Eğlence Anlayışımız Değişiyor..

Eğlence Anlayışımız Değişiyor..
Okan Bayülgen'in şovmenliği neden 'bukalemun' gibi? İşte o yazı..

Cihan Demirci / elmahaber

Televizyon Dünyasının Bukalemunu Okan Bayülgen..

Konuğuna göre değişebilen bir adam Bayülgen. Televizyonu açtığınızda daldan dala konarak, makaranın dibine vuran ve de vurduran biri olarak görebilirsiniz onu. Bir başka kanal ya da programda siyaset konuşurken de yakalayabilirsiniz. Veya kendi programında, konuğunun kişilik ya da tarzına göre sakin, ciddi ve bilgi derinlikli bir konuşma, sohbet yaparken de.. E bilirsiniz bukalemunlar da belli etmek istedikleri duygulara göre renk değiştirirler..

Teşbihte hata olmasın bukalemun derken kastım programcı kişiliğidir. Biz Türkler beraber aynı sofraya oturmadığımız, alış veriş etmediğimiz ya da yola çıkmadığımız kişiler hakkında tam, kesin ve emin bir yorum yapmayız. Sahte dünyalarda görebildiğimiz kadarıyla, programcı kişiliğinden ötesini konuşmak da doğru olmaz en azından.

Şimdi ‘bu konuya nerden gelmiş bu adam’ cümlenizi duyar gibiyim. Dün gece Okan’ın programını izlerken yine eğlenceli, kahkaha dolu bir program bekliyordum. İçinde komik konuklar, kırdıkları potlarla insanı gülme krizine sokan tipler falan olan programlardan bahsediyorum tabi. En azından arada bir izleyebildiklerimde şahit olduklarımdan diyeyim. Konuğu ise Cem Adrian’dı.

O an bir duraksadım. Cem Adrian’ı hiçbiriniz magazin sayfalarından okumamışsınızdır. Sansasyonel bir haber olmamıştır ismi, ya da bir skandala karışmamıştır. Adına; ne giymiş, ne çıkarmış, kaçıncı sevgilisiyle yakalanmış, biz sadece arkadaşız demiş mi gibi magazin kavramlarıyla yan yana rastlayamazsınız. Dolayısıyla magazinsel bir şarkıcı değil aksine, hakikaten kendini, yaptığı işle beslemiş bir sanatçıdır o. Hal böyle olunca ‘Okan’a iş çıkmaz’ dedim kendimce. Sonra kahvemi alıp koltuğuma uzanıp seyre koyuldum.

Programın ayrıntılarına girip lafı uzatmayacağım. Program biterken ne kadar keyif aldığımı ve ne kadar eğlendiğimi fark ettim. Ve uzunca bir süredir ‘eğlence’ anlayışımın kişilik bunalımı yaşadığını da.. Eğlenceyi nedense gülmek olarak adlandırmışım epeydir. Kendini maymunlaştırmış insanların yaptıkları şebekliğe gülmeyi, onları izlerken hepimiz gibi kahkahalara boğulmayı eğlence olarak algılamaya başlamışım meğer. Oysa programda ne medya maymunları ne de onların şebeklikleri vardı. Sanattan, müzikten, yaşamdan parçalar vardı. Bir belgesel vardı deyim yerindeyse. Zevkle, keyifle işlenmiş; akıcı ve bir o kadar da eğlenceli. Programa telefonla bağlanan konuklara baktığımda hiçbiri Okan tarafından tiye alınmıyor, susturulmuyor ya da uzaklaştırılmıyordu. Veya her ne kadar reyting numaralarına ihtiyacı olmasa da; Okan, Fazıl Say’ın Cem Adrian ile yakınlığını bilmesine rağmen, yaşanan son polemikleri gündeme bile getirmiyor programın seviyesini bozmuyordu. Kısacası katılımcı kitle bile değişmişti. Okan o muzur, dalgacı şovmen kişiliğinin aksine bambaşka bir program yapıyordu bu gece.. İşte bukalemun benzetmesi buradan geliyordu.

Aniden kendime geldim. Bu yazıyı yazmamın asıl sebebi de buydu. Eğlence kavramının anlamını hatırlattığı için Bayülgen’e teşekkür borçlu olduğumu hissettim. Sonra düşündüm de ondan önce Cem Adrian’a teşekkür etmeliyim.

Bir gerçek var ki; Okan Bayülgen işinin hakkını veriyor. Zaman zaman eleştiriyor , kendi kendime ‘çok sığ program yapıyor’ diyordum. Dün gece anladım ki Okan’ın suçu yok. Türkiye’nin magazin gündeminde, Okan’a her hafta Cem Adrian gibi konuğu nerden bulacaksınız ki?
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com