Ecevit doktorlar yüzünden mi öldü?

Ecevit doktorlar yüzünden mi öldü?
Ecevit'in koruma amiri ve eski milletvili Recai Birgün, hastalık sürecinde yaşananlarla ilgili şok açıklamalarda bulundu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'de görülen 61'i tutuklu 256 sanıklı Ergenekon Davası'nın 185. duruşması başladı. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin yanında bulunan büyük salonda yapılan duruşmada emekli Orgeneral Hurşit Tolon, emekli Albay Dursun Çiçek, CHP İzmir Milletvekili gazeteci Mustafa Balbay, gazeteci Tuncay Özkan, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İbrahim Şahin, İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, Danıştay Saldırısı dosyası sanığı Alparslan Arslan'ın da aralarında bulunduğu 41 tutuklu sanık hazır bulundu. Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, emekli Orgeneral Hasan Iğsız, CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal ve emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün de aralarında bulunduğu 17 tutuklu sanık ile duruşmalardan men cezası verilen tutuklu sanıklar Hikmet Çiçek, Osman Yıldırım, Mehmet Zekeriya Öztürk duruşmaya katılmadı. Duruşmada, Odatv Davası'nın tutuklu bu davanın tutuksuz sanığı Yalçın Küçük de hazır bulundu.

'TANIK BİRGÜN'ÜN DİNLENİLMESİNDEN VAZGEÇİLSİN'

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, eski Başbakanlardan Bülent Ecevit'in koruma amiri ve eski milletvili Recai Birgün'ün dinleneceğini belirtti. Ancak bu arada CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal'ın avukatı Dilek Helvacı, müvekkili Haberal ile Recai Birgün arasında hala devam eden bir ceza ve tazminat davası olduğunu, aralarında bir husumet bulunduğu belirtti. Helvacı bütün bu gerekçelerle Recai Birgün'ün dinlenmesinden vazgeçilmesini istedi. Söz alan Recai Birgün, "Avukatımdan aldığım bilgiye göre, hakkımda açılan davalar lehime sonuçlanmıştır. Şu an devam eden bir davamız yok" dedi. Mahkeme Heyeti, Haberal ile tanık Birgün arasında geçmişte açılan ya da davaların devam etmesinin tanıklığa bir engel olmadığını ifade ederek Helvacı'nın talebini oybirliğiyle reddetti.

RECAİ BİRGÜN TANIK OLARAK DİNLENDİ

Tanıklık hakları hatırlatılan ve tanıklık yemini yaptırılan Recai Birgün emekli milletvekili olduğunu söyledi. Recai Birgün, davanın tutuklu sanıklarından CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal ile nasıl tanıştığını anlatarak, "Haberal ile ilk tanışmamız bundan 11 yıl önce oldu. Başbakanlardan Bülent Ecevit'in sırtında bir ağrı vardı. Bizde Bülent Bey ile Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi'ne gittik. Müdahalenin ardından tekrar eve geldik. Ancak bu kezde göğüste bir ağrı olunca tekrar Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi'ne gittik. 10 gün hastanede kaldık ve eve geldik. Ancak yine ağrılar devam edince tekrar hastaneye gittik bu kezde 'Omurga çökmesi olduğu bu nedenle 8 ay hastanede kalması gerektiği yoksa rahatsızlığın felç ya da ölümle sonuçlanabileceği ifade edildi. Biz hastanede kalmayı kabul etmedik ve eve geldik bu sürede doktorlar bize Bülent Bey'in istirahat etmesini önerdiler. Doktorlar hergün eve gelmeye başladılar. Bu süreçte Ecevit'in 8 aylık tedavi süreci evde başlamış oldu. Ecevit'in 1.5 metre mesafedeki lavaboya bile gitmemesi istendi" dedi.

'DOKTORLAR EVE GELİYORDU'

Bülent Ecevit'in tezcanlı olduğunu ve her sabah bahçeye çıkarak gazeteleri okuduğunu ve kahvaltı yaptığını söyleyen tanık Birgün, "Bülent Bey iyi olduğunu söyleyerek her sabah 05.00'da kalkıyordu. 3 ay böyle devam etti. Her sabah doktorlar eve geliyordu. Doktorlar Bülent Bey'i muayene ediyorlar ve 'Bülent Bey kımıldamayın' diyorlardı. Ancak Bülent Bey buna riayet etmiyordu. Ben de her sabah Bülent Bey'i arıyor 'Doktorlar eve geliyor' diyordum. Böylelikle Bülent Ecevit doktorları hep yatakta karşılamış oluyordu. Doktorlar eve gelip Bülent Bey'i muayene ediyorlar ve 'Biraz daha iyi' deniliyordu" diye konuştu.

"BÜLENT ECEVİT HABERLERDEN RAHATSIZ OLUYORDU"

Bülent Ecevit evde tedavi gördüğü süreçte basında olumsuz haberlerin yer aldığını söyleyen tanık Birgün, "Bülent Ecevit öldüğü yönünde haberler yapılıyordu. Bülent Bey bu haberlerden çok rahatsız oluyordu. Bülent Ecevit artık evden çıkmak istiyordu. Doktorlar sürekli yatmasını istirahat etmesini istiyordu. Ancak Ecevit buna riayet etmiyordu" ifadelerini kullandı.

'MGK TOPLANTISI TÜRKİYE TARİHİNDE İLK KEZ 10.30'DA BAŞLADI'

Tanık Birgün, "Bülent Ecevit o dönemde yapılan 3 toplantıya da katılmak istiyordu. Ecevit şu toplantılar katılmak istiyordu: MGK toplantısı, Bakanlar Kurulu Toplantısı ve Cumhurbaşkanınında katıldığı Kıbrıs Zirvesi. Doktorlar gelip muayene ettiler. Doktorlar, bu toplantılardan bir gün önce yapılan muayenede Ecevit'in katılabileceğini söylediler. Ama toplantıya gitmeden önce sabah muayene etmek istediler. Sabah ki muayenede 'siz kıpırdamışsınız' diyerek, katılmamasını söylüyorlardı. Bir gün önceki duruma göre, toplantılara katılacağı şeklinde basına bildiriyorduk. Ama, ertesi gün katılamıyordu. Basında nahoş şeyler yazıldı. Hatta 09.00'da başlaması gereken MGK toplantısı Ecevit nedeniyle Türkiye tarihinde ilk kez 10.30'da başladı. Doktorların bu ikna edici sözleri nedeniyle Ecevit bu üç toplantıya katılmadı" dedi.

'ÇALIŞAMAZ RAPORU VERİLECEĞİNİ DUYDUK'

Tanık Birgün sözlerine şöyle devam etti: "Doktorların eve gelip gitmesi, sürekli kameraların çekmesi rahatsızlık yarattı. Birgün önce 'iyisin', sabah gelince de 'kıpırdamışsın, his kaybı olmuş' deyince Rahşan Hanım'la biz şüphelendik. Bülent Ecevit kalkıp geziyordu. Her sabah bahçeye çıkıp gazeteleri okuyordu. Rahşan hanımla tedavi sürecinde yaşadıklarımızı, tedavi sürecini değerlendirdik. 8 ay evde istirahat etmesini gerektirecek durumunun olmadığını değerlendirdik. Bu durumu da Bülent Ecevit'e söyledik. Benim yakın dostum olan ortopedist Doktor Mücahit Pehlivan'ı söyledim. Kabul ettiler. Gazeteciler 24 saat nöbette olduğu için gece yarısı Mücahit Pehlivan'ı eve soktuk. Elle muayenesini yaptı. 'Bir çökme var ama, geçmiş" dedi.

Yürüyebileceğini, bir sıkıntı olmadığını söyledi. Ben de 'senden belge istiyorum, bu Başbakan' dedim. Bunun üzerine özel bir poliklinikten seyyar röntgen cihazını gece eve soktuk. Çekilen filmlere göre de, çökmenin düzeldiği, risk kalmadığı söylendi. Bunu Bülent Ecevit'e söyledik.

'KORSEYE GEREK YOK DEDİLER'

Kaba bir korsemiz vardı. 'Korseye gerek yok' dediler ama biz daha ince bir korseyle günlük yaşamımıza devam ettik. Bunun üzerine Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi'nden gelen doktorları kabul etmedik. Başkent Üniversitesi ile iletişimimizi kestik. Bir bahane buluyorduk. Ecevit'in hastaneye gelmesi konusunda ısrar ediyorlar çağrıyorlardı. O dönemde DSP yöneticileri olan Zeki Sezer, Emrehan Halıcı ve Tayfun İçli, Ecevit'i ziyarete geldi. Bülent Ecevit'in hastaneye gitmemesi gerektiği, giderse çalışamaz yönünde bir rapor verileceği şeklinde şeklinde duyum aldıklarını söylediler. DSP'li yöneticiler 'Hastaneye gitmesin' dedi. Hasteyene gitmedik. Sonuçta Ecevit 2006 yılına kadar gayet sağlıklı yaşadı. Beyin kanamasından 2006 yılında hayatını kaybetti."

(SRK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com