CHP Statükonun Tarikatı

CHP Statükonun Tarikatı
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik'ten yargı ve CHP'ye sert yanıt...

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, ''Yüksek yargı gerici bir siyasi parti gibi davranıyor ve konuşuyor. İleri demokrasilerde yüksek yargının böyle davranma ve konuşma hakkı yoktur'' dedi.

Çelik, AK Parti Adana İl Danışma Meclisi toplantısında yaptığı konuşmada, ''Adalet mülkün temelidir'' denilmesine rağmen Türkiye'de adaletin mülkün temeli olmaktan çıktığını belirtti.

Birilerinin eliyle adaletsizliğin mülkün temeli haline getirilmeye çalışıldığını ifade eden Çelik, şunları söyledi:

''Allah'tan AK Parti iktidara geldi de adaleti mülkün temeli yapmaya çalışıyoruz. Bugünlerde en çok konuşan yüksek yargı organı kurumu, Yargıtay. Neden bahsediyor bunlar. Daire sayılarının artırılmasından bahsediyor. Bunlar 'yargıya karşı darbe yapılıyor', 'yargıya karşı bir takım teşebbüslerde bulunuluyor' diye konuşuyorlar. Bu ülkede, bu yüksek yargı organları başkanlarının verdiği kararların adalet dağıttığına inanan kimse kaldı mı? Kendi içlerindeki hakimlere bakıyorsunuz, çeşitli yargı olaylarıyla ilgili başkalarıyla pazarlık yapan üyeleri var, o üyeleriyle ilgili sesleri çıkmıyor. Sadece 'Gereğini yaparız' diyorlar.

Siyasetçi kendi meşru hakları içerisinde bir şey getirdiği zaman ekran ekran gezip siyasi parti gibi davranıyorlar. Bakın çok açık söylüyorum. Kelimemi hiç sakınmadan söylüyorum. Hiç saklamadan, çok açık bir şekilde söylüyorum. Yüksek yargı, gerici bir siyasi parti gibi davranıyor ve konuşuyor. İleri demokrasilerde yüksek yargının böyle davranma ve konuşma hakkı yoktur.''

''Yargı, yüksek yargı, 12 Eylül darbesi olduğu zaman, faşist darbe olduğu zaman, gidip de faşist darbeyi yapan generaller önünde 'hazır ol'da duruşunun hesabını vermeden, kimseye demokrasi dersi vermesin'' diye konuşan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Yüksek yargı, kendi içindeki hakimlerin antidemokratik, Ergenekonvari işlerle ya da yargı kararlarını çıkarlar karşısında satılığa çıkaran konuşmalarıyla hesaplaşmadan bize demokrasi dersi vermeye kalkmasın. Ve en önemlisi de şudur. 28 Şubat sürecinde gidip cuntadan brifing alan yüksek yargı, cuntanın lojistik merkezi olmaktan çıkmadan bize demokrasi dersi vermeye kalkmasın.''

Çelik, ''hem gerici bir parti gibi davranan hem de cuntaların lojistik merkezi gibi hareket edenlerin kendilerine demokrasi dersi vermeye kalktığını'' belirterek, ''Sonra da Türkiye'ye diktatörlük geliyor diyeceksin. Diktatörlükten bahsediyorsan 1960 ihtilalinden beri diktatörlüğe soyunan CHP'ye bakacaksın. Diktatörlüğü orada ara'' dedi.

CHP yöneticilerinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a karşı ''sultanlık'' ve ''padişahlık'' gibi benzetmeler yaptığını ifade eden Çelik, şöyle konuştu:

''Düne kadar bu ülkede ''Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, ama millet ancak bizim istediğimiz gibi düşünürse, ancak bizim istediğimiz gibi davranırsa, egemenliği CHP eliyle kullanırsa iradesini doğru kullanır' anlayışına sahip olan sizler değil misiniz? Siz kime demokrasi dersi veriyorsunuz. Siz demokrasiye karşı işlenen her suçun arkasında değil misiniz? Demokrasiye karşı işlenen her suça siyasi ve ideolojik olarak yardım ve yataklık yapan CHP değil midir? Bu ülkede, 1960 darbesi başta olmak üzere demokrasiye karşı, milli iradeye karşı ne zaman bir suç işlenmişse buna yardım ve yataklık yapan odak CHP'dir.''

"STATÜKONUN TARİKATI"
Çelik, CHP'nin son günlerde kendilerine yönelik çeşitli suçlamaları olduğunu belirterek, ''Şimdi tutuyor bir de bizi birtakım dinci terör örgütleri ile birlikte göstermeye çalışıyor'' diye konuştu.

Çelik, şunları söyledi:

''Bizim o işlerde bezimiz tarağımız olmaz. Ama CHP artık bir tarikata dönüşmüştür. Statükonun tarikatıdır. Bir genel başkan düşünün ki tek mesaisi var, sabahtan akşama kadar kendi genel başkan yardımcılarını yalanlamakla geçiyor. Ama tartışma nerede biliyor musunuz? Statükonun şu tarikatını mı takip edelim, statükonun bu tarikatını mı takip edelim diye bir tartışma yürütüyorlar. Statükoyu korumaktan, Türkiye'yi geriye götürmekten başka hiçbir işlevi kalmamıştır. Şimdi en son ne yaptılar; Yargı düzenlemelerine karşı vatandaş sokağa dökülmeliymiş. Tabi sizin arkanızdan yürüyecek vatandaş bulursanız sokağa dökersiniz.

Ama şunu da unutmamak lazım. Bugün dünyadaki isyanların da bir şerefi var. Demokrasi diyorlar, ekmek diyorlar, başka şeyler söylüyorlar. Zaten vatandaş demokrasi diyerek, ekmek diyerek, emek diyerek, hak diyerek, hukuk diyerek AK Parti'yi getirdi. Dolayısıyla sizi getirmemek için AK Parti'yi getirdi. Vatandaş zaten işini görmüş durumda.

Türkiye'de vatandaş ne zaman sokağa dökülür. Siz bir gün Allah korusun iktidar olursanız sokağa dökülür. Yoksa vatandaşın sokağa dökülmesi gibi bir şey söz konusu değil.''

-''ÇEKİÇLE PİYONA ÇALMAYA ÇALIŞIYORLAR''-
Başka bir partinin de demokrasiden bahsedip ''Kürt sorunu çözülsün'' söylemi ile gündem oluşturmaya çalıştığını ifade eden Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Kürt sorunu çözülsün dediğinde ne zaman adım atsan senin karşına başka, o sorunla alakası olmayan yeni bir gündem maddesi çıkartıyor. En son Diyarbakır'da 'Demokratik Toplum Kongresi' diye bir şey topladılar. Orada özerklik, resmi iki dil diye bir şeyden bahsettiler. Daha sonra BDP'nin genel başkanı 'biz öyle bir şey demedik' dedi. Halbuki okuma yazması olan birisi bilir ki, Demokratik Toplum Kongresi'ne gelen metin resmi iki dilden bahsediyor. Ve siz çıktınız 'bu Demokratik Toplum Kongresi'nin arkasındayız' dediniz. Ondan sonra işin ne kadar vahim bir yere gittiği anlaşılınca, tuttunuz 'Bizim parti programımızda çok dilli hayat var, ama resmi iki dil yok'.

Bakın arkadaşlar demokrasi, demokratik yöntemleri kullanarak demokrasiyi sabote etme mekanizması değildir. BDP'nin, MHP'nin ve CHP'nin yapmaya çalıştığı şey şudur. Bunlar çekiçle piyano çalmaya çalışıyorlar. Demokrasi bir piyano eseri ise bunu çalman için senin bir piyanist yeteneğine sahip olman gerekir. Çekiçle piyano çalınmaz. Demokrasi diyerek demokrasi gelmez.''

''Birisi tutmuş gece gündüz milliyetçilikten bahsediyor, ama bu milletsiz bir milliyetçiliktir'' diye konuşan Çelik, şunları kaydetti:

''Sürekli olarak milleti korkutuyor. 'Bölüneceğiz, parçalanacağız, işler kötüye gidecek'. Kendi korkularını milletin korkusu haline getirmeye çalışıyorlar. Gerçekten milliyetçi olan AK Parti'dir çünkü AK Parti millete özgüven veriyor, milletin büyüklüğünü hatırlatıyor. Bir diğeri Kürtsüz Kürtçülük yapıyor. Ne yapıyor? Kürt vatandaşlarımızın meşru birtakım hakları demokratik perspektif içerisinde çözülür. Hükümetin buna iradesi vardır. Ama bunlar ne zamanki Kürt vatandaşlarımızın kimlik talepleri, dil talepleri meşru demokratik mekanizmalar içerisinde çözülecek hemen bir başka odağın telkini ile bunu sabote etmeye çalışıyorlar. Esas düşündükleri şey, esasında Kürt vatandaşlarımızın ne halde olduğu, onların ileri demokrasi standartlarına kavuşup kavuşması gerektiği değil.''

-''ATATÜRK MİRASINI SİYASİ PARTİLERE BIRAKMIŞTIR''-
CHP'nin, ''sosyal demokratım'' dediğini ama ne sosyal ne de demokrat olduğunu öne süren Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

''Sürekli olarak kullandıkları bir şey 'Atatürk'ün kurduğu partiyiz.' Bakın Atatürk'ün kurduğu partiyle bir alakanız yok. Bakın o mirasla da, İş Bankasının hisselerine sahip olmaktan başka hiçbir bağlantınız kalmadı. Atatürk'ün siyasi partiler eliyle Cumhuriyeti sürdürme isteği, kendisi yaşarken çok partili hayata geçme arzusu, şunu gösteriyor. Atatürk mirasını siyasi partilere bırakmıştır. Kendi hayatında da çok partili hayata geçmek istemiştir. Bir babadan oğla bırakmamıştır. Bir oligarşiye bırakmamıştır. Bir kasta bırakmamıştır.

Dolayısıyla meşru siyasi partiler sistemi içerisinde herkes o mirasın sahibidir. Bugün o mirasa en uzak olan CHP'dir. Çünkü Türkiye'de laikliğe karşı odak olmaktan çok bahsedilir. Bununla ilgi partiler kapatılır. Bölücülükle ilgili partiler kapatılır. Fakat demokrasi de anayasanın değiştirilemez maddeleri arasındadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin değiştirilemez vasıfları sayılırken demokrasiden de bahsedilir. CHP özellikle 1960 ihtilalinden bugüne kadar demokrasiye karşı sürekli olarak odak olan bir partidir.

Yani mesela sadece laikliğe karşı odak tartışması yaparak demokrasiye karşı odak olma durumunu örtmekten ibarettir. Türkiye'de AK Parti'nin laiklikle bir sorunu yok. Anayasanın değiştirilemez maddesidir, ama CHP'nin Anayasa'nın değiştirilemez maddesi olan demokrasiyle genetik bir çatışması var. Bir doku ve genetik uyuşmazlığı var.

Çıkıp 'vatandaşlara sokağa dökülün' demek, onu imzalayan 10-11 milletvekili var. Hadi buyurun önden siz yürüyün deseniz 10-11'i bir araya gelemez. Arkalarında yürüyecek bir vatandaş da bulamazlar, arkalarından yürüyecek halk da bulamazlar. Bu statükonun tarikatları, bu demokrasi karşıtı her türlü teşebbüse yardım ve yataklık edenler, bunların milletin gelecek ufkunda hiçbir yeri yoktur.''

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com