'Devlet içinde devlet' vurgulu tahliye talebi!

'Devlet içinde devlet' vurgulu tahliye talebi!
Anayasa Mahkemesi’ne verilen tahliye talepli dilekçede Mustafa Balbay hakkındaki karara da atıfta bulunuldu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘’devlet içinde devlet’’ sözleri, Ergenekon Davası kapsamında tutuklu olan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un tahliye talebinde bulunmasına önemli bir kanıt oluşturdu.

Anayasa Mahkemesi’ne verilen tahliye talepli dilekçede Mustafa Balbay hakkındaki karara da atıfta bulunuldu.

Emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un avukatı İlkay Sezer, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müvekkilinin Adli Kolluk Tedbiri uygulanmak suretiyle tahliye edilmesi talebini içeren dilekçesini sundu. Hak kayıplarının önüne geçebilmek amacıyla hüküm niteliği taşımayan karar olarak tabir edilen ve geçicilik niteliğe haiz koruma tedbirlerinden birini oluşturan tutuklama kararlarına yapılan itirazların veya salıverilme istemlerinin ilk derece mahkemesince incelenmesinin zorunlu olduğunun belirtildiği dilekçede, dosya Yargıtay’a gönderilene kadar, hükmü veren mahkeme tarafından, tutuklama kararına ilişkin incelemenin yapılması gerektiği ifade edildi. 5 Ağustos 2013 tarihinde yerel mahkemenin kısa kararını açıkladığı aradan 4,5 aya yakın süre geçmesine rağmen gerekçeli kararın yazılmadığının anımsatıldığı dilekçede Başbuğ’un temyiz hakkını kullanılamaması nedeniyle lekelenmeme hakkının ihlal edildiği ifade edildi. Gerekçeli karar için daha ne kadar zaman bekleneceğinin bilinmediğinin altı çizilen dilekçede, basında gerekçeli kararın Mart-Nisan 2014’de tamamlanacağı bilgisinin yer aldığı ifade edildi.

Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca dosyanın halen kovuşturma evresinde bulunduğu yasanın 104. “Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir” hükmü uyarınca mahkemenin tahliye istemini inceleyerek karara bağlanması gerektiğinin kaydedildiği dilekçede, “Aksi halde Anayasa’nın 19.maddesinde yer alan “Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir” başvuru hakkı içi boş bir hak olmaktan öteye gitmeyecektir” denildi.

Tahliye isteminin değerlendirilmemesi durumunda AİHS’nin ihlal edileceğinin belirtildiği dilekçede, Anayasa Mahkemesi’nin CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın bireysel başvurusunda uzun tutukluluğa ilişkin ihlal kararı anımsatıldı. Bir davada tutukluluğun makul süreyi aşmamasını gözetmenin, öncelikle derece mahkemelerinin görevi olduğu vurgulanan dilekçede, kamu yararı gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafından değerlendirilmesi ile serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların da olgu ve olayların ortaya konulması gerektiği kaydedildi.

Tutuklama tedbirine, kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla başvurulabileceğinin altı çizilen dilekçede, tutukluğun uzatılmasına ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerektiği kaydedildi. Aynı davada yargılanan bazı sanıkların durumlarından hareketle genelleme yapılarak diğerlerinin de kaçabileceği veya delileri karartabileceği davranışında bulunabileceğini varsaymanın, incelemenin kişiselleştirilmesini engellediği, özgürlüğün esas, tutukluluğun istisna olduğu yönündeki anlayışla da bağdaşmadığı vurgulanan dilekçede, tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda ileri sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğunun söylenemeyeceği ifade edildi. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ihlal kararının sadece Balbay ile ilgili olduğunun düşünülemeyeceği görüşüne yer verilen dilekçede, Genelkurmay Başkanları’nın Yüce Divan’da yargılanması gerektiği anımsatıldı. Dilekçede, “Gelinen noktada Türk Silahlı Kuvvetlerine ve personeline yönelik asılsız iddialar ve suçlamalar yöneltildiği herkes tarafından kabul ve beyan edilmektedir. Mahkemenizin görmekte olduğu tüm davaları birleştirmeden önce görülmekte olan davanın katılanı olarak tarafı durumunda bulunan ve tanık olarak göstermiş olduğumuz Başbakan Erdoğan’ın, günümüzde devlete, emniyete ve yargıya sızmış olduğunu beyan ettiği ve daha önce de devlet içinde devlet şeklinde nitelendirdiği konuda Mahkemeniz tanık olarak beyanlarını alsa idi bugün asıl suçlular ortaya çıkarılır onların gerekçeli kararı yazılmakta olurdu” denildi. Başbuğ’un dava dosyasının, halen kovuşturma aşamasında bulunulması nedeniyle tutukluluk durumunun incelenmesi ve tahliyesi talep edilen dilekçede, tutukluluğun devamına karar verilmesi durumunda ise kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenlerinin varlığı ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren delillerin somut olgularla gerekçelendirilmesi istendi.  (LAE)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com