Devlet suçlamak isterse vay haline!..

Devlet suçlamak isterse vay haline!..
Usta kalem Mehmet Tezkan Milliyet'teki köşesinde bugün 'Devlet niyet ederse suçlar' isimli bir yazı kaleme aldı...

Mehmet Tezkan yazısında Balyoz davasına değindi. Balyoz davasının bu kadar tartışılmasının ve sarpa sarmasının nedeni olarak suçlamaların, iddiaların dayanaklarının olmamasını gösteren Tezkan, tutukluların sadece iddialara dayanarak içeride tutulduğuna dikkat çekti. İsmi Balyoz darbesi listelerinde geçen sanıkların Balyoz'dan haberleri olmadıklarını söylemelerine karşın, savcıların sanıkların Balyoz ile ilişkilerini kanıtlaması gerekirken, sanıklardan Balyoz ile ilişkileri olmadıklarını kanıtlamaları istenmesi gibi mümkün olmayan bir çıkmaza sokulduğuna değindi. Durumun özetle "devlet niyet ederse suçlar" olduğunu söyledi.

İşte Tezkan'ın yazısından satırbaşları...

Balyoz kararının bu kadar çok tartışılmasının nedeni ortada.. Çoğu suçlamanın somut delili yok.. Savcı suçlamış, mahkeme kabul etmiş, tutuklamış, yargılamış, mahkum etmiş ama dayanağı yok..

Mesela..

Bazı askerlerin adı darbe listesinde yer almış..

O kişiler haberimiz yok demiş..

Savcının, sanığın haberi olduğunu kanıtlaması gerekirken sanığın haberi olmadığını kanıtlaması istendi..

Bu mümkün değil tabii..

Bir kısmı o tarihlerde yurtdışında olduğunu, açık denizde olduğunu kanıtladı yine de sayılmadı..

Mahkeme darbe hazırlığıyla ilgilerinin olmadığını kabul etmedi..

Peki bu durumu neye dayandırdı?

“Sanıkların bazıları suç tarihinde yurtdışında veya açık denizde görevde olduklarını belirtmişler ise de teknolojinin ulaştığı aşamada ve iletişimdeki kolaylık dikkate alındığında, aralarında çok kolay bir şekilde belge alışverişinin olabileceği, bazı toplantı tutanaklarında kişi isminin açıklanmasının muhakkak bu toplantıya fiziken iştirak etmeyi gerektirmeyeceği..”ne..

*

Peki yurtdışındakilerle İstanbul’dakiler arasında telefon irtibatı var mıymış?

Bilinmiyor!..

Olduğuna dair delil yok..

Olduğuna dair mahkemenin inancı var.. Mahkeme, teknoloji o kadar gelişti ki mutlaka görüşmüşlerdir olasılığından hareket etmiş..

*

Bu yaklaşım yıllar önce yaşanan, daha doğrusu bir arkadaşımızın başına gelen bir olayı hatırlattı..

Hatırlarsınız.. Bostancı’da Orhan Yılmazkaya adlı bir kişi, polisle saatlerce çatışmış, bir emniyet amiri ile bir sivili öldürmüş, altı polisi de yaralamıştı.. Altı saat süren çatışmanın sonunda Yılmazkaya öldürülmüştü..

Devrimci Karargah örgütünün lideri olduğu açıklandı..

Yılmazkaya bir süre önce kitabının tanıtımı için gazeteci arkadaşımızı ziyaret etmiş, gazetenin yanındaki kafede çay içmişler..

Polis Yılmazkaya’yı takip ettiği için bu görüşme tespit edilmiş.. Çatışmadan sonra arkadaşımız da gözaltına alındı, tutuklandı..

Fakat..

O görüşmenin dışında Yılmazkaya ve örgütün üyesi olduğu iddia edilen kişilerle en küçük bir teması bulunamadı..

Çünkü yoktu.. Yoktu ama tutukluluk hali devam ediyordu.. (Yedi ay tutuklu kaldı, ilk duruşmada bırakıldı)

Bir gün bir gazetede savcılık çevrelerine dayandırılan şöyle bir haber çıktı.. O kadar profesyonelmişler ki cep telefonuyla falan temas kurmamışlar, kentin kalabalık yerlerinde buluşarak görüşmüşler.. MOBESE kameralarına bile yakalanmamışlar.. Bu sebeple ne görüntü varmış ne ses.. Bu yüzden belge bilgi yokmuş..

*

Başlık yerli yerine oturdu mu?

Devlet isterse suçlar..
(TOK)

Mehmet Tezkan / Milliyet

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN...

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com