ÇOK ŞÜKÜR IMF BORCUMUZ BİTİYOR

ÇOK ŞÜKÜR IMF BORCUMUZ BİTİYOR
10 yıllık AKP iktidarı döneminde 80 yıllık Cumhuriyet tarihindeki borçlanmadan daha fazla bir borçlanma yapılmıştır.

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM
Çok lüks yaşantısı olan bir ailenin reisi akşam eve gelince kapıyı açan karısına “Hanım gözün aydın. Bakkalın borcunu ödedim .” der. Kadın “ Hele şükür hiç borcumuz kalmadı değil mi?” diye sorar ama erkek sesini çıkarmaz.
 
Aradan 3 gün geçer. Adam eve geldiğinde karısını düşünceli görür ve sorar : . “Hayrola hanım bir şey mi oldu? “ der. Kadın “ Vallahi anlamadım bey. Bugün eve bir adam geldi. Geciken iki aylık kirayı yarın akşama kadar ödememizi istedi ve gitti Ne oluyor?  Kendi evimiz için  kira mı istiyorlar ?” deyince adam gayet sakin  “Hanım hele bir dur , soluklanayım. Her şeyi  anlatacağım...” der ve başlar anlatmaya: “Biliyorsun yıllardan beri ailece çok lüks içinde yaşıyoruz. Bu arada hazır paramız bitince sizleri yaşadığınız hayattan mahrum etmek istemedim. Onun için oturduğumuz daireyi sattım. Biriken borçlarımı kapattım. Ama  siz anlamayın diye alıcıyla  5 yıllık bir kira sözleşmesi yaptım. Senin anlayacağın şu anda evde kiracıyız…“ deyince kadın baygınlık geçirir ve “Ne yaptın bey ? İki yıldır yazlığa da gitmiyoruz. Ben yorulmayayım diye bizleri tatil için başka yerlere götürüyorsun. Yoksa...” der demez adam karısının sözünü keser “Evet dairenin parası bitince 2 yıl önce de yazlığı sattım. Bugünlere kadar ancak dayanabildik. Son olarak bakkalın biriken borcunu da ödedim ama 2 aydır kirayı ödeyemiyorum.“ deyince kadın düşer bayılır…
 
Şimdi  “Bu hikayenin IMF borcumuz ile ne ilgisi var? “ diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Öyle bir ilgisi var ki okuyunca hak vereceksiniz.
 
Dün Başbakan bir toplantıda iki elinin avuçlarını birleştirip ovuşturdu ve yüzüne son zamanlarda alışık olmadığımız bir gülümseme (eskiden bu duruma beşuş bir çehre denilirdi ) takındı ve “Allaha şükür IMF borcunu kapattık. Artık IMF ile ilişkimiz kalmadı  “ müjdesini verdi. Hazır kıta yine salonu alkış sesleriyle inletti.
 
Başbakan doğru söylüyordu. 2002 de göreve geldiklerinde ülkenin IMF‘e 28 milyar dolar borcu vardı. Bu borcun son taksiti 14 Mayıs 2013 de ödenince borç bitiyordu.
 
Başbakan işbaşına geldiğinden bu yana IMF borcunun vadesi gelen taksitlerinin   ödendiğinde kürsülere çıkıp  IMF borcunun azaldığını hep övünç vesilesi yaptı.İyi güzel de ülkenin yalnız IMF ‘e mi borcu vardı? Elbette başka borçları da vardı. Peki Başbakan bunları niye söylemiyordu. Sorduğunuz şeye bak . Adam politikacı işine geleni söyler. Gelmeyeni de söylemez. Bakalım gerçekler ne imiş ? Çok fazla detaya girmeden açıklamaya gayret edeceğim.
 
AKP ‘nin iktidara geldiği 2002 yılı sonunda Kamunun dış borcu 129,6 milyar dolardı. 2012 sonu itibariyle bu borç 336,9 milyar dolar oldu. Yine Kamunun iç borcu 155,2 milyar TL idi. 2012 sonunda iç borç stoku 408.3 milyar TL oldu. ( Her iki rakam da TL ‘nin 6 sıfır atılmasından sonraki değerlerdir ) 
 
Böylece 10 yıllık AKP iktidarı döneminde 80  yıllık Cumhuriyet tarihindeki borçlanmadan daha fazla bir borçlanma yapılmıştır. 
 
Yine 2002 yılında Özel Sektörün dış borcu 43,1 milyar dolar iken, 2012 yılı sonunda bu borç 226  milyar dolara yükselmiştir.
 
Şimdi ülkede oynanan oyuna değineceğim. AKP  iktidarı bu dönemde  dış borçlanmadan daha çok Hazine Bonosu  ihraç etmek suretiyle iç borçlanmayı tercih etti.. Döviz kurlarında da  sıcak parayı teşvik eden bir politika izlenince büyük çoğunluğu bankalar olmak üzere özel sektörün dış borcu  % 425 arttı .( 2.11.2012 de   1 dolar 1,67 TL iken , 31.12.2012 de 1 dolar 1.77 TL olmuştur.Artış sadece % 10,6 dır. Bu arada 2002 Aralık ayı ile 2012 Aralık ayı arasında TÜFE endeksinin kümülatif olarak % 142,3 arttığı belirtmeliyim. Bu arada Amerika’da son on yılda yıllık enflasyon artış oranının ortalama   %1,26 olduğunu da hatırlatırsak ekonomiden biraz anlayanlar rakamlar  arasındaki orantısızlığı derhal  göreceklerdir. )
 
Peki çoğunluğu bankalar tarafından alınan bu krediler ne oldu?  Öncelikle önemli ölçüde Hazine Bonosu satın alındı.  Sokak ortalarında işportada haşlanmış mısır satar gibi gelene geçene kredi kartları dağıtıldı. Bu arada taksitlendirildiği zaman Dolmabahçe Sarayını bile alacak kadar bilinçsiz insanımız yine bir kredi kart borcunun bataklığına girdi. Kredi kartı borçlarında uygulanan, görünüşte borçlunun lehine gibi görünen asgari tutar ödemelerinde, tahakkuk ettirilen aylık %2,5-3 arasındaki faiz ülkemizde şu anda  uygulanan en yüksek faizdir. (Genelde faizlerin düşmesi ile günümüzde bu düzeye inmiştir. Örneğin çok uzağa gitmeden 2010 yılında bu faizin ortalama % 4 civarında olduğunu hatırlatmalıyım) Asgari ödeme yolu ile borcunuzu kapatmanız mümkün değildir. Bankayı beslersiniz.
 
Bir anımı anlatmak istiyorum. Geçen yıl kredi kartını kullandığım bir bankanın müdürünü ziyaretim sırasında sohbet ederken kendisine iyi bir müşteri olduğumu kanıtlamak amacı ile yıllarca tüm ödemelerimi gününde yaptığımı söyleyince ” Kusura bakmayın siz iyi bir müşteri değilsiniz. Sizin harcamanızdan dolayı şayet satıcıya erken ödeme yaparsak kendisinden cüz’i bir komisyon alıyoruz. Birçoğu parayı müşterinin ödemesinden sonra çekiyor. O zaman biz sadece aracılık etmiş oluyoruz. Bizim için değerli müşteri daima asgari ödeme yapan müşteridir .” dedi. Bu sözler banka açısından borcunu zamanında ödemeyen müşterinin ödeyenden daha değerli müşteri olduğu gibi paradoksal ve bir o kadar da acı bir gerçeği yansıtıyordu.
 
Bu arada kredi kartı borçlarına da bir göz atalım. 2002 yılında 4,1 milyar TL olan kredi kartı borçları 2012 yılı sonunda 68,8 milyar TL olmuştur.
 
Yine bankaların devamlı reklamını yaptıkları İhtiyaç ve Tüketici Kredilerine de yurdum insanının sazan gibi atlaması sonucu 2002 yılı sonunda 2,2 milyar TL olan tüketici kredileri, 2012 yılı sonunda 185,9  milyar TL ‘ye ulaşmıştır.
 
Daha yalın bir deyişle bugün kamunun büyük çoğunluğu bankalara ve küçük bir kısmı da hazine bonosu alan vatandaşlara 408,3 milyar TL. ,vatandaşların da bankalara kredi kartları, ile ihtiyaç ve tüketici kredisi olarak toplam borcu 2002 yılında 6,3 milyar TL iken bu rakam 2012 yılı sonunda 254,7 milyar TL’ye yükselmiştir.
 
Şimdi herhalde başlangıçta neden sanal bir hikaye anlatmamın nedeni anlaşılmıştır.
 
Bu arada AKP ‘döneminde Devlet ve Halk borç batağına saplanırken  bankaların  fahiş karlı bilançolar açıklamasının nedeni de ortaya çıkmış bulunmaktadır.
 
Aktif iş hayatında iken bankacı dostlarıma “ Bankaların yüksek karlı bilançolar açıklaması kanımca övünülecek bir durum değildir. Bu  müşterilerden  çok alınıp az verildiği gerçeğinin itirafıdır . “  dediğimde birçoğu bana kızar ya da gönül koyardı.
 
Bir ülkenin ekonomik durumu ile ilgili olarak Ekonomik Büyüme, Enflasyon ( Maliyet Enflasyonu , Talep Enflasyonu ),Stagflasyon ,Deflasyon ,İhracat , İthalat , Dış Ticaret Açığı  , Cari Açık ,Gayri Safi Milli Hasıla , Fert Başına Düşen Milli Gelir , Paranın Satın Alma Gücü ,Döviz Kurları  v.s. gibi rakamlar şüphesiz çok önemlidir. Ama kanımca sosyal sonuçları açısından  en önemli rakam İşsizlik Oranıdır.. TÜİK işsizlik oranlarını açıklarken işsiz olduğu halde iş aramayanları hesaba katmadığı için düşük işsizlik  oranları vermektedir. 2012 sonu itibariyle bu gerçek göz önüne alınarak deflate edilmiş gerçek işsizlik oranının % 16,5 olduğunu da unutmamız gerekiyor.
 
SANSURSUZHABER.COM

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com