Çamura hükmeden elleriyle Türk çinisini dünyaya tanıttı

Çamura hükmeden elleriyle Türk çinisini dünyaya tanıttı
Kütahya'da yaşayan ve klasik çinicilikle değişik formları birleştirerek kendine özgü tarzla oluşturduğu eserleriyle dünyanın dört bir yanında sergiler açan ünlü çini ustası Sıtkı Olçar, Türk çiniciliğini dünyaya tanıttı.

Kütahya'da yaşayan ve klasik çinicilikle değişik formları birleştirerek kendine özgü tarzla oluşturduğu eserleriyle dünyanın dört bir yanında sergiler açan ünlü çini ustası Sıtkı Olçar, Türk çiniciliğini dünyaya tanıttı.

''Sıtkı Usta'' diye tanınan Olçar, yaptığı açıklamada, 1970'li yılların başında ABD'lilerin termik santral yapımı için Kütahya'da kurduğu şirkette çalışırken çini sanatına yönelmeye karar verdiğini bildirdi.
O dönem işten arta kalan zamanlarda çini sattığını ve 1973'te kurduğu ''Osmanlı Çini'' adlı küçük atölyede üretime başladığını anımsatan Olçar, sanatının ilk yıllarda çinicilikle ilgili fazla bilgisi bulunmadığını söyledi.
Bu yıllarda eski ile yeni ustalardan elde edindiği deneyimlerin kendisine yol gösterdiğini, Kütahya ve İznik çinilerinin mavi-beyaz renklerini kullanarak imitasyon ürünler yaptığını anlatan Olçar, şöyle konuştu:
''Çini ustalığı yaptığım yaklaşık 37 yılda alışılmışın dışına çıkarak pek çok şeyi denedim. Semerkand, Buhara gibi Orta Asya kentlerindeki çini yurtlarında yapılan eserleri Kütahya'ya taşıdım. Bir dönem Çanakkale seramiklerindeki formları çiniye işledim. O zaman yapmış olduğum parçalar antika değeri taşır. Bu eserler özellikle yurt dışında çini sanatını benimseyen sanatseverlerce ilgiyle izlendi. Zamanla çinicilikte kendi yolumu çizerek ekolümü belirleyen eserler yapmaya çalıştım. Bu da yurt dışındaki sanatseverlerin dikkatini iyi şekilde çekti. Avni Arbaş, Mustafa Pilevneli gibi usta ressamlarla epeyce atölyede çalışıp sergi açtık.''
-ALMANYA'DA ''ÇİNİNİN PİCASSO'SU'' DİYE TANINIYOR-
Olçar, Almanya'nın en çok satılan dergilerinden Der Spiegel'de birkaç yıl önce yayımlanan bir makalede Kütahya'daki çini ve seramik sanatı ile kendi çalışmalarının tanıtıldığını, kendisinden ''Çininin Picasso'su'' olarak bahsedildiğini belirtti.
Picasso'nun sanatsal yorumuna uygun çini eserlerin Fransa'nın çini üretim merkezi Valerio kasabasında bulunduğunu hatırlatan Olçar, şöyle devam etti:
''Çiniciliğe başladığımda Picasso hakkında çok bilgim yoktu. Madrid Üniversitesinin daveti üzerine gittiğim İspanya'nın yanı sıra İngiltere ve ABD'nin New York kentindeki sergilerde Picasso'nun bütün eserlerini görünce şok oldum. Picasso'yu tanımak için Kütahya'da buna uygun kültür yapısı, kitap, film gibi arşivimiz yok. Eserlerini inceleyip Valerio'da değişik formlarda yapılan eserleri görünce onun sanatı çok değişik formlarda yorumlayan dünyanın tanıdığı bir usta olduğuna kanaat getirdim. Bundan sonra ortaya koyduğum bazı eserlerde onu örnek aldım. Bazı sergilerde eserlerimden bir kısmını Picasso'dan örneklemeler adıyla özel bölümlerde sanatseverlere sundum. Kenarları düzgün ölçülere sahip olmayan çinilerin birer sanat eseri olduğunu, Picasso'nun eserlerini görünce anladım. Kütahya'da genellikle çiniye dairesel şekiller verilip motifler bunların üzerine işlenir. Ben bunun aksini yaptım.''
-''KÜTAHYA'DA ÇİNİ SANATINA GEREKEN DESTEK VERİLMEMİŞ''-
Olçar, eserlerinin taklit edilmeye başlandığını dile getirerek, çiniciliğin küçük atölyelerden çıkarılarak fabrikasyona dönüştürülmesiyle özündeki sanat olgusunun zayıflayacağını söyledi.
Almanya'nın Solingen kentindeki bıçak ustaları veya İtalya'nın Venedik kentindeki cam sanatçılarında olduğu gibi küçük atölyelerin devam ettirilmemesi halinde zamanla benzer renk ve formların ortaya çıkmaya başlayacağına dikkati çeken Olçar, çini ustalarının deneyimlerine göre özgün eserler ortaya çıkarmaları gerektiğini anlattı.
Olçar, kendi bilgi ve görgülerine göre çini sanatını geliştirmesi gerektiğini bildirerek, ''Kütahya'da çini sanatına gereken destek verilmemiş. Herkes kendi çabasında uğraşıyor'' dedi.
13. yüzyıl Selçuklu sanatında sıklıkla yer alan balık motiflerine eserlerinde yer verdiğini vurgulayan Olçar, çeşitli medeniyetlerin tarih ve kültür hazineleriyle dolu olan Anadolu'nun zenginliklerini gören sanatçıların kalıcı eserler ortaya çıkarabileceğini ifade etti.
Olçar, yurt dışında yaklaşık 70 sergi düzenlediğini, bunların bir bölümünün Dışişleri Bakanlığının katkısıyla düzenlendiğini kaydederek, tarihi olay ve mekanların çiniye uygulanmasının gelecek kuşaklara tarih bilincinin öğretilmesi bakımından önemli olduğunu belirtti. Tarihi olay ve konulara önem verdiğine işaret eden Olçar, ''Bazı formlarda Osmanlı, Selçuklu, Roma, Bizans ve arkaik dönemlere ait formlardan esinlenerek değişik şeyler yapıyorum'' diye konuştu.
-ÇİNİ ESERLERİN ÜRETİM AŞAMALARI-
Çini eserlerinin zahmetli uğraşlarla ortaya çıktığını belirten Olçar, çamur kalıba şekil verilerek kurumaya bırakıldığını ve bununla hızlı şekilde hava boşluğunun alınmasının amaçlandığını anlattı.
Olçar, kalıbın 900-950 derece sıcaklıkta fırına konulup alındıktan sonra çizim, boyama ve sırlama işlemine geçildiğini bildirerek, ikinci kez fırınlandıktan sonra renkleri değişen ürünün iyi çıkması halinde satışa sunulduğunu ifade etti.
Çinicilikte eskiden odunlu fırınlar kullanıldığını, ancak bunun yerini şimdi elektrikli fırınların aldığını dile getiren Olçar, kendi atölyesindeki odunlu fırını 6 ayda bir çalıştırdığını söyledi.
Olçar, merdivenle inilip çıkılan odunlu fırının 14-16 saat yakılıp çini hamurunun pişirilmesine hazır hale getirildiği bilgisini vererek, bu fırınların hava kirliliğine neden olduğu için pek kullanılmadığını anlattı.
-''MERCAN KIRMIZISI'' ARAYIŞI-
Olçar, Osmanlılar döneminde bir süre İznik çiniciliğinde öne çıkan ''mercan kırmızısı'' renginin daha sonra çini ustaları arasında kaybolduğunu söyleyerek, bu rengi bulmak için 8 yıl uğraştığını, bir Alman bilim adamı radyasyona maruz kalabileceğini söyleyince vazgeçmek zorunda kaldığını bildirdi.
Mercan kırmızısının Osmanlı döneminde 60 yıl sürdüğünü ifade eden Olçar, şunları kaydetti:
''Mercan kırmızısının İpek Yolu ile Kütahya ve İznik bölgesine geldiğini sanıyorum. Eski İznik çini ustaları kalay oksitli sır kullandığı için Avrupa veya Orta Asya'dan gelen kırmızı renk daha güzelleşiyordu. Benzer renk, Japonların 350 yıl önce yaptığı narina porselenleri ile İran çinilerinde vardı. Ancak bu rengi günümüzde ortaya çıkaran yok. Metropolitan gibi dünyanın ünlü müzelerindeki eserler incelenirse, 16 ve 18'inci yüzyıllar arasında Buhara ve Semerkand civarında yayılan mercan kırmızısının son bulduğu anlaşılır.''
-UYGUR TÜRKLERİ'NİN DESENLERİNİ OTEL DUVARINA İŞLEDİ-
Olçar, Kütahya'da geçen mart ayında hizmete giren Hilton Inn Garden Oteli'nin dış cephesinde iki büyük çini tablosunun bulunduğunu hatırlattı.
Aynı formlara sahip tabloların şeklini, yaklaşık 100 yıl önce dönemin Kütahya Mutasarrıfı Fuad Paşa'nın yaptırdığı binanın dış cephesinde bulunan çinilerden esinlenerek oluşturduğunu dile getiren Olçar, ''9'uncu yüzyılda Uygur Türkleri'nin yaptığı kuş figürleri bulunan iki tablodan her biri, 3.80 metre en, 4 metre boya sahip. Eşit ebatta toplam 560 çini var. Kuş figürü kullanmayı, otelcilik kavramından önce eskiden var olan kervansaraylara gelenlerin göçmen kuşlar misali burada konaklaması düşüncesinden hareketle ortaya çıkardım'' şeklinde konuştu.
-ESERLERİNİ EL YAZISIYLA ''SITKI'' OLARAK İŞARETLİYOR-
Eserlerini el yazısıyla ''Sıtkı'' olarak işaretleyen Olçar, yurt içindeki ününü birçok ülkede düzenlediği sergilerle yurt dışına taşıdı.
1980'den bu yana ABD, Japonya, İngiltere, İspanya, Fransa, İtalya, Belçika, İsviçre, Avusturya, Yunanistan ve Bulgaristan'da sergilere katılan Olçar, eserlerini yurt içinde İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Aydın ve Bursa'da da sergiledi.
Olçar, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethinin 555. yıl dönümünde 2008'in mayıs ayında Çırağan Sarayı'nda düzenlenen sergide, o döneme ait savaş gemisi, fırkateyn ve kadırgalardan esinlenerek hazırladığı İstanbul manzaralarından oluşan eserlerine yer verdi.
Aralarında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) fuayesi, Koç Grubu'nun Talia Oteli ve Fethiye'deki Ece Saray Oteli'nin lobileri ile İhsan Doğramacı'nın evinin de bulunduğu birçok mekanı onun çinileri süslüyor.
-O BİR ''YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ''-
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu'nun (UNESCO) 2008 yılı için yaptığı değerlendirmede, Türkiye'den ''Yaşayan İnsan Hazineleri Uluslararası Listesi''ne kabul edilen 7 geleneksel sanat temsilcisi arasında yer alan Olçar, çini ustalığının yanı sıra koleksiyonerliğe de ilgi duyduğunu söyleyerek, Osmanlı döneminden kalma 70 kapı tokmağından oluşan koleksiyonunu iş yerinde sergilediğini kaydetti.
Özellikle Osmanlı döneminde ilgi gören kapı tokmağı kültürünün toplumun mimari anlayışını yansıttığını dile getiren Olçar, Osmanlı'nın kapı tokmağı kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla yaklaşık 120 yıl öncesinden günümüze taşınan Türk, Rum ve Ermeni evlerinde kullanılan kapı tokmaklarını biriktirdiğini anlatarak, şöyle dedi:
''Kapı tokmağı kültürü, Osmanlı mimarisinde ayrı bir yere sahiptir. Türk, Rum ve Ermeni asıllı vatandaşların evlerinin kapılarında yer alan tokmaklar, sahip oldukları mimariyle her zaman ilgimi çekmiştir. Yaklaşık 30 yılda hurdacılardan, bina yıkımcısı ustalardan elde ettiğim 70 tokmağı, bu kültürü yaşatmak amacıyla mum kalıplara yerleştirdim. İş yerimde sergilediğim bu tokmaklar, ziyaretçilerimden ilgi görüyor.''
-6 AY ÖNCE YAKALANDIĞI HASTALIĞI YENMEYE ÇALIŞIYOR-
Ünlü çini sanatçısı Olçar, geçen mart ayında rahatsızlandığını, yakın dostu Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç'un bir görüşmesi sırasında kendisine, Vehbi Koç Vakfı (VKV) Amerikan Hastanesinde muayene olmasını önerdiğini söyledi.
Muayene için gittiğinde pankreas kanseri teşhisi konulduğunu ve başarılı bir ameliyat geçirdiğini anlatan Olçar, bundan dolayı 6 aydır aktif sanat yaşamına ara verdiğini anlattı.
Olçar, ameliyat sonrası başlayan ve bundan sonra 6 ay daha devam etmesi planlanan kemoterapi dolayısıyla kilo kaybı yaşadığını, ancak sağlık durumunun iyiye gittiğini ifade ederek, sağlığıyla ilgilenen Rahmi Koç ve VKV Amerikan Hastanesi personeline teşekkür etti.
Günün büyük bölümünü Kütahya'daki iş yerinde geçirdiğini ve dostlarının ziyaretleriyle moral bulmaya çalıştığını dile getiren Olçar, sık sık Koç Vakfı Amerikan Hastanesine giderek kontrollerini yaptırdığını bildirdi.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com