Bu millet AKP'lilere “çiftlik bağışlamadı”

Bu millet AKP'lilere “çiftlik bağışlamadı”
Kendisinden “hukuk reformu” beklenen AKP'nin Deniz Feneri davasında “hukuksuzluk skandalı”na imza atmasına bir tepki de Ahmet Altan'dan geldi. İşte Altan'ın bugünkü o yazısı...

Bu Deniz Feneri davası, hükümetin başına ciddi bir dert açacak gibi gözüküyor.
Yapılan her hamle, her açıklama, her işlem siyasi iktidarın sorununu derinleştiriyor.
Aslında, büyük kuşku Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na Adalet Bakanlığı bürokratları doldurulduğunda ortaya çıkmıştı, “ne yapıyor bunlar” sorusu sorulmuştu.
 

Deniz Feneri davasındaki uygulamalar ise kuşkuları arttırdı.
Bu davanın sanıkları, biliyorsunuz, AKP hükümetine yakın çevrelerden.
Olay ilk patlak verdiğinde, AKP'nin en dürüst isimlerinden biri olan Bülent Arınç'ın “Ben olsam hemen görevden alırım” demesine rağmen RTÜK yöneticisi olan sanığa dokunulmamıştı.
Daha sonra, bu sanıklar tutuklandı.
 

Ve, sanıkları tutuklayan üç savcı birden HSYK tarafından görevden alındı.
Bu, sıradan ve kolayca kabul edilebilecek bir işlem değil.
Savcıların “resmî evrak üzerinde tahrifat” yaptığı iddia ediliyor.
Dün Radikal gazetesindeki Deniz Zeyrek'in haberinde, savcıların bu konudaki açıklamaları ve karşı soruları yer alıyordu.
Diyorlar ki, “Biz sanıkların şirketlerdeki paylarına el konulması konusundaki mahkeme kararını Tapu Kadastro'ya gönderirken, mahkemenin aynı metinde verdiği diğer iki kararın üstünü kapattık, bunun için bizi tahrifatla suçluyorlar”.
Niye kapatmışlar peki?

“Çünkü,” diyor savcılar “o kararlar Tapu Kadastro'yu ilgilendirmiyordu ve böyle durumlarda evrakın gönderildiği mercii ilgilendirmeyen bölümlerin üstü kapatılır, yargı sistemimizde bu uygulama bir usul haline gelmiştir, üstünü kapatmak 'bu kısımlar seni ilgilendirmiyor' anlamına gelir”.
Var mı örneği?

“Var,” diyor savcılar, “Ergenekon ve Balyoz davasında mahkemelerin aldığı birçok karar Ankara savcılarına üstü kapatılarak gönderilir”.
Şimdi, Balyoz ve Ergenekon davalarının savcıları için suç olmayan bir uygulama neden Deniz Feneri savcıları için suç oluyor?
Bu çifte standardın anlamı ne?
Geçenlerde Adalet Bakanı'nın olayla ilgili konuşmasını dinledim ama bu konuya nedense hiç değinmedi.
Ayrıca, bu savcıların görevden alınması, sanık avukatlarının şikâyetleri üzerine olmuş.
Balyoz ve Ergenekon davalarında avukatların da sürekli şikâyetleri var.
Orada savcılar üçer beşer görevden alınmıyor.
Dahası, “tahrifat” denen olay “18 ay önce” gerçekleşmiş, savcılar neden sanıklar tutuklandıktan sonra görevden alındı?
On sekiz ay ne beklendi?
 

Hükümet bu konularda açıklama yapmıyor ya da yapamıyor.
Fazlasıyla keyfî davranıyorlar izlenimi veriyorlar.
AKP hükümetinin güvenilir isimlerinden biri olan Adalet Bakanı ise bu konuyla ilgili açıklamasında kendisinden hiç beklenmeyen ucuz bir polemiğe girerek, “Bu aşamada soruşturma gizlidir, evrakları Kılıçdaroğlu'na kim servis etti” dedi.
Bu soru, siyasi iktidarla ilgili kuşkuları arttırmaktan başka hiçbir işe yaramaz.
Yıllardır, Ergenekon, Balyoz, Andıç hatta Fenerbahçe soruşturmalarının evrakları medyada yayınlanıyor, bu davaların sanıklarını koruyacak olan büyük lobiyi geriletmenin tek yolu bu evrakların kamuoyu tarafından bilinmesini sağlamak.
O davalardaki “sızmalara” yıllarca hiç ses çıkarmayıp Deniz Feneri'nin hesabını sorarsan senin dürüstlüğüne inanmak zor olur.
Ayrıca, hükümetin başını daha da ağrıtacak yeni bir bilgi var bugün bizim gazetenin manşetinde.
Sanıkların evlerinde ve işyerlerinde yapılacak “aramalar” daha önceden onlara “bazı” köstebekler tarafından haber verilmişti ve polis bunu saptamıştı.
Arzu Yıldız'ın “soruşturma dosyasındaki” kayıtlara dayanarak yazdığına göre sanıklara “haberi” veren AKP'li bir belediye başkanı.
 

Peki, belediye başkanına bunu haber veren kim?
İçişleri Bakanı'nın özel kalem müdürü.
Bunlar nasıl ilişkiler?
Bir ucu Deniz Feneri sanıklarına ulaşan “köstebekler zincirinin” diğer ucu nasıl oluyor da AKP'li bir belediye başkanından geçip İçişleri Bakanı'nın özel kalem müdürlüğüne kadar tırmanıyor?
Seçmeni AKP'den “hukuk reformu” bekliyor, “hukuksuzluk skandalı” değil.
O skandallardan çok yaşandı zaten.
Toplum o yaşananlardan memnun kalsaydı yoluna Ergenekoncularla, Balyozcularla devam ederdi.
Bu millet AKP'lilere “çiftlik bağışlamadı”, iktidarı verdi sadece, burayı çiftlik gibi yönetmeyi akıllarından geçirmeseler ve Deniz Feneri konusunda dört başı mamur, inandırıcı bir açıklama yapsalar kendileri için daha iyi olur.
Görüntü hiç parlak değil çünkü...

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com