Benim Soy - Sop Merakım Eskilere Dayanır.

Benim Soy - Sop Merakım Eskilere Dayanır.
Annesi Ermeni Olduğu İçin İlhan Selçuk, annesinin ölümünün ardından doyasıya yasını tutamamış..

Yedi yaşında İzmir – Bayramyeri'nde Halit Bey İlkokulu'na başlamıştım. Kısa bir süre sonra okuma yazma öğrendim. Okumayı söktükten sonra her hafta sonu Hürriyet gazetesini alır, Güzin Abla'nın yazılarına kadar okurdum. Ama en çok ölüm ilanları sayfası ilgimi çekerdi. Küçücük aklımla ölüm ilanlarında gördüğüm tuhaflıklara, bağlantılara dikkat ederdim.

Üniversite eğitimi almak için İstanbul'a geldikten sonra da soy sop ilişkilerini anlatan kitapları hep takip ettim. Eskiden bu konu çok popüler değildi. Konuyla ilgili hatırladığım en güzel kitap M. Ertuğrul Düzdağ'ın “Yakın Tarihimizde Gizli Çehreler”iydi. Yanılmıyorsam İz Yayıncılık'tan çıkmıştı. Bir de Abdurrahman Küçük'ün Sabetaycılıkla ilgili bir kitabı vardı.

Ancak bu konulara ilgimi asıl tetikleyen Alev Alatlı'nın “Orda Kimse Var mı?” serisi oldu. Dört kitaplık serinin ilk kitabında Türkiye'yi çözümleyen Alatlı, ülkemizde varolduğuna inandığı oligarşik yapıyı akrabalık ilişkileri üzerinden deşifre ediyordu. Yanılmıyorsam serinin ilk kitabının adı “Viva La Muerte” yani “Yaşasın Ölümdü”. Bu kitaptan sonra ölüm ilanlarını daha bir dikkatle takip etmeye başlamıştım. Sonrasında da zaten gazeteciliğe başladım ve bu ilgim bir derginin kapağında “Cumhuriyet Hanedanları” başlıklı bir habere dönüştü. Ancak gel zaman, git zaman soy sop tartışmaları çığırından çıktı. 28 Şubat Süreci'nde tüm Türkiye bu tartışmalarla çalkalanıyordu. Hatta bir gazeteci arkadaşım, Aydoğan Vatandaş sırf bu yüzden tutuklandı ve birkaç günlük cezaevi macerası yaşadı. Vatandaş, 28 Şubat'ı anlatan “Armagedon” kitabında bir Arap gazetesinden alıntı yapmıştı. Alıntı dönemin kudretli generali Çevik Bir ile ilgiliydi. Arap gazetesine göre Çevik Bir dönmeydi. Yani Sabetaycıydı. Ancak hem Çevik Bir, hem de onun avukatı bu dönmeliği cinsellikle ilişkilendirmiş, Aydoğan Vatandaş'a dava açmışlardı. Vatandaş Çevik Bir'in Ankara'dan İstanbul'a Birinci Ordu Komutanı olarak gelmesinden hemen sonra Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesi savcılığı tarafından tutuklanmıştı. Savcı da mevcut alıntıyı Çevik Bir Paşa gibi anlamış ve Aydoğan Vatandaş'ın Bir'e hakaret ettiğine hükmetmişti. Öyle ye koskoca Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir paşası nasıl dönme olabilirdi? Aydoğan Vatandaş, o zaman derdini anlatabilmek için epey bir ter dökmüş, ama yine de tutuklanmaktan kurtulamamıştı. Savcı ve general Bir Sabetaycılık tartışmasının çok uzağındaydı. Neyse ki bir diğer mahkeme Vatandaş'ın tutukluluğa itirazını haklı buldu ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı.

Derdim ne eski günleri yad etmek, ne de kendi geçmişimle ilgili size biyografik bilgi vermek. Bu konuyu açmamın nedeni, bugün (5 Nisan 2011) Milliyet'te Hasan Cemal'in yazısını okumuş olmam. Hasan Cemal, İlhan Selçuk'la ilgili bir anısını anlatırken okurlarına Selçuk'un annesinin Ermeni olduğu bilgisini aktarıyor. Bu nedenle İlhan Selçuk annesinin ölümünün ardından doyasıya yasını tutamamış.

İlhan Selçuk'la ilgili farklı kaynaklardan farklı bilgiler benim de kulağıma gelmişti. Ancak bir türlü doğrulatamamıştım. Selçuk Milaslı'ydı. Anne ve babası Girit'ten Milas'a gelmişlerdi. Mesele Girit olunca devreye Bektaşilik'in girmemesi düşünülemezdi. Konu Bektaşilik olunca da yollar otomatik olarak Selanik'e çıkıyordu. Selanik deyince de bugün Türkiye'de çok popüler olan Sabetaycılık tartışmalarına hemen kapı aralanıveriyordu. Ben bu bilgiye çok itibar etmedim. Selçuk'un Sabetaycılığı da aslında beni çok ilgilendirmiyordu. Ta ki Zaman gazetesi genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı, 11 Mayıs 2006'da İlhan Selçuk'u konu alan bir yazı yazana kadar. Dumanlı ima yoluyla Selçuk'a kökeniyle ilgili göndermede bulunuyordu. Bu göndermeden 28 Şubat'ın kudretli paşalarından Doğu Silahçıoğlu da nasibini almıştı. Ben bu yazıyı okuyunca İlhan Selçuk'un ertesi gün vereceği cevabı merakla beklemeye başladım. Selçuk beklentimin aksine ertesi gün sakin bir yazı yazdı. Ancak o hafta içinde Osmanlı padişahlarının anneleriyle ilgili yazılar kaleme aldı. Böylece İlhan Selçuk, Dumanlı'nın yazısı üzerinden bir tartışma açmak yerine daha zekice bir cevap yazmış oluyordu.

Ben işin açıkçası Selçuk'un cevabını yeterli bulmadım. Hatta verdiği cevabın hakkındaki iddiaları doğrular nitelikte olduğunu düşündüm. Sonrasında Ermeni bir arkadaşımdan da Dumanlı'nın yazdıklarını teyit eden bilgiler aldım. İlhan Selçuk'un annesi Ermeniydi ve teyzesi Şişli'deki Ermeni mezarlığında yatıyordu. Ermeni arkadaşıma göre Selçuk bu işi kompleks yapmış, o yüzden bugün Ulusalcılığa savrulmuştu.

Doğrusu ben bir insanın Ermeni, Yahudi, Türk olmasının nasıl bir eksiklik veya üstünlük sağladığını anlayabilmiş değilim. Böyle şeylere de hiç kıymet vermem. Şimdi biyografi üzerinde yoğunlaşan bir derginin yöneticiliğini yapıyorum. İlhan Selçuk'un annesinin Ermeni olması ve bunun Hasan Cemal'in yazısıyla ortaya çıkması benim için sadece Selçuk'un biyografisi için değerli bir bilgidir. Onun dışında da hiçbir anlamı yoktur.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com