Demirel, Karadayı ve Çevik Bir’e suç duyurusu

Demirel, Karadayı ve Çevik Bir’e suç duyurusu
28 Şubat’ın önde gelen isimleri Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, İsmail Hakkı Karadayı ve Çevik Bir hakkında suç duyurusunda bulunuldu.

Sansürsüzhaber/ÖZEL Özgür-Der ve Mazlumder Diyarbakır şubeleri, Cumhuriyet Başsavcılığına yaptıkları suç duyurusunda ‘Hukuka aykırı bir şekilde verileri kayıt altına alma, eğitim hakkını engelleme, haksız olarak yakalama ve tutuklanmalara sebep olacak ortamı hazırlama, Cebir ve tehdit kullanarak hükümetin görevlerini yapmasını engelleme,hükümeti ortadan kaldırmaya çalışma’ gerekçeleriyle İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Bir, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Kuvvet Komutanları ve dönemin bürokratlarının yargılanmalarını istedi.

İşte o belge!

 

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

Gönderilmek Üzere

       DİYARBAKIR CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

 

Suç Duyurusunda Bulunan: 1 -Av. Serdar Bülent YILMAZ TC:
                                 Özgür-Der Diyarbakır Şub. Başkanı / Kooperatif Mah. Dicle Sokak Artukoğlu Apartmanı Kat:2 No:5 Yenişehir / DİYARBAKIR
                                 2- Av. Abdurrahim AY MAZLUMDER Diyarbakır Şub. Başkanı / Ofis 1. Akkoyunlu Sok. Nuryuva Apt. K:1/1 Yenişehir / DİYARBAKIR
              Şüpheliler     : İsmail Hakkı KARADAYI, Çevik BİR, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL, Kuvvet Komutanları, dönemin Bürokratları
              Suç                : Hukuka aykırı bir şekilde kişisel verileri kayıt altına alma, Eğitim hakkını engelleme, haksız olarak yakalama ve tutuklanmalara sebep olacak ortamı hazırlama, Cebir ve tehdit kullanarak hükümetin görevlerini yapmasını engelleme ve hükümeti ortadan kaldırma

Açıklamalar : 1– 28 Şubat darbesi, 8 Temmuz 1996 tarihinde kurulan 54. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, 28 Şubat 1997 tarihli Milli Güvenlik Kurulu toplantısı öncesinde uygulamaya konulan yasa dışı birçok uygulama ve 28 Şubat 1997 tarihli toplantıda alınan kararlar neticesinde 18 Haziran 1997 tarihinde cebir ve baskı kullanılmasıyla istifa ettirilmeye zorlanması ile neticelenen bir süreçtir.

2- Bu postmodern darbe neticesinde binlerce, özellikle başörtülü insanın eğitim hakkı engellenmiş, birçok sivil tolum kuruluşunun mallarına el konulmuş, insanların kılık kıyafetleri, siyasal düşünceleri ve inançları nedeniyle kamu kuruluşlarından atılmasına karar verilmiştir. Yine bu süreçte kopartılan irtica yaygarası ile de yaklaşık olarak 7400 masum insan haksız olarak gözaltına alınmıştır.

Bir defa ordunun siyasete müdahalesi başlı başına bir suçtur. Ordu o dönemde sadece siyasete değil ekonomiden medyaya, eğitimden çalışma hayatına kadar adeta her alana müdahale ederek yeniden dizayn etme yoluna gitmiştir. Tüm bunlar açıkça suçtur.

3- Gelinen süreç içerisinde devletin en üst mercilerinden bu sürece ilişkin olarak yapılan değerlendirmelerde, uygulama darbe olarak nitelendirilmiştir.

Nitekim dönemin tanıkları ve şüphelileri de çeşitli beyanatlarında aynı yönde beyanlarda bulunmuşlardır.

Bahse konu darbe sadece ülke içindeki şüphelilerle gerçekleştirilmemiş, aksine dönemin faillerinin uluslar arası bir takım merkezlerden aldıkları talimatlarla bu darbeyi gerçekleştirdikleri bizzat dönemin adalet bakanınca ifade edilmiştir. Şöyle ki: dönemin Adalet bakanı Şevket Kazan, 28 Şubat'ın dış kaynaklı olduğu yönündeki iddiasını, başka bir iddiayla kuvvetlendiriyor. Kazan, Erbakan'ın başbakanlığındaki hükümetin bitirilmesi için resmi yazıyla talimat verildiği ve bunun ABD'nin Ankara büyükelçiliğine gönderildiğini belirtiyor. Kazan, "Şu anda Erbakan Hoca'nın evinde, kasasında 31 Ekim 1996'da ABD'nin Ankara büyükelçiliğine gelen bir kripto var. O kriptoda açıkça, ABD büyükelçiliğine diğer komşu ülkelerin Amerikan elçiliklerini de haberdar etmek suretiyle Türkiye'de Erbakan hükümetinin düşürülmek üzere elden ne gelirse yapılması gerektiğini belirten bir ihtar var. AB üyesi ülkelere de gitmiş bu kripto. Pentagon'dan gelen bir kripto" diyerek 28 Şubat'a ilginç bir boyut da katıyor

O günlerin şahidi dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan, hükümet güvenoyu aldıktan 20 gün sonra ABD'de bu toplantının yapıldığını dile getirerek şu değerlendirmeyi yapıyor: "Güvenoyundan 20 gün sonra ABD'de Washington Enstitüsü'nde bir panel düzenleniyor. Konusu 'Erbakan'ın başbakanlığında Türkiye nereye gidiyor?' Panelist Alan Makovski. O tarihte TSK'nın adeta ABD'deki danışmanı. Bu toplantıda deniyor ki, Erbakan hiçbir zaman İsrail ve ABD'nin menfaatine hareket etmez, milli politikalar izler. Onun için Türkiye'nin başında Erbakan'ın bulunması ABD'nin aleyhinedir o zaman en kısa sürede başbakanlıktan uzaklaştırılmalıdır Dönemin devlet yetkilisinin bu beyanatları iddiamızı güçlendirmektedir.

4- Yine dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL’in de bizzat bu darbe sürecinde rol aldığına işaret uygulamaları bulunmaktadır. Şöyle ki; 18 Haziran 1997 yılında Başbakan Necmettin Erbakan ile yardımcısı Tansu Çiller, ''giderek artan toplumsal gerginlik nedeniyle hükümetin nasıl devam edeceği'' konusundaki görüşmelerinde uzlaşmış ve Başbakanlığı Tansu Çiller devralacak, BBP hükümete girecek ve erken seçim yapılacaktı. Bu anlaşmadan sonra Erbakan aynı gün hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı Demirel'e sunmuş, Erbakan, Demirel ile görüşmesinde RP, DYP ve BBP'nin anlaştığını, Bakanlar Kurulu ve hükümet programının hazır olduğunu'' bildirmiş ve hükümeti kurma görevinin Tansu Çiller'e verilmesini istemiştir.

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ertesi gün muhalefet lideri Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Deniz Baykal ve Hüsamettin Cindoruk ile görüşmüş ve ardından da hükümeti kurma görevini ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a vermiştir. Bu durum dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL’in dönemin Milli Güvenli Kurulu Kararlarının uygulanması yönündeki ısrarlı çaba ve beyanatları ile birleştirildiğinde darbe planının hazırlanması sürecindeki rolünün yadsınamayacak derecede olduğu sonucuna varılmaktadır

5- 01.12.2011 tarihinde başlayıp 05.12.2011 tarihine kadar Milat gazetesinde devam eden yazı dizisinde ve kamuya açıklanan dönemin belgelerinde; 28 Şubat sürecinde hukuka aykırı bir şekilde insanların fişlendiği, insanların özel hayatına kadar inilerek değerlendirmeye gidildiği ve bu insanların çalıştıkları kurumlardan ihraç edildiği, basın aracılığı ile propagandaya gidilerek hükümetin istifaya zorlandığı apaçık anlaşılmaktadır.

Bizler de 28 Şubat 1997 müdahalesine zemin hazırlamak için yapılan çalışmalar ile sonrasında yapılan uygulamaların tümünü suç olarak görüyoruz. Ülkenin önemli bir kesiminin inancına ve varlığına yönelen bu saldırılardan dolayı suç duyurusunda bulunuyoruz.

Anılan nedenlerle ülke tarihinde derin etkiler bırakmış, binlerce insanımızın mağduriyetine sebep olmuş bu darbenin faillerinin yargılanması amacıyla iş bu suç duyurusunda bulunma zarureti doğmuştur.

Netice-i Talep : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerle ve resen göz önüne alınacak sebeplerle hukuka aykırı bir şekilde kişisel verileri kayıt altına alan, eğitim hakkını engelleyen, haksız olarak yakalama ve tutuklanmalara sebep olacak ortamı hazırlayan, cebir ve tehdit kullanarak hükümetin görevlerini yapmasını engelleyen ve hükümeti ortadan kaldıran şüphelilerin TCK ilgili Maddeleri gereğince işledikleri suçlar gerekli tahkikatın yapılarak cezalandırılması talep olunur.06.12.2011

            Suç Duyurusunda Bulunanlar
Av. Serdar Bülent YILMAZ    Av. Abdurrahim AY

 

Haber: Serap Belovacıklı

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • YGS'de ek süre bugün son15 Ocak 2012 Pazar 10:57
  • 1 milyon 800 bin kişiye uyarı15 Ocak 2012 Pazar 10:48
  • Karayoluna ilginç kavşak15 Ocak 2012 Pazar 10:43
  • İsrail'in ABD'yi deli eden planı15 Ocak 2012 Pazar 10:40
  • Suriye'de genel af15 Ocak 2012 Pazar 10:37
  • Cinnet geçirip ailesini katletti15 Ocak 2012 Pazar 10:13
  • Önce kaptan terketti15 Ocak 2012 Pazar 10:07
  • Tartışılan oyun sahnede15 Ocak 2012 Pazar 09:57
  • Başkent'te kar devam edecek15 Ocak 2012 Pazar 09:48
  • Domuz gribi geri döndü15 Ocak 2012 Pazar 09:37
  • Çok Okunanlar
      Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
      Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
      E-Posta: info@sansursuzhaber.com