Ben utanıyorum ya siz?

Ben utanıyorum ya siz?
Gazetecilik mesleğinin suç sayıldığı şu günlerde Türk basınına damgasını vuran, 24 Ocak 1993’te hain bir saldırıyla kaybettiğimiz Uğur Mumcu ölümünün 19. Yılında anılıyor.

Aradan tam 19 yıl geçti…Gazeteci Uğur Mumcu’nun gerçekleri ortaya çıkarmasından, halkını aydınlatmasından korkanlar onu bir tehdit olarak gördüler. Susturmaya çalıştılar, olmadı. Çünkü o bir cesur yürekti… Çünkü o gerçekleri söylemezse vicdanı rahat etmez, çocuklarının, eşinin yüzüne bakamazdı. Çünkü günümüzdeki gibi kukla değil ‘GERÇEK BİR GAZETECİ’ ydi. Gerçekleri söylemekten, yazmaktan vazgeçmeyeceğini fark ettiler bir gün…Bugün düşüncelerini savunamayan acizlerin yaptığını yaptılar ve onu ortadan kaldırmak için hain bir pusu kurdular. Evinin tam önünde, eşinin, çocuklarının gözleri önünde hayata veda etti büyük usta. Ama onuruyla, şerefiyle, alkışlarla veda etti. Failleri hala bulunamadı. Hükümetin bulmaya da niyeti yok gibi görünüyor.

Uğur Mumcu’nun düşüncelerini benimsemiş, onun kitaplarıyla büyümüş bir gazeteci olarak hükümetin önde gelen isimlerinden biriyle olan diyaloğumu sizlerle paylaşmak istedim. Beşir Atalay’ın konuşmacı olarak katıldığı bir toplantıda ben de basın mensubu olarak yer aldım. Sayın Atalay (malum artık hükümetimiz sayesinde Öcalan’a bile ‘sayın’ demek serbest) büyük bir gururla iktidara geldikleri günden itibaren öldürülen bütün gazetecilerin faillerinin yakalandığını söyledi. Önce şaka yaptığını sandım. Baktım ki ciddi ayağa kalktım. ‘Sayın Atalay sanırım bu iddiada bir yanlışlık var. Uğur Mumcu’nun, Necip Hablemitoğlu’nun failleri henüz bulunmuş değil. Siz bu isimleri gazeteci olarak görmüyorsunuz sanırım’ dedim. Ne oldu tahmin edin? AKP hükümeti her zaman yaptığını yaptı ve toplantıdan çıkarıldım. Mumcu, “Hukuk fakültesinde okuyup da daha önce imam hatip mezunu olanlara burs veriyorlar. Burs verilen öğrenciler de sınavsız yargıç ve savcı oluyorlar. 2000 yılına doğru baktığımızda, vali ilahiyat fakültesi mezunu, emniyet müdürü İslam enstitüsü mezunu, kaymakam imam hatip mezunu olacak” diyordu. İşte şimdi o günlerdeyiz…

Bugün 19 yıl oldu ve ben kendi adıma Uğur Mumcu’nun fotoğrafına bakarken utanıyorum. Umarım bir gün gerçekten utanması gerekenler utanır ve bu halk doğruyu, yanlışı ayırabilecek bilince sahip olur…Geç olmadan uyan Türkiye…

Mumcu’nun öldürülmeden önceki yazısı…

Mumcu öldürülmeden önce Kürtlerle ilgili bir çalışma yapıyordu. ‘Kürt Dosyası’ adını verdiği kitabını da tamamlayamadı.

İşte Barzani-MOSSAD ilişkisini anlatan yazısından bir alıntı…

Ortadoğu'nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor. Kanıtlanan son ilişki MOSSAD-Barzani ilişkisidir. MOSSAD,İsrail 'in gizli istihbarat örgütüdür. Bu örgütün, Kürt lideri Molla Mustafa Barzani ile ilişkileri olduğu söylense daha önce kim inanırdı?
Barzani 'nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi. Kimse bu ilişkiye, "Hayır olmadı" diyemiyor. CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu da MOSSAD-Barzani ilişkileri bilinmiyordu.  

MOSSAD'ın Barzani ile ilişkileri Londra ve Sydney'de yayınlanan "Israel 's Secret Wars-A History of Israel's Intelligence Services" adli kitapta sergileniyor. Kitap, İngiliz The Guardian gazetesinde 1984 yılından bu yana Tel-Aviv muhabirliğini yapan Ian Black ve Washington'daki Brooking Enstitüsü'nde çalışan öğretim üyesi Benny Morris tarafından yazılmış. Kitapta MOSSAD-Barzani ilişkileri, İsrail Dışişleri Bakanlığı ve MOSSAD yazışmalarına dayanılarak açıklanıyor.

Önsözde, kitabın yayından önce İsrail ordu yetkilileri tarafından da incelendiği yazılıyor.

Kitapta 1967 Arap-İsrail Savaşı 'ndan sonra, MOSSAD 'ın Kürtlerle ilişki kurduğu (sayfa.327), Mısırlı ünlü gazeteci Hasan el-Heykel'in İsrailli subayların Kürtler aracılığıyla Irak 'tan radyo bağlantıları kurduğunu 1971 yılında açıkladığı anlatılıyor.

1969 yılı Mart ayında Kerkük petrollerine yapılan saldırının da İsrail tarafından yapıldığı açıklanıyor. 1972 yılında imzalanan Sovyet-Irak Dostluk Antlaşması 'ndan sonra İran Şahı ABD Başkanı Nixon ile gizli görüşme yapıyor; bu gizli görüşmeden sonra CIA tarafından "Kürdistan Demokratik Partisi"ne üç yıl içinde 24 milyon dolar gönderiliyor.

Barzani 'nin Irak rejimine karşı ayaklandığı yıllarda, ABD-İsrail-İran üçlüsü bu ayaklanmayı destekliyor. Barzani-ABD ilişkileri, ABD Dış işleri eski bakanı Henry Kissinger eliyle yürütülüyor.

MOSSAD-Barzani ilişkileri de İsrail 'in Tahran 'daki askeri ateşesi Yaakov Nimrodi (MOSSAD Ajanı) aracılığı ile gerçekleşiyor.
Nimrodi 'nin üstlendiği görev ilginç: Nimrodi Sovyet silahlarının Barzani 'nin eline geçmesinde rol oynuyor. (sayfa. 328-329) Kitapta, MOSSAD'dan Kürtler 'e 50 milyon dolar para verildiği, ABD kaynaklarına dayanarak açıklanıyor. (sayfa.328)

70 'li yıllardaki bu ilişkiler bugün sürüyor mu?

Kitaba göre sürüyor. "Körfez Savaşı sırasında Irak ın attığı Scud füzelerinin Tel-Aviv'e düşmesi üzerine bu ilişkiler yeniden başladı. (sayfa.521) Baba Molla Mustafa Barzani ile kurulan ilişkiler, simdi de oğul Mesud Barzani ile sürüyor.

MOSSAD, Barzani'ye Avrupa kahvelerinde çekler vererek bu desteği sürdürüyor. Kitapta, Mesud Barzani'nin İsrail 'e gizlice giderek yardım istediği yazılıyor. Bu ilişkiler sürüyor ve anlaşılıyor ki daha da sürecek...Gizli yollarla sürecek, açık yollarla sürecek...

İlgi belli...

İlişki de belli...

Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında?

Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?

Serap Belovacıklı

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com