Diktatöre doping lazım: AKP baskısı sporcuları dopinge itiyor

Diktatöre doping lazım: AKP baskısı sporcuları dopinge itiyor
Türkiye’de arka arkaya patlayan doping skandallarının arkasında spor sektöründeki baskının yanı sıra, AKP’nin siyasi baskısı yatıyor.

Bakan Suat Kılıç, Akdeniz Oyunları öncesi sporculara “Başbakan sizden madalya bekliyor” dedi. Teşvikler artırıldı. 30 sporcu dopingli çıktı.

Cenk Alaçam-Orhan Şahin/soL
 
Türkiye’de son aylarda yaşanan doping skandallarının arkasında spor endüstrisinin sporcuları her koşulda madalya başarısına şartlamasının yanı sıra, AKP hükümetinin baskısı da yatıyor.
 
Son bir sene içinde ülke, çok sayıda doping skandalıyla sarsıldı. Olimpiyatlarda önemli başarılar elde eden Nevin Yanıt, Aslı Çakır Alptekin, Eşref Apak gibi oyuncularımızda doping tespit edildi. AKP’nin büyük bel bağladığı ve hükümet protesto edilmesin diye biletlerini toplu alımla “yok ettiği” Akdeniz Oyunları’nda, 30 sporcumuz dopingli çıktı. Halter 23 yaş altı milli takımının tamamının dopingli çıkması, olayın “kişisel yanlış kararlar” değil, sistematik bir yaklaşımdan kaynaklandığını kanıtladı. Paranın hükmünün her şeyden fazla geçtiği bir hale gelen spor, zaten sektör olarak sporcuları dopinge itiyordu. Fakat Türkiye’de buna bir de hükümet baskısı eklenmiş durumda.
 
AKP Olimpiyat için bastırıyor
AKP’nin 2023 hedefleri arasında yer alan 2020 Olimpiyatları’na ev sahipliği yapma gündemi art arda gelen doping haberleriyle sekteye uğrayacak gibi gözüküyor. 2020 Olimpiyatları için güçlü bir iddia ortaya koymak isteyen AKP, sporcuları başarıya zorlayarak ve madalya sayısını artırarak bu iddiayı güçlendirmek istiyor.
 
Akdeniz Oyunları öncesinde Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın sporcularla yaptığı bir toplantıda “Başbakan’a madalya sözü verdim” diyerek baskıyı artırması ve sporda alınan başarıların ülke politikasının bir aracı haline getirilmek istenmesi, federasyonların başına sporla alakası olmayan insanların sadece AKP’li olmaları nedeniyle atanması, sporcuların kendi başlarına bırakılmaları da dopinge davetiye çıkarıyor.
 
Akdeniz Oyunları öncesinde Bakanlık, teşvik yönetmeliğinde değişikliğe giderek 100 olan altın ödülünü 500’e çıkarttı. Halihazırda ticari bir anlam taşıyan spor, devlet eliyle biraz daha ticarileştirilerek dopingin artmasına neden oldu.
 
Olimpiyatlar, AKP hükümetinin “büyük devlet” propagandası için bir araç olmanın yanı sıra, İstanbul’a yapılacak çok sayıda yeni spor tesisiyle bir rant alanı da açıyor. Bu yüzden Olimpiyat hazırlık bütçesinin yarısını büyük holdingler karşılıyor.
 
Robotlaştıran sistem dopinge itiyor
Doping insanı robotlaştıran ticari sporun bir sonucu olarak ortaya çıkabiliyor. 7 günde ortalama 3 müsabakaya çıkan ve kalan 4 günde antrenman yapan sporcular, bir sonraki müsabakada ya da antrenmanda iyi performans verebilmek için ilk etapta yasaklanmayan ilaçlara başvuruyor.
 
Ancak Almanya’daki Köln Spor Okulu’nda yapılan bir araştırma, ilaç alan sporcuların sadece yasal ilaçlarla yetinmediğini ortaya koyuyor. “Yüksek seviyede sporun arızaları: Halkın ve sporcuların gözünden doping, şike ve sağlık sorunları” başlıklı çalışmada, 1 aylık bir zaman dilimi içerisinde halktan 2 binden fazla insanla görüşüldü ve bin 154 profesyonel sporcu ankete katıldı. Ankete katılan sporculardan 6’sı düzenli doping yaptığını belirtirken, kesinlikle doping yapmadığını belirten sporcu sayısı sadece 53. Geriye kalan sporcular doping yapmadıklarını söyleyemiyor. Ankete katılan sporcular en büyük etken olarak başarı baskısını gösteriyor. Hem antrenörlerin hem de izleyicilerin sporcuların başarılı olması için büyük bir baskı yaptığını söylüyorlar. Diğer bir önemli etken de çevre baskısı olarak kayıtlara geçmiş. Bu da “herkes yapıyor, ben neden yapmayayım ki” zihniyetinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.
 
Teşvik ve siyasi baskı
Türkiye özelinde dopingin nedeni de çok değişmiyor. Başarı baskısı ve para dopingin en önemli nedenlerinden. Dopingin Hitler Almanyası’nı hatırlatan bir de siyasi baskı tarafı var. Siyasi propaganda aracı haline getirilmek istenen sportif başarılar nedeniyle federasyonlarda kadrolaşan AKP’liler ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç eliyle sporcular baskı altına alınıyor.
 
Kulislerdeki bir iddiaya göre, Gençlik ve Spor Bakanı, Akdeniz Oyunları öncesinde sporcularla ve federasyon yetkilileriyle toplandı. Toplantıda, artırılan teşvik ödülünü hatırlattı ve sporculardan madalya beklendiğini anlattı. Bu sırada da bizzat Erdoğan’ın adını vererek, “Sizden madalya bekliyor” dedi.
 
Halter Federasyonu Başkanı Tamer Taşpınar’ın daha önce verdiği bir görüşe göre, antrenörler de doping kullanımında çok etkili oluyor. Taşpınar, “Sadece sporculara ödül verilmiyor. Antrenörler de ödül alıyor. Dolayısıyla bazı antrenörler sporcusuyla anlaşıyor. Sporcuya doping veriyor” görüşünü savunuyor. Bazı antrenörler de sporcusuna haber vermeden doping programı uygulayabiliyor.
 
'Zaten herkes yapıyor mantığının önüne geçebildiğimizde dopingle savaş kazanılabilir'
 
Mert Aydın (NTV Spor):
 
Doping şu anda sadece ülkemizde değil dünyada yaygın şekilde kullanılıyor. Açıkçası son dönemde isimlerin fazla olması kullanımın artmasından değil, yakalamaların artmasından kaynaklanıyor.
 
Peki, sporcu neden doping yapar? Başarılı olmak, madalya kazanmak, dolayısıyla para kazanmak. Hatta bazı durumlarda, mesela Olimpiyat Oyunları’nda, madalya, paradan daha büyük motivasyon olabilir.
 
Son günlerde ülkemizde para ödüllerinin azaltılması konuşuluyor. Bunun faydası olabilir mi? Belki. Ama sadece bu şekilde ya da yakalanana ceza vererek doping sorunu halledilmez.
 
Öncelikle doping kontrolünde adaletin sağlanması gerekir. Körlingde tenisten daha fazla doping testi yapıldığını söylesek, Lance Armstrong’un en az iki pozitif testinin çalılıklar arasında kaybedildiğini söylesek ne dediğimiz anlaşılır herhalde. Ben Johnson’a 20 yaşındayken antrenörü geliyor ve soruyor, “Bundan sonra da yarışlara rakiplerinden 1 metre geride başlamak istiyor musun?” İşte asıl soru bu. Adalet. Zaten herkes yapıyor mantığının önüne geçebildiğimizde dopingle savaş kazanılabilir.
 
‘Türkiye’de ödül yönetmeliği çok abartılı’
 
Arda Coşkun (Spor Psikologu):
 
Uzun yıllardır profesyonel sporda ve özellikle atletizm dallarında dopingin önüne geçebilmek için çok sıkı denetimler ve yaptırımlar getiriliyor. Tüm cezalara rağmen sporcular hâlâ doping kullanmaya devam ediyorlarsa, sporcular için bunun anlamlı nedenleri olmalı.
 
Profesyonel spor çok acımasız ve sporcudan sürekli en iyisini yapmasını istiyor. En iyi olma durumu bir süre sonra sporcular için bir saplantı ve yaşam biçimi olmaya başlayabiliyor. Sporcu kendi çalışmasının en iyi olabilmek için yeterli olamayacağını düşünürse doping kullanımına yatkın hale gelebiliyor.
 
Türkiye özelinde bakarsak, ülkemizdeki ödül yönetmeliğini çok abartılı buluyorum ve sporculara yarardan çok, zararının dokunduğuna inanıyorum. Sporcuların motivasyon kaynakları genel olarak ikiye ayrılır. Biz bunları içsel ve dışsal motivasyon olarak adlandırıyoruz. İçsel motivasyon, sporcunun içinden gelen temel başarma arzusudur. Dışsal motivasyon ise sporuya dışarıdan gelen maddi veya manevi takdirdir. Sporcularla çalışırken özellikle onların içsel motivasyon kaynaklarını bulup harekete geçirmeye çalışırım. Bunun nedeni, içsel motivasyonun çok daha güvenilir ve değişmez oluşu. Bunun yanı sıra, dışardan ödülle motive etmeye çalıştığınız sporcularda genellikle bir süre sonra ödüle karşı bir tolerans gelişir.(SBK)
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com