Can Ataklı iddialı!

Can Ataklı iddialı!
CHP'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday adayı olduğunu açıklayan Can Ataklı Odatv'ye konuştu. Merak edilen soruları yanıtlayan Ataklı, başkan olduğu takdirde neler yapacağını anlattı.

Can Ataklı, başkan adaylığı konusunda oldukça iddialı açıklamalarda bulunduğu röportajda, 'CHP benimle kazanır.' dedi.

İşte Ataklı'nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı ile ilgili planları ve vaadlerinin yer aldığı Odatv röportajı:

Odatv: Size göre İstanbul’un en büyük sorunları nelerdir?
 
Can Ataklı: İstanbul’un en büyük sorunu sahipsizliği. Açıkçası İstanbul’un bir sahibi yok. Çünkü İstanbul’u asıl yöneten, her şeye karar veren, dilediği her şeyi yapan kişi Ankara’da Başbakanlık koltuğunda oturuyor.
 
İstanbul’da “Büyükşehir Belediye Başkanı” sıfatını taşıyan Kadir Topbaş orada sadece sembolik olarak oturuyor.
 
Bu açıdan bakıldığında İstanbul’da, AKP kimi aday yaparsa yapsın, karşısına çıkacak diğer partilerin adayları, AKP adayı ile değil bizzat Başbakan’la bir yarışa girecektir.
 
Zaten bu nedenle eğer İstanbul’u kaybederse, AKP çok sarsılacak hatta parçalanacaktır. Yenilen AKP’nin adayı değil Başbakan olacaktır.
 
İstanbul’un diğer en önemli sorunu elbette hepimizin konuştuğu trafiktir.

Başbakan’a göre trafik sıkıntısı geçicidir ve her zaman olduğu gibi yine medya yazdığı için dikkat çekmektedir, ama gerçeğin bu olmadığını biliyoruz.
 
İstanbul’un trafiği, bilim, akıl ve mantık esas alındığında çözülemeyecek çapta değildir.
 
İstanbul’da trafiği 3 ayda gözle görünür biçimde ferahlatabileceğime, 3 yıl içinde ise aynı İstanbul gibi kalabalık olan modern batı kentlerindeki makul seviyeye indirebileceğime inanıyorum.
 
Bu da her İstanbulluya trafikte bugün geçen sürenin en az yarısı kadar zaman kazandırmaktır ki, bu aynı zamanda yaşama eklenmiş bir süre olacaktır.
 
İstanbul’un diğer büyük sorunu, çarpık kentleşme ve bunun yarattığı rant ve haksız rekabettir.
 
İstanbul’u yönetenler, 20 yıldır, kötü yapılaşmayla asla mücadele etmemiş, bunun yerine uluslar arası ekonomik konjonktür nedeniyle nereye gideceğini bilemeyen paranın getirilmesiyle, şeklen güzelmiş gibi görünen, teknolojisi ve albenisi yüksek, yeni bir çirkin ve çarpık kentleşmeyi körüklemiştir.
 
Neredeyse bütün boş araziler imara açılırken, hem yasalara, hem estetiğe, hem akıl ve bilime aykırı yapılaşmalara hiç dokunulmamıştır.
 
Bu da, iktidarın yeni yetme AKP zenginlerinin zenginliklerine katkı yaparken, milyonlarca insanı mağdur eden bir düzenin kurulmasına yol açmıştır.
 
Boş araziye dikilen 50-60 katlı dev binalardan, alışveriş merkezlerinden milyarlar kazananların hemen yanı başında, evine çivi bile çakamayan, kötü yapıların sahipleri “Bir gün bize de kısmet çıkacaktır” beklentisi içinde iktidara adeta kul köle olmaya zorlanmaktadır. Bu adaletsizliğin mutlaka giderilmesi gerekir.

Yine ne yazık ki artık geniş kitleler tarafından görünmeyen veya pek dikkate alınmayan sorunlarından biri de, dünyanın en güzel ve eski şehirlerinden biri olan İstanbul’un bu özelliklerini giderek yitirmesidir.
 
Bir bilim, sanat, kültür, eğitim merkezi olması gereken İstanbul, sadece rantın gözalıcı ve kör edici şehvetinin esiri haline getirilmiş, bilim, sanat, kültür, eğitim ve en önemlisi tarih geri plana itilmiştir.
 
Tarihi yapılar, AKP’nin her yerde geçerli “Biz en iyisini biliriz” zihniyeti ile olabilecek en kötü biçimde güya restore edilirken buralarda da sadece rant ön planda tutulmaktadır.
 
İstanbul bu çağdışı anlayıştan ve uygulamalarından kurtarılmalıdır.
 
EN İYİ BİLEN VE GERÇEKLEŞTİREBİLECEK OLANLA…
 
Odatv: Siz belediye başkanı olursanız projeleriniz nedir?
 
Can Ataklı: Bir işadamı ile sohbet ederken “Projen var mı?” diye sordu. Ben de “Bana projelerime göre mi oy vereceksiniz? Bundan önceki seçimlerde hep projelere mi baktınız?” diye cevap verdim.
 
Aslında bu bir ironiydi. Böyle büyük bir işe soyunurken projeler olmaması mümkün mü?

Benim birinci ve en büyük projem şu; “Her işi, en iyi bilen, en iyi gerçekleştirebilecek olanla” yapacağım.
 
Niteliği ve maddi karşılığı ne olursa olsun, her projeye bilimin, aklın ve mantığın gösterdiği yoldan yürüyecek, başlayacak ve bitireceğim.
 
Trafik, toplu taşıma, imar konusunda çok yararlı olacağına inandığım projelerim var, ancak bunları işinin ehli kişilere danışmadan, maddi yapılarını ortaya çıkarmadan, olabilirliği konusunda kitle desteğini almadan açıklamam doğru olmaz.
 
Ama diyorum ki bu projelerle trafik bir işkence olmaktan çıkacak, konut konusu birilerini zengin eden, milyonları sadece borçlandıran bir öğütücü olmaktan çıkacak, İstanbul gerçek anlamda bir dünya kültür ve sanat merkezi olacak. İstanbul gerçekten yaşanılır bir kent olacak.
 
DİĞER ADAYLARDAN DAHA ŞANSLIYIM
 
Odatv: CHP yerel seçimlere İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için neden Mustafa Sarıgül ya da Gürsel Tekin'le değil de Can Ataklı ile girmeli?
 
Can Ataklı: Çok basit; Bu bir demokratik hizmet yarışıdır. Ben İstanbul’u adı ortaya çıkan diğer adaylardan daha iyi yöneteceğime, daha iyi hizmet vereceğime halkın da bana daha çok güveneceğine inanıyorum.
 
İstanbul’da seçim kazanmak için, bugünkü yönetime oy vermemiş diğer muhalefet partilerinden ve en önemlisi, daha önce AKP’ye oy verdiği halde şimdi karar değiştiren, ama “peki kime vereceğim” diye düşünen insanlardan oy alabileceğime inanıyorum.

Kendimi solda, Atatürk ilke ve devrimlerine inanan, cumhuriyetçi, bilimin, aklın ve mantığın yolunda, herkesin fikir ve inanç özgürlüğüne sonuna kadar sahip çıkan ve bunun için gerekirse kavgaya giren biri olarak tanımlıyorum. Bu yapımın toplumun her kesiminde karşılığı olduğunu hissederek “Ben diğer adaylardan daha şanslıyım, CHP benimle kazanır” duygusunu taşıyorum.
 
KILIÇDAROĞLU’NA SORDUM
 
Odatv: Aday olmadan önce CHP'den kimseyle görüştünüz mü? Parti yönetimi sizin adaylığınıza nasıl bakıyor?
 
Can Ataklı: Geçen yılın yaz sonunda bazı CHP üyesi arkadaşlarım “İstanbul’da kazanmak için soldan olduğu kadar sağdan ve hatta AKP’den oy alabilecek adaylara ihtiyacımız var, senin bütün kesimlerden oy alabileceğine inanıyoruz, İstanbul’dan aday olursan arkanda oluruz” demeleri sonucu aday olmayı düşündüm.
 
Kesin kararımı ise CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile geçtiğimiz nisan ayında yaptığımız 7-8 dakikalık bir görüşmeden sonra verdim. Kılıçdaroğlu’nun “İstanbul adayını anketle belirleyeceğiz” demesi üzerine kendisini ziyaret edip “Beni de ankete koyar mısınız?” diye sordum,. Olumlu cevap alınca da adaylık konusu kafamda netleşti. Şu anda CHP’nin bir ya da birkaç şirkete yaptıracağı anketlerin sonuçlarını bekliyorum. Anketlerde adım CHP yönetimini de tatmin edecek biçimde çıkar ve bana adaylık teklifi yapılırsa bunu seve seve üstleneceğimi açık yüreklilikle söylüyorum.
 
Anketlerde bir karşılığım olduğunu düşünüyorum, ama bunun sonuçta kendi boyumun ölçüsünü alma riskini taşıdığını da biliyorum elbette.
 
Parti yönetiminin adaylığım hakkında ne düşündüğünü hiç bilmiyorum. Çünkü kimse bu konuda konuşmuyor.
 
Ben daha çok halk içindeki tepkileri görebiliyorum. Günümün büyük bölümü çeşitli yerlerde, (metro, otobüs, tramvay, deniz motoru, parklardaki toplantılar, çeşitli panel, açık oturum ve sohbetler) hep halkın içinde geçiyor.

Ben buralarda elimden geldiğince kendimi anlatıyorum. Aldığım tepkilerin çok olumlu olduğunu söyleyebilirim. Bütün kesimlerden ve AKP’ye gitmiş merkez sağ, merkez sol oyları alacağıma da inanıyorum.

(DSE)


Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com