CHP'de Taciz Zirvesi!

CHP'de Taciz Zirvesi!
Odatv muhabiri İklim Bayraktar'ın taciz iddialarıyla sarsılan CHP, teşkilatı Ankara'da topluyor. İki gün sürecek toplantıya tüm teşkilat davet edildi.

CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal'ın kendisini taciz ettiğini iddia eden İklim Bayraktar, partiyi karıştırdı. CHP'nin bir komployla karşı karşıya kaldığını savunan parti kurmayları bir yandan da krizi en az hasarla atlatmanın yolunu arıyor. İddialarla zor durumda kalan CHP, Ankara'da iki gün sürecek zirve düzenleyecek.

Son günlerde peş peşe gelen taciz iddiaları ile zor durumda kalan CHP, önümüzdeki çarşamba günü Ankara'da yapılacak iki gün sürecek toplantıyı bugün ve yarın düzenlemeye karar verdi.

5 gün öne çekilen toplantıda seçim hazırlıklarının değerlendirileceği ve Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun da toplantının ikinci günü seçim startını vereceği öğrenildi. Ancak, sözü edilen iki günlük toplantının planlanandan daha erkene alındığı öğrenildi. Toplantının erkene alınmasında ise son günlerde yaşanan taciz iddialarının etkili olduğu belirtildi.

NE OLDUĞUNU ÖĞRENMEK İSTİYORUZ

İki gün sürecek toplantıya il teşkilatı, milletvekilleri, MYK ve PM üyeleri davet edildiği ve gündeminde seçimlere yönelik hazırlıklar olduğunu öğrenildi. İsmini açıklamayan bir CHP PM Üyesi, "Basına kapalı gerçekleşecek bu toplantıda son günlerde yaşanan gelişmelerin mutlaka konuşulacağını düşünuyorum. Hatta konuşulması gerekiyor. Çünkü, hiç kimse ne olduğunu tam olarak bilmiyor ve biz parti yöneticisi olarak bu konuda gelen sorulara cevap veremediğimiz için zorda kalıyoruz" dedi. Bir PM üyesi ise aniden gerçekleşen bu toplantıya bir isim verdi; "İklim Zirvesi".

BİLGİSİ OLAN AÇIKLASIN

Odatv Ankara muhabiri İklim Bayraktar'ın Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşme konusunda bilgisi olmadığını daha önce de açıkladığını söyleyen Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ise CHP'ye komplo kurulduğunu ve olayın mağdurunun CHP olduğunu söyledi. Tekin, kimin elinde ne bilgi varsa açıklaması gerektiğini belirtti.

'CİDDİYE ALMADIĞI İÇİN ARAMADI'

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de Odatv çalışanı İklim Bayraktar üzerinden yürüyen tartışmanın tarafı olmadıklarını belirterek, AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın 'tartışmada bahsi geçen AKP yöneticisi' konusunda savcıya çağrı yapması gerektiğini kaydetti. Soruları da yanıtlayan Hamzaçebi, Baykal'ın 'Bayraktar ile görüşmesi hakkında bilgi vermediği gerekçesiyle Kılıçdaroğlu'na sitem ettiğinin' belirtilmesi üzerine, 'CHP, bir senaryonun merkezine konulmak isteniyor. CHP, yıpratılmak isteniyor. 'Biz bu olayın tarafı değiliz' derken, bu olayda iddia sahibi bir parti değiliz. Sayın Baykal'ın hassasiyetini anlıyorum, saygıyla karşılıyorum ancak Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Baykal'ı aramış olsaydı, olaya önem vermiş gibi bir algılamaya yol açabilirdi. Böylesine hassas bir konudur. Oysa Sayın Kılıçdaroğlu, olayı ciddiye almamıştır. Telefon etmek 'olayı ciddiye almak' demektir. Ciddiye almadığı için Sayın Baykal'ı aramamıştır. Olayda, Baykal'ı yıpratma gayreti de vardır' karşılığını verdi.

'KAMU KAYNAKLI KOMPLO'

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart ise 'ortada kamu kaynaklı komplolar' olduğunu iddia ederek, 'AKP bu komploların üstüne gidilmesini istiyorsa devletin ilgili mekanizmalarını çalıştırması gerekir' dedi. Bu süreçte AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu suçladığını ifade eden Kart, 'Gereken, devletin ilgili mekanizmalarının çalıştırılmasını sağlamaktır' diye konşutu

Odatv: Bayraktar uçmuş

Odatv, İklim Bayraktar'ın taciz iddiaları nedeniyle bir açıklama yaptı. Bayraktar'ın açıklamalarıyla "Kamuoyunda dalga dalga yayılanların" tam anlamıyla "aptallıklar felaketi" olduğu belirtilen açıklamada şu görüşlere yer verildi: "Ankara ODATV'de gönüllü çalışmaya başlayan Bayraktar'a hiç kimse parti liderleri ve toplumun çok önündeki siyasi simalarıyla 'git röportaj yap' gibi bir şey demedi. Aksine 'düzgün bir muhabir, bir iki yıl sakin, basit, sıradan haberler yapıp kendini geliştirmeli. Uçmayın, kaçmayın sakin olun, meslekte yavaş yavaş ilerleyin' tembihi yapıldı. Ancak arkadaşımız kendine büyük roller biçmiş ve uçmuş...'

Ustaca düşünülmüş kurtarma operasyonu

CHP lideri sıfatıyla Kılıçdaroğlu, parti yöneticisi Gürsel Tekin'in pozisyonu İklim Bayraktar kadar önemli. Ancak CHP'yi, Kılıçdaroğlu'nu ve Odatv ekibini kurtarma adına tüm fatura bir kadına kesilmeye çalışılıyor

Baştan söyleyeyim, İklim'ci oldum. İklim Bayraktar'cı. Daha açık ifadeyle yazayım, taciz iddialarıyla gündemde olan kadından söz ediyorum. Kadın denilince ayağa fırlayan, feminist yazarlarımız ne hikmetse söz konusu CHP ya da Ergenekon olunca sus pus kesiliyor. Benim İklim'ci olmam ise isyanımdan kaynaklanıyor.

İklim Bayraktar'ın görüşüp, çalışmak için yardım istediği hatta bu iş için Odatv ile ilgili bir takım bilgileri aktarmayı teklif ettiği söylenen, iktidara yakın gazetenin Ankara Temsilcisi de ben değilim. Ayrıca işin başından beri İklim Bayraktar'ın gazeteciliğini sorgulayan birisiyim. Baykal'ın, "Bir proje yapılmış, bir komplo kurulmuş" sözlerini ilk duyuranlardandım. Baykal'ın bu işin mağduru olduğunu yazmaktan zerre kadar tereddüt etmedim. Odatv Koordinatörü Doğan Yurdakul'un, "Artık gazeteciliğin dışında başka şeyleri rica ediyoruz ama kusura bakma" demesi sanıyorum birçok şeyi anlatıyor. Ayrıca Kaleli'nin tarzının, kurduğu ilişkilerin gazetecilikle ilgisi olmadığını düşünüyorum.

KILIÇDAROĞLU'NUN ROLÜ

Ancak insaf edin. Burada tek suçlu bu kadın mı? Baykal'la ilgili taciz iddialarını kendisine aktarıp, kayıt cihazı istediğinde, "Dur orada. Bu kişi CHP'nin bir önceki genel başkanı. Ben onun koltuğunda oturuyorum" diyemeyen, aksine, "Bizi bulaştırma ama sen ne yaparsan yap" diye yol gösteren Kılıçdaroğlu'nun bir suçu yok mu? Baykal'ı arayıp,"Size böyle bir komplo kurmak istiyorlar. Dikkatli olalım" demesi yakışmaz mı mıydı? Peki Gürsel Tekin'e ne demeli? CHP Genel Başkanı sıfatıyla Kılıçdaroğlu ve parti yöneticisi Gürsel Tekin'in pozisyonu İklim Bayraktar kadar önemli. Ancak CHP'yi, Kılıçdaroğlu'nu ve Odatv ekibini kurtarma adına tüm fatura bir kadına kesilmeye çalışılıyor. Ustaca bir kurtarma operasyonu yürütülüyor. Ancak Kılıçdaroğlu'nun rolünü örtmeye kimsenin gücü yetmeyecek.

'HUKUKA SAYGILI DAVRANMAYA ÇALIŞIYORUM'

İsterseniz İklim Kaleli ile yaptığımız konuşmaya kulak verin.

Selvi -Bu işin tek sorumlusu olarak siz gösteriliyorsunuz. Size de bir cevap hakkı doğduğunu düşündüm.

Kaleli -Siz bu olaylara baktığınızda gerçekten de bütün bu işlerin sorumlusu olarak beni görebiliyor musunuz?

Selvi -Ben bir gazeteci olarak bu konuda yorum yapmayayım. Doğru olmaz.

Kaleli -Yani şöyle demek istiyorum; dışardan bakıldığında gerçekten de öyle mi görünüyor?

Selvi -Öyle olmaz tabii, muhatapları vardır bunun.

Kaleli -Ben de onu diyorum. Bu kadar büyük büyük insanlar bu kadar hatalar yaparken, ben hiçbir şey yapmadım, şaştım. Ben sineye çektim. Her şey telefon kayıtlarıyla ortaya çıktı. Bu telefon kayıtları ortaya çıktığında, bu insanlar ne yapacaklar doğrusu merak ediyorum. Ben hukuka saygılı davranmaya çalışıyorum.

'BEN BU İŞİN HİÇBİR YERİNDE YOKUM'

Selvi -En iyisi hukuka güvenmek.

Kaleli -Evet evet ben de öyle yapıyorum. Bakın büyük balık lafına çok takıldılar. Bunu bana savcı sordu ve bunun cevabını verdim. Yani ben bu işin, bu getirilen manasında hiçbir yerinde yokum.

Selvi -CHP'ye sizi kim yönlendirdi?

Kaleli -Taciz olayı olunca eşime anlattım. CHP'ye git yaşadıklarını en yükseğine anlat dedi. Gürsel Tekin'e anlattım. Kemal Bey'e o anlatmış herhalde. Ben Kılıçdaroğlu'na Baykal'ın taciz olayından sonra gitmedim. Tam 1.5 ay sonra gittim. Bir haber için gitmiştim. Böyle böyle bir olay mı oldu dedi. Ben de başımı eğip, onayladım. Böyle oldu. Kemal bey bana anlattı.

Gazetecinin 'mesleki' istekleri

Ergenekon'un son dalgasında gazetecilerin gözaltına alınması, 'muhalif gazeteciler gözaltına alınıyor' ve 'basın özgürlüğüne darbe vuruluyor' gerekçesiyle protesto edildi. Bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı tutuklanan gazetecilerin telefon görüşmeleriyle ortaya çıktı.

22 Şubat'ta saat 10.05'te Odatv muhabiri İklim Kaleli ile Odatv Genel Koordinatörü Doğan Yurdakul arasında geçen telefon görüşmesinde, Kaleli'ye, "Sen Hüsamettin Cindoruk'u tanıyormuşsun galiba değil mi? Benim tarafımdan bir destek vermesini söyleyebilir misin? Ya hem siyasi yani basın özgürlüğü bunun şey olduğunu açıklama yapsın. Yani bu saldırıyı tersine çevirmeye çalışıyoruz" diyor.

ÜZERİME DÜŞENİ YAPARIM

Telefon konuşmasında, Yurdakul'un "O da önemli bir isim" dediği Cindoruk'un açıklama yapması için İklim Kaleli'den ricasına Kaleli şöyle cevap veriyor: "Şimdi arıyorum ve aynen iletiyorum. Onun söylediğine göre sana geri dönüyorum." Yurdakul'un bu cevap üzerine sözleri gazeteciliğin de boyutlarını ortaya koyuyor: "Artık gazeteciliğin dışında başka şeyler rica ediyoruz ama kusura bakma." Kaleli ise şöyle diyor: "Ne demek abi. Tamam ben şimdi üstüme düşeni yaparım sen merak etme."

DOĞRU BİRŞEY YAPMAK LAZIM

Yurdakul'la yaptığı görüşmeden 5 dakika sonra Kaleli (Bayraktar) 10:10'da DP eski Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk'u arıyor. Kaleli'nin, "...Doğan abi de dedi işte bize hani bir yazı yazabilir mi bu işi hukuki olarak destek olduğunu gösteren..." sözleri üzerine Cindoruk şunları söylüyor: "Tabi elimde... bir şey yazarsak doğru bir şey yazmak lazım. Size de faydalı olsun."

CHP liderinden 'herkes istediğini giyer' çıkışı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Ankara İl Başkanlığı'nın düzenlediği Aile Sigortası projesi tanıtım toplantısında yeni bir açılım yaptı.

Daha önce 'genel af, başörtüsü' konularında yaptığı çıkışlardan geri adım atan Kılıçdaroğlu, dün Anakara'da düzenlenen etkinlikte kadınlara seslenirken, 'Biz halkın partisi olma kararındayız. Derdinizi sonuna kadar dinleyeceğiz, ona çözüm üretmeye çalışacağız. Hedefimiz bu. Eğer yoksulluk bitsin diyorsanız, bize destek verin' dedi. Bir yılda artan yoksul sayısının 818 bin kişi olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, siyasetin gündeminin bu olması gerektiğini söyleyerek, 'Ben söz veriyorum size, bütün siyasi hayatım boyunca sadece ve sadece sizin çıkarlarınız için mücadele edeceğim ve etmekte de kararlıyım. Sizi bölüyorlar. Bölenler erkekler, onu da söyleyeyim. 'Efendim şu bayan başörtülü, efendim bu türbanlı, bunun başı açık, yok bu mantolu, yok bu çarşaflı' sana ne kardeşim, herkes istediği gibi giyinir. Bakın burada da ne kadar güzel bir tablo var. Birbirimize bir şey mi diyoruz? Bizim derdimiz nedir? Derdimiz yoksulluk bizim. Derdimiz nedir? Benim çocuğum okula gitsin. Derdimiz nedir? Benim çocuğum yatağa aç girmesin. Derdimiz nedir? Siyaset temiz olsun. Derdimiz bu. Başka işlerle uğraşıyoruz. O yüzden tuzağa düşmeyeceğiz' diye seslendi.

Öte yandan, seçim programındaki yoğunluk nedeniyle Kılıçdaroğlu'nun koruma polisi sayısı 4'ten 8'e çıkarıldı.

 

Yeni Şafak



 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com