Davutoğlu neden ağladığını anlattı

Davutoğlu neden ağladığını anlattı
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, dün Şifa Hastanesi'ni ziyareti sırasında ağlamasına neden olan görüntüleri ve atmosferi anlattı.

Pakistan'ın başkenti İslamabad'daki D-8 Dışişleri Bakanları Konsey Toplantısı'na katılan Bakan Ahmet Davutoğlu, toplantı sonrasında Türk basın mensuplarının sorularını cevapladı.
 
Bakan Davutoğlu, dün Şifa Hastanesi'nde çekilen "gözü yaşlı" fotoğrafla ilgili soru üzerine şu açıklamada bulundu:

"Ben de o fotoğrafı basında gördüm. Doğrusu o anda o şekilde çekildiğini hissedecek bir ortam değildi. Biliyorsunuz, eşimle birlikte ve diğer bakanlarla birlikte Şifa Hastanesi'ne gitme planımız vardı. Tabi eşim doktor olduğu için, başhekim biraz daha detaylı gezdirdi. Bu arada da bizden çok kısa bir süre önce hastaneye ulaşan maalesef üç cenazeyi gördük. Gerçekten çok ıstırap verici, insanı hüzünlendiren bir tabloydu" dedi.

Davutoğlu konuşmasına şöyle devam etti:

"Bir genç kız, 15-16 yaşlarında, bir yaşlı yaklaşık 75-80 yaşlarında, bir de yine genç bir erkek cesedi, ki kanı hala akıyordu. Bu genç hanım kızın, ki hepimizin o yaşlarda kızı var, babası içeri alındığında tabi çok duygusal bir an yaşandı. Kızına nasıl kapaklandığını gördüğümüz de, çevredekiler de teskin etmek için, Türk Dışişleri Bakanı burada, sizi teselli etmek istiyor dediler ki biraz teskin olabilsin... Dönüp biz de tabi o anda birçok şeyi çok yakından hissediyor. Bunu yaşamayanın hissetmeyeceği duygulardır. Uzaktan yorum yapmak çok kolaydır. Ama o acılı anda, bir babanın hissettikleri, sizin o baba ile kucaklaşırken, iç içe geçtiğinizi hissediyorsunuz. Orada yatan cenazenin, o cansız ve masum bedenin kendi kızınız olabileceğinizi düşünüyorsunuz. Sabahleyin evde bıraktığınız kızınızı öyle bulduğunuzu düşünün. O anda artık bakan olduğunuzu veya rasyonel bir müzakere yürütmekle yükümlü olduğunuzu bir an için unutup veya isteyerek, irade ile unutmak değil ama o psikolojiden çıkıp, bir insan olarak onları yoğun şekilde hissediyorsunuz. Keşke daha fazla teselli edebilseydim o babayı, keşke o gece orada kalıp o aile ile geçirebilseydim.
 
Hiçbir şey bir evlat acısından daha ağır gelemez. Ve orada sadece orada değil daha önce de, bir aileden çok sayıda çocuğun vefat ettiği bir aileyi ziyaret ettik. Orada da aynı ortam vardı. Şimdi bunlar terörist mi? Bunlar, o genç hanım kız, 15-16 yaşındaki hanım kız İsrail'e ne yaptı? Ne tür bir suçla suçlanıyor ki, böyle bir muameleye maruz kalıyorlar. Daha biz oradayken bu saldırıların sürüyor olması, İsrail'in bir pervasızlığının bir göstergesi. Her şeyden önce bizim insani tepkimizi ortaya koymamız lazım. Orada o yoğun insani duyguları yaşadıktan sonra, tabi yine diplomasiyi rasyonel zeminde yaparsınız, ama adalet ve vicdana dayanmayan hiçbir diplomasi kalıcı olamaz. O babanın hissiyatına bir şekilde sahip çıkmayan bir diplomasi de bir anlamda insanlık vicdanı ile bütünleşemez. Yaşadığımız o çerçevede gayet insani, daha sonra ben etrafta bu basında yer aldığını gördüğümde, kamuoyunun buna ilgisini o zaman fark ettim" (CTK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com