Dünya'ya "Hayat" Verecek

Dünya'ya "Hayat" Verecek
Illinois Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nin ilk kadın profesörü Hayat Önyüksel 'nanoilaç' araştırmalarıyla kanser, Alzheimer, diyabet gibi hastalıklarda kullanılan ilaçların yan etkilerini yok edecek..

Türk profesör Hayat Önyüksel, ABD'deki Illionis Üniversitesi'ndeki araştırmalarıyla 2003 yılında 'Yılın Mucidi' ve meme kanseri üzerine yaptığı araştırmaları nedeniyle de 'Yılın Kadını' ödüllerini aldı.

Şimdiye dek Amerikan Savunma ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere Novartis, Pfizer, Baxter gibi dünya ilaç devlerinden 10 milyon doların üzerinde araştırma fonu kazandı. Akademik geçmişine baktığınızda 30 sayfalık bir bilimsel dosyayla karşılaşınca ve bu birikimin bir Türk kadınına ait olduğunu görünce daha da gururlanıyorsunuz. Dünyanın en iyi eczacılık fakültelerinden biri olan Illinois Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nin ilk kadın profesörü aynı zamanda. 'İlaç veriliş şekilleri'yle ilgili buluşları ona sekiz patent getirdi; ikisi de yolda. Prof. Dr. Hayat Önyüksel'in, 'ilaçların yan etkilerini yok etmeyi hedefleyen' nanoilaç çalışmaları, kanser, Alzheimer, romatizma, diyabet gibi dünyayı dize getiren hastalıkların tedavisinde çığır açacak. Önyüksel'in yeni projeleri başarılı olursa, yakın bir gelecekte kanserin tekrarlanması önlenebilecek, hatta bazı hastalıkların gen düzeyinde tedavisi mümkün olacak. 25 yıldır Amerika'da kendini bilime adayan ama memleketinin su böreği de burnunda tüten bilim kadınımız Prof. Dr. Hayat Önyüksel, araştırmalarını ve yeni projelerini Star'a anlattı.

Aynı anda birkaç işle uğraştığınızı biliyoruz, ABD'deki görevlerinizden söz eder misiniz?

Illinois Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Biopharmaceutical Sciences (Biyofarmasötik Eczacılık Bilimleri) bölümünde çalışıyorum. Ayrıca biyomühendislik bölümünde de ders veriyorum. Halen 10 bilimsel derginin yayın kurulundayım ve Amerikan Sağlık Bakanlığı'nın proje jüri komisyonunda görev yapıyorum. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nde öğretim üyesiyken 1985'de davetli olarak kısa süreli bir çalışma için gelmiştim. Sonra temelli kaldım. Türk öğrencilerim de var.

Çalışmalarınızın sağlığımıza nasıl bir katkısı var?

Benim alanım 'ilaç veriliş sistemleri'. Yani bir etken maddeyi en uygun yolla, en etkili ve zararsız bir şekilde hastaya nasıl verebiliriz; onu araştırıyorum.Her ilacın yan etkisi var. Hasta ilacı aldığında, etken madde bütün vücudunu dolaşır. Dolayısıyla ilaç, sağlıklı dokuya da etki eder, hastalıklı bölgeye de. Örneğin kanser ilaçlarının pek çok yan etkisi bu nedenle oluyor. Belli bir dozdan sonra da mecburen tedavi durduruluyor. Tabii bu sırada kanser ilerliyor.

Sizin yönteminiz nasıl işe yarayacak?

Biz, doğal kökenli zararsız maddeler (fosfolipid) kullanarak yeni bir taşıyıcı sistem geliştirdik. Etken maddeyi bu taşıyıcıya saklayıp kana enjekte ederek “direkt” hasta dokuya gönderiyoruz. “Nanometrik” ölçülerde verilen ilaç, kan çeperini geçemedigi için vücuda yayılmadan kanda uzun süre kalabiliyor. Ne zaman kanserli dokuya gelirse o zaman kandan dokuya geçiyor ve bingo! Hedef onikiden vuruluyor. Bu teknolojinin sırrı boyutta. Bu nedenle nanoteknoloji olarak biliniyor ve nanomedicine (nanoilaç) olarak adlandırılıyor.

10 milyon dolar fon kazandı

Hastalarda uygulanmaya başlandı mı?

Hayır, henüz çok yeni. Ancak hayvan deneyleri aşamasındayız. Kısa bir süre sonra sonuçları alacağımızı düşünüyorum.

Sadece kanser tedavisi için mi geliştiriliyor bu yöntem?

Romatizma için de denedik hayvanlarda. Ve çok başarılı sonuçlar aldık. Son olarak da aynı taşıyıcı sistemi Alzheimer ve diyabet ilaçları için denemeye başladık. Kanser dışında romatoid artrit, Alzheimer, akut böbrek hasarları ve diyabet üzerine çalışıyoruz.

Bugüne kadar ne kadar fon aldınız?

İlk seneler proje paraları azdı ama sonraları rakamlar büyüdü. Toplamda herhalde üniversiteye ve benim laboratuvarıma gelen para 10 milyon doları geçmiştir. En yüksek fonları Amerikan Sağlık Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı'ndan meme kanseri çalışmalarım için aldım. Bunların hepsi resmi kuruluşlara ait çok yarışmalı fonlar. Ayrıca özel sektör, yani ilaç firmaları (Pfizer, Baxter ve Novartis gibi) da nanoilaç çalışmalarımıza finansal destek sağlıyor.

Kanserin nüksetmesi 'kök'ten çözülecek

İKİ yeni projem var. Biri kanser kök hücre çalışmalarıyla ilgili. Bu hücreleri kanser dokusu içinde, hedeflendirilmis nanoilaç ile bulup öldürmeye çalışıyoruz. Kanserin nüksetmesinin en önemli nedeni, kanser kök hücreleri aslında. Henüz laboratuvar deneyleri aşamasındayız. İkincisi de genetik materyali hedefleyerek gönderebileceğimiz bir taşıyıcı sistem oluşturmaya çalışıyoruz. Bunu başarabilirsek ileride bir hastalık (örneğin kanser) genini değiştirmek veya yavaşlatmak için, yine bir hedefleme molekülü (örneğin protein) kullanarak gen tedavisi yapabileceğiz. Bu çalışma oldukça zor ve riskli. Yıllardır diğer laboratuvarlar da çalışıyor ve henüz başaran olmadı. Ancak başarılı olursa genlerle ilgili hastalıkların tedavisi için çok önemli bir buluş olacak.

Özlem Yurtçu / STAR

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com