Çetin Doğan'ın eşinden flaş açıklamalar!..

Çetin Doğan'ın eşinden flaş açıklamalar!..
Birkaç kağıt parçasıyla başlayan tarihi duruşma geçtiğimiz günlerde sona erdi ve hükümetin de 'önce kurup sonra kaldırdığı' skandal mahkemeden; yani ÖYM'den tarihi bir karar çıktı.
Sansursuzhaber - ÖZEL - Kamuoyunun da onamadığı ÖYM'ler 365 askerimizi yargıladı. Onlarcasını 'hukuka balyoz' olarak nitelendirebileceğimiz bir kararla hapse mahkum etti. Yargılama süreci bitti. Ancak iddianamedeki çelişkiler, karanlık noktalar, sorular sorunlar hiç bitmedi. Bugün hukuki olarak da herhangi bir insiyatif teşkil etmeyen ÖYM'lerin bu kararı yıllarca da tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor...
 
Balyoz davasından çıkan tarihi kararla, 20 yıl hapis cezası alan 3 komutandan biri Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan. Biz de bu tarihi kararın ardından Doğan'ın eşi Nilgül Doğan'a ulaştık. Nilgül Doğan, yargılama sürecini ve çıkan kararı Sansursuzhaber.com için değerlendirdi.
 
Nilgül Doğan dava sonucuyla ilgili olarak Sansursuzhaber.com'a özel bir değerlendirme yaptı.
 
"Bizlerin, yani sanık ve sanık yakınlarının, avukatlarımızla beraber böyle bir kararı onaylaması mümkün değil. Biz mahkeme salonlarında adil bir yargılama olduğunu düşünmüyoruz. Ceza muhakameleri kanununa göre, mahkeme salonlarından görülmesi gerekli usüller atlanarak, uygulanmayarak, sanık avukatlarının hiçbir talebi kabul edilmeyerek çok acemi bir karar gidildi. Bizce bu karar adil yargılama sonucunu gösteren bir karar değildir. Karar orduyu tasviye operasyonudur".
 
Yargılama sürecinde en kritik iki tanık olmasına rağmen ifadelerine başvurulmayan, sanık yakınlarının ve avukatların taleplerine rağmen ifade vermekten kaçınan iki isim 'Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman' sorumuzu da şöyle yanıtladı:
 
Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman dinlenseydi sonuç değişir miydi?
 
"Sonuç tamamen değişirdi, dava tamamen çökerdi. Ancak mahkeme heyeti özellikle sanıkların lehine olan bütün delilleri kaldırarak, sanık avukatlarının aldıkları bilirkişi raporlarını göz önüne almayarak ve tanık çağırmayarak bu mahkemenin maddi gerçeğe ulaşmasını engelledi. İddianameye göre bir darbe planı yapılmış deniyor. Düşünce suçu kapsamına bile girmeyen bir suç niteliği var. Eyleme geçmek üzereyken insanlar engellendi iddiası sürecin boyutunu tamamen değiştirdi. Ve sonuç olarak insanlara bu kadar ağır cezalar verildi. Bu açıdan iki komutanın tanıklığı çok kritikti. Mahkemeye tanıklık etmek yerine gazetelere demeçler vererek, fikirlerini beyan ederek bu olayı geçiştirdiler."
 
Nilgül Doğan'ın açıklamalarına göre Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman mahkemenin talebi dışında da ifade vermeye gidebilirmiş. Üstelik sanık yakınları ve avukatlar, sadece telefonla değil bizzat kendilerine ulaşarak bu talebi gerçekleştirmişler...
 
"Çeşitli defalar bizler, sanık yakınları ve avukatlar bu iki kişiye ulaşarak bazen telefonla, bazen telgrafla, bazen de evlerine giderek kendilerine ulaşmaya çalıştık. Tanıklık edebilmek için mahkemenin çağrı yapması gerekmiyordu. Kanun gereği, kendileri biz tanıklık yapacağız deselerdi, mahkeme heyeti onları dinlemek zorunda kalacaktı. Bunu da yapmadılar. Karar açıklandıktan sonra üzüldüklerini söylediler. 'Can borcumuz olan arkadaşlar neden bu hale geldi?' dediler. Bu tür yorumlar tamamen magazinel yorumlar, hukuki boyutu olmayan yorumlar. Şu anda açıklama yapsalar bile onlara cevap verecek sanıkların cevap verme imkanları yok, artık geriye dönüş yok. O nedenle de gerçekten çok üzücü, çok kırıcı. Sanık yakınları bu olaydan dolayı çok incindiler."
 
Nilgül Doğan Sansursuzhaber.com'a özel olarak yaptığı açıklamalarda Genelkurmay'ın karardan günler sonra yaptığı "üzgünüz" açıklamasını da yorumladı.
 
"Genelkurmay'ın açıklamasını kendi adıma asla samimi bulmuyorum. Aradan zaman geçtikten sonra böyle bir beyanın gerçekten değeri yok. Biz isterdik ki her ailenin oturduğu semtte, askeri birimin başı kim ise arayıp geçmiş olsun desin. Bu yapılmadı. Geçmiş olsun diyeceklerine, kendi internet sitelerinde kendi personellerinin bilirkişi raporlarını yorumsuz yayınlasalardı daha iyi bir iş yapmış olacaklardı."
 
Dava boyunca 'kaçma şüphesi' bahane edilerek tutuklu yargılanan askerlerimizin yanı sıra tutuksuz yargılananlar da vardı. Ancak kararın ardından hapis cezası alan askerler, göreve gider gibi gittiler ve teslim oldular. Suç iddia edilen zaman diliminde yurt dışında olduğu, ve bunu belgelerle kanıtladığı halde tutuklanan bir tümgeneral de vardı... Bütün bu çelişkileri Nilgül Doğan şu sözlerle eleştirdi.
 
"İddianamede 2 bine yakın maddi hata içeren, iddia makamının ortaya koyduğu delil var. Bunlar zaman mekan çelişkileri içeriyor. Bunlar her seferinde sanıklar ve avukatları tarafından dile getirildi. Tamamen dijital verilere dayanan iddialar üniversitelerden alınan delillerle çürütüldü. Tüm celselerde tüm bunlara mahkeme heyeti gözünü kapadı ve iddiaları sorgulamadan tereddütsüz kabul etti. Özel Yetkili Mahkemelerden zaten daha değişik bir karar da beklenemezdi."
 
Doğan, mahkemenin tartışmalı kararlarından biri olan 'Babalık ve kocalıktan men kararı" için de "Mahkemeyi aldığı kararla dahi ciddiye bile almadığım için bu ifade de beni çok fazla etkilemedi" dedi.
 
"Aslında bu hüküm yeni yasa ile kaldırılmış. Yeni yasa ile eski yasa uygulaması arasındaki farktan kaynaklanıyor. Mahkeme heyetinin bundan haberinin olmamasına imkan yok. Zannediyorum insanları rencide etmek üzere kondu bu ibare. Bazı arkadaşlarımız çok etkilendi, ancak ben kendi adıma, mahkemeyi aldığı kararla ciddiye bile almadığım için bu ifade de beni çok fazla etkilemedi açıkçası."
 
Peki Nilgül Doğan'ın bundan sonraki sürece dair öngörüsü ne?
 
"Hepimiz hukuka inanmak istiyoruz. Gücümüzü halkın bize verdiği destekten alarak diyoruz ki her yanlış mutlaka bir yerden döner. Gerçeklerin üzerini ebediyen örtemezsiniz. ÖYM'lerin 4 kişilik heyeti, 365 sanık hakkında böyle bir karar imza attı diye, diğer hakim ve savcıların da aynı yolu takip ederek bu şuursuzluğa ortak olacaklarını zannetmiyorum. Ülkemiz adına hala umutluyum.
 
ÖYM'ler, iktidarın da sonradan kabul ettiği üzere, hiç onanmayan ve uygulamalarından dolayı kınanan mahkemeler haline geldi ki görevlerine son verildi. Ama maalesef Ergenekon ve Balyoz davalarında bu görevler devam etti. Balyoz davasından çıkan karar hukuk tarihine bir kara leke gibi düşecek".

Neslihan Yıldırım / Sansursuzhaber.com
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com