖZ KONUSU"-

Finansal sağlamlık göstergelerinden bir makro ihtiyatlılık analizi çerçevesinde bankacılık sektörünün güçlü ve zayıf yönlerinin ortaya konulması amacıyla yararlanıldığına dikkat çekilen Rapor'a göre Mart 2012 itibarıyla finansal sağlamlık göstergelerinin genelinde olumlu bir seyir söz konusu. Sektörün sermeye yeterliliğinin yüksek olması finansal dalgalanmalara karşı sektörün güçlü durmasını sağlamaktadır. Sektörün karlılığı devam etti. Kredi riskinin takip edilmesi finansal istikrarın sağlanmasının önemli unsurlarından. Küresel ve yurt içi ekonomik büyümedeki görece yavaşlama yanında alınan politika tedbirleri neticesinde kredi hacmindeki artış hızı sınırlandı ve yılın ilk çeyreğinde 12 aylık kredi büyüme oranı yüzde 23.9 olarak gerçekleşti. 2011 yılından itibaren takibe dönüşüm oranlarının düşük seviyedeki yatay seyri kredi riskini azaltıcı etkide bulundu. Sektörün özkaynaklarının yüzde 89.8'inin ana sermayeden oluşması, güçlü ve kaliteli bir sermaye yapısını gösterdi. Likit ve likite yakın varlıkların yabancı kaynaklara oranı yüzde 100'ün oldukça üzerinde ve yüzde 187.5 düzeyinde olup, yükümlülüklerin geri ödenmesinde güçlü bir pozisyonda olunduğunu gösterdi. Bilanço dışı işlemler sektörün risk yönetimi açısından kritik önem taşıdı. Bilanço dışı işlemlerin bilançoya oranındaki artış yılın ilk çeyreğinde de devam etti. Bilanço dışı işlemlerdeki büyümenin bankacılık sektörünün sağlamlığında yaratabileceği muhtemel riskler yakından izlendi.

-"FİNANS SEKTÖRÜ ORGANİK BÜYÜMESİNİ DEVAM ETTİRDİ"-

Finans sektörü mevcut şube ağını ve müşteri segmentini genişleterek organik büyümesini devam ettirdi. Sektörde rekabetin küresel düzeyde yapılması, müşteri istek ve ihtiyaçlarının çeşitlenmesi, teknolojik gelişmeler finansal kurumların alternatif dağıtım kanalları kullanımını hızlandırdı. Operatörler tarafından uygulamaya geçirilen çözümlerin finans sektörüyle uyumlaştırılması mobil bankacılık üzerinden yapılan işlem hacminin büyümesini hızlandırdı. Finansal sektörün teknolojik altyapı sorunlarını gidererek online uygulamalarını yenilemeye devam etmesi, internet üzerinden gerçekleştirilen finansal işlemlerin artmasına olumlu katkıda bulundu. Finansal ürün veya hizmet ve müşteri portföyünde gerçekleşen olumlu görüntü, veri temin edilemeyen kurumlar olmasına rağmen finansal sektörün aktif büyümesine yüzde 6.5 artış yönünde katkı sağladı.

-"SEKTÖRÜN DÖNEM NET KARI MART 2012 İTİBARIYLA 6 MİLYAR TL DÜZEYİNDE GERÇEKLEŞTİ"-

Bankacılık sektöründe 2012 yılının Mart ayı itibarıyla son bir yıllık dönemdeki fon akımlarındaki değişime göre, aktif artışlarının dörtte üçünün kredilerdeki artıştan kaynaklandı. Kaynaklar içinde özkaynakları net dönem karındaki büyümeye bağlı olarak yüzde 5.8 arttı. Bilanço dışı işlemlerin artış hızında gayrinakdi kredilerin sınırlı büyümesine bağlı bir yavaşlama izlendi. Sektörün dönem karı Mart 2012 itibarıyla 6 milyar TL düzeyinde gerçekleşti. Gelir tablosu kalemlerinden toplam faiz gelirlerinde ve giderlerinde artış eğilimi devam ederken, faiz dışı gelirlerde sınırlı bir büyüme yaşanmış, personel ödemeleri dışındaki faiz dışı giderlerde yüksek artışlar oldu. Bankaların nakit ve nakde eşdeğer varlıklarında Mart 2012'de 5.7 milyar TL'lik azalma yaşandı. Söz konusu azalmada bankacılık faaliyetlerindeki 6.4 milyar TL'lik azalma belirleyici olurken, yatırım faaliyetlerinden kaynaklanan net nakit akımı 1.3 milyar TL azaldı. Finansman faaliyetlerinden 4.2 milyar TL net nakit artışı sağlandı.

-VARLIK YÖNETİMİ ŞİRKETLERİNİN TOPLAM AKTİFLERİ YÜZDE 19.9 ARTTI-

Özkaynak değişim tablosu özkaynakların dönem başına göre, dönem karı ve menkul değerler değerleme farklarında yaşanan artışlara bağlı olarak 8,4 milyar TL yükseldiğini gösterdi.
Bankacılık dışı finansal kesimin toplam aktifleri, 2012 yılının ilk çeyreğinde de büyümeye devam etti. Varlık yönetimi şirketleri, tüketici finansman, finansal kiralama şirketleri ve faktoring şirketleri şirketlerinin toplam aktifleri, 2012 yılının ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre, sırasıyla yüzde 19.9, yüzde 46.1, yüzde 16.3 ve yüzde 8.1 oranında arttı. Bankacılık dışı finansal kesim içindeki paya bakıldığında, finansal kiralama ve faktoring şirketlerinin payının azaldığı, buna karşın tüketici finansman şirketlerinin arttığı, varlık yönetimi şirketlerinin payının ise seviyesini koruduğu gözlemlenmektedir. Bankacılık dışı finansal kesimin karlılığında finansal kiralama sektörü hariç tüm alt sektörler için 2012 yılının ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre artış gözlemlendi.

-ÖZKAYNAKLARDAKİ ARTIŞ EĞİLİMİ DEVAM ETTİ-

Özkaynaklardaki artış eğilimi devam etti. Sektörde zarar eden şirket sayısı bakımından, 2012 yılının ilk çeyreğinde bir önceki döneme göre, finansal kiralama şirketlerinin sayısının 3'den 5'e, tüketici finansman şirketleri sayısının 6'dan 5'e ve varlık yönetimi şirketlerinin sayısının 2'den 1'e gerilediği ve faktoring şirketlerinin sayısının 10 adet olarak değişmediği görüldü.

-KREDİLERİN YOĞUNLAŞMASINDA ÖNEMLİ BİR DEĞİŞİM GÖZLENMEDİ-

Kredilerin yoğunlaşmasında önemli bir değişim gözlenmemesi
Küresel finansal kriz sonrasında bankacılık sektörü kredi riski göstergeleri olumlu seyrini devam ettirdi. Bu dönemde takipteki alacakların bir önceki döneme göre yüzde 4.2 oranında artış göstermesine rağmen kredilerdeki artışın takipteki alacakları tolere etmesi sebebiyle takibe dönüşüm oranının(TDO) yüzde 2.7 oranında paralel bir seyir izlediği görüldü. Takipteki alacaklardaki artış ticari kredilerde yüzde 5.5, ihtiyaç kredilerinde yüzde 8.3 ve kredi kartlarında yüzde 6.2 oranında gerçekleşirken KOBİ kredilerinde bir değişim görülmedi.

-BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN PİYASA RİSKİNE ESAS TUTARI KISMİ ARTIŞ GÖSTERDİ-

Bankacılık sektörünün piyasa riskine esas tutarı, 2012 yılı ilk çeyreğinde bir önceki döneme göre kısmi bir artış gösterdi. Piyasa riskine esas tutarda gözlenen artışın temelinde faiz oranı riski ve kur riski öne çıktı. Bununla birlikte, duyarlılık analizleri piyasa riskine yönelik şoklara karşı sektörün oldukça dayanıklı olduğunu göstermektedir. Bankacılık sektörünün faiz oranı riski ve kur riskinden korunma amacıyla özellikle faiz ve döviz swaplarını yoğunlukla kullanıldığı görüldü. Faiz ve döviz swap işlemlerinin toplam türev işlem büyüklüğü içerisindeki payı yüzde 63.2 oldu. Ancak, bu işlemlerin büyük kısmının İngiltere'de yerleşik bankalar üzerinden yapılması ve tezgah üstü nitelikte olması yoğunlaşma ve karşı taraf risklerini artırdı. Likidite riskine yönelik değerlendirmede, bankacılık sektörünün 2012 yılı ilk çeyrek faaliyetleri likidite göstergelerine olumlu şekilde yansıdığı görüldü. Sektörün en önemli fon kaynağı olan mevduatın ortalama vadesi 60-65 gün aralığındaki seyrini sürdürdü. Yabancı para likiditesi açısından önem arz eden sendikasyon ve seküritizasyon kredileri, Avrupa kaynaklı sorunlara rağmen yenilenmeye devam etti. Mevduat ağırlıklı fonlama şeklinin yanı sıra kaynak tarafındaki ürün çeşitliliği ve güçlü sermaye yapısı ile Türk bankacılık sektörünün olası likidite şoklarına dayanıklı olduğu değerlendirildi.

-"SEKTÖRÜN SERMAYE YETERLİLİK RASYOSU ILIMLI BİR ARTIŞ GÖSTEREREK YÜZDE 16.6 OLDU-

Sektörün 2009 ve 2010 yılları genelinde sergilediği yüksek karlılık performansı, son dönemlerde özkaynak artışlarının toplam aktiflerdeki artışların üzerinde seyretmesini sağladı. 2011 yılının son çeyreğinden itibaren görülen özkaynakların risk ağırlıklı varlıklara kıyasla yüksek artış eğilimi bu dönemde devam etti ve buna bağlı olarak sektörünün sermaye yeterlilik rasyosu (SYR) ılımlı bir artış göstererek yüzde 16.6 seviyesinde gerçekleşti. Bankaların kredilerinin artış hızının yavaşlayarak özkaynak artış hızıyla paralel hale gelmesi, Türk Bankacılık Sektörünün SYR'sinin 2011 yılının Ağustos ayından beri yaklaşık aynı düzeyde kalmasını sağladı. Yılın ilk üç ayında sektörün özkaynakları yüzde 4.7 oranında artarken, risk ağırlıklı varlıklar yüzde 4.1 oranında artış gösterdi. Özkaynaklarda en büyük artış yüzde 12 ile yedek akçelerde meydana gelirken, söz konusu dönemde risk ağırlıklı varlıklarda en büyük artış, 16.5 milyar TL ile yüzde 150 risk ağırlıklı kredilerde gözlendi. 2012 Mart itibarıyla, ana sermayenin özkaynak içindeki payı yüzde 90 olarak gerçekleşti.

-YEDEK AKÇE OLUŞUMU SAĞLANDI-

BDDK tarafından sektörün kar dağıtımının sınırlandırılması ve karların bünyede bırakılmasının teşvik edilmesi yönünde sürdürülen uygulama sayesinde bankaların bilançolarında önemli bir tutarda yedek akçe oluşumu sağlandı ve dolayısıyla sektörün güçlü özkaynak yapısı korundu. Önümüzdeki dönemde banka karlılıklarındaki artışın devam etmesi ve kredilerdeki artış hızının yükselmemesi durumunda, sektörün SYR'sinde hafif artışlar beklenebileceği değerlendirildi.
Mart 2012 itibarıyla bankacılık sektörünün dönem net karının önceki yılın aynı dönemine göre 502 milyon TL arttığı ve bunun vergi sonrası aktif ve özkaynak getiri oranları ile net faiz marjı ve spread göstergelerine olumlu yansıdığı görüldü. Sektörün karlılığını artırmasının aracılık faaliyetlerindeki artışın sürdürülebilirliği açısından olumlu olduğu düşünüldü. Ayrıca, bu artışın uluslar arası belirsizliklerle geçen bir dönem sonrasında elde edilmesi oldukça önemli. Hacim etkisiyle krediler ve menkul değerlerden alınan faiz gelirleri arttı. (ANKA)
(HGS/ZHR) (Ankara)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com