Davutoğlu, Hakan Fidan'ın Skandal Sözlerini Açıklayamadı!

Davutoğlu, Hakan Fidan'ın Skandal Sözlerini Açıklayamadı!
Davutoğlu Suriye'yle ilgili ses kayıtlarıyla ilgili konuştu. Hakan Fidan'ın Süleyman Şah Türbesi için "Gerekirse oraya da bir saldırı düzenleriz" ve "Suriye'ye 4 adam gönderirim, Türkiye'ye 8 füze attırırım" gibi sözlerini açıklayamadı.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Dışişleri’nde yapılan Suriye güvenlik toplantısında savaş çıkarılmaya çalışıldığı iddialarına yanıt verdi.

24 TV'de Açık Görüş programında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Başbakan’ın muhtemel cumhurbaşkanlığı adaylığı, yurt dışındaki Türk okullarının kapatılacağı iddiaları ve Suriye güvenlik toplantısında savaş çıkarılacaktı iddialarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Davutoğlu, "Türkiye'yi savaşa sokmaya çalışıyorlar" iddialarına yanıt verdi.

“Orası Türkiye Cumhuriyeti Devleti toprağıdır. O toprağa dönük bir saldırı olma ihtimali söz konusu, biz o saldırıya nasıl mukabelede bulunuruz diye konuşuyoruz. Nasıl saldıralım diye konuşmuyoruz ki” diyen Davutoğlu MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Süleyman Şah Türbesi için "Gerekirse oraya da bir saldırı düzenleriz" sözlerine ise yanıt veremeyerek şunları söyledi:

“Yani Türkiye savaş çıkarmak istese, Allah aşkına uçağımız düştüğünde, Akçakale’ye top mermileri düştüğünde çıkarmaz mıydık? Biz şu ana kadar ‘Türkiye'yi savaş dışında nasıl tutarız?’ diye çaba gösterdik.”

“ORTAYA ÇIKARILACAK”

Davutoğlu, Suriye toplantısının dinleme kayıtlarının sızdırılmasının ardından başlayan soruşturmanın da titizlikle yürütüldüğünü söyledi.

“Soğukkanlı bir şekilde araştırıyoruz. Herhangi bir tarzda aceleci açıklama yapmaktan da kaçınıyoruz” diyen Davutoğlu, “Bu öyle veya böyle ortaya çıkartılacak. MİT müsteşarımız, emniyetimiz, bütün güvenlik birimlerimiz çok titiz bir çalışma yürütüyor. Belli aralıklarda bize bilgi veriyorlar. Sabırla netice alana kadar bunu yürüteceğiz. Bu herhangi bir dinleme değil. Orada bir de tahrip var. Yani hem dinleme hem sonra da montaj var” dedi.

KILIÇDAROĞLU’NA SORU

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na da seslenen Davutoğlu, ses kaydını daha önce dinleyip dinlemediği yönündeki sorusunu da yineledi.

Yalnız dikkat çekici şey, bir konuda Kılıçdaroğlu’nun hala cevap vermemiş olması. İki gün önce Kılıçdaroğlu ‘Genekurmay’ı uyarıyorum...” şeklinde bir takım imalarda bulundu. Acaba bu kayıtları önce ona mı dinletildi? Hala cevap alamadık.

TÜRK OKULLARININ KAPATILMASI

Davutoğlu, yurt dışındaki Türk okullarının kapatılması yönünde talimat verildiğine dair iddialara ise sert çıktı.

O okulların her bir taşında bizim emeğimiz var. Her birini gittim ziyaret ettim. Her biri için gittim izin istedim. Bir anda siz masum Türk okullarını kapatma talimatını vermekle suçlanıyorsunuz. Olmayan bir talimat ayrıca. Hayır, kapatmak diye bir talimat yok.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olması durumunda Başbakanlık koltuğuna kimin oturacağıyla ilgili olarak kendisinin de isminin geçmesinin hatırlatılması üzerine "Biz bütün hayatı, sadece siyaseti değil, ben ilmi hayat içindeyken de belli ilkeler etrafında yaşadım. Bir erdem felsefesi, bir hikmet düşüncesi üzerinde hayatımızı idame ettirmeye çalışan insanlarız. Dolayısıyla bunların hiçbirisi bizim için nihai hedef niteliği taşıyamaz" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, şöyle devam etti: "Büyük mevkiler ve makamlar göreceğimizi hiçbir zaman düşünmedik. O mesleği yaşayanlar, psikolojilerini bilenler bilirler. Yani 70'li nesli söylüyorum. Fedakarlık yapmaya hazırdık ama herhangi bir şeyin peşinde değildik. Şu anda da aynı psikoloji içindeyiz. Fedakarlık gerekiyorsa o fedakarlığı üslenmeye hazırız. Neyse bu fedakarlık. Bugün itibarıyla söylüyorum. Birileri sürekli hedef tahtasına koydukları için söylüyorum. Hiç önemli değil. Ama birileri de gelip şu veya bu mevki için adınızı geçirirse, o denklemin içinde olan bir husus değil. Biz bu mevkiler için bu yola çıkmamışsak, böyle bir soruya, tekrar tekrar gündeme gelmesini doğrusu ben zül addederim. Birçok kere söyledim. Böyle bir saikle düşünmeyi, böyle bir saikle plan yapmayı, böyle bir saikle söylem geliştirmeyi zül addederim. Ama bu süreç içinde en doğru kararlar istişarelerle, konuşmalarla ve oluşan ortak akılla verilir. Hepimiz elimizden gelen katkıyı yaparız. Hangi vasıfta ve hangi kimlikte olursak olalım. Zaten sınav da orada. Düşmanla sınav çok kolaydır. Bir sürü dış politika müzakeresinden geçiyoruz. Karşınızdaki rakip belliyse, bazen de temsil ettiğiniz millet adına onur duyarak sert bir şekilde mücadele ediyorsunuz, tartışıyorsunuz, sesinizi yükseltiyorsunuz, bunlar hep oluyor, zor olan ki Hz. Peygamber'in hadisi mucibinde zor olan kendi içinize döndüğünüzde verdiğiniz mücadeledir. Bu kadroların, başta Başbakanımız olmak üzere bu sınavı da en iyi şekilde erdem ve iradeyi birleştirerek aşacağına ben inanıyorum. Onun formülü bir şekilde bulunur. Bu benim şahsımla ilgili bir husus da değil."

SABRIMIZ OLGUNLUĞUMUZDAN...

Neredeyse Başbakanımızı, beni savaş suçlusu gibi Uluslararası Mahkeme’ye götürecek eylemlerin içine girecekler. MİT TIR’larını durdurmaktan tutun da El-Kaide suçlamasıyla hakkımızda yapılan çalışmaları yapacaklar ve bizi bütün dünyada zanlı durumuna düşürecekler.

Ve bu mektuplar meselesi yeni olmuyor. Bu grubun İngilizce yayın organı (Today’s Zaman) son iki yıldır (bakın nelere sabrettik) ve o zaman yetkililerine de söyledim “siz ne yapmak istiyorsunuz?” diye mesaj ilettim. Türkiye’yi sanki El-Kaide’yi destekliyormuş gibi manşetler atmak, İran’la şu hesaplar içindeymiş gibi manşetler atmak, Türkiye’yi şikayet etmek ve karşılığı olmayan şeyler.

Bakınız o kadar acıdır ki bu hukuk açısından da. Yani bazı şeylere sabrediyoruz ama sabrımız yanlış anlaşılmasın. Sabrımız olgunluğumuzdan ve hala bu çevrelerde vicdan sahibi kişilere duyduğumuz saygıdandır.

Bir yazar şu başlıkla yazı aldı: “Davutoğlu Dışişleri Bakanlığı’ndaki seks skandalı için özür dilemelidir.” Bu İngilizce yayınlanıyor ve bu yaklaşık bir sene önce yayınlandı.

EKREM BEY'İ ARADIM

O zaman Ekrem Bey’i aradım. Olay ne biliyor musunuz? Birkaç Dışişleri mensubu mağdur olarak (bu İzmir’deki şehit olayı var ya, eskort kızlar) dinlenmeye çağırıldı. Yani hakkında haksız bir şekilde bir şeyler yazılmış.

Ve onun üzerinden beni İngilizce bir yayında seks skandalı gibi bir lafla irtibatlandırarak özür dilemeye çağıran bir yazı yayınlıyorlar. Bakın bunu şimdiye kadar hiç bahsetmedik. Bu konuyu hiç açmadım.

Aynı yazıda nasıl Clinton Wikileaks dolayısıyla özür diledi Davutoğlu da bu sebeple özür dilemeli. Benim bildiğim bir olay değil. Dışişleri mesuplarımızdan ola ki bir hata yapmış olabilir de (her toplulukta olduğu gibi.) Ayrıca hata yapılmamış. Bu mensuplarımız mağdur olarak mahkemeye çağrılmışlar ve sen bunu seks skandalı gibi son derece ahlaki bakımdan benim adımla konamayacak şeyi yazıyorsun. Ve ben buna sabrediyorum. Bir, iki, üç…(SBK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com