Destekli intihar kliniği

Destekli intihar kliniği
Alzheimer tanısı konan ünlü İngiliz romancı Sir Terry Pratchett İsviçre’deki Dignitas Kliniği’ne başvurarak destekli intihar talebinde bulundu.

Dignitas, İsviçre’de bir klinik. Şık ve temiz, deyim yerindeyse “asortik” bile sayılabilir... Oraya epey parası olanlar girebiliyor. Tedavi için değil, ölmek için. Dignitas ölümcül hastalığa yakalananların huzur içinde, hekim kontrolünde ölmeyi seçmek için gittikleri bir yer. Buna “destekli intihar” adı veriliyor. Bazı ülkelerde serbest ama dünyanın birçok ülkesinde ağır suç kapsamına giriyor.

Dignitas’ı gündemimize getiren şeyse, romancı Sir Terry Pratchett’ın yönettiği “Choosing to Die” adlı belgesel. Hikâye enteresan... Pratchett 2008’de Alzheimer hastası olduğunu öğreniyor. Tanı konduktan sonra uzun uzun düşünüyor ve yaşamını zihinsel işlevlerini kaybederek tamamlamak istemediğine karar veriyor. Ama intihar etmek zor. Kısa bir araştırmadan sonra Dignitas’ı keşfediyor ve ölümcül hastalıklara yakalananlara intihar etmeleri için yardım eden bu kliniğe başvuruyor. Şimdi yapması gereken ölüm şekline karar verip son bir imza atmak...

Pratchett bu zor süreci yazarak geçirmiş. Çeşitli sosyal ve ekonomik sınıflardan gelen ölümcül hastalarla konuşarak bir de belgesel film çekmiş. Amacı destekli intihar kavramını tartışmaya açmak ve İngiliz yasalarının bu konudaki tutumunu değiştirmekmiş. “Film bitmeden intihar için imzayı atmak istemedim” diyor. “Ayrıca elimde bir an evvel tamamlamam gereken kahrolası bir roman var.” Film, Pratchett’ın motor nöron hastalığı tanısı konan 71 yaşındaki milyoner oteller zinciri sahibi Peter Smedley’le sohbetiyle başlıyor. Sonra Alzheimer olduğunu öğrendiğinde intihar eden Belçikalı yazar Hugo Claus’un eşiyle ve gene motor nöron hastası Londralı taksi şoförü Mick Gordelier ile görüşüyor. Son olarak, Peter Smedley ve 42 yaşındaki multipl skleroz hastası Andrew Colgan’la beraber İsviçre’deki Dignitas Kliniği’ne doğru yola çıkıyorlar. Onları kliniğin kurucusu Ludwig Minelli karşılıyor. Bütün bu karşılıklı sohbet ve tartışmaların sonunda Peter Smedley’nin eşi ve iki Dignitas çalışanı yardımıyla intiharını dakika dakika izliyoruz. Önce ona verilen bir ilacı içiyor, ardından yavaş yavaş kendinden geçiyor. Ölüm anını izlemek gerçekten demir gibi bir yürek gerektiriyor. Son nefesini vermeden hemen önce eşine “Güçlü ol sevgilim” diyor ve ölüyor.

Haziran ayında BBC’de yayınlanan film, İngiltere’de büyük tartışmalara sebep oldu. Gelen şikâyetlerin haddi hesabı yoktu. Çeşitli dini kuruluşlar protesto gösterileri yaptı, 4 parlamento üyesi BBC’yi protesto için bir kampanya başlattı.

Öte yandan filme ve Pratchett’a destek veren seyircilerin de sayısı fazlaydı. Dignity in Dying adlı organizasyonun yöneticisi Sarah Wootton zaman zaman izlemesi güç olsa da filmi çok etkileyici bulduğunu yazdı. Bu arada kısa süre önce film, en iyi belgesel film dalında İngiliz Oscar’ı sayılan BAFTA Ödülü’ne layık bulundu.

Son olarak destekli intiharın yasal olarak mümkün olduğu Dignitas Kliniği’nin tuhaf bir yer olduğunu eklemek istiyorum. Burası hayati kararların alındığı ve bozulduğu bir nevi araf. Zira hekim kontrolünde intihar etmek için başvuran hastaların yüzde 70’i son dakikada bu kararlarından vazgeçiyor. Zaten Sir Terry Pratchett da “iki dakikada bir fikrini değiştirdiğini” anlatıyor. İntiharı ertelemekteki bahanesi şu: “Galiba İsviçre’de değil, kendi ülkemde ölmek istiyorum. Ayrıca kış ortasında ölmek fikri beni korkutuyor, güneşli bahar günlerinin gelmesini bekleyeceğim.”

'BEN DE ÖLÜMDEN KORKUYORUM'
Destekli intiharı dünyanın gündemine getiren yazar Terry Pratchett, bugünlerde sokakta rahat yürüyemiyor, çünkü mutlaka birileri onu durdurup ölüm konusundaki fikirlerini soruyor. İşin kötüsü beyaz sakalı ve başından hiç çıkarmadığı büyücü şapkasıyla tanınmama şansı pek yok.

“Biliyor musunuz, aslında herkes güzel ölüm istiyor” diyor röportajlarının birinde. “İyileşme şansı olmayan hastaların içinde hep günün birinde iyi kalpli bir doktorun veya hemşirenin çıkıp birkaç doz hapla onları öldüreceği umudu var. Öte yandan dini kuruluşlar buna karşı. Hıristiyanlık’taki 10 Kutsal Emir’den biri ‘Öldürmeyeceksin’ değil mi? İntihar da onlara göre bir çeşit cinayet. Ama bence insan huzurlu bir hayat sürmüyorsa, ölmeyi seçmesi daha doğru.”

Kendi ölümü konusundaysa her zaman o kadar kararlı olamıyor: “Ölüm sonrasından korkmuyorum. Kutsal bir ruh üzerime eğilip ‘Hoş geldin, geçmişteki günahlarının hesabını vermeye başla bakalım’ demeyecek. Gene de herkes gibi, ölüm fikrinde beni de ürküten bir şey var.”

'MİZAHLA HAYAL GÜCÜNÜN ENFES KARIŞIMI'
Fantastik edebiyatın en ünlü yazarlarından Sir Terry Pratchett, ilk hikâyesini 13 yaşında sattı ve ikinci el bir daktilo almaya yetecek kadar para kazandı. The Carpet People adlı ilk romanı 1971’de yayımlandı. 1983’te ona asıl ün getiren Discworld’ü (Disk Dünya) yazdı. Mizahla hayalgücünün enfes bir karışımı olan Discworld, olağanüstü başarısı üzerine 36 kitaplık bir seriye dönüştü, ödüller kazandı, sinemaya uyarlandı. Kitapları dilimize İthaki Yayınları tarafından çevrilen yazarın fantastik edebiyatın çağdaş dev isimleriyle ortaklaşa yazdığı kitaplar da var. Neil Gaiman’la kaleme aldığı Good Omens bunların en ünlüsü.

'ÖLÜM TURİZMİ DEĞİL, ACI ÇEKENLERE HUZUR'

Dignitas’ın kurucusu Ludwig Minelli anlatıyor...

Destekli intiharın maliyeti nedir?

Üyelerimizin (onlara hasta veya müşteri demiyoruz) toplam olarak 5000 dolar ödemeleri gerekiyor. Tabii cenaze töreni ve benzeri başka şeyler isteniyorsa bu rakam artabiliyor. Nihayetinde tüm masraflar için en fazla 15 bin dolar ödenmesi gerekiyor.

Kliniğinizde yılda kaç intihar gerçekleşiyor?

Değişiyor. Geçen yıl 78’i Almanya’dan toplam 138 intihar gerçekleşti.

Kaç üyeniz var?

Şu anda seçtikleri zamanı bekleyen 5.300 üyemiz bulunuyor. Aslında sayının her yıl gitgide arttığını söyleyebilirim.

Bir üyeniz ölmek için geldiğinde ne hissediyorsunuz?

Kendimi mutlu hissettiğim söylenemez. Tazmanya’dan, Avustralya’dan ABD’den ve başka birçok ülkeden gelenler oluyor. Bir üye geldiğinde, onun birkaç saat sonra öleceğini biliyorum ama bu beni özel olarak üzmüyor, çünkü kozmolojik ölçekte bakınca, herkesin günün birinde öleceğini biliyorum. Destekli intihar, bana acılı bir ölümden daha iyi geliyor. Burada yaptığımız işin bir nevi yardımseverlik olduğuna inanıyorum. Babaannem çok mutlu bir ölümle gitmişti, bahçesindeki güllerin arasında... Kendi ölümümün de öyle olacağını umuyorum. Ama olmayabilir elbette. O zaman acı çekmektense, özgür idaremi kullanacağım...

Yaptığınız işi “ölüm turizmi” olarak adlandıranlar var...

Tersini söyleyenler de var. Başka ülkelerden gelip “Ne harika bir ülkeniz var, destekli intihar hepimizin ihtiyacı olan bir şey ama bizim ülkemizde yasal değil” diyenler de çok. Sonuçta nereden baktığınıza göre değişiyor. Acı çekenler bize geliyor, derdi olmayanlar eleştiriyor.

HT

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • YGS'de ek süre bugün son15 Ocak 2012 Pazar 10:57
  • 1 milyon 800 bin kişiye uyarı15 Ocak 2012 Pazar 10:48
  • Karayoluna ilginç kavşak15 Ocak 2012 Pazar 10:43
  • İsrail'in ABD'yi deli eden planı15 Ocak 2012 Pazar 10:40
  • Suriye'de genel af15 Ocak 2012 Pazar 10:37
  • Cinnet geçirip ailesini katletti15 Ocak 2012 Pazar 10:13
  • Önce kaptan terketti15 Ocak 2012 Pazar 10:07
  • Tartışılan oyun sahnede15 Ocak 2012 Pazar 09:57
  • Başkent'te kar devam edecek15 Ocak 2012 Pazar 09:48
  • Domuz gribi geri döndü15 Ocak 2012 Pazar 09:37
  • Çok Okunanlar
      Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
      Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
      E-Posta: info@sansursuzhaber.com